Özcağdaş, Sayıştay raporlarına dayandırdığı iddiasında öğrenci taburesi ile masa ve sandalye alımlarını örnek gösterdi; Bakan Tekin'e açıklama çağrısı yaptı.
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Suat Özcağdaş, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 2024 yılı ihalelerinde yüz milyonlarca liralık kamu zararı doğduğunu öne sürdü. Özcağdaş, 6 Kasım'da parti genel merkezinde yaptığı açıklamada Bakan Yusuf Tekin'e seslenerek konuyu kamuoyuna anlatmasını istedi.
Sayıştay raporları gerekçe gösterildi
MEB'in personel sayısı bakımından ülkenin en kalabalık kurumlarından biri olduğunu, milyonlarca kişiyi istihdam ettiğini hatırlatan Özcağdaş, bakanlığın 2024 yılına ait hesap ve işlemlerine değindi. Milletvekilinin savunduğuna göre Sayıştay denetim ekibi, bakanlığın yaptığı ihalelerde 600 milyonun üzerinde bir usulsüzlük tespit etti. Özcağdaş, bazı iddialarda bu rakamın 1 milyara yaklaştığını da söyledi. Bakanlığın iş ve işlemlerinin denetçilerce açık bir soygun olarak görüldüğünü ileri sürdü.
Tabure, masa ve sandalye örneği
Özcağdaş iddiasını iki kalemle somutlaştırdı. Öğrenci taburesi alımlarında kamunun 117 milyon, masa ve sandalye alımlarında ise 175 milyon liralık zarara uğratıldığını savundu. Milletvekili, bu alımların Devlet Malzeme Ofisi'nden (DMO) tedarik edilmeden ve fiyat bile sorulmadan yapıldığını öne sürdü.
Genel müdüre yönelik suçlama
Özcağdaş, MEB Destek Hizmetleri Genel Müdürü Ömür Fatih Karakullukçu'nu da hedef aldı. Karakullukçu'nun, fon soruşturmasında tutuklanan eski AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile Aile Bakanlığı'nda birlikte çalıştığını, o dönemde Kaya'nın özel kalem müdürlüğünü yaptığını anlattı. Karakullukçu'nun eski bir AK Parti Sivas milletvekili adayı olduğunu da iddia etti.
Tekin'e çağrı
Özcağdaş, Bakan Tekin'e "Senin Bakanlığında 1 milyara yakın yolsuzluk var. Çık, açıkla" diyerek seslendi. Tespitin ardından genel müdürü görevden almamasının Tekin'i suça ortak hale getirdiğini öne sürdü. Özcağdaş ayrıca bu raporların kamuoyuyla paylaşılmamasına itiraz etti ve kamu kaynaklarının "organize suç örgütü anlayışıyla" acımasızca ve korkusuzca soyulduğunu savundu.