Salih Tuna yazısında İran'ın nükleer programına dair uzlaşıyı İsrail'in nükleer kapasitesiyle karşılaştırdı, Erdoğan'ın önceki çıkışlarını hatırlattı ve Türkiye'nin nükleer güce sahip olması gerektiğini savundu.
Sabah yazarı Salih Tuna, Erdoğan'dan başka söyleyen olup olmadığını sorduğu yazısında İran'ın nükleer programı üzerinden İsrail'in nükleer kapasitesine ilişkin tartışmayı ele aldı. Tuna, İran'ın nükleer silah edinmemesi konusunda ABD ve İsrail'den Avrupa'ya, Hindistan'a, Çin'e ve Rusya'ya uzanan geniş bir uzlaşı bulunduğunu savundu. Yazara göre Çin ile Rusya'nın uzlaşıdan ayrıldığı tek nokta, Washington'ın tek yanlı yaptırımlarına itiraz etmeleri.
Erdoğan'ın önceki çıkışları
Tuna'ya göre İsrail'in nükleer gücü konusunda hiçbir lider ağzını açmıyor; bu asimetriyi gündeme getiren tek isim Cumhurbaşkanı Erdoğan. Yazar, Erdoğan'ın 2010'da İsrail'e gösterilen hoşgörüyü "çifte standart" diye nitelediğini ve Türkiye'nin o dönemde İran'a yönelik ambargoya hayır oyu verdiğini hatırlattı. Kasım 2023'teki Riyad zirvesinde ise Batı'nın bu asimetri karşısında "kör ve sağırı oynamasına" tepki gösterdiğini yazdı. Tuna, muhalefetin o dönemde Türkiye'nin ekseninin kaydığı yönünde eleştiri getirdiğini de belirtti.
Yazar ayrıca Özgür Özel'in Hamas'ı terör örgütü diye andığını hatırlattı; Özel'le ittifak arayanların Filistin konusunda Erdoğan'a diyecek bir sözü olamayacağını ileri sürdü; Erdoğan'ın Hamas'ı Kuvayı Milliye'ye benzettiğini anımsattı.
Caydırıcılık tartışması
Tuna'ya göre İsrail'in bölgedeki nükleer üstünlüğünün doğurduğu stratejik dengesizlik, en az İran'ı ilgilendirdiği kadar Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Türkiye'nin konvansiyonel askerî kapasitesinin belirli bir caydırıcılık sağladığını kabul eden yazar, karşı tarafın elinde nükleer bir kozun bulunması hâlinde bu caydırıcılığın nerede bittiği sorusunun ortaya çıktığını yazdı. Kenneth Waltz'ın nükleer caydırıcılık teorisine atıfta bulunan Tuna, nükleer silahların varlığının otomatik olarak daha fazla savaş anlamına gelmediğini, katlanılamaz maliyetler doğurarak savaşı tarafların gözünde cazip olmaktan çıkardığını savundu.
Tuna'nın önerisi
Yazar, amaç dünyayı nükleer silahlardan arındırmaksa bunun tek taraflı yürütülemeyeceğini, bölgenin tamamını kapsayan iki yönlü ve inandırıcı bir güvenlik düzeni gerektiğini yazdı. Tuna, bir devletin nükleer güce ulaşmasına dokunmayıp diğerlerinin önüne saldırıyla geçilmesini güç dengesizliğinin pekiştirilmesi olarak niteledi ve Türkiye'nin nükleer silah sahibi olması gerektiğini savundu.
