Avukat Gökhan Bilgin'e göre fon zararlarında SPK'nın denetim ve gözetim kusuru kanıtlanabilirse tazminat yolu açık; başvuru ve dava süreleri ise tasfiye süreci beklenirken işlemeye devam ediyor.
Fon krizinde zarar gören yatırımcılar, Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) karşı tazminat davası açabilir mi? Avukat Gökhan Bilgin'in değerlendirmesine göre cevap, kurulun denetim görevini vaktinde ve eksiksiz yerine getirip getirmediğine bağlı. Bilgin, yalnızca yüksek riskli ürüne yatırım yapmış olmanın, denetimsizliğin sonuçlarını kabullenmek anlamına gelmediğini savundu.
Bilgin'e göre tazminat için SPK'nın hangi görevini aksattığı ayrıca bu aksaklığın yatırımcının kaybına nasıl yol açtığı somut biçimde gösterilmeli.
Danıştay kararları ne diyor
Bilgin, Danıştay 13. Dairesi'nin iki kararına dikkat çekti. 2005 tarihli kararda, aracılık yetkisi kaldırılan bir bankanın yetkisiz satışlarına zamanında müdahale edilmemesi hizmet kusuru sayıldı; zararın yarısının SPK, yarısının BDDK tarafından karşılanmasına hükmedildi. 2017 tarihli kararda ise denetimin yapıldığı, gerekli önlemlerin alındığı ve tazmin fonundan kanuni sınırlar dahilinde ödeme yapıldığı gerekçesiyle ret kararı onandı. Bilgin, bu iki örneğin denetim eksikliği ile zarar arasındaki bağın belirleyici olduğunu gösterdiğini söyledi.
Denetim kusuru nasıl araştırılır
Bilgin'in aktardığına göre SPK'nın 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında olağandışı fiyat hareketlerinin 2025'in son çeyreğinde gözlendiği, konunun 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nde görüşüldüğü belirtildi. Bilgin, bu tarihten 17 Eylül 2026'daki tasfiye kararlarına kadar hangi denetimlerin yapıldığının incelenmesi gerektiğini söyledi. Aralık 2025'te nitelikli yatırımcılık için gereken varlık eşiğinin yükseltilmesini ve Temmuz 2026'da TEFAS ile fon varlıklarının değerlemesine ilişkin düzenlemelerin uygulanmasını da bu kapsamda gösterdi. 6362 sayılı Kanun'un 96. maddesindeki yetkilerin ne zaman kullanılması gerektiğinin de belgelerle ortaya konması gerektiğini belirtti.
Başvuru ve dava süreleri
Bilgin'e göre denetim eksikliğinden doğan zararda önce SPK'ya başvuruluyor. Başvuru için süre, olayın öğrenilmesinden başlayarak bir yıl; her durumda olayın tarihinden başlayarak en çok beş yıl. Talep reddedilirse ret kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açılabiliyor. Otuz gün yanıt verilmezse talep reddedilmiş sayılıyor. Zarar doğrudan bir kurul kararından doğmuşsa 60 günlük genel süre içinde dava açılabiliyor.
Bilgin, 27 Ekim 2026'da Resmî Gazete'ye giren 7596 sayılı Kanun'da bu süreleri durduran ya da yeniden başlatan bir hüküm bulunmadığını vurguladı. Tasfiyenin sürmesinin süreleri kendiliğinden durdurmadığını, zararın tam hesabının beklenmemesi gerektiğini söyledi. Örnek olarak, süre başlangıcı 17 Eylül 2026 alınırsa 60 günlük sürenin 16 Kasım 2026'da biteceğini hesapladı; ancak bunun herkes için ortak son gün olmadığını ekledi.
Nitelikli yatırımcı ve ara ödemeler
Bilgin, nitelikli yatırımcı olmanın tek başına tazminat istemeye engel olmadığını savundu. SPK'nın 26 Ekim 2026 tarihli kararıyla bu statünün varlık şartı 10 milyon liradan 50 milyon liraya yükseltildi. Bilgin'e göre eski işlemler, yapıldıkları günün kurallarıyla ölçüldüğü için bu artış, önceki yatırımdan doğan hakkı ortadan kaldırmıyor. 7596 sayılı Kanun uyarınca ara ödemeler nihai tasfiye alacağından mahsup ediliyor; dava sırasında alınan ödemelerin mahkemeye bildirilmesi gerekiyor. SPK'dan istenebilecek tazminat, hizmet kusuruyla bağlantısı gösterilen ve karşılanmamış zararla sınırlı.
Dava için hangi belgeler gerekiyor
Bilgin, dosya hazırlığı için fon alım dekontlarını, gerçekleşmeyen satış veya iade talimatlarının kayıtlarını, hesap ekstrelerini, fon izahnamesini, risk bildirimlerini ve nitelikli yatırımcı beyanını saydı.