1 saat önce

Özlale, TARFİN'in üç ihracında anaparanın ödenememesini gündeme taşıdı; çiftçilerden tahsil edilen paraların akıbetini ve TMKŞ'nin sorumluluğunu sordu.

YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, sosyal medyadaki kapsamlı bir paylaşımla TARFİN Birinci Varlık Finansmanı Fonu'nun üç ihracında ortaya çıkan 407 milyon liralık anapara ödenememe sorununu sorguladı. Özlale, fon piyasasında başlayan güven bunalımının çiftçi borçlarına dayalı menkul kıymetlere de sıçradığını savundu ve "Çiftçi borcunu ödemişse, o para nerededir?" diye sordu. Tahsil edilen paraların akıbetinin, Türkiye Menkul Kıymetleştirme Şirketi'nin (TMKŞ) rolünün ve şirketler arasındaki yönetim bağlarının açıklanmasını istedi.

Ödemeler 26-27 Ekim'de yapılamadı

Özlale modeli şöyle anlattı: TARFİN, çiftçilere gübre, yem ve tohumu vadeli satıp karşılığında senet alıyor. Senetlerden doğan alacaklar TMKŞ'nin kurduğu fonlara aktarılıyor, fonlar bu alacakları dayanak göstererek yatırımcıya menkul kıymet satıyor. Çiftçiler senedini ödedikçe yatırımcıya yapılacak ödemelerin karşılanması bekleniyor.

Oysa fonun üç ihracında anapara ve kupon ödemeleri 26 ve 27 Ekim'de gerçekleşmedi. Yaklaşık 74,94 milyon liralık kupon 28 Ekim'de ödendi, 407 milyon liralık anapara ise ödenemedi. Kamuyu Aydınlatma Platformu'na düşülen notlarda neden olarak TARFİN'in hizmet sağlayıcılık ve garantörlük görevlerini yerine getirmemesi gösterildi. Özlale bu gerekçenin sorunu karşılamadığını söyleyerek devredilen senetlerin ne kadarının tahsil edildiğini ve paranın hangi hesaplarda durduğunu sordu.

Kredi kartı tahsilatları iddiası

Özlale, çiftçilerin havaleyle ödediği tutarların TMKŞ'nin tahsilat hesabına gittiğine, kartla yapılan ödemelerin ise doğrudan TARFİN'in hesabına yönlendirildiğine dair güçlü iddialar bulunduğunu söyledi. TMKŞ'den, bu paraların fon hesaplarına hangi tarihte geçtiğini ve yatırımcı parasının şirketin kendi nakdiyle karışmamasını sağlayan düzenekleri açıklamasını istedi. Banka ve POS kayıtlarının fon hesaplarıyla düzenli olarak eşleştirilip eşleştirilmediğini de sordu.

TMKŞ ortaklığı ve yönetim ilişkileri

Özlale, TMKŞ'nin ortakları arasında Hazine ve Maliye Bakanlığı, Borsa İstanbul, bankalar ve sektör birliklerinin yer aldığını hatırlattı. Bunun doğrudan Hazine güvencesi anlamına gelmediğini, fakat yatırımcı haklarını ve tahsilat güvenliğini koruma bakımından ciddi bir kurumsal sorumluluk getirdiğini söyledi.

TARFİN'in sahibi Ali Emre Ballı'nın TMKŞ'nin yönetim kurulunda da yer aldığına işaret eden Özlale, tahsilatı yürüten şirketle menkul kıymeti çıkaran yapıyı kuran kuruluş arasında "çıkar ve görev örtüşmesi var" dedi. TMKŞ'nin ihraç raporunda TARFİN'in hem kaynak kuruluş hem hizmet sağlayıcı olarak göründüğünü de aktardı.

Başka şirketlere kaynak aktarıldı mı?

Özlale, toplanan paraların vade gününe dek nasıl işletildiğini sordu. TARFİN yöneticileriyle ortak yönetim bağları bulunduğunu söylediği Adil Varlık ve Fair Finansman gibi şirketlere kaynak gidip gitmediğinin, işlemleri kimin onayladığının ve çıkar çatışmasına karşı denetim yapılıp yapılmadığının açıklanmasını talep etti. Tahsilatın bir kısmının Adil Katılım Bankası'nda durup durmadığını, bankayla yapılan işlemler yüzünden paranın bloke olup olmadığını ya da ulaşılamaz hale gelip gelmediğini de soran Özlale, TMKŞ, fon kurulları ve denetim kurumlarından her ihraç için ayrıntılı hesap istedi. Özlale'ye göre sorumluluğu sadece TARFİN'in ödeme yapamamasına bağlamak yeterli değil.

KaynakGerçek Haberci
Son güncelleme05.11.2026 00:22
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
56 dakika önce

Merkez Bankası verilerine göre tutar bazında karşılıksız çek oranı yüzde 3,9'a yükseldi. TCMB çalışması, fon tasfiyelerinin tedarikçiler üzerinden reel sektöre etkisine işaret etti.

Merkez Bankası'nın ekim ayı çek istatistikleri, fon krizinin ardından reel sektörde nakit sıkışıklığı kaygılarının arttığı bir dönemde karşılıksız çek tutarının yükseldiğini gösterdi. Ekimde ödenemeyen çeklerin toplamı 26 milyar 390 milyon lirayı buldu; tutar bazındaki karşılıksız çek oranı eylüldeki yüzde 3,3'ten yüzde 3,9'a çıktı.

Çek istatistiklerinde ekim tablosu

TCMB verilerine göre ekimde bankalara 727 bin 63 çek sunuldu ve bunların toplam değeri 676,5 milyar lira oldu. Bu çeklerden 21 bin 460'ı karşılıksız çıktı. Eylülde 25,65 milyar lira olan ödenemeyen çek tutarı bir ayda yüzde 2,9 büyüdü, karşılıksız çek adedi ise yüzde 10,4 azaldı. Ekim 2025'teki 19,58 milyar liralık tutarla kıyaslandığında artış yüzde 34,8 oldu. Adet bazındaki oran ekimde yüzde 2,95'e çıktı; bir yıl önce tutar bazındaki oran yüzde 2,9'du.

Uzun dönemli veriler, oranın 2022'de yüzde 1'in altında seyrettiğini, 2023'ten sonra yükselişe geçtiğini ve 2024-2025'te bu eğilimin sürdüğünü gösterdi. Haberde, artışın fon krizinden önce de başladığı, son dönemde ise devam ettiği vurgulandı.

TCMB çalışması: Fonlarda şirket parası

Merkez Bankası'ndan Ünal Seven ve Kadir Gürci'nin 4 Kasım'da yayımlanan "Fon Tasfiyeleri ve Reel Sektör: Firma Verileri Ne Söylüyor?" adlı çalışması, tasfiye edilen fonlara yatırım yapan şirketlerin durumunu inceledi. Buna göre 15 Eylül 2026 itibarıyla yaklaşık 3 bin reel sektör şirketi, tasfiyedeki fonlarda toplam 116 milyar lira bulunduruyordu. Bunun 57 milyar lirası para piyasası fonlarındaydı; kalanı hisse senedi ve diğer yatırım fonlarına dağılıyordu. Küçük tutarlı yatırımlar da hesaba katıldığında fonlarda parası bulunan şirketlerin sayısı 4 bin 500'ü buluyor.

Tedarikçiler üzerindeki olası etki

Araştırma, paralarına ulaşmakta güçlük çeken şirketlerin kısa vadeli borçları için ek işletme sermayesine gereksinim duyabileceğini, bu sıkışmanın mal ve hizmet aldıkları tedarikçilere de yansıyabileceğini belirtti. Fonlarda yatırımı bulunan firmalara önemli ölçüde bağımlı olan tedarikçiler, toplam istihdamın yüzde 1,2'sini ve toplam cironun yüzde 1,5'ini temsil ediyor. TCMB ayrıca fonlarda yüksek tutar bekleten şirketlerin ekonomideki ağırlığının nispeten sınırlı olduğunu kaydetti.

Ekonomim gazetesi 15 Ekim'de yayımladığı haberde iş dünyası temsilcilerinin ödeme zincirlerinde gerginlik yaşandığını aktarmıştı. Habere göre bazı şirketler, paralarının fonlarda takılı kalmasını tedarikçi ödemelerini ve maaşları geciktirmenin gerekçesi yapıyordu; kimi işletmelerin ise gerçek bir sıkışıklık yaşarken bazılarının krizi erteleme bahanesi olarak kullandığı ileri sürülmüştü.

KaynakPara Analiz
Son güncelleme05.11.2026 00:54
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu