Giresun eski Milletvekili ve eski mülki idare amiri Murat Özkan, Yeniçağ'a konuştu. Özkan, il sayısının artırılmasının kalkınma getirmeyeceğini, kamu kaynaklarına ek yük bindireceğini savundu.
Giresun eski Milletvekili ve eski mülki idare amiri Murat Özkan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin il sayısını 100'e çıkarma önerisine karşı çıktı. Yeniçağ Gazetesi'nden Dilek Taşdemir'e konuşan Özkan, il sayısının 100'e çıkarılması yerine 50'ye, ilçe sayısının ise 500'e indirilmesinin daha doğru olacağını söyledi.
Özkan, Türkiye'nin yeni illere değil, daha güçlü ve ekonomik bir yönetim modeline ihtiyaç duyduğunu savundu. Mevcut yapı 81 il ve 922 ilçeden oluşuyor.
Kamu bütçesine ek yük uyarısı
Özkan'a göre yeni illerin kurulması valilik, emniyet müdürlüğü, sağlık ve eğitim kurumları için yeni bina, personel ve araç ihtiyacı doğuracak. Bir ilin idari teşkilatının tamamlanmasının yıllar alabildiğini, bu sürede kamu hizmetlerinde aksaklıklar yaşanabileceğini ve beklenen ekonomik gelişmenin gerçekleşmeyebileceğini söyledi.
"İl olmak kalkınma demek değil"
Özkan, geçmişte il olan yerleşimlere dikkat çekti. 1990'lı yıllarda il yapılan Iğdır, Ardahan, Batman ve Şırnak'ın sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında alt basamaklarda yer aldığını belirtti. 1989'da Gümüşhane'den ayrılarak il olan Bayburt'un da beklenen gelişmeyi sağlayamadığını savundu.
Büyükşehirlerden ayrılacak ilçeler
Özkan, Ordu'nun Ünye ve çevresindeki ilçelerinin ayrılarak yeni il oluşturması halinde mali sorunlar doğabileceğini söyledi. Büyükşehirlerden ayrılan ilçelerin mevcut gelir sistemindeki bazı avantajları yitirebileceğini, bunun hem yeni ilin hem de mevcut büyükşehrin bütçe gelirlerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Benzer durumların Alanya'nın Antalya'dan ya da Tarsus'un Mersin'den ayrılması halinde de yaşanabileceğini öne sürdü.
Mevcut hizmetlerin güçlendirilmesi önerisi
Özkan, yeni il kurulmasının hizmet kalitesini kendiliğinden yükseltmeyeceğini belirtti. Mevcut ilçelerdeki kamu hizmetlerinin güçlendirilmesini, yatırımlarda sağlık, eğitim, güvenlik ve altyapı ihtiyaçlarına öncelik verilmesini önerdi. Ulaşım ve iletişim imkanlarının gelişmesiyle daha geniş bölgelerin etkin biçimde yönetilebileceğini de dile getirdi. İdari yapının siyasi beklentilere göre değil, nüfus, ekonomik verimlilik ve kamu yararına göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.