Serbestiyet'te yayımlanan bir yazıda, fon krizi nedeniyle gündemde gerilediği savunulan çözüm sürecinde Öcalan'ın statüsünün netleştirilmesi ve MGK kararının çıkması istendi.
Serbestiyet'te yayımlanan bir yazıda, fon krizi nedeniyle gündemin arka sıralarına düştüğü öne sürülen çözüm sürecinin hızlandırılması gerektiği savunuldu. Yazar, sürecin iki kritik başlığını, Abdullah Öcalan'ın statüsünün netleştirilmesini ve Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) PKK'nin silah bıraktığını teyit eden kararını, bekletilmemesi gereken adımlar olarak gösterdi.
Sürecin gündemden düşmesi
Yazara göre fon krizi, kamu görevlileri eliyle gerçekleştirildiği öne sürülen büyük bir mağduriyet yarattığı için toplumun dikkatini çekiyor. Yazar, çözüm sürecinin gözden uzaklaşmasının tek nedeninin bu olmadığını da belirtti. İktidarın Meclis komisyonunun raporundaki birçok adımı ileri bir tarihe ertelediğini, somut gelişme görmeyen toplumun ilgisinin azaldığını savundu.
Yazıda son iki haftadaki gelişmelere de değinildi. PKK yöneticilerinin devletle çeşitli kanallardan görüştüklerini, Türkiye'deki gizli yapılanmalarını geri çektiklerini ve Metina kampını terk ettiklerini dile getirdiği, bu açıklamaları doğrulayan görüntülerin resmî ajans tarafından yayımlandığı hatırlatıldı. AK Parti'den Efkan Ala'nın süreçte aksama olmadığını, dört alt kurulun oluşturulduğunu, TBMM'de yakında yeni bir komisyon kurulacağını ve Şengal'de entegrasyon çalışmalarının sürdüğünü söylediği aktarıldı. Yazara göre PKK ve DEM Parti işleyişin ağır kalmasından şikâyetçi iken, devlet kanadı süreci rayında görüyor.
Öcalan'ın statüsü ve MGK kararı
Yazar, Öcalan'ın statüsünün yeterince tartışıldığını, artık karar verip uygulamaya geçme zamanının geldiğini yazdı. İktidarın kaygılarının büyütülmemesi gerektiğini söyleyen yazar, Meclis komisyon üyelerinin İmralı'da Öcalan'la görüşmesinin de iktidar cenahında benzer kaygılar doğurduğunu ancak bu görüşmeden sonra olumsuz bir sonuç doğmadığını hatırlattı.
MGK kararı konusunda ise Çerçeve Yasa'nın hükümlerinin uygulanabilmesi için bu kararın Resmi Gazete'ye girmesinin şart olduğunu belirtti. Karardan sonra yasanın hayata geçmesi için yaklaşık altı aylık ek bir sürenin gerektiğini de ekledi.
Gecikmenin üç riski
Yazara göre kararın gecikmesi üç sorun doğurabilir. Birincisi, toplumda süreç yorgunluğu oluşması ve güvenin aşınması. Yazar, toplumun sürece desteğinin tam, güveninin ise sınırlı olduğunu; dağdakilerin indiğini, cezaevindekilerin çıktığını ve yurt dışındakilerin döndüğünü gördükçe güvenin pekişeceğini savundu.
İkincisi, bölgedeki gelişmeler. İran'da çatışmaların tırmanması veya İsrail'in Suriye'de sertleşmesi gibi gelişmelerin sürecin üzerine gölge düşürebileceğini, bu nedenle sürece ivme kazandırmanın en iyi önlem olduğunu yazdı.
Üçüncüsü, seçim takvimi. Yazar, Türkiye'nin yeni yıldan sonra hem iktidarın hem muhalefetin seçime odaklandığı bir döneme gireceğini, siyasetçilerin seçim öncesinde sürecin siyasi maliyetinden kaçınabileceğini öne sürdü. 2013-2015 döneminde benzer bir deneyim yaşandığını hatırlatan yazar, süreç takvimiyle seçim takvimi arasında mesafe bırakılması çağrısı yaptı.