Ahmet Tan, Charles Sykes'ın kitabından yola çıkarak Cumhur İttifakı'nın hukuk, serbest girişim ve emanet ahlakı gibi muhafazakâr ilkelerden uzaklaştığını savundu.
Cumhuriyet yazarı Ahmet Tan, köşesinde Trump ve Erdoğan'ın siyaset tarzları arasında benzerlik kurmanın yeni bir düşünce olmadığını yazdı. Tan, Amerika'da yayımlanan çok sayıda kitaptan yalnızca çok azının Türkçeye çevrildiğini belirterek Charles J. Sykes'ın 2017 tarihli "Sağ Aklını Nasıl Yitirdi?" adlı kitabının neden çevrilmediğini sordu.
Sykes'ın tespitleri
Tan'a göre bu kitap, muhafazakârların kendi içindeki hesaplaşmasını anlatıyor. Sykes, Trump'ı Amerikan sağındaki bozulmanın tek nedeni olarak değil, uzun süredir hazırlanan dönüşümün sonucu olarak ele alıyor. Tan'ın aktardığına göre kitapta ilkelerin yerini lidere sadakatin aldığı, medyanın haber vermek yerine öfke ürettiği, siyasi rakibe düşmanlığın ortak programa dönüştüğü ve içeriden itiraz edenlerin dışlandığı anlatılıyor. Kitabın temel sorusu, seçim kazanırken savunduğu değerleri kaybeden bir hareketin gerçekten kazanmış sayılıp sayılmayacağı.
Tan, kitabın vardığı sonucu "Muhafazakârlık iktidara geldi; muhafaza edeceği ilkeleri muhalefette bıraktı" cümlesiyle özetledi.
Üç ilke üzerinden Türkiye
Tan, Cumhur İttifakı'nın da iktidarı muhafaza etme uğruna muhafazakâr sağ ilkelerden vazgeçtiğini savundu. Türkiye sağının liberal, milliyetçi ve dinî referanslı muhafazakâr damarlardan oluştuğunu, bu nedenle terk edilen ilkelerden söz ederken geçmişte kusursuz uygulanmış bir gelenekten değil, savunulan ve vaat edilen ilkelerden bahsettiğini vurguladı.
Birinci başlık devleti sınırlamak ve hukuku üstün tutmaktı. Tan, AK Parti'nin 2021 tarihli İnsan Hakları Eylem Planı'nın hukuki güvenlik, sözleşme serbestisi ve eleştiri yüzünden hürriyetten mahrum bırakılmama ilkelerini açıkça savunduğunu hatırlattı. Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay kararının yerine getirilmemesini ayrı bir hak ihlali saymasını ise vaat ile uygulama arasındaki mesafenin göstergesi olarak gösterdi.
İkinci başlık özgür girişim, belirli kurallar ve kurumlara güvendi. Tan, AK Parti'nin vizyon belgesinde devletin ekonomide oyuncu değil, kural koyan ve denetleyen taraf olarak tanımlandığını yazdı. IMF'nin Şubat 2026 değerlendirmesinin ekonomik programdaki ilerlemeyi kabul etmekle birlikte Merkez Bankası'nın bağımsızlığının ve kurumların öngörülebilirliğinin artırılmasını talep ettiğini belirtti.
Üçüncü başlık emanet ahlakı, ehliyet ve hesap verme idi. Tan'a göre muhafazakârlığın kendi ahlak dilinde kamu parasını emanet, görevi ise ehliyet sınavı saydığı için, muhalefetin liyakat ve şeffaflık talebi muhafazakâr seçmene yabancı sayılamaz.
İlkenin sınanması
Tan, ilkenin kendi tarafın iktidarını sınırladığında da savunulması gerektiğini, rakibi bağlayıp kendi liderini bağlamayan ölçünün bir mücadele aracına dönüştüğünü yazdı. Hukuk, liyakat ve hesap verebilirliğin sağın veya solun tapulu malı olmadığını ekleyen Tan, muhafazakârlığın iktidarı muhafaza etme aşkıyla ilkelerini muhafaza etme işini muhalefete bıraktığını savundu.