1 saat önce

Ulusal Birlik Partisi, KKTC'de 6 Aralık'ta yapılacak erken genel ve yerel seçimler için 50 milletvekili ve 3 belediye başkanı adayını resmen bildirdi. Başbakan Üstel, başvuruyu istikrarın sürmesi mesajıyla yorumladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 6 Aralık'ta yapılacak erken genel ve yerel seçimlere giden süreçte Ulusal Birlik Partisi (UBP) adaylık işlemlerini tamamladı. Parti, aday listelerini seçim makamlarına teslim etti: Yüksek Seçim Kurulu'na 50 milletvekili adayı bildirilirken, ilçe seçim kurullarında 3 belediye başkanı adayının kaydı yapıldı.

Üstel: Başvuru istikrarın devamı

Başvuruların ardından basın açıklaması yapan Başbakan ve UBP Genel Başkanı Ünal Üstel, "Bu müracaat istikrarın devamı müracaatıdır" dedi. Üstel, başvuruların takvime göre tamamlandığını, bunun UBP'nin istikrarlı yönetim çizgisinden dönmeyeceğini gösterdiğini söyledi. Partilerin kurulun belirlediği takvim çerçevesinde adaylarını duyurup seçime hazırlandığını belirten Üstel, halka da sürecin hayırlı geçmesi dileğini iletti.

Başbakan, önceki dönemlerdeki siyasi dengesizliğin yatırımları ve reformları ertelettiğini savundu ve bu dönemi bir milat olarak tanımladı.

Kampanya takvimi

Parti yönetimi, aday listelerinin açıklanmasının ardından saha çalışmalarını hızlandıracağını duyurdu. Aday tanıtımları, program sunumları ve yerel düzeydeki iletişim kampanyaları yoğunlaştırılacak. Hazırlanan politikaların vatandaşa ulaşması için yürütülecek faaliyetlerin de artacağı belirtildi. Kampanyanın sloganı Üstel'in ifadesiyle "durmak yok, yola devam" olacak.

Türkiye'yle mali iş birliği ve 2027 bütçesi

Üstel, hükümetleri döneminde Türkiye ile yürütülen mali iş birliği kapsamında ülkeye önemli kaynaklar aktarıldığını söyledi. Aktarılan yaklaşık 75 milyar tutarındaki kaynağın altyapı, proje ve çeşitli icraat alanlarında kullanıldığı ifade edildi. Türkiye'nin 2027 için KKTC'ye ayırdığı 30 milyarlık bütçenin ise projelere, altyapıya ve ekonomik desteklere gideceği vurgulandı.

Parti yetkilileri bu kaynakların esnaf, sanayici, müteahhit ve genç girişimcilere yönelik destek paketlerinde kullanılacağını açıkladı. İlk iki paket kamuoyuyla paylaşıldı, üçüncü paket ilerleyen günlerde duyurulacak. Üstel, önümüzdeki beş yıla dair icraat programlarının netleştiğini, bunların milletvekilleriyle birlikte uygulanacağını söyledi.

Tek günde iki seçim

UBP, genel ve yerel seçimlerin aynı güne sığdırılmasının istikrara katkı yapacağını savunuyor. Üstel'e göre iki seçimin bir arada yapılması seçmenin sandığa tek seferde gidip tercihlerini kullanmasını kolaylaştıracak; sandık sayısı artırılarak oy verme süreci rahatlatılacak. Partinin hedefi, 6 Aralık'ta hem milletvekilliği hem yerel düzeyde güçlü bir sonuç almak. Parti programında UBP'nin yeni dönemde yine birinci parti olacağı ve hükümet ile yerel yönetimlerde etkin rolünü sürdüreceği iddiası öne çıkıyor.

KaynakAksiyon.com.TR
Son güncelleme30.10.2026 22:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

DP Genel Başkanı Fikri Ataoğlu, milletvekili adaylarıyla yürüyüp YSK'ya başvurdu; adayların sıralamasında hiçbir itiraz yaşanmadığını söyledi.

Demokrat Parti, Lefkoşa'da 30 Ekim'de yarışa resmen girdi: Genel Başkan Fikri Ataoğlu ile Genel Sekreter Serhat Akpınar, 6 Aralık'taki erken genel seçim için hazırlanan milletvekili adaylık evraklarını Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) sundu.

Lefkoşa'da adaylarla yürüyüş

Başvurudan önce Ataoğlu, adaylar ve partililer eşliğinde yürüyüş düzenledi; kafile Lefkoşa'daki ilçe başkanlığından yola çıkarak Mahkemeler önüne ulaştı. Dosyaların YSK'ya sunulmasının ardından Mahkemeler önünde basın mensuplarına konuşan Ataoğlu, partinin üç yılı aşkın süredir her an sandığa gidilecekmiş gibi çalıştığını söyledi.

Adaylar itirazsız belirlendi

Ataoğlu, milletvekili adaylarının hem seçiminde hem sıralamasında hiçbir itiraz yaşanmadığını, bunun DP ailesi için büyük değer taşıdığını belirtti. Adaylarla omuz omuza ve kardeşçe hareket ettiklerini, bu birlikteliğin sonuna kadar sürmesini beklediklerini kaydetti. Çalışmalara bugün başlamadıklarını, üç yıldır aynı kararlılıkla yürüdüklerini ifade eden Ataoğlu, partinin asıl derdinin ülke, gençler ve halk olduğunu anlattı; amaçlarının memleket, gençler ve insanlar olduğunu söyledi. Partinin "Devletin dengesi" sloganına da değindi.

Manifesto ve aday tanıtımı sırada

DP lideri, projelerini ve seçim manifestosunu önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını, adayları da kamuoyuna tanıtacaklarını duyurdu. Çalışmalara katkı veren herkese teşekkür eden Ataoğlu, bütün siyasi partilere seçimin hayırlı geçmesi için iyi dileklerini iletti.

İki seçimin, yani milletvekilliği ve yerel yönetim oylamalarının aynı güne denk geldiğini hatırlatan Ataoğlu, bu durumun seçim görevlileri açısından yoğunluk yaratabileceğini söyledi. Ataoğlu, partisinin aile ruhunu öne çıkaran bir konuşma yaptı ve adaylarının kardeşlik içinde çalıştığını yineledi. Seçim gününde görev alacak yetkililere ve görevlilere teşekkür ederek onlara sabır ve kolaylık diledi. Konuşmasını, partisinin amacının devlet ve memleket olduğunu vurgulayan sözlerle tamamladı.

KaynakGiynik Gazetesi
Son güncelleme30.10.2026 23:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

Daktilo1984'e göre İsrail'de 27 Ekim seçiminde Likud en büyük parti oldu ama hiçbir blok 61 sandalyeye ulaşamadı. Analiz, Arap partilerinin rekor temsilini, Şin Bet incelemesini ve Netanyahu'nun önündeki üç yolu ele alıyor.

Daktilo1984'te yayımlanan analize göre İsrail'in 27 Ekim'deki genel seçimi, ülkenin yakın tarihinde az görülen bir siyasi denge bıraktı. Başbakan Benjamin Netanyahu'nun Likud'u en büyük parti olmayı korudu, ancak Netanyahu'nun bloku iktidarda kalmaya yetecek çoğunluğa ulaşamadı. Onu görevden uzaklaştırmak isteyen muhalefet de tek başına hükümet kuracak sandalye sayısına erişemedi.

Sandalyeler nasıl dağıldı

Analizde verilen rakamlara göre 120 sandalyelik Knesset'te Netanyahu'yu destekleyen sağ, aşırı sağ ve ultra-Ortodoks partiler 53 sandalyede kaldı, bu da çoğunluğun epey altında. Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un öncülüğündeki muhalefet bloku 48 sandalye aldı, Arap ağırlıklı partiler ise toplam 19 sandalye kazandı. Hiçbir blok, iktidar için gereken 61 sandalyeye yaklaşamadı.

Yazı, sayımın yavaş ilerlemesini de açıklıyor. Askerlerin, yurt dışındaki diplomatların, hastanelerdeki ve cezaevlerindeki seçmenlerin kullandığı özel oylar ayrı bir doğrulamadan geçti. Merkez Seçim Komisyonu bu kategoride yaklaşık 430 bin ila 480 bin oy bulunduğunu bildirmişti.

Arap seçmenin yükselişi

Katılım oranı yüzde 77,7 ile 1999'dan bu yana en yüksek düzeye çıktı. Arap seçmenlerin katılımı için Kanal 12 yüzde 80'e yakın bir tahmin verirken Center for Israel Education yaklaşık yüzde 76,5 hesapladı. Yazar, bu yükselişi güvenlik ve toplumsal yaşamdaki memnuniyetsizliğe, sağdaki sert söyleme ve temsil talebine bağlıyor. Ortak Liste ile Mansur Abbas'ın Ra'am'ının koalisyon siyasetine bakışı aynı olmadığından, 19 sandalyenin tek bir iradeye dönüşeceği garanti değil.

Şin Bet'ten yabancı müdahale incelemesi

Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Noam Sohlberg, Şin Bet Başkanı David Zini'den seçimlere yabancı kaynaklı finansman yoluyla müdahale edildiği şüphelerinin araştırılmasını istedi. İddiaların kapsamı ve hangi ülkelerin söz konusu olduğu netleşmedi. İsrail basınında, özellikle Kanal 12 haberlerinde, şüphenin Katar'dan Arap seçmeni harekete geçiren gruplara para aktarıldığı iddiasıyla bağlantılı olabileceği aktarıldı. Analiz, bunun kanıtlanmış bir olgu değil soruşturulan bir iddia olduğunu vurguluyor.

Negev'de bazı seçmenlere oy karşılığı para verildiği şüphesiyle gözaltılar yapıldığı da bildirildi. Yazara göre bireysel suç şüphesi, seçim sonucunun genel olarak usulsüz olduğu iddiasından ayrı değerlendirilmeli. Likud, Arap partilerinin seçimi "çaldığını" öne sürüp soruşturma istedi; İsrail polisi ise 29 Ekim'de seçim gününe ilişkin olağandışı olayların önceki seçimlere göre sınırlı kaldığını, yaygın hile iddialarını destekleyen bir bulgu bulunmadığını açıkladı.

Netanyahu'nun önündeki üç yol

Analiz üç senaryo sıralıyor. Birincisi, sağ ve dinî partilerle koalisyonu koruyup eksik sandalyeleri tamamlamak; ancak 53 sandalye, çoğunluk için en az sekiz ek sandalye gerektiriyor. İkincisi, Eisenkot ya da Naftali Bennett gibi isimlerle geniş bir uzlaşma hükümeti; Netanyahu ise Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich'i dışarıda bırakmayacağı mesajını verdi. Üçüncüsü, muhalefetin Arap partilerinin en az bir bölümünün desteğiyle hükümet kurması. 48 ile 19 toplandığında 61 sınırı aşılıyor, fakat Eisenkot Arap partilerini hükümete almaya mesafeli. Ortak Liste dışarıdan destek verebileceğini belirtirken Ra'am koalisyon görüşmelerine daha açık.

KaynakDaktilo1984
Son güncelleme30.10.2026 22:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
3 saat önce

Drop Site News'in 5 Ekim'de duyurduğu CIA değerlendirmesi, 27 Ekim seçiminin yarattığı kilitlenmenin İsrail'de ciddi bir siyasi ve toplumsal kırılmaya yol açabileceğini öne sürüyor.

Ağustos 2026'da hazırlandığı belirtilen bir CIA değerlendirmesi, İsrail'de 27 Ekim'de yapılan seçimlerin ardından yeniden gündeme geldi. 5 Ekim'de Drop Site News tarafından kamuoyuna açıklanan "İçten Parçalanma" başlıklı rapor, seçimin ortaya çıkardığı siyasi tıkanıklığın ülkeyi iç savaşa ya da devletin çöküşüne kadar sürükleyebileceği uyarısını içeriyor. Haberi aktaran SSBülten'e göre seçim sonuçları, raporda çizilen senaryoyu doğrulayan bir tablo yarattı.

Sandıktan çıkan kilit

Habere göre seçimde ne iktidar ne de muhalefet bloğu 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşabildi. Netanyahu bloğuna 53, ana muhalefete 48, Arap partilerine 19 sandalye düştü. Haredi partilerin 13, radikal sağdaki müttefiklerin de 13 sandalyesi bulunuyor; bu iki grup olası koalisyon hesaplarında belirleyici rolünü koruyor.

Muhalefet ise Netanyahu ile "Ulusal Birlik" hükümeti kurma önerisini kabul etmedi. Yeni bir hükümet oluşana kadar Netanyahu geçici başbakan olarak görevini sürdürüyor. Erken seçim ihtimali de bu belirsiz dönemi uzatabilecek unsurlar arasında sayılıyor.

Raporun saydığı kırılganlıklar

Aktarıldığına göre CIA analizi, İsrail'i tek bir kıvılcımla çatışmaya sürükleyebilecek birden fazla baskı noktası sıralıyor. Bunların başında ekonomik kriz geliyor. Savaştan dönen ve travma yaşayan askerlerin sivil hayata katılması, Haredilere tanınan askerlik muafiyetinin yarattığı gerilim, Batı Şeria'da yerleşimcilerin şiddeti ve Netanyahu'nun iktidarda kalma mücadelesinden doğan anayasal kriz de aynı listede yer alıyor.

Raporda ayrıca Washington'dan gelen desteğin azalmasının ve ülkenin giderek artan uluslararası yalnızlığının çöküş riskini besleyen etkenler olduğu belirtiliyor.

Silahlı yedek askerler ve muafiyet tartışması

SSBülten'in değerlendirmesine göre Knesset'in tamamen kilitlenmesi, yedek subayların silahlı biçimde sivil hayata dönmesi ve askerlik muafiyeti tartışmasının patlama riski güncelliğini koruyor. Aynı habere göre İsrail'deki iç dengesizlik, bölgede yürütülen askeri harekâtın devamlılığını ve Washington'la ittifakın maliyetini doğrudan etkiliyor.

Yazıda, olası bir çöküşün ya da iç çatışmanın NATO'nun güney kanadındaki istikrar beklentilerini ve terörle mücadele işbirliğini baştan şekillendirebileceği de savunuluyor.

Kaynakssbulten.com.tr
Son güncelleme30.10.2026 21:28
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
5 saat önce

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, milletvekili adaylarının dosyalarını YSK'ya teslim etti; parti yerel seçimler için de Lefkoşa İlçe Seçim Kurulu'na başvurdu.

CTP, KKTC'deki milletvekilliği erken genel seçimi için adaylık başvurusunu Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) yaptı. Parti genel merkezinde toplanan milletvekili ve yerel seçim adayları ile partililer, bando eşliğinde mahkemelere yürüdü; yürüyüşte "Birlik, Mücadele, Dayanışma" sloganı atıldı. Genel Başkan Sıla Usar İncirli ile Genel Sekreter Mehmet Kale Kişi, milletvekili adaylarının başvuru dosyalarını YSK'ya teslim etti.

Mahkemelerin girişinde selamlaşma

İncirli, mahkemelere girerken Toplumsal Adalet ve Mücadele Partisi (TAM Parti) Genel Başkanı Serdar Denktaş ile karşılaşıp selamlaştı.

İncirli: Değişim isteği sandığa yansıyacak

Başvurunun ardından mahkemelerin önünde konuşan İncirli, aday belirleme, politika geliştirme ve ortak gelecek programı için kapsamlı bir hazırlık yürüttüklerini anlattı. YSK'ya titiz çalışması için teşekkür etti; yerel ve genel seçimlerin aynı anda yapılmasının zor olacağını, ancak kurulun hazırlıklı olduğunu söyledi.

Son beş altı yedi yılda halkın kötü yönetimden hayal kırıklığına uğradığını, büyük öfke ve derin gelecek kaygısı taşıdığını öne süren İncirli, değişimin sandıkta karşılık bulacağını savundu. Seçmenin yolsuzluk ile dürüstlük, keyfilik ile hukukun üstünlüğü, baskı ile özgürlük, plansızlık ile öngörülebilirlik arasında tercih yapacağını belirten İncirli, "halkımız karanlığın karşısında aydınlığı seçecek" dedi.

Yönetim sözü: sağlıktan enerjiye

Partisinin sorumluluk almaya hazır olduğunu belirten İncirli, ülkeyi yönetmenin bir koltuğa oturmak anlamına gelmediğini, her yurttaşın hak ve çıkarını ayrımcılığa uğratmadan korumayı gerektirdiğini kaydetti. Göreve geldikleri gün kimin hangi partiye oy verdiğine bakmaksızın herkese eşit hizmet götüreceklerini ifade etti.

Sağlık, eğitim, ulaşım, turizm, üretim ve enerji alanlarında önce kötü gidişi durduracaklarını, ardından hizmetleri en üst düzeye taşıyacaklarını anlatan İncirli, adım adım yapılacak yapısal değişikliklerle geleceği güvence altına alacaklarını söyledi.

Yerel seçimler için de başvuru

CTP, yerel seçimler için Lefkoşa İlçe Seçim Kurulu'na da başvuru yaptı. Parti, Gönyeli-Alayköy ve Değirmenlik-Akıncılar belediyelerinde hem belediye başkanlığı hem belediye meclis üyeliği, Lefkoşa Türk Belediyesi'nde ise belediye meclis üyeliği için başvuruda bulundu.

KaynakGündem Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber
Son güncelleme30.10.2026 18:58
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
9 saat önce

Bağımsızlık Yolu, 6 Aralık erken genel seçimi için 30 Ekim'de başvurusunu yaptı. Genel Sekreter Nazlı, emek, kadın hakları, doğa ve federal çözüm vurgusu yaptı.

Bağımsızlık Yolu, KKTC'de 6 Aralık 2026'da yapılacak erken genel seçim için Yüksek Seçim Kurulu'na adaylık başvurusunu 30 Ekim Cuma günü yaptı. Başvurunun ardından konuşan Genel Sekreter ve Lefkoşa Milletvekili Adayı Cansu N. Nazlı, partinin 2022'de verdiği sözün bir vaat değil mücadele sözü olduğunu söyledi.

Aday listesi altı bölgede

Partinin listesinde Lefkoşa'da 16, Gazimağusa'da 12, Girne'de 12, İskele'de beş, Güzelyurt'ta üç ve Lefke'de iki aday bulunuyor. Lefkoşa'da listenin başında Nazlı, ardından Münür Rahvancıoğlu yer alıyor. Gazimağusa'da Sevgül Uzkan, Girne'de Rüyam Öztuna, İskele'de Havva Karabeyaz, Güzelyurt'ta Neriman Özdemir ve Lefke'de Enver Bıldır listeleri açıyor.

Emek ve yoksulluk başlığı

Nazlı, seçimdeki partiler içinde özelleştirme ve kamudaki taşeron çalıştırma uygulamasına net biçimde karşı duran tek partinin Bağımsızlık Yolu olduğunu savundu. Meclis'e taşıyacaklarını açıkladığı talepler arasında sendikasız çalıştırmanın yasaklanması, asgari ücretin kamudaki en düşük maaş düzeyine çıkarılması, servet vergisi ve AKSA'nın kamulaştırılması var. Özel sektör emekçilerinin, asgari ücretlilerin ve asgari ücretin altında maaşla geçinen sigorta emeklilerinin taleplerini de dile getireceklerini söyledi.

Kadınlar, çocuklar ve doğa

Nazlı, sosyal hizmetlerden yeterince yararlanamayan ve evde de işte de ağır yük taşıyan kadınların sesini Meclis'e ulaştırmak için aday olduklarını belirtti. Çocuk haklarının korunması konusunda Din İşleri ve Evkaf İdaresi, tarikatlar ve eğitim sermayesiyle karşı karşıya gelmekten çekinmeyeceklerini anlattı. Doğa konusunda ise inşaat sermayesine, büyük otel zincirlerine ve orman arazilerinin devrine karşı mücadele edeceklerini ifade etti.

Federal çözüm ve Ankara eleştirisi

Kıbrıs sorununa da değinen Nazlı, Cumhurbaşkanının federasyon ifadesinden kaçındığı bir dönemde Kıbrıslı Türklerin federal çözüm iradesini daha güçlü savunmak için seçime girdiklerini söyledi. Ankara'dan dayatıldığını öne sürdüğü ve Kıbrıslı Türklerin iradesini yok saydığını belirttiği yasalara Meclis'te açıkça "hayır" demek istediklerini vurguladı.

Nazlı, partinin yalnızca seçim dönemlerinde değil, sokakta ve yaşamın her alanında mücadele ettiğini belirtti. Seçime katılımın, sandığa sığmayan örgütlü mücadelenin Meclis'e taşınması anlamına geldiğini söyledi; partinin Meclis'te temsil edilmesinin de neoliberal ve muhafazakâr politikalar karşısında bir güvence olacağını savundu. Bu temsil sayesinde siyasetin sola çekileceğini öne sürdü.

KaynaklarGiynik Gazetesi, Kıbrıs Postası
Son güncelleme30.10.2026 15:24
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
10 saat önce

Bulgaristan cumhurbaşkanlığı seçimi için Bursa'daki seçmenler, Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği'nin açıkladığı listeye göre Osmangazi'den İnegöl'e uzanan 13 noktada oy kullanabilecek.

Bulgaristan'da cumhurbaşkanlığı ve cumhurbaşkanı yardımcılığı seçimi 1 Kasım 2026 Pazar günü yapılacak. Bursa'da yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının oy kullanacağı adresleri Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL-GÖÇ) paylaştı. Duyuruya göre Osmangazi'den İnegöl'e uzanan yedi ilçede toplam 13 nokta sandık kurulacak.

Dağılım şöyle: Osmangazi'de beş, Yıldırım ve Nilüfer'de ikişer, geri kalan dört ilçede birer sandık noktası var. Osmangazi'deki konsolosluk dışındaki 12 nokta ilkokul, ortaokul ve lise binalarından oluşuyor. Adresler mahalle ve cadde düzeyinde yayımlandı. Kestel, Orhangazi, Karacabey ve İnegöl'deki noktaların her biri de birer okul binası.

Osmangazi'de beş sandık

En çok sandık noktası Osmangazi'de olacak. İlçedeki seçmenler Bulgaristan'ın Bursa Konsolosluğu'nda oy kullanabilecek; konsolosluk Adalet Mahallesi'nde, Aydın Sokak'ta bulunuyor. Diğer dört nokta okullar: Hamitler Mahallesi'ndeki Ali Hadi Türkay İlkokulu, Demirtaş Sakarya Mahallesi'ndeki Demirtaş Geyher Sönmez İlkokulu, Yunuseli Mahallesi'ndeki Şahin Yılmaz İlkokulu ve Altınova Mahallesi'ndeki Dr. Ayten Bozkaya İlkokulu.

Yıldırım ve Nilüfer'de ikişer nokta

Yıldırım'da seçmenler iki okulda sandık başına gidecek: Duaçınarı Mahallesi'ndeki Mümin Gençoğlu 2 İlkokulu ve Millet Mahallesi'ndeki Şehit Piyade Onbaşı Orhan Tezcan İlkokulu. Nilüfer'de ise Karaman Mahallesi'ndeki Canaydın İlkokulu ile Görükle'de, Göçmen Konutları'nın bulunduğu Balkan Mahallesi'ndeki Ali Durmaz Ortaokulu sandık noktası olarak belirlendi.

Diğer dört ilçede birer sandık

Derneğin listesine göre Kestel'de Yenimahalle'deki Toplu Konutlar Ortaokulu, Orhangazi'de Arapzade Mahallesi'ndeki Erenler Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Karacabey'de Gazi Mahallesi'ndeki Şehit Bahadır Tayfur İlkokulu, İnegöl'de ise Akhisar Mahallesi'ndeki Akhisar İlkokulu sandık kurulacak yerler arasında. Bursa'daki seçmenler, dernek tarafından ilçe ilçe ayrılarak duyurulan bu 13 noktadan kendilerine uygun olan adrese giderek oylarını kullanabilecek.

Kaynakbursa tv
Son güncelleme30.10.2026 13:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
11 saat önce

Serbestiyet'te yayımlanan yazıda yazar, Fransa'da protesto ile organize yağmanın ayrı olaylar olduğunu savundu; bütçe sezonu, kamu borcu ve Nisan 2027 cumhurbaşkanlığı seçimini olayların arka planı olarak gösterdi.

Serbestiyet'te yayımlanan "Fransa'dan seçim günlükleri" dizisinin ilk yazısında yazar, Fransa'yı sarsan 17 Ekim olaylarını ve bunların siyasi arka planını ele aldı. Yazara göre aralarında Paris'in de bulunduğu şehirlerde gece saatlerine yönelik kısmi kısıtlamalar getirildi, Cumhurbaşkanı Macron İçişleri Bakanı'nın istifasını geri çevirdi ve ülke genelinde 3 bin işyerinin yağmalandığı ya da saldırıya uğradığı anlaşıldı. Yazar, 24 Ekim'deki gösterilerin 70 bin polis memurunun görev yaptığı bir ortamda belirgin biçimde daha sakin geçtiğini aktardı.

Protesto ve yağma ayrı değerlendirilmeli

Yazının temel savı, ülkeyi sarsanın 500 bin civarı kişinin katıldığı barışçıl yürüyüşler değil, organize yağma olayları olduğu yönünde. Yazara göre kortejler polisle ciddi bir çatışmaya girmeden sona erdi. Hayat pahalılığı ve gelir adaletsizliği gibi talepleri haklı ve alışıldık bulan yazar, yağmanın ise gösteriler sırasında kontrolden çıkan bir taşkınlıktan değil, günler öncesinden yapılan hazırlıktan doğduğunu öne sürdü. Olayları polis müdahalesinde bir gencin hayatını kaybetmesi gibi bir gelişmenin de başlatmadığını belirtti.

Liyon ve Paris'te gün boyu yaşananlar

Yazar, Liyon'da öğlen saatlerinde Bellecour Meydanı'na akan kalabalığın içinde siyah giyimli ve maskeli bir grubun polisle çatışmaya başladığını yazdı. Turizm ofisi kioskunun camları taşlandı, bina ateşe verildi. Yazara göre saat 16'dan sonra polis kontrolü kaybetti ve sırt çantalı gruplar ana cadde ile ara sokaklardaki mağazaları sırayla yağmaladı; ertesi sabah Liyon'daki bilanço 200 yağmalanmış mağazaydı.

Paris'te Cumhuriyet Meydanı'nda 40 bin kişi beklenirken göstericilerin sayısı 110 bine ulaştı. Yasal kortej saat 14.30 civarında yola çıktığı sırada onlarca grubun polisin bulunmadığı sokaklara girerek yağmaya başladığını aktaran yazar, bir grubun bir apartmanın her iki giriş kapısını kırarak içeri girdiğini, sakinlerin korku yaşadığını ekledi. Limoges'in belediye binasının da kundaklandığı yazıda yer aldı.

Zamanlamanın ve siyasi krizin arka planı

Yazar, protestoların bu döneme denk gelmesini tesadüf saymadı: Eylül ile Ekim arası Fransa'da bütçe sezonu ve toplumsal kesimler bu aylarda sesini duyurmak için harekete geçiyor. Azınlık hükümetinin bütçe için zayıf desteği, Nisan 2027'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi ve kamu borcu karşısında tasarruf zorunluluğu da ortamı gerdi.

Macron'un 2024'teki erken seçim kararının parlamentoda çoğunluğu kaybetmesiyle sonuçlandığını yazan yazar, Fransa'nın iki yılda dört başbakan değiştirdiğini, kamu borcunun yüzde 120 düzeyine yaklaştığını savundu. Yazarın aktardığı son anketlere göre ikinci turda Marine Le Pen ile Jean-Luc Mélenchon'un karşılaşması en yüksek ihtimal; bu senaryoda Le Pen açık farkla, merkezden bir adayla karşılaşırsa kıl payı önde görünüyor.

Tarafların birbirini suçlaması

Yazıya göre soldan sağa bütün partiler yağma ve vandalizmi kınadı. Mélenchon, birlikte mücadele yürüttükleri kişilerin yağmayla ilgisi olmadığını söyledi. İçişleri Bakanı Nunez ise polisin özellikle Paris'te erken müdahale etmesini, yağmanın ilk kez gösterinin sonunda değil başından itibaren başlamasına bağladı. Hükümet çoğunlukla olayların sorumluluğunu Mélenchon ve partisine yüklerken, Mélenchon polisin orantısız müdahalesini ve tedbirsizliğini sorumlu tuttu. Yazar ayrıca Başbakan Lecornu'nun olaylar sonrasındaki basın açıklamasında hükümetin bazı konularda hata yaptığını kabul eden sert bir ifade kullandığını belirtti.

KaynakSerbestiyet
Son güncelleme30.10.2026 12:54
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
12 saat önce

BBC'nin aktardığı Florida Üniversitesi verilerine göre ABD'de her gün 4-5 milyon erken oy kullanılıyor. Teksas'ta 5,8 milyondan fazla oy atıldı, Demokratların payı yükseldi.

ABD'de ara seçim öncesi erken oylama rekor düzeye yaklaştı. Milliyet'in aktardığı BBC haberine göre, Florida Üniversitesi bünyesindeki Seçim Laboratuvarı'nın derlediği rakamlar günde 4 ila 5 milyon seçmenin sandığa gittiğini gösteriyor; geçmiş seçimlerin büyük bölümünde görülen düzeyin epey üzerinde. Covid sonrasında çok sayıda eyalet hem şahsen hem posta yoluyla erken oy imkânı sunmaya başlayınca bu yöntem hızla yaygınlaştı.

Teksas'ta rekor katılım

Verilerin sorumlusu Profesör Mike McDonald, ortalamanın üstünde en yoğun katılımın şimdilik Teksas'ta yaşandığını söyledi. Hispanik topluluklarda da olağandan belirgin biçimde yüksek bir ilgi var. McDonald'a göre Teksas, 2022'nin toplamını yaklaşık 1,75 milyon oyla çoktan aştı.

Teksas, Trump'ın başkanlık döneminin kalanında Senato'ya hangi partinin hâkim olacağını etkileyebilecek kritik bir yarış alanı. Eyalette şimdiye dek 5,8 milyonu aşkın oy kullanıldı. Ülke genelindeki katılımın 2020'yi, hatta ara seçim rekoru sayılan 2018'i de geride bırakacağı anlaşılıyor.

Partilere göre dağılım

Seçmenin parti tercihini kayda geçirdiği eyaletlerde Demokratların oy sayısı yükselirken, Cumhuriyetçilerde tablo genel olarak 2022'dekine yakın seyretti. Belirli bir partiye kayıt yaptırmamayı seçen seçmenlerde de erken oy kullanma oranı arttı; ancak veriler bu seçmenlerin hangi adayları desteklediğini göstermiyor.

Perşembe günü yayımlanan rakamlara bakıldığında erken oyların yüzde 44'ü Demokratlara, yüzde 31,2'si Cumhuriyetçilere gitti; kalan yüzde 24,7 partiye bağlı olmayan seçmenlerden geldi. Bu oranlar, seçmen bağlılığı gerektiren eyaletlerin yaklaşık yarısını kapsıyor.

Hispanik ve siyahi seçmenlerde artış

Kuzey Carolina, Georgia ve Florida, seçmenlerin kayıt sırasında ırklarını belirtmesini zorunlu kılan üç eyalet. Bu eyaletlerin verileri, Hispanik ve siyahi toplulukların kullandığı oylarda artış olduğunu, beyaz seçmenlerde ise oy kullanımının 2022 erken oy rakamlarıyla aynı düzeyde kaldığını gösteriyor.

KaynakMilliyet
Son güncelleme30.10.2026 12:00
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
16 saat önce

Kobby Barda'nın analizine göre Trump, Netanyahu, Eisenkot ve Bennett'in sırayla başbakanlık yapacağı bir birlik hükümeti öneriyor. Barda, planı Suudi Arabistan'la normalleşme hedefine bağlıyor.

Yedioth Ahronoth yazarı Kobby Barda, İsrail'deki seçimin ardından doğan siyasi çıkmazın nasıl aşılabileceğini yazdığı analizde ABD Başkanı Donald Trump'ın önerisini ayrıntılandırdı. Yakın Doğu Haber'in aktardığı analize göre sandıktan hiçbir bloğa hükümet kuracak çoğunluk çıkmadı. Trump'ın formülünde ise üç lider, Netanyahu, Eisenkot ve Bennett, başbakanlık koltuğunu dönüşümlü paylaşıyor. Aşağıdakiler Barda'nın değerlendirmeleridir.

Diğer seçenekler zayıf

Barda'ya göre ilk çıkış yolu, Eisenkot'un Arap partilerini ortak yapması. Fakat Ortak Liste'nin Netanyahu hükümetini "kanlı" diye anması bu seçeneği siyasi ve toplumsal olarak zorlaştırıyor; Avigdor Lieberman'ın katılması da neredeyse imkânsız görünüyor. İkinci yol Netanyahu'nun erken seçimi zorlaması. Barda, barajı aşamayan Ofer Winter'ın gelecek seçimde ayrı liste çıkarmamasının Netanyahu'nun 61 sandalyeye ulaşma şansını artırabileceğini, buna karşın Netanyahu karşıtı bloğun onun yeniden aday olmasını engelleyecek bir yasa çıkarabileceğini yazdı.

Rotasyon planı nasıl işleyecek

Barda'nın anlattığı takvime göre Likud en büyük parti olduğu için Netanyahu önce başbakan olacak ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un görev süresinin bittiği 7 Temmuz 2028'e kadar kalacak. Ardından siyasetten çekilip af düzenlemesini de kapsayan daha geniş bir anlaşma çerçevesinde cumhurbaşkanı olacak. Eisenkot 7 Temmuz 2028'de koltuğu devralıp 2030'un ilk gününe kadar kalacak, Bennett de 2030'un başında göreve gelerek bir sonraki seçime dek sürdürecek.

Trump'ın hedefi: Suudi Arabistan'la normalleşme

Barda, Trump'ın önceliğinin çatışmayı bitirmek ve "İbrahim Anlaşmaları 2.0" denen, Suudi Arabistan yönetimiyle tarihî bir normalleşmeye ulaşmak olduğunu yazdı. Bu hedefin dayanakları olarak Trump'ın barış getiren başkan olarak anılma isteğini, Çin'le rekabette Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'nu ilerletme amacını ve projeye akması beklenen yatırımların ticari çıkarlarını sıraladı. Barda'ya göre Trump, görev süresinin kalan iki yılında üç ismi Washington'a davet edip masaya oturtabilir.

Trump'ın, verdiği desteğin gidişatı değiştirdiğini söylediği ve Netanyahu'nun İran'daki askerî operasyonu bitireceğine güvendiği belirtiliyor. Ynet muhabiri Itamar Eichner'e dayandırılan bilgiye göre Trump çevresi, Itamar Ben-Gvir'in bulunduğu bir hükümeti kabul edilebilir bulmadığı mesajını verdi; Trump'ın Ben-Gvir ile Bezalel Smotrich'i dışarıda tutmak istediği kaydediliyor. Suudi Arabistan yönetimi ise aşırı sağcı isimler hükümetteyken normalleşmeyeceğini açıkça söylüyor.

Tarihî emsal: 1980'lerin rotasyon hükümeti

Barda, öneriyi 1980'lerde Likud ile İşçi Partisi çizgisindeki Birlik'in kurduğu rotasyon hükümetinin güncel bir versiyonu olarak tanımladı. Peres ile Şamir'in dönüşümlü başbakanlık yaptığı o hükümet de sonuçsuz seçimlerin ardından kurulmuş, yeni şekeli yürürlüğe koymuş ve 1985 ekonomik istikrar programını uygulamıştı. Yazar, hiçbir tarafı tam galip çıkarmayan bu rahatsız edici formülü İsrail için en gerçekçi, belki de tek yol olarak sundu.

KaynakYakın Doğu Haber
Son güncelleme30.10.2026 07:44
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Ortak Liste ile Raam toplam 19 sandalye aldı; Netanyahu bloku 53, Eisenkot bloku 48'de kaldı. Likud seçim hilesi öne sürdü, İsrail polisi iddiayı destekleyen istihbarat verisi bulunmadığını bildirdi.

İsrail'de 27 Ekim'de yapılan parlamento seçiminde Arap kökenli iki siyasi oluşum toplam 19 sandalye kazandı. Bu sayıya, Yusuf Cabir'in öncülük ettiği Ortak Liste ve Mansur Abbas'ın yönettiği Birleşik Arap Listesi (Raam Partisi) birlikte ulaştı. Sonuçlara göre Netanyahu başkanlığındaki iktidar bloğu 53, Gadi Eisenkot'un önderlik ettiği muhalefet bloğu 48 sandalye aldı; iki taraf da kendi başına hükümet kurmaya yetecek çoğunluğu sağlayamadı.

Yurt dışından para iddiası

Seçimin ardından Ortak Liste ve Raam hakkında, İsrail seçimlerine müdahale amacıyla yurt dışından kaynak aktarıldığı öne sürüldü. Bildirildiğine göre seçim komitesinin başındaki Noam Solberg, iddiaların incelenmesi için iç istihbarat servisi Şin-Bet'in Direktörü David Zini'den araştırma talep etti.

Aşırı sağcı bakan Itamar Ben-Gvir ise Arap parti liderleri için derhal gözaltı talep etti. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise aynı isimlerin Şin-Bet tarafından ifade vermeye çağrılması gerektiğini savundu ve liderlerin "sorgulanmak zorundadır" diye konuştu.

Netanyahu ve Likud'un tutumu

Likud'un X hesabından paylaşılan metinde, Siyonist hiçbir partinin Raam ve Ortak Liste'yle masaya oturmasına göz yumulmayacağı vurgulandı. Aynı metne göre Meclis Başkanı'nın bu iki listenin desteğiyle görevden alınmasına da izin verilmeyecek. Netanyahu ayrıca fon iddialarının İsrail polisi ile Şin-Bet tarafından araştırılması çağrısı yaptı.

Likud, Filistin kökenli İsrail vatandaşlarının sandığa yoğun ilgi göstermesinin ardından Arap partilerinin seçimi çaldığını ileri sürdü. Parti, Arap nüfusun ağırlıkta olduğu bölgelerde pek çok sandıkta hile yapıldığını savunarak polise, Şin-Bet'e ve Merkez Seçim Komitesi'ne yüzlerce ifade ve delil iletildiğini açıkladı.

Polisten yanıt

İsrail polisi ise 28 Ekim'de yazılı bir bildiri yayımladı. Polise göre sandık hilesi iddiasını doğrulayan hiçbir istihbarat bilgisi elde bulunmuyor.

KaynakEge Alternatif
Son güncelleme30.10.2026 00:08
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Toledo yakınlarındaki ölümcül kaza, erken genel seçime yaklaşan İspanya'da siyasi tartışmayı alevlendirdi; Vox Ulaştırma Bakanı Puente hakkında suç duyurusunda bulundu.

Kasım'daki erken genel seçime yaklaşan İspanya'da yaşanan ölümcül tren kazası, Başbakan Pedro Sánchez'in zaten zorlu olan siyasi konumunu daha da güçleştirdi. Toledo yakınlarında 28 Ekim Çarşamba günü meydana gelen kaza, kampanya öncesi kamu hizmetlerinin yönetimi tartışmasını yeniden alevlendirdi.

Partiler etkinlikleri durdurdu, suçlamalar sürdü

Faciadan sonra Vox hariç büyük partiler, kampanya öncesi programlarını erteledi. Buna rağmen siyasi tartışma durmadı. Muhalefetin başındaki Halk Partisi (PP), iktidarın raylı sistemi nasıl işlettiğini sorgulamaya açtı. Aşırı sağcı Vox, Ulaştırma Bakanı Óscar Puente'yi taksirle ölüme sebebiyet vermekle suçlayarak savcılığa başvurdu. Frente Amplio ise kaza nedenlerinin aydınlanması için Puente'den meclise gelip konuşmasını istedi.

Kazanın insan hatasından mı, teknik arızadan mı, yoksa koordinasyon eksikliğinden mi kaynaklandığını soruşturma ortaya koyacak. Ancak siyasi taraflar, soruşturmacılar çarpışma öncesindeki dakikaları yeniden kurmaya çalışırken şimdiden sorumluluk tartışmasına girdi.

Krizler zincirine yeni halka

Sánchez hükümeti bu yıl zaten art arda sınavlardan geçti. Bunların başında, Adamuz'da ocak ayında 46 kişinin hayatını kaybettiği tren kazası ve temmuzda Ceuta'da çıkan göç krizi geliyor. Urda'daki yeni kaza, Adamuz'dan dokuz ay sonra demiryolu güvenliğini yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı; iki olay da altyapı denetimi, güvenlik protokolleri ve hesap verebilirlik tartışmalarını canlandırdı.

Kaza, kamuoyunu meşgul eden daha uzun bir dizinin son halkası olarak görülüyor. Listede konut protestoları, ülke genelindeki elektrik kesintisi, Valensiya selleri ve Covid-19 döneminin yönetimi de var; bir de Sánchez'in ve partisi PSOE'ye yakın isimlerin gündeme geldiği yolsuzluk soruşturmaları.

Anketlerde farklı tablolar

Kazadan önce de seçim tablosu Sánchez için kolay görünmüyordu. El Mundo'nun 26 Ekim'de yayımladığı ankette Halk Partisi yüzde 30,6 oyla 125 ila 131 milletvekili çıkarırken, PSOE yüzde 26,1 ile 103-109 sandalyede kalıyordu; Vox için yüzde 19,9 ve 66-69 sandalye hesaplanıyordu. El Español'un anketinde PP yaklaşık yüzde 32 ve 135 sandalye, PSOE yüzde 27 ve 108 sandalye, Vox yüzde 18,6 ve 63 sandalye aldı.

İki araştırma da PP ile Vox'un meclisteki sandalyelerin salt çoğunluğunu birlikte kazanabileceğine işaret etti. Devlet kurumu CIS'in (Sosyolojik Araştırmalar Merkezi) son araştırması ise bambaşka bir resim çizdi: PSOE, PP'nin epeyce önünde yer alıyor. Anketler arasındaki bu fark, kriz yüklü seçim sürecindeki belirsizliği büyütüyor.

KaynaklarMilliyet, Euronews.com
Son güncelleme29.10.2026 23:21
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu