3 saat önce

Türkiye'nin KKTC'ye uzanacak doğal gaz hattına GKRY BM'de itiraz etti; Karşı tarafta Atina ve Rum yönetiminin elektrik kablosu rotası Ankara'nın itirazıyla karşılaşıyor.

Doğu Akdeniz'de iki enerji altyapısı projesi, deniz yetki alanlarına dair eski tartışmayı yeniden alevlendirdi. Türkiye, Mersin'den KKTC'ye uzanacak denizaltı doğal gaz hattı üzerinde çalışıyor; Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ise AB destekli bir elektrik kablosunun peşinde. Para Analiz'in aktardığına göre iki taraf, rotaları ve bu rotalara eşlik eden deniz taramalarını hukuki gerekçelerle birbirine karşı çıkarıyor.

Mersin'den KKTC'ye doğal gaz hattı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, projenin ilerlediğini duyurdu. Hat Mersin'in Anamur ilçesinden çıkıp Teknecik Elektrik Santrali'nde son bulacak; uzunluğu 101 kilometre, hedeflenen işletme yılı 2028. Ankara'ya göre hat, Kuzey Kıbrıs'ta elektriğin doğal gazla üretilmesini mümkün kılacak, tedarik güvenliğini artıracak ve maliyeti azaltacak. Türkiye, bu elektriğin ileride adanın güney yarısına da satılabileceğini belirtiyor.

Hat çift yönlü çalışacak biçimde tasarlanıyor. Ankara, bölgede yeni gaz yatakları devreye girerse akışın ters çevrilebileceğini ve gazın Türkiye üzerinden Avrupa pazarına ulaşabileceğini öngörüyor. Ticari kullanım ise yeni rezervlere ve gerekli anlaşmalara bağlı.

GKRY'den BM'ye mektup

GKRY, Türkiye ile KKTC'nin imzaladığı mutabakat zaptını hukuksuz buluyor. Daimî Temsilci Maria Michael, BM Genel Sekreteri'ne yazdığı resmî mektupta, aralarında Oruç Reis'in bulunduğu dört Türk gemisinin kendi münhasır ekonomik bölgesi ve kıta sahanlığı saydığı sularda izinsiz deniz tabanı haritalaması yaptığını ileri sürdü. Rum yönetimine göre bu çalışmalar UNCLOS'a aykırı; yönetim ayrıca Ankara'nın adanın kuzeyinde geri döndürülmesi güç bir fiilî durum yaratmayı hedeflediğini iddia ediyor. Türkiye ise KKTC'yle enerji alanındaki iş birliğini meşru görüyor.

1,9 milyar euroluk Great Sea Interconnector

Karşı hamle Yunanistan ve GKRY'den geliyor: Great Sea Interconnector (GSI) denizaltı elektrik bağlantısı yaklaşık 1,9 milyar euro, yani 2,1 milyar dolar tutuyor. Kablo, Yunan şebekesini Girit aracılığıyla GKRY'ye, sonraki adımda da İsrail'e bağlayacak. Hedef, Kıbrıs'ın AB içinde elektrik ağına bağlanamamış tek üye olmaktan çıkması. Arz güvenliği, tüketici maliyetleri ve yenilenebilir enerji kullanımı da projenin gerekçeleri arasında. Avrupa Komisyonu, GSI'yi Ortak Çıkar Projeleri kapsamında destekliyor.

Ankara'nın itirazı: kıta sahanlığı

Türkiye, rotanın bazı kesimlerinin kendi kıta sahanlığı saydığı alandan geçtiğini savunuyor ve Avrupalı araştırma gemilerine karşı NAVTEX ilan ediyor; Fransız bayraklı Abeille Marengo'nun çalışmaları bunlardan biri. Ankara'nın dayanakları arasında Libya'yla 2019'da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı da yer alıyor; Yunanistan ve GKRY bu mutabakattan doğan talepleri tanımıyor.

Atina'nın yanıtı ve Fidan'ın diyalog mesajı

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, uluslararası sularda kablo döşemek için Ankara'nın iznine gerek olmadığı, faaliyetlerin deniz hukukuna uygun yürütüleceği görüşünde. Bakan Hakan Fidan ise NAVTEX koordinasyonuna dair yapılan doğrudan görüşmelerle durumun oturduğunu belirtti. Para Analiz'e göre teknik düzeydeki bu ilerleme, temel yetki alanı sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmiyor.

Son güncelleme07.11.2026 17:54
Kaynak Para Analiz
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
15 dakika önce

Burhanettin Duran, TRT World Forum'daki oturumda algoritmaların editörlerin yerini aldığını söyledi; dijital egemenliğin Türkiye için de önemli bir mesele olduğunu belirtti.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 10'uncu yılında yapılan TRT World Forum'da dijital medyanın geleceğini, yapay zekayı ve algoritmaların toplumlar üzerindeki etkisini ele aldı. İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve "Algoritmik Çağda Kontrol Kimde?" sorusunu soran oturumda konuşan Duran, küresel haber dolaşımını yöneten sistemlerin gitgide daha az şeffaf hale geldiğini söyledi.

Editörlerin yerini algoritmalar aldı

Duran, eskiden yayın kararlarının mesleki sorumluluğu bulunan ve hesap verebilen insan editörlerce verildiğini anımsattı. Bu denetim görevini artık algoritmaların yürüttüğünü söyleyen Duran, sahada büyük emekle hazırlanan bir haberin, bir algoritma yüzünden ihtiyacı olan okura ulaşamayabileceğini; oysa kışkırtıcı ve yanıltıcı içeriğin dakikalar içinde kıtaları dolaşabildiğini anlattı. Arkasında ticari ve siyasi çıkarlar bulunan bu sistemlerin, toplumların ne düşüneceğini biçimlendirme riski taşıdığını belirtti.

Dijital egemenlik vurgusu

Duran, büyük teknoloji şirketlerinin güç kazanmasını "tekno-feodalizm" olarak adlandırdı. Ona göre bir avuç uluslararası firma, milyarlarca kişinin haberleştiği ve bilgi edindiği mecraları elinde tutuyor. Teknolojik gelişmeye ve yeniliğe karşı olmadıklarını söyleyen Duran, bu gelişmenin insan haklarına, değerlere ve tercih özgürlüğüne hizmet etmesi gerektiğini ifade etti.

Meseleyi Türkiye için bir dijital egemenlik konusu olarak da tanımlayan Duran, şöyle konuştu: "Milletimiz, verilerini koruyacak, kültürel kimliğini muhafaza edecek ve kendi hikayesini dünyaya anlatacak kapasiteye sahip olmalıdır."

Üç temel ilke

Teknolojinin insanlığa hizmet etmeye devam etmesi için Duran'ın önerdiği ilkeler arasında hesap verebilirlik, dağıtımda adalet ve çoğulculuk yer aldı. Dijital dünyanın geleceğinin birkaç güçlü aktöre bırakılamayacağını söyleyen Duran, uluslararası siyasette aranan hakkaniyetin dijital alanda da geçerli olması gerektiğini kaydetti. Duran'a göre farklı kültürlerin, dillerin ve toplumların küresel bilgi ortamında adil temsil edilmesi bir temel haktır.

Gazze örneği ve gazetecilerin bedeli

Bilgi akışındaki adaletsizliği Gazze üzerinden anlatan Duran, kriz bölgelerinde çalışan Türk gazetecilerin ve kamu yayıncılarının ağır bir bedel ödediğini söyledi. Haber peşindeyken yaşamını yitiren ya da uzvunu kaybeden gazetecilerin özverisini anan Duran, saha görüntülerinin ve kanıtların büyük dijital platformlarca bilerek sınırlandırıldığını veya silindiğini öne sürdü. Gerçek görünmez kılındığında dezenformasyonun güçleneceğini söyleyen Duran, denetimin her zaman düşünüp değerlendirebilen, doğruyu savunan ve sorumluluk alabilen insanlarda kalması, teknolojiye de insani ve etik bir yön verilmesi gerektiğini ekledi.

Son güncelleme07.11.2026 21:29
Kaynak Nirvana Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu