2 saat önce

Barış Terkoğlu, dokunulmazlığı olan vekillerin fon krizinde ailelerine ve çevrelerine yönelik baskıyla susturulduğunu savundu; örnek olarak Ahmet Şık'ın yaşadıklarını anlattı.

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, köşesinde fon krizi etrafında muhalefet milletvekillerinin susturulduğunu ileri sürdü. Terkoğlu'na göre dokunulmazlığı bulunan vekillere doğrudan ulaşılamadığı için baskı, onların aileleri ve yakın çevreleri üzerinden kuruluyor. Yazar, milletvekili Ahmet Şık'ın yaşadıklarını bu iddianın örneği olarak gösterdi.

Masadaki eleştiri ve gelen mesaj

Terkoğlu, katıldığı bir televizyon programında üç meslektaşının muhalefetin fon krizindeki suskunluğunu eleştirdiğini, kendisinin de bu sessizliği dikkat çekici bulduğunu yazdı. Yazara göre krizin başında bazı isimler açıklandı, yeni isimler için birkaç kez tarih verildi, ardından geri adım atıldı. Kimi vekiller ise çeşitli gerekçelerle ekranlara çıkmaktan kaçınıyor; Terkoğlu bunu da süreçlerin içinde olduğu için bildiği bir gözlem olarak aktardı.

Program sırasında Meclis'te uzun yıllardır çalışan bir tanıdığından mesaj aldığını anlatan Terkoğlu, bu kişinin kendisine bir liste gönderdiğini belirtti. Yazının aktardığına göre listede, bir açıklamanın ardından eşi hedef alınan ya da çocuğuna ağır saldırılar yöneltilen vekiller yer alıyor. Terkoğlu, vekillerin bu yolla kıskaca alınıp susturulduğunu savundu.

Şık'a yönelik kampanya ve restoran baskını

Terkoğlu, Şık'ın fon krizi nedeniyle Adalet Bakanı ile polemik yaşadığını, bunun ardından sosyal medyada trol hesapların hedefi olduğunu yazdı. Yazara göre bu hesaplar Şık'ın bir restorana ortak olduğunu öne sürdü ve restoranın ortağı olduğu söylenen kişi hakkında çeşitli suçlamalar sıraladı.

Terkoğlu, savcılık sorgusuna ve mahkeme tutanaklarına dayanarak şunları aktardı: 3 Ekim'de saat 23 sularında yaklaşık 50 narkotik polisi restorana geldi, ortak olduğu söylenen kişide ve mekânda uyuşturucu arandı, hiçbir şey bulunmadı. Müşterilerin üstü de arandı, onlardan da bir şey çıkmadı. Gözaltına alınan kişiden kan, idrar ve saç örneği alındı, gözaltı süresi bir gün uzatıldı. Aynı kişi 5 Ekim'de "uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmak" suçlamasıyla tutuklandı.

Sorgudaki sorular ve "suskunluk anlaşması" iddiası

Yazar, tutuklunun 33 gündür cezaevinde olduğunu, dosyada ne uyuşturucunun ne de kullanan birinin bulunduğunu yazdı. Terkoğlu'na göre savcılık sorgusunda tutukluya, suçlamayla ilgisi sorulmak yerine Şık ile arasındaki para hareketleri soruldu.

Terkoğlu, öğrendiğine göre aracılar vasıtasıyla Şık'a bir "suskunluk anlaşması" teklif edildiğini, Şık'ın ise bu teklifi reddettiğini öne sürdü. Yazı, fon vurgununun iktidar içinde yargıyı ve polisi kendi hesaplaşmaları için kullanmaktan çekinmeyen "hançer timleri"ni de açığa çıkardığı iddiasıyla sona eriyor.

Köşe yazısını okuyun
KaynakCumhuriyet
Son güncelleme05.11.2026 06:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
16 dakika önce

Fatih Altaylı yazısında geri ödeme oranlarının anlaşılmadığını, borsadaki değer kaybının 173 milyar doları bulduğunu savundu; Özgür Özel'e de Kılıçdaroğlu'nu fazla muhatap aldığı eleştirisini yöneltti.

10Haber'de yayımlanan yazısında Fatih Altaylı, fon krizi soruşturmasında hesabın yalnızca fonlar için değil, yaşanan tüm kayıplar için sorulması gerektiğini savundu. Altaylı, Adalet Bakanı Gürlek'in son açıklamalarının ve eski bir başdanışmanın sözlerinin soruşturmanın "büyükbaşlara" da uzanacağı konusunda umut verdiğini, buna karşın toplumda büyük bir güvensizlik bulunduğunu yazdı. Soruşturmanın derinleştiğini ve kritik noktalara uzandığını gördüğünü belirten yazar, asıl meselenin, soruşturma hassas noktalara ulaştığında nasıl davranılacağı olduğunu söyledi.

Geri ödeme oranları anlaşılmıyor

Altaylı, ilk etap geri ödemelerin nasıl ve hangi orana göre yapıldığının çoğunluk tarafından anlaşılmadığını yazdı. Kendisine ulaşan mağdurlardan aktardığı örneklere göre, fonun batışından bir gün önce 500 bin lira yatıran bir yatırımcıya 250 bin lira ödendi. Ağustosta 9 milyon lira yatıran bir başkası 25 bin lira, 1 milyon lirası olan bir diğeri ise 9 bin lira geri alabildi. Yazara göre bu farklar kafaları karıştırdı.

Kayıpların boyutu

Yazar, fonlarda buharlaşan paranın miktarının henüz bilinmediğini, kimi tahminlere göre 15, kimine göre 25 milyar dolar olduğunu; bunun lira karşılığının 750 milyar ile 1 trilyon 250 milyar arasında değiştiğini olduğunu belirtti. Haksız menfaat sağlayanların iade ettiği tutarın 18 milyar lira olduğunu, bunun kaybolan paranın yaklaşık yetmişte biri anlamına geldiğini yazdı.

Altaylı'ya göre zarar bununla sınırlı değil. Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin toplam değeri, olayın patlak verdiği günden bu yana iki ayda 479 milyar dolardan 306 milyar dolara geriledi. Yazar, 173 milyar dolarlık bu değer kaybının fonlarla ilgisi olmayan yatırımcıları da vurduğunu, şirket kayıplarının 200 milyar dolara yaklaştığını ve yabancı yatırımcının çekildiğini savundu. 2000'li yılların başındaki krizde batan bankaların maliyetinin yaklaşık 22,5 milyar dolar olduğunu hatırlatan Altaylı, bugünkü olayın bunlardan kat kat büyük bir yolsuzluk ve dolandırıcılık olduğunu belirterek sorumluların "vatana ihanet" suçu işlediğine inandığını yazdı. Tera'nın son aylarda binlerce troll çalıştırdığını öne süren yazar, bu hesapların bir isim için serbest bırakma kampanyası başlattığını da aktardı.

Özel'e eleştiri

Yazısının ilerleyen bölümünde Altaylı, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in son günlerde Kemal Kılıçdaroğlu'nu ve CHP yönetimini gereğinden fazla muhatap aldığını savundu. Yazara göre Özel'in asıl rakibi Cumhurbaşkanı Erdoğan. Altaylı, Kılıçdaroğlu'nun seçmen desteğini yitirdiğini ve adının anılmasının ona prim kazandırdığını yazarak Özel'in bu isimden söz etmeyi bırakması gerektiğini ileri sürdü.

Köşe yazısını okuyun
Kaynak10Haber
Son güncelleme05.11.2026 07:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu