Serbestiyet'te yayımlanan yazıda yazar, Fransa'da protesto ile organize yağmanın ayrı olaylar olduğunu savundu; bütçe sezonu, kamu borcu ve Nisan 2027 cumhurbaşkanlığı seçimini olayların arka planı olarak gösterdi.
Serbestiyet'te yayımlanan "Fransa'dan seçim günlükleri" dizisinin ilk yazısında yazar, Fransa'yı sarsan 17 Ekim olaylarını ve bunların siyasi arka planını ele aldı. Yazara göre aralarında Paris'in de bulunduğu şehirlerde gece saatlerine yönelik kısmi kısıtlamalar getirildi, Cumhurbaşkanı Macron İçişleri Bakanı'nın istifasını geri çevirdi ve ülke genelinde 3 bin işyerinin yağmalandığı ya da saldırıya uğradığı anlaşıldı. Yazar, 24 Ekim'deki gösterilerin 70 bin polis memurunun görev yaptığı bir ortamda belirgin biçimde daha sakin geçtiğini aktardı.
Protesto ve yağma ayrı değerlendirilmeli
Yazının temel savı, ülkeyi sarsanın 500 bin civarı kişinin katıldığı barışçıl yürüyüşler değil, organize yağma olayları olduğu yönünde. Yazara göre kortejler polisle ciddi bir çatışmaya girmeden sona erdi. Hayat pahalılığı ve gelir adaletsizliği gibi talepleri haklı ve alışıldık bulan yazar, yağmanın ise gösteriler sırasında kontrolden çıkan bir taşkınlıktan değil, günler öncesinden yapılan hazırlıktan doğduğunu öne sürdü. Olayları polis müdahalesinde bir gencin hayatını kaybetmesi gibi bir gelişmenin de başlatmadığını belirtti.
Liyon ve Paris'te gün boyu yaşananlar
Yazar, Liyon'da öğlen saatlerinde Bellecour Meydanı'na akan kalabalığın içinde siyah giyimli ve maskeli bir grubun polisle çatışmaya başladığını yazdı. Turizm ofisi kioskunun camları taşlandı, bina ateşe verildi. Yazara göre saat 16'dan sonra polis kontrolü kaybetti ve sırt çantalı gruplar ana cadde ile ara sokaklardaki mağazaları sırayla yağmaladı; ertesi sabah Liyon'daki bilanço 200 yağmalanmış mağazaydı.
Paris'te Cumhuriyet Meydanı'nda 40 bin kişi beklenirken göstericilerin sayısı 110 bine ulaştı. Yasal kortej saat 14.30 civarında yola çıktığı sırada onlarca grubun polisin bulunmadığı sokaklara girerek yağmaya başladığını aktaran yazar, bir grubun bir apartmanın her iki giriş kapısını kırarak içeri girdiğini, sakinlerin korku yaşadığını ekledi. Limoges'in belediye binasının da kundaklandığı yazıda yer aldı.
Zamanlamanın ve siyasi krizin arka planı
Yazar, protestoların bu döneme denk gelmesini tesadüf saymadı: Eylül ile Ekim arası Fransa'da bütçe sezonu ve toplumsal kesimler bu aylarda sesini duyurmak için harekete geçiyor. Azınlık hükümetinin bütçe için zayıf desteği, Nisan 2027'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi ve kamu borcu karşısında tasarruf zorunluluğu da ortamı gerdi.
Macron'un 2024'teki erken seçim kararının parlamentoda çoğunluğu kaybetmesiyle sonuçlandığını yazan yazar, Fransa'nın iki yılda dört başbakan değiştirdiğini, kamu borcunun yüzde 120 düzeyine yaklaştığını savundu. Yazarın aktardığı son anketlere göre ikinci turda Marine Le Pen ile Jean-Luc Mélenchon'un karşılaşması en yüksek ihtimal; bu senaryoda Le Pen açık farkla, merkezden bir adayla karşılaşırsa kıl payı önde görünüyor.
Tarafların birbirini suçlaması
Yazıya göre soldan sağa bütün partiler yağma ve vandalizmi kınadı. Mélenchon, birlikte mücadele yürüttükleri kişilerin yağmayla ilgisi olmadığını söyledi. İçişleri Bakanı Nunez ise polisin özellikle Paris'te erken müdahale etmesini, yağmanın ilk kez gösterinin sonunda değil başından itibaren başlamasına bağladı. Hükümet çoğunlukla olayların sorumluluğunu Mélenchon ve partisine yüklerken, Mélenchon polisin orantısız müdahalesini ve tedbirsizliğini sorumlu tuttu. Yazar ayrıca Başbakan Lecornu'nun olaylar sonrasındaki basın açıklamasında hükümetin bazı konularda hata yaptığını kabul eden sert bir ifade kullandığını belirtti.