Ali Karahasanoğlu, yazısında İmamoğlu soruşturmasında 'siyasi operasyon' diyenlerin Sayan Kaya'nın tutuklanmasında farklı bir dil kullandığını savundu. Yazar, her iki kesimden de aynı tutumu bekledi.
Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, Haber 7'de de yer alan yazısında Ekrem İmamoğlu ve Fatma Betül Sayan Kaya soruşturmalarına yönelik medya dilini karşılaştırdı. Karahasanoğlu'na göre İmamoğlu hakkındaki yolsuzluk soruşturması siyasi operasyon olarak sunulurken, fon soruşturmasında Kaya'nın tutuklanması muhalefete yakın yayın organlarında suç şebekesinin ortaya çıkarılması çağrısıyla karşılandı.
Aynı sayfada iki farklı tutum
Yazar, bu tutarsızlığın örneği olarak Cumhuriyet gazetesinin birinci sayfasını gösterdi. Karahasanoğlu, aynı sayfada hem Kaya'nın arkasındaki şebekenin ortaya çıkarılmasını isteyen bir başlığın hem de Merkez Bankası ve Türkiye Sigorta'da görev yapmış tutuklu Taha Çakmak için arkasında kimin olduğu sorusunun yer aldığını yazdı. Aynı gün İmamoğlu davasındaki kreş iddialarına dair "Kreş havada kaldı" başlığıyla savunma yapıldığını da savundu.
Karahasanoğlu, İmamoğlu tutuklandığında Bülent Arınç'ın "tutuksuz yargılama esastır" dediğini, Kaya için ise eşine neden tutuklama verilmediğinin sorulduğunu öne sürdü. İmamoğlu hakkındaki örgüt suçlamasını ayıp sayanların, fon soruşturmasında savcılığın üzerine gitmesini ise örtbas algısı yaratarak eleştirdiğini savundu.
Yazar, kıyafet ve aksesuar konusundaki yaklaşımı da örnek gösterdi. İmamoğlu'nun gözaltı sırasındaki görüntülerinde bir mağazayı doldurabilecek sayıda takım elbise ve milyonu aşan değerde bir kol saati bulunduğunu, buna rağmen muhalefete yakın hiçbir yayın organının bunu konu etmediğini yazdı. Kaya'nın adliyeye 22.500 liralık güneş gözlüğüyle gelmesinin ise tüm medyada gündem olduğunu belirtti.
Muhafazakâr medyaya çağrı eşitliği
Karahasanoğlu, savcılığın fon soruşturmasında eski bakan hakkında örgüt üyeliği isnadında bulunacak kadar kararlı davrandığını ileri sürdü. Muhafazakâr medyanın Kaya hakkındaki iddialar karşısında şüphelileri korumadığını, bunu eleştirenlerin ise kendi çevrelerindeki şüphelilere aynı yaklaşımı göstermediğini savundu.
Yazar, İBB davasındaki kreş iddialarına da değindi. Bir tanığın kreş ve bağışı görmediğini, bir başka tanığın ise gördüğünü söylediğini hatırlatan Karahasanoğlu, suçun yüz kişi şahitlik etmeden ispatlanmış sayılmayacağı yaklaşımını eleştirdi. Kreşlerin müteahhitlere yaptırıldığını ve ayrıca bağış istendiğini ileri sürdü. CHP'nin İstanbul il binasının alımında da müteahhitlerden 22 milyon liranın çıktığını iddia etti.
Yazar, Karar gazetesi yazarı Mehmet Ocaktan'ı da eleştirdi. Ocaktan'ın Kaya için dolandırıcılık ve kir ifadelerini kullanmasını, İmamoğlu için masumiyet karinesini hatırlatmasıyla çelişkili bulduğunu yazdı. Karahasanoğlu yazısını, sol medyanın da kendi çevresindeki şüphelilere muhafazakâr medyanın Kaya'ya gösterdiği tutumu göstermesi gerektiği çağrısıyla bitirdi.
