BBC Türkçe'nin haberine göre YENİ Parti, 14-15 Kasım'daki ilk olağan kurultaya Özel'in tek aday olacağı bir tabloyla gidiyor. Parti Meclisi'nin genişletilmesi ve MYK'nın büyütülmesi bekleniyor.
BBC Türkçe'nin haberine göre YENİ Parti lideri Özgür Özel, partinin 14-15 Kasım tarihli birinci olağan kurultayı için hazırlık yapıyor. Kuruluş Kurultayı adı verilen toplantıda Özel'in tek aday olarak yeniden genel başkanlığa seçilmesi öngörülüyor. Özel'in yönetim kadrosunu kapsamlı biçimde yenilemeyi planladığı belirtiliyor.
Kuruluştan kurultaya
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 21 Mayıs'ta aldığı mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı sona eren Özel, 24 Temmuz'da yanındaki 91 milletvekiliyle birlikte YENİ Parti'yi kurdu. Kuruluşun engellenmesi riskine karşı hem Kurucular Kurulu hem de Parti Meclisi üyelerinin tamamı milletvekilleri arasından belirlendi, Merkez Yönetim Kurulu da dar tutuldu. Özel'in amacı, geçici yönetim düzenini geride bırakıp partiyi iktidara taşıyabilecek, daha kalabalık ve iş görür bir ekip oluşturmak.
8 Kasım'da üyeler sandığa gidiyor
Kurultaydan önce Özel'in genel başkanlığı partililerin onayına sunulacak. 8 Kasım Pazar günü Türkiye genelinde 3 bini aşkın sandık kurulması ve yaklaşık 800 bin üyenin oy kullanması planlanıyor. Parti yönetimi, ilçe başkanlarının ilçe üyelerince, il başkanlarının da il üyelerince seçilmesi modelini genel başkanlık düzeyine taşımayı hedefliyor. Ancak Siyasi Partiler Kanunu uyarınca parti organları ve genel başkan delegelerin oylarıyla seçildiği için üyelerin oyları bir tercih beyanı olarak kalacak; seçim kurultayda delegelerin oylarıyla resmiyet kazanacak. Ankara Spor Salonu'nda yapılacak kurultayda genel başkanlık ya da liste yarışı beklenmiyor.
Parti Meclisi genişleyebilir
Hazırlıkların önemli başlıklarından biri 80 üyeli Parti Meclisi'nin yapısı. Milliyet gazetesine konuşan Özel, "PM'nin sayısını 60'a indirebiliriz, 80'de tutabiliriz veya biraz artırabiliriz" dedi. Parti kulislerinde ise genişleme beklentisi ağır basıyor; üye sayısının 90'a çıkabileceğini söyleyenler var. Bazı milletvekilleri hiçbir kesimin dışarıda bırakılmaması gerektiğini savunarak sayının 120'ye kadar yükseltilmesini istiyor. Öte yandan 120 üyeli bir yapının karar alma süreçlerini zorlaştırabileceğini düşünenler de bulunuyor.
Genişlemenin gerekçeleri arasında kuruluş sürecindeki kadroların korunması, milletvekillerinin yönetimde temsil edilmesi ve yeni politika kurullarının Parti Meclisi bünyesine alınması sayılıyor. Habere göre bu yaklaşım, yönetim listelerinde yer bulamayan isimlerin CHP'ye dönebileceği ya da başka partilere geçebileceği yönündeki değerlendirmelerin önüne geçme amacı da taşıyor.
Gölge kabine yerine politika kurulları
BBC'ye göre Özel, CHP dönemindeki gölge kabine ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi modelini YENİ Parti'ye taşımayacak. Bunun yerine iktidar hedefine yönelik çalışma yürütecek politika kurulları oluşturulması planlanıyor; kurul başkanlarının Parti Meclisi'nden seçilmesi de seçenekler arasında. Mevcut MYK'nın ağırlıklı olarak idari ve örgütsel işleyişe odaklandığı, Özel'in partiyi seçime hazırlayacak yeni MYK'nın üye sayısını artırması beklendiği aktarılıyor. Eğitim, sağlık, dış politika, ekonomi, tarım ve çalışma hayatı gibi alanlarda sorumlu genel başkan yardımcıları belirlenmesi gündemde. Özel'in, Selin Sayek Böke ve Gül Çiftçi gibi CHP dönemindeki bazı isimleri yönetime alabileceği, Aday Ofisi'nde çalışan ekiplerin de yeni yapılanmada değerlendirilebileceği belirtiliyor.
Blok liste ve yeni isimler
Parti Meclisi seçiminin hangi yöntemle yapılacağına ilişkin karar Özel'e bırakıldı. Kulislerde blok liste seçeneği konuşuluyor. Çarşaf liste uygulansa bile Özel'in listesinin delinmesi yönünde güçlü bir beklenti bulunmuyor. Özel'in kurultayda, özellikle ekonomi, dış politika, tarım ve çalışma hayatı alanlarındaki uzman isimleri listelerine alabileceği konuşuluyor. Ancak kuruluş sürecinde partiye ilgi gösteren dış isimlerin sayısının aynı ölçüde yüksek olmadığı belirtiliyor. Bunun nedeni olarak partiye yönelik yargısal baskılar ile belediyelere yönelik operasyonlar ve gözaltılar gösteriliyor. Hükümet yetkilileri ise süreçlerin bağımsız yargının yetkisinde olduğunu, siyasi müdahale bulunmadığını söylüyor.