13 saat önce

Sayıştay'ın ABB 2025 denetim raporunda doğrudan temin, ihaleden önce yapılan alım ve şartnameye uymayan hizmet kabulleri yer aldı. Sabah, bulguları Başkan Yavaş'ın şeffaflık söylemiyle birlikte ele aldı.

Sayıştay'ın Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin (ABB) 2025 yılı denetim raporunda, belediyenin satın alma ve ihale süreçlerine ilişkin birçok bulgu yer aldı. Sabah gazetesi, rapordaki tespitleri Başkan Mansur Yavaş'ın şeffaflık ve açık ihale vurgusuyla birlikte ele aldı. Rapora göre doğrudan temin yöntemi, ihaleden önce yapılan alım ve şartnameye uymayan hizmetlerin kabulü denetçilerin dikkatini çekti.

Doğrudan temin ve devreye alınmayan modüller

Raporun 3 numaralı bulgusuna göre ABB, koşulları karşılamayan bir bilişim hizmeti için doğrudan temin yöntemine başvurdu. Hizmet, 2015'te açık ihaleyle alınan ve sonradan başka bir yazılım sistemiyle değiştirilen çözümün yerine geçiyordu. Sayıştay, aradan yaklaşık 10 yıl geçtiğini ve başka bir sistemin kullanıldığını belirterek eski firmadan yeniden doğrudan hizmet alınmasını zorunlu görmedi. Belediyenin açık ihale planladığını kendi yanıtında kabul ettiğini de not eden denetçiler şu değerlendirmeyi yaptı: "Açık ihaleyle alınması mümkün olan bir alım, planlamanın doğru yapılmaması sebebiyle hatalı bir yöntemle alınmıştır."

Teknik şartnamede öngörülen yazılım modülleri de zamanında kullanıma girmedi. Bütçe ve muhasebe modülü devreye alınmadan aylar önce hakediş talep edildi, taşınır modülünün ilk işlemi 5 Ocak 2026 tarihini taşıyor, insan kaynakları modülü ise hiç kullanıma alınmadı. Sayıştay, bu durumda kaynakların verimli kullanılmadığı sonucuna vardı.

Önce alım, sonra ihale

4 numaralı bulgu, Bilgi İşlem Dairesi'nin yazıcı yedek parçası ve kart okuyucu alımını kapsıyor. Denetçiler, alıma ait belgelerin 20 Haziran 2025'teki ihale tarihinden önce hazırlandığını belirledi. Ödeme yapılabilsin diye sonradan pazarlık usulüyle ihale açıldı; teklif verebilenler yalnızca belediyenin çağırdığı firmalar oldu.

Yönetim, alımı bilişim altyapısının kesintisiz işlemesi için gerekli gördüğünü savundu. Sayıştay ise bunun hemen yapılması gereken, telafisi güç bir zararı önleyen bir işlem olmadığını; arızalar bildirildikten sonra gerçekleştirildiğini kaydetti.

Heyelan işinde 110 günlük süre 225 güne çıktı

5 numaralı bulgu, Beypazarı'nın Ayvaşık Mahallesi'nde heyelan riskine karşı yapılan fore kazık işine ilişkin. İş, can ve mal güvenliği gerekçesiyle pazarlık usulüyle ihale edildi; sözleşme 2 Aralık 2024'te imzalandı ve süre 110 gün olarak belirlendi. Beton ile demirin belediyece sağlanması kararlaştırıldığı için bu malzemelerin açık ihalesi ancak 12 Mart 2025'te gerçekleşti ve sözleşme 7 Nisan 2025'te imzalandı.

Yüklenici sahada malzeme bulunmadığını belirterek süre uzatımı istedi. İşin 23 Mart 2025'te bitmesi gerekirken 16 Temmuz 2025'te tamamlanabildi. Sayıştay, gecikmeyi ilgili daire başkanlıkları arasındaki koordinasyon eksikliğine bağladı.

Şartnameye uymayan işler kabul edildi

8 numaralı bulguda ise denetim eksiklikleri sıralandı. Beton bariyer üretiminde zorunlu dayanıklılık testleri yapılmadı, oyun ve spor aletlerinin bakımında şartnamedeki iki kişilik ekip yerine tek personel görevlendirildi, yıllık fenni muayeneler gerçekleştirilmedi. Telsiz bakım ihalesinde tamire gönderilen 31 cihaz için ikame cihaz talep edilmedi. Buna rağmen hizmetler şartnameye uygunmuş gibi kabul edildi. Sayıştay, belediyenin açıklamalarını yerinde bulmadı.

Yavaş'ın şeffaflık vurgusu

Sabah, Yavaş'ın geçmişte katıldığı programlarda "İhaleleri açık yapmaya başladık, insanlar verdikleri paranın nasıl harcandığını görmek istiyor" dediğini hatırlattı. Gazete, Yavaş'ın rapordaki eleştiriler karşısında nasıl bir tutum izleyeceğinin merak edildiğini yazdı.

Son güncelleme07.11.2026 08:11
Kaynaklar TRHaber, Sabah
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
20 saat önce

Ankara Kent Konseyi Çevre ve İklim Meclisi ile TMMOB Ankara İKK, 1178 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın Ankara'nın içme suyu havzasını tehlikeye attığını savundu.

Ankara Kent Konseyi'nin Çevre ve İklim Meclisi ile TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, Kurtboğazı Barajı'nın su toplama alanındaki arazilerin orman statüsünden çıkarılmasına itiraz eden ortak bir açıklama yaptı. Kuruluşlar, kararın derhal iptal edilmesini ve karara dayanak olan raporları hazırlayanlar hakkında yasal işlem başlatılmasını istedi.

Kararın kapsamı

Açıklamaya göre 17 Eylül 2026 tarihli 33373 sayılı Resmi Gazete'de duyurulan 1178 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında 17 ildeki orman nitelikli araziler, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 16. maddesine dayanılarak orman sınırlarının dışına alındı. Bu arazilerin toplamı 3 bin 800 hektar. Kuruluşlara göre bunun neredeyse yüzde 80'i, yani 2 bin 964 hektarı, Ankara'nın Kızılcahamam ilçesine bağlı Taşlıca, Kırköy, Balcılar ve Yukarıkaraören mahallelerinde bulunuyor. Karardan Ankara'nın yanı sıra Bolu ve Bursa gibi illerin de etkileneceği, Eğrekkaya ve Akyar bölgelerinin de kapsama girdiği belirtildi.

"Fiilen orman özelliklerini taşıyor"

Açıklamada, Ek 16. maddenin, bilimsel açıdan orman olarak korunmasında fayda görülmeyen, tarım alanına da dönüştürülemeyecek yerlerin orman sınırları dışına çıkarılmasını öngördüğü hatırlatıldı. Kuruluşlar, söz konusu arazinin ise fiilen orman özelliklerini taşıdığını, tamamının Kurtboğazı Barajı'nın su toplama havzasında bulunduğunu savundu. Alanın, ASKİ'nin 2022 tarihli koruma planına göre uzun mesafeli koruma alanında yer aldığı, tüylü meşe ormanının yanı sıra sedir ve ardıç ağaçlandırmaları içerdiği ve ağaçlı taşlık kesimlerin hayvancılık amacıyla mera olarak kullanıldığı aktarıldı. Alanın kendine özgü kayaç ve jeolojik yapısının barajları ve yeraltı sularını beslediği, ayrıca benzersiz bir ekosisteme zemin hazırladığı ifade edildi.

Sağlık Vadisi uyarısı

Açıklamada, bölgede yapılması düşünülen "Türkiye Sağlık Vadisi" içerikli bir endüstri bölgesi ya da başka bir yapılaşmanın bölgeye zenginlik getirmeyeceği, aksine baraj suyunun azalmasına ve kirlenmesine yol açacağı savunuldu. Kuruluşlar, ekolojik çöküşün ardından yöre halkının yaşam koşullarının ortadan kalkacağını öne sürdü. Kararın 6 milyon kişinin yaşadığı Ankara'nın ve yörenin içme ve kullanma suyunu ile yeraltı sularını tehlikeye attığına dikkat çekildi.

Açıklamayı Çevre ve İklim Meclisi adına Başkan Ömer Şan, Başkan Yardımcısı Nevzat Özer ve Genel Sekreter Prof. Dr. Nilgül Karadeniz, TMMOB adına ise Ankara İKK Genel Sekreteri Sami Can Gökoğlu yaptı. Kuruluşlar, sürecin takipçisi olacaklarını ve havzaların kapsadığı bütün illerin bu sorundan etkileneceğini belirtti.

Son güncelleme07.11.2026 01:14
Kaynak dokuz8HABER
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu