Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, Yol-İş Genel Kurulu'nda tüm siyasi partilere seslenerek yolsuzluk iddialarının ayrım gözetmeden takip edilmesini istedi; taşeron ve özelleştirme konularına da değindi.
Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, 30 Ekim'de katıldığı Yol-İş Sendikası 13. Olağan Genel Kurulu'nda gündemi belirleyen belediye, AHBAP ve fon soruşturmalarına dikkat çekti. Atalay, bütün siyasi partilere seslenerek yolsuzluk iddialarının üzerine birlikte gidilmesini istedi. Toplantıda Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da yer aldı.
Partilere ortak tutum çağrısı
Atalay, ülkenin artık emekliyi, taşeronu ve vergiyi değil; AHBAP'ı, belediyeleri ve fonu konuştuğunu söyledi. Belediyede, bürokraside, sendikada ya da bakanlıkta, kim hangi görevde olursa olsun yanlış yapanların kamuoyu önünde ifşa edilmesi gerektiğini savundu. Meclis'in ve siyasi partilerin bu konuda kol kola yürümesini isteyen Atalay, "Senin hırsızın, benim hırsızım yok" dedi.
Soruşturmalarda tutuklu sayısının 120'ye yaklaştığını hatırlatan Atalay, bunun yeterli olmadığı görüşünü dile getirdi. Tes-İş Sendikası'nın karşısında çalışan bir Yozgatlı berberin kendisine kelepçe istediğini söylediğini aktaran Atalay, kimin ne yaptıysa bedelini sonuna kadar ödemesi gerektiğini, yakınları da olsa bunun değişmeyeceğini belirtti. Hiçbir şeyin saklı kalmayacağını, bunun aradan yirmi yıl geçse bile gün yüzüne çıkacağını ekledi.
Taşeron işçiler ve özelleştirme
Atalay konuşmasında bakana dönerek taşeron işçi meselesinin çözülmesini istedi. Sorunun çözüldüğünün sanıldığını, bu kapsamda 50 bin kişinin kaldığı düşünülürken sayının 150 bine çıktığını söyledi. Konunun görmezden gelinmesi halinde ülkenin başına ciddi bir sorun açılacağını öne sürdü.
Köprü ve otoyol özelleştirmelerine de itiraz eden Atalay, başarılı bulduğu tek bir özelleştirme örneği bulunmadığını belirtti. Karayolları ve köprülerin kamuda kalması gerektiğini, şirketlerin buralara kâr amacıyla girdiğini, yabancı yatırımcının gelmesinin ise bir anlamı olmadığını söyledi.