Silivri'deki duruşmada tanık Selman Narman ile Serdal Taşkın'ın avukatı Ali Rıza Dizdar arasında gerginlik çıktı. Mahkeme başkanı Dizdar'ın mikrofonunu kapatıp tanığı gönderdi; duruşma 5 Kasım'da sürecek.
İBB davasının 104. gününde tanık Selman Narman ile eski Kültür AŞ Genel Müdürü Serdal Taşkın'ın avukatı Ali Rıza Dizdar arasında "Kıvırtma kardeşim" sözleri üzerine tartışma çıktı. Narman, Dizdar'a "Sen önce edebini takınacaksın, edebinle soru soracaksın" diyerek soruları yanıtlamayı reddetti. Dizdar soru sormayı sürdürünce mahkeme başkanı avukatın mikrofonunu kapattı ve tanığı salondan gönderdi. Duruşma 5 Kasım'da devam edecek.
Ekrem İmamoğlu'nun da yer aldığı, 436 sanıklı ve 46'sı tutuklu davanın üçüncü duruşması, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'de yeni yapılan salonda sürüyor.
Öğleden sonra tanık Yalçınkaya dinlendi
Öğleden sonra dinlenen tanık Furkan Yalçınkaya, itirafçı sanık Ahmet Çiçek'i üç-dört yıl kadar önce tanıdığını söyledi. Çiçek'in yasal engeller yüzünden şirket kuramadığını, bu nedenle onun işlerini yürütmek üzere kendi adına şirket açmayı kabul ettiğini anlattı. Çiçek'in tutuklanmasının ardından sorunları duyunca savcılığa başvurduğunu, kendisini Çiçek'in avukatlarının aradığını belirtti. Tutuklu sanık Murat Ongun'un avukatı Rahşan Sertkaya'nın sorusu üzerine savcılığın kendisini doğrudan aramadığını ifade etti.
Yalçınkaya, Çiçek'in yönlendirmesiyle Murat Kapki'nin çevresindekilerle para alışverişi yaptığını söyledi. Çiçek'ten aldığı çekleri bozdurup tutarı bazen bankada, bazen araçta ilgili kişilere ulaştırdığını aktardı. Savcılıktaki ifadesinde 26 Şubat 2024'te Serkan Yıldız'a içi para dolu bir bavul verdiğini anlattığı hatırlatılınca bunu doğruladı; ancak paranın kaynağının Çiçek olduğunu ve işlemin ticari diye tanıtıldığını belirtti. Yıldız'ın Muhittin Palazoğlu'nun çalışanı olduğunu kendisinin bilmediğini, bu bilgiyi Çiçek'ten duyduğunu söyledi. Çiçek'in yönlendirmesiyle konuştuğu yönündeki iddiayı kabul etmedi.
Narman'ın beyanı ve avukatların soruları
Narman'ın beyanına geçilmeden önce sanık Doğan Hamit Doğruer'in avukatı Serkan Günel söz aldı. Günel, Narman'ın iddianamede pek çok kez şüpheli diye anıldığını, dosyada şüpheli sıfatıyla alınmış bir ifadesi de bulunduğunu hatırlatarak tanıklık statüsünün açıklığa kavuşturulmasını talep etti. Mahkeme başkanı yanıt vermeden Narman'ın beyanını almaya geçti.
Narman, Kültür AŞ'de çalışırken 2023'te işten çıkarıldığını anlattı. Taşkın söz alarak kendisine 2023'te mesaj gönderip borç isteyip istemediğini sordu; Narman gönderdiği mesajın bir sitem olduğunu, tehdit içermediğini söyledi. Taşkın ise farklı bir mesajın Doğruer'in telefonunda yer aldığını belirterek incelenmesini talep etti. Tutuklu sanık Mustafa Nihat Sütlaş, itirafçı sanık Eyüp Subaşı'nın borçlarını üstlenerek Kültür AŞ hesabına ödeme gönderdiğini söyledi; Narman da bu açıdan kamu yararı doğduğunu kabul etti.
Sertkaya, Narman'ın Ongun'un belediyede İmamoğlu'ndan sonra ikinci isim olduğunu söylediğini hatırlatıp bunu kimden duyduğunu sordu. Narman herkesin böyle dediğini söyledi, kimden duyduğunu ise hatırlamadığını belirtti. Sertkaya ayrıca Narman'ın 2023'teki işten çıkarılmasının ardından açtığı iş davasında avukatının mobbing iddiasını öne sürdüğünü, ancak İBB soruşturmasındaki usulsüzlük iddialarına değinmediğini anımsattı; Narman o dönem böyle tercih ettiğini söyledi. Tutuklu iş insanı Hüseyin Köksal'ın avukatı Baver Kaya, müvekkilinin şirketinin gerçek sahibinin İmamoğlu olduğu iddiasını sorunca Narman, bu ifadeyi duyduğu konuşmalardan ve diyaloglardan yola çıkarak verdiğini belirtti. Etkin pişmanlık ifadesini savcılarca yönlendirildiğini söyleyerek geri çeken Murat Kapki, ihaleyle ilgili bir suç işleyip işlemediklerini sordu; Narman olumsuz yanıt verdi ve bunu ifadesinde de söylediğini belirtti. Kapki bunun üzerine mahkeme başkanına dönerek neden tutuklu olduğunu sordu.
Dizdar'ın soruları ve kamu görevlisi tartışması
Dizdar, soru yöneltmeden önce Narman'ın uzun süredir ayakta durduğunu söyleyerek ara verilmesini önerdi; Narman buna gerek olmadığını belirtti. Dizdar'ın avukatlık kıdemini, 5 milyon lira olduğunu söylediği borcun niteliğini, serbest çalışıp çalışmadığını, bir yazıhanesi olup olmadığını ve Kule AŞ'de görevli bulunup bulunmadığını sorması üzerine Narman, bu soruların davayla ilgisi olmadığını belirterek yanıt vermedi.
Dizdar, sorularının amacının Narman'ın kamu görevlisi sayılıp sayılmadığını, yani 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na bağlı olup olmadığını anlamak olduğunu söyledi. Narman'ın Kültür AŞ'de çalıştığını ve halen Kule AŞ'de görevli olduğunu belirlediğini ifade etti. Narman kamu görevlisiyse, tanıklık ve suç bildirme yükümlülükleri çerçevesinde soru sormayı sürdüreceğini belirten Dizdar, Türk Ceza Kanunu'nun 279 ve 272. maddelerine dayandı; Narman usulsüzlüklerden haberdar olduğunu söylediği halde neden ihbarda bulunmadığını sordu. Mülkiye müfettişlerine hangi koşullarda ifade verdiğini soran Dizdar'a Narman, bu ifadeyi imzaladığı belgenin sonucuna katlanması yönünde dayatma altında verdiğini daha önce anlattığını, aynı şeyleri tekrarlamak istemediğini söyledi. Mahkeme başkanı Dizdar'dan bir sonraki soruya geçmesini istedi.