Bakırköy Gazetesi'ndeki yazı, belediye soruşturmasının yalnızca siyasi operasyon iddialarıyla tartışılmasını eleştirdi; soruşturmanın konusunun, delillerin ve kamu zararı tespitinin açıklanmasını istedi.
Bakırköy Gazetesi'nde yayımlanan bir yazı, Bakırköy Belediyesi'ne yönelik soruşturmanın yalnızca siyasi operasyon iddiaları üzerinden tartışılmasını eleştirdi. Yazıda ilçedeki siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin sessizliği sorgulandı; soruşturmanın konusunun ve dayandığı delillerin açıklanması istendi.
Sessizlik sorusu
Yazar, partilerin ve sivil toplum örgütlerinin belediyeyle ilişkileri bozulacak kaygısıyla mı konuşmadığını sordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, yolsuzluk yapanların kim olursa olsun karşısında durduklarını ve bunu yapanın cezasını çekeceğini söylediğini de hatırlattı.
Yanıt bekleyen sorular
Yazıya göre başkan yardımcılarına, müdürlere ve personele yönelik adli işlemler gündemde. Yazar, soruşturmanın konusunun ne olduğunu, hangi iddiaların araştırıldığını ve bu iddiaları hangi somut delillerin desteklediğini sordu. Belediye yönetimindeki karar ve onay süreçlerinin incelenip incelenmediği, iddialara konu işlemlerde kimlerin hangi yetkilere sahip olduğu ve kamu zararına dair bir tespit bulunup bulunmadığı da yazıdaki sorular arasında yer aldı.
Başkanın yakınlarına dair iddialar
Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu'nun babası ve dayısına ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialar varsa bunların resmî belgelerle ortaya konulması gerektiği belirtildi. Yazar, akrabalık bağının tek başına suç ya da sorumluluk anlamına gelmediğini, ancak somut bir iddia ortaya konmuşsa bunun hukuk çerçevesinde netleştirilmesi gerektiğini savundu. Başkan yardımcılarının, müdürlerin ve çalışanların görev ve yetkilerinin de kişi bazında değerlendirilmesini istedi.
Siyasi operasyon iddiasına da delil şartı
Yazar, soruşturmanın siyasi amaçla yürütüldüğü yönündeki iddianın da somut verilerle desteklenmesi gerektiğini yazdı. Öte yandan yolsuzluk, rüşvet ya da ihaleye fesat karıştırma iddialarının siyasi tartışmalarla geçiştirilemeyeceğini belirtti. Hukukta ölçünün siyasi kimlik değil delil olduğunu vurgulayan yazar, kimsenin yalnızca siyasi görüşü ya da yakınlığı yüzünden suçlanamayacağını, hiçbir makamın da siyasi kimliğine dayanarak soruşturma dışında kalmayı isteyemeyeceğini ifade etti. Yazı, masumiyet karinesinin gözetilmesi ve gerçeğin ortaya çıkması çağrısıyla sona erdi.