Cumhuriyet yazarı Balbay, fon soruşturması ile Bakırköy Belediyesi operasyonunu karşılaştırdı ve iktidarın iki olaya farklı hukuk uyguladığını savundu.
Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay, köşesinde fon vurgunu ile Bakırköy Belediyesi'ne yönelik operasyonu karşılaştırarak çifte standardın saklanamaz düzeye geldiğini savundu. Balbay'a göre gündemdeki iki uç konudan biri iktidarın icraatının sonucu, diğeri ise yerel yönetimlere iki yıl önce başlayan operasyonların son halkası.
İki olay, iki yöntem
Balbay, fon konusunda "cerrah titizliği" gösterildiğini, belediyelerde ise "buldozer temizliği" uygulandığını yazdı. Yazara göre fon vurgununda gerekçe, haklıyı haksızdan ayırırken ekonominin zarar görmemesini sağlamak. Yazar, belediyelerde ise şüphe varsa herkesin gözaltına alınıp tutuklandığını, bir şey çıkmasa bile ifadelerden bir şeyler çıkarılmaya çalışıldığını öne sürdü.
Fon vurgununda mağdurlara paralarının ödenip tartışmanın kapatılmak istendiğini yazan Balbay, vurgunun sorumlularını, hazırlayanlarını, göz yumanları ve izin verenleri sordu. Yazara göre bu isimlere uygulanan en ağır ceza, Cumhurbaşkanı'nı üzdükleri ve bunun bedelini ödeyecekleri mesajı. Balbay, bedelin ne olduğunu kamuoyunun bilmediğini, ancak iktidarın iç işleyişinde bir karşılığı olduğundan şüphe duymadığını belirtti.
Küresel uyarı
Balbay'a göre 17 Eylül'de patlayan fon vurgunu, Türkiye'nin dışa açık finans yapısı nedeniyle küresel aktörlerce yakından izlendi. Bir ay sonra, ekim ayının üçüncü haftasında Türkiye'ye hazirana kadar süre verildiği, aksi halde gelişmekte olan ülkeler sınıfından sınırdaki riskli ülkeler arasına konabileceği yönünde bir açıklama yapıldı. Yazar bunun iki nedenini sıraladı: büyük vurgun ve kriz ile bunu çözecek umut verici bir yol haritasının bulunmaması.
Balbay, fon vurgununda "üçlü hukuk" bulunduğunu da öne sürdü. Yazara göre bir grup "yakalanırsanız sizi tanımıyoruz" muamelesi görecek; şirket yöneticileri, uzmanları ve kamudaki bazı eski yöneticiler bu gruba giriyor. İkinci grup hiçbir şekilde dokunulmayacak kişilerden, üçüncüsü ise kamuoyunu tatmin etmek için dokunulacak ama arkası güçlüyse geri adım atılacak isimlerden oluşuyor.
Bakırköy ve Sarıgül
Madalyonun öteki yüzünde suçun kitleselliği olduğunu yazan Balbay, Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu'nun üç belediye başkanıyla birlikte YENİ Parti'ye geçeceği ve törenin Bakırköy'de yapılacağı gün operasyon düzenlendiğini hatırlattı. 68 kişi hakkında gözaltı kararı verildi; bunların arasında Ovalıoğlu'nun babası ve dayısı da var. Suçlamalar ihaleye fesat karıştırmakla başlayıp rüşvet ve irtikapla sürüyor.
Yazar, babanın bir dükkânda üç kişiyle konuşurken çekilen fotoğrafının hemen ardından "rüşvet pazarlığı" suçlamasının hazırlandığını yazdı. Fon soruşturmasında Fatma Betül Sayan Kaya başta olmak üzere ifade verenlerin adliyeye ne zaman gittiğinin, nereden girdiğinin ve ne söylediğinin bilinmediğini, Bakırköy'de ise iddiaların ilk andan itibaren karar hükmüymüş gibi sunulduğunu savundu.
Balbay, Mustafa Sarıgül'ün YENİ Parti'den istifa ettiğini ve sonunda aklanıp geri döneceğini söylediğini hatırlatarak, gerçeğin bir an önce ortaya çıkarılması gerektiğini yazdı. Dosya üzerinden başka bir siyasi hesap yapılıyorsa bunun da dosya kadar vahim olacağını ekledi.