48 dakika önce

Erdoğan, emeklilere yönelik yasal düzenlemeyi yıl sonuna kadar hayata geçirmeyi umduklarını söyledi. Kulis bilgilerine göre yaş ve çalışma durumuna göre farklı artış formülleri tartışılıyor; kesin model yok.

Emekli aylıklarına yönelik ek iyileştirme için yaş ve çalışma durumuna göre farklı formüller değerlendiriliyor. Bodrum Haber'in derlediği kulis bilgilerine göre 65 yaş ve üzerindeki emeklilere daha yüksek artış yapılması ihtimali masada. Ancak artışın oranı, kapsamı ve yaş sınırı henüz belirlenmedi; kamuoyuna açıklanmış kesin bir model bulunmuyor.

Erdoğan: Yıl sonuna kadar hedefliyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Ekim'deki Kabine Toplantısı'nın ardından emeklilerin yaşadığı ekonomik zorlukların farkında olduklarını söyledi. Erdoğan, 2027 bütçesinde emeklilerin durumunu iyileştirecek mali imkânı oluşturduklarını belirtti. Gerekli yasal düzenlemenin adalet ve hakkaniyet çerçevesinde, TBMM'nin takdiriyle yıl sonuna kadar yürürlüğe girmesini ümit ettiklerini ifade etti.

A Haber'in aktardığı seçenekler

A Haber Parlamento Şefi Tülay Ağaoğlu, AK Parti kaynaklarına dayandırdığı haberinde seyyanen zam ya da refah payı seçenekleri üzerinde çalışıldığını yazdı. Aynı haberde 65 yaşın üzerindekilere daha yüksek artış verilmesi ve çalışan emeklilerle çalışmayanların ayrı değerlendirilmesi ihtimalleri yer aldı. Bu başlıkların henüz karara bağlanmış bir uygulama olmadığı belirtiliyor.

Milliyet: Eşik 60 yaşa inebilir

Milliyet'in Ankara kaynaklarına dayanan haberine göre ilave iyileştirmede öncelikli yaş grubunun 65 yerine 60 yaşından başlatılması da seçenekler arasında. Bu seçenek de resmen duyurulmuş değil.

Netleşmeyen noktalar

Çalışan emekliler için daha düşük, çalışmayanlar ya da belirli bir yaşın üzerindekiler için daha yüksek artış uygulanacağı yönünde açıklanmış bir tarife bulunmuyor. Düzenlemenin kapsamı, ödeme tutarları ve yürürlük tarihi, hazırlanacak yasal metin ve yapılacak resmî açıklamalarla belli olacak. Bodrum Haber, 2027 için planlanan düzenlemenin milyonlarca emekliyi yakından ilgilendirdiğini, enflasyona bağlı artışın yanında ilave destek seçeneklerinin de değerlendirildiğini yazdı.

Kaynakbodrumhaber.com
Son güncelleme31.10.2026 10:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

30 Ekim tarihli 11943 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'yla Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait iki taşınmaz özelleştirme programına alındı. Satışın 31 Aralık 2028'e kadar tamamlanması hedefleniyor.

30 Ekim 2026 tarihli ve 11943 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'yla özelleştirme programına alınan taşınmazların, varlık satışı yöntemiyle özelleştirilmesine karar verildi. Kararın ekindeki listede İzmir'den iki arazi yer alıyor.

Buca ve Menemen'deki araziler

Listedeki taşınmazlardan biri Buca'nın Karacaağaç Mahallesi'nde, 170 ada 25 parselde bulunuyor. İzmir Aydın Otoyolu Caddesi üzerindeki arazi 12 bin 962 metrekare büyüklüğünde ve tapuda tarla olarak kayıtlı. Diğeri ise Menemen'in Türkelli Mahallesi'ndeki 1749 parsel numaralı, 4 bin 750 metrekarelik arazi; tapuda mera olarak geçiyor. İki taşınmazın da tamamı Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) mülkiyetinde.

Süre ve gelirin kullanımı

Karara göre özelleştirme işlemlerinin 31 Aralık 2028'e kadar tamamlanması hedefleniyor. Süreç bitene dek taşınmazların ve üzerindeki yapıların bakım, onarım ve işletilmesi KGM tarafından sürdürülecek, bu dönemde elde edilecek gelirler de KGM'ye bırakılacak.

Satıştan sağlanan gelirden özelleştirme giderleri düşüldükten sonra kalan tutar KGM hesabına aktarılacak. Bu kaynağın, taşınmazlar üzerindeki tesislerin taşınmasında, yeni yapıların inşasında, mevcut yapıların bakım ve güçlendirilmesinde, deprem bölgesindeki ve deprem riski taşıyan illerdeki KGM tesislerinin yenilenmesinde ayrıca bölünmüş yol, devlet yolu ve il yolu yapım, bakım ve kamulaştırma çalışmalarında kullanılması öngörülüyor.

KaynakEge'de Sonsöz
Son güncelleme31.10.2026 09:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
4 saat önce

31 Ekim tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi üç bakanlığın teşkilatını değiştirdi. 105 yeni kadro ihdas edilirken iki kadro iptal edildi.

Resmi Gazete'nin 31 Ekim 2026 tarihli sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar ile Sanayi ve Teknoloji bakanlıklarının teşkilat yapısını değiştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasını taşıyan 16 maddelik düzenleme yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle üç bakanlıkta açılan kadro sayısı 105'e, kaldırılan kadro sayısı ikiye ulaştı.

İçişleri'nde 112 genel müdürlüğü

İçişleri Bakanlığı bünyesinde 112 Acil Çağrı ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü kuruldu. Yeni birim kamu düzeni, güvenlik, sağlık, afet ve olağanüstü hallere ilişkin acil çağrıların alınması, değerlendirilmesi ve ilgili kurumların olay yerine yönlendirilmesinden sorumlu olacak. Acil müdahale hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesi, kurumlar arası koordinasyon ve hizmet kalitesinin artırılması da görevleri arasında. Genel müdürlüğe ulusal operasyon merkezleri, iletişim sistemleri ve yapay zekâ destekli karar mekanizmaları kurma görevi de verildi.

Düzenlemeyle illerde İl 112 Acil Çağrı ve Koordinasyon Müdürlükleri oluşturulması hükme bağlandı. Mevcut 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü kadroları İl 112 Acil Çağrı ve Koordinasyon Müdürü olarak değiştirildi; bu kadrolarda çalışan yöneticilerin ayrıca bir işleme gerek kalmadan yeni unvanlarına atanmış sayılacağı belirtildi.

Kararname İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatına toplam 98 yeni kadro getiriyor. Merkez teşkilatında 1 genel müdür, 4 daire başkanı ve 12 şube müdürü olmak üzere 17 kadro açıldı. Taşrada ise farklı derecelerde toplam 81 şube müdürü kadrosu ihdas edildi.

Enerji ve Sanayi'de Bilgi Teknolojileri

Enerji ve Tabii Kaynaklar ile Sanayi ve Teknoloji bakanlıklarında Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlükleri kuruldu. Yeni birimler bilişim altyapısı, siber güvenlik, yapay zekâ, büyük veri, dijital dönüşüm ve bilgi sistemlerinin geliştirilmesi çalışmalarını yürütecek. Enerji Bakanlığındaki genel müdürlüğün sorumluluklarına kritik enerji altyapılarının haberleşme ve siber güvenliğinin sağlanması da girdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı merkez teşkilatında bir Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü ile üç daire başkanından oluşan dört kadro açıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında ise bir genel müdür ve iki daire başkanı olmak üzere üç yeni kadro ihdas edildi. Her iki bakanlıkta birer Bilgi İşlem Dairesi Başkanı kadrosu iptal edildi. Yeni genel müdürlükler, bakanlıkların dijital altyapılarını geliştirecek, bilgi güvenliği politikalarını oluşturacak ve teknolojik dönüşüm çalışmalarını yürütecek. Düzenlemede yapay zekâ destekli karar sistemleri, büyük veri analizi ve bilişim güvenliği alanlarında da görevler tanımlandı.

KaynaklarAnkara Haber, Borsanın Gündemi
Son güncelleme31.10.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
4 saat önce

Cumhuriyet yazarı İlknur, Bakü'nün tavrını eleştirme hakkı olmadığını, asıl rahatsızlığın Ankara'nın üsten bakan yaklaşımından kaynaklandığını savundu.

Cumhuriyet yazarı Miyase İlknur, köşesinde Türkiye ile Azerbaycan arasındaki krizi ele aldı. İlknur'a göre Bakü'nün kendi toprağındaki bir düzenlemeye ilişkin aldığı karar Ankara'nın hoşuna gitmeyebilir, ancak Türkiye'nin bunu eleştirme hakkı yok. Yazar, sayısı bilinmeyen danışmanlardan birinin sarf ettiği bir sözün iki ülke arasında krize yol açtığını, bunun belki de bardağı taşıran son damla olduğunu yazdı.

'Savaşı bizim sayemizde kazandılar' tavrı

İlknur, Karabağ savaşı sırasında Azerbaycan'a parayla satılan insansız hava araçlarının sürekli hatırlatılmasının ve "savaşı bizim sayemizde kazandılar" yönündeki havanın, Azerilerin zaferini küçümsemek anlamına geleceğinin düşünülmediğini savundu. Yazara göre amaç, dış politikadaki bölgesel her olayı iç politikada kullanmak.

Yazar, Azerbaycan'ın İsrail'le iyi ilişkilerinin sır olmadığını da hatırlattı. İran'ın, ülkesindeki yoğun Azeri nüfus yüzünden gelecekte birleşik bir Azerbaycan kurulmasından çekindiği için Bakü'ye mesafeli durduğunu, hatta Ermenistan'ı desteklediğini yazan İlknur, bunun karşılığında Azerbaycan'ın İran'ın en büyük düşmanı İsrail'le askeri ve ticari ilişkilerini geliştirdiğini belirtti. İlknur, yakın zamana kadar Erdoğan yönetimindeki Türkiye'nin de İsrail'le arasının çok iyi olduğunu, bağımsız bir ülkenin Ankara'nın dostlarıyla dost, düşmanlarıyla düşman olmasının beklenemeyeceğini ekledi.

Başörtüsü kararı ve eşitlik ilkesi

Başörtüsü konusunda Azerbaycan'ın aldığı kararın o ülke halkının meselesi olduğunu söyleyen İlknur, demokrasi ve insan hakları gerekçelerinin anlamı olmadığını savundu. Aksi halde Türkmenistan gibi çok sert yönetilen ülkelere neden bir şey söylenmediğinin sorulabileceğini yazdı. Yazara göre Azerbaycan'ı asıl rahatsız eden, Türkiye'nin kendisini Türki cumhuriyetlerin ağabeyi gören, üsten bakan tutumu. İlknur, karşıdaki ülkenin gücü ne olursa olsun uluslararası ilişkilerde eşitlik ilkesinin geçerli olduğunu vurguladı.

İlknur, bu yaklaşımın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarını bile Türkiye'den soğuttuğunu öne sürdü. Yazara göre itirazlara "maaşınızı bile biz veriyoruz" ya da "suyunuz bile yok" gibi sözlerle karşılık veriliyor.

Tarihsel çizgi

İlknur, sağ iktidarların İslam ülkeleri ve Türk cumhuriyetleri üzerinde ağabeylik ya da hamilik yapma isteği yüzünden ilişkilerin hep inişli çıkışlı olduğunu yazdı. Osmanlı'nın mirasçısı gibi davranma alışkanlığı bırakılmazsa benzer krizlerin süreceğini savunan yazar, bu çizginin Menderes'le başlayıp Özal ve Erdoğan dönemlerinde arttığını belirtti. Örnek olarak Menderes'in Ortadoğu NATO'su girişimini ve Süveyş krizinde İngiltere ile Fransa'nın politikalarını desteklemesini, Refah-Yol döneminde ise Özbekistan Devlet Başkanı Kerimov'a yönelik darbe girişiminde bulunan radikal İslamcıların Türkiye'de ağırlanmasını andı. İlknur yazısını, Azerbaycan atasözünü hatırlatarak bitirdi: "Helva helva demekle ağız şirin olmaz".

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme31.10.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
4 saat önce

BirGün'e göre Aliyev'in TDT zirvesine katılmamasının ardından Bakü'den bir adım daha geldi. Macaristan'dan da zirveye katılım olmadı.

BirGün'ün haberine göre Türkiye ile Azerbaycan arasındaki gerilim, Aliyev'in Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) zirvesine son anda gelmekten vazgeçmesinin ardından yeni bir boyut kazandı. Bakü, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği yarışında Ankara'nın gündeme getirmeyi planladığı Feridun Sinirlioğlu yerine Birleşik Arap Emirlikleri'nin adayını destekleyeceğini duyurdu.

Bakü'den BAE adayına destek

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aykhan Hajizada, BAE Devlet Bakanı Lana Zaki Nusseibeh'i Nusseibeh'in BM Genel Sekreterliği'ne aday gösterilmesi çabasını memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Görev süresi yıl sonunda dolacak olan Antonio Guterres'in yerine Türkiye'nin AGİT Genel Sekreteri Sinirlioğlu'nu yarışa sokmayı düşündüğü belirtiliyor. BirGün, Erdoğan'ın TDT'nin desteğini güvence altında gördüğü bir sırada Bakü'den gelen bu çıkışın dikkat çektiğini yazdı.

Erdoğan: Ayrılığa yer yok

Erdoğan, Aliyev'in katılmadığı 13. TDT Devlet Başkanları Konseyi zirvesinde konuştu. "Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur" diyen Erdoğan, kardeşlik vurgusu yaptı. BirGün'e göre buna rağmen iki ülke arasında okullardaki kıyafet düzenlemesiyle başlayan gerilim, kontrol altına alma çabalarına karşın sürüyor. Aliyev'in Ankara ziyaretini bir önceki akşam son dakikada iptal ettiği aktarıldı.

APA'nın iddiaları

Azerbaycan'a yakın APA Haber Ajansı, "Cumhurbaşkanı Aliyev Türkiye'ye neden gitmedi?" başlıklı analizinde ikili ilişkilerde ciddi bir güven sorunu bulunduğunu ileri sürdü. Analize göre başörtüsü meselesi Türkiye'de kimi yayın organlarınca ve sosyal medya hesaplarınca çarpıtıldı; tartışma Arap ülkelerinin medya gündemine de taşındı ve bu durum Azerbaycan'a yönelik olumsuz algıyı güçlendirdi.

APA'nın analizinde Azerbaycan'a yönelik kampanyaların arkasında iktidardaki AK Parti ile ilişkili olduğu öne sürülen İslamcı ve Nurcu çevrelerin bulunduğu iddia edildi. Aynı analiz, Türkiye toplumunun ciddi bir kutuplaşma yaşadığını ve iktidarın siyasi hedefleri doğrultusunda radikal dini eğilimlere alan açtığını savundu. Türkiye'deki bazı çevrelerin Azerbaycan'ın dış politikasını Ankara'nın beklentilerine göre şekillendirmesini istediği, bunun da ülkenin egemenliğini görmezden geldiği de analizde öne sürülen görüşler arasında yer aldı.

Macaristan da zirvede yoktu

BirGün, zirvede yalnızca Aliyev'in eksik olmadığını da yazdı. Gözlemci üye Macaristan'ın bayrağı aile fotoğrafında yer almasına rağmen Budapeşte'den liderler düzeyinde katılım olmadı. Haberde, Erdoğan'ın yakın dostu olarak anılan Viktor Orban'ın zirvelerin düzenli katılımcısı olduğu, ancak Orban'ın nisan ayında koltuğunu kaybettiği hatırlatıldı. Başbakan Peter Magyar liderliğindeki yeni Macar hükümetinin zirveye önem vermediği ve böylece Erdoğan'la arasına resmi bir mesafe koyduğu yorumu yapıldı.

Kaynakbirgun.net
Son güncelleme31.10.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
5 saat önce

Kocatepe Gazetesi yazarı Muharrem Günay, Aliyev'in Ankara'daki TDT zirvesine gelmemesine ilişkin 'soğukluk' yorumlarını yanıtladı; Erdoğan-Aliyev arasında karşılıklı bir ziyaret önerdi.

Kocatepe Gazetesi yazarı Muharrem Günay, "Bir Ananın İki Evladı: Diplomaside Protokol ve Gerçekler" başlıklı köşe yazısında, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Ankara'daki Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) zirvesine katılmamasının ardından yapılan yorumları ele aldı. Günay'a göre sosyal medyada "Aliyev sitem mi etti?" ve "Bakü ile Ankara arasında soğuk rüzgârlar mı esiyor?" gibi sorular üzerinden senaryolar üretiliyor. Azerbaycan zirvede Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov tarafından temsil edildi.

Temsil düzeyi üzerine yorum

Günay, zirve diplomasisinin heyecanlı sosyal medya paylaşımlarıyla değerlendirilemeyecek denli kurumsal işlediğini savundu. Yazara göre devlet başkanlarının takvimleri bazen yıllar öncesinden planlanıyor; bölgesel krizler, iç siyaset dinamikleri ya da program çakışmaları liderlerin çok taraflı zirvelere gitmesini engelleyebiliyor. Günay'a göre zirvede bakan düzeyinde temsil, ev sahibine yönelik bir yaptırım sayılamaz.

Yazar, örnek olarak 2024'te Şuşa'da yapılan gayriresmî TDT zirvesini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın o toplantıya katılmadığını, Avrupa Futbol Şampiyonası'ndaki Hollanda maçı için Berlin'e gittiğini ve Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın temsil ettiğini yazdı.

Kardeşlik vurgusu ve öneri

Günay, Azerbaycan ile Türkiye'nin ortak tarih ve kan bağıyla bağlı olduğunu belirterek ilişkilerin sosyal medyadaki paylaşımlara ve "algı operasyonlarına" kurban edilmemesi gerektiğini yazdı. Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Reşad Aslanov'un MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaretini de ikili bağların canlılığının göstergesi olarak değerlendirdi.

Yazar, spekülasyonları sona erdirmenin en kısa yolunun Erdoğan ile Aliyev arasında karşılıklı bir ziyaret olduğunu savundu. Aliyev'in Ankara'ya davet edilmesini ya da Erdoğan'ın Bakü'ye gitmesini öneren Günay, liderler arasında böyle bir görüşmenin bir an önce yapılmasını temenni etti.

KaynakKocatepe Gazetesi
Son güncelleme31.10.2026 05:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
9 saat önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TDT'nin Ankara zirvesinde Gazze'ye yardım ve yeniden imar çağrısı yaptı; İran'daki gerilimin diplomasiyle çözülmesini istedi, ortak uydu ve yapay zekâ projelerini gündeme getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da toplanan Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Zirvesi'nde Gazze'yi Türk dünyasının öncelikli gündemi olarak andı, İran hattındaki gerilimin diplomasiyle çözülmesini istedi. Konuşmasında ayrıca ticaret koridorlarından siber güvenliğe, ortak uydudan yapay zekâya uzanan bir iş birliği listesi sıraladı.

Gazze için yardım ve yeniden imar çağrısı

Erdoğan, Gazze'deki insani krizin teşkilat üyeleri açısından öncelikli başlıklardan biri olduğunu söyledi. Abluka altındaki bölgeye yardımların hızla ulaştırılmasını ve yeniden imar çalışmalarının gecikmeden başlamasını istedi. Filistin sorununa da değinen Erdoğan, Filistin'in 1967 sınırlarında, Doğu Kudüs'ü başkent edinmiş, egemen ve bağımsız bir devlet olarak kurulması gerektiğini vurguladı. Türk devletlerinin adil ve kalıcı barış için uluslararası sahada daha çok girişimde bulunmasını önerdi.

İran gerilimine diplomasi vurgusu

Bölgesel güvenliğe de değinen Erdoğan, İran hattında son dönemde yükselen askeri gerilimin diplomatik kanallara taşınmasını temenni ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı, krizlerin hiçbir tarafa yarar getirmeyeceğini söyledi; yükselen gerginliğin dünya ekonomisini, enerji güzergâhlarını ve ticaret yollarını tehdit ettiğini kaydetti. Erdoğan, bir gün önce ABD Başkanı Donald Trump'la telefonda görüştüğünü de konuşmasında hatırlattı. 200 milyonu aşan nüfusu temsil eden teşkilatın alacağı kararların küresel dengelerde daha etkin bir rol sağlayacağını ifade etti.

Gaspıralı'nın şiarından iş birliği gündemine

Zirvenin teması, Kırım Tatarı düşünür İsmail Gaspıralı'nın ünlü şiarından geliyor. Erdoğan, dilde birliğin tercümana gerek kalmadan doğrudan iletişim kurmayı sağladığını, fikirde birliğin ortak vizyonda buluşmak anlamına geldiğini söyledi. Bunların iş birliğiyle tamamlanması gerektiğini ekledi. Erdoğan, Hazar üzerinden geçen Orta Koridor'un geleceğin ticaretini biçimlendirecek stratejik bir hat olduğunu söyledi. Kritik altyapıların korunmasında siber güvenliğin artık temel ihtiyaç sayılabileceğini belirten Cumhurbaşkanı, üyelerin bu alanda bir mutabakat zaptını vakit kaybetmeden imzalaması gerektiğini ifade etti.

Ortak uydu, e-ticaret ve Türkçe dil modeli

Teknoloji başlığında Erdoğan, teşkilatın uydu çalışmasına hız verilmesini istedi. Üyelerin pazarlarını bir araya getirecek ortak bir e-ticaret platformu önerisini de yineledi. Dijital çağda geride kalınmaması gerektiğini söyleyen Erdoğan, Oğuz, Kıpçak ve Karluk kollarını kapsayacak bir "Büyük Türkçe Dil Modeli" geliştirilmesini önerdi. Yapay zekâ konusundaki ortak adımların teşkilatı geleceğe taşıyacağını söyledi.

KaynakDaily Ummah
Son güncelleme31.10.2026 01:08
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
11 saat önce

BBC News Azerbaycanca, Aliyev'in TDT zirvesine gelmemesini başörtüsü krizinin yanı sıra Day.az'ın 'yedek fon' çıkışı ve milyarlarca dolarlık ekonomik bağlarla ele aldı.

Ankara'daki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılmayan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in yokluğu, iki ülke arasındaki gerilimin başörtüsü tartışmasından ibaret olmayabileceği sorusunu gündeme getirdi. BBC News Azerbaycanca'ya göre Ekim ayında tırmanan krizin arka planında para ve egemenlik meselesi de var.

Silah fiyatlarından danışmanın istifasına

BBC'nin aktardığına göre gerginlik, okullarda başörtüsü meselesi ve Azerbaycan'ın BM'deki bir konuşma sırasında salondan çıkmamasıyla başladı. Azerbaycan'ın okul üniformalarına ilişkin kuralları değiştirmesinin ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral bu adımı kabul edilemez olarak niteledi. Erdoğan da BM kürsüsünde başörtüsünü yasaklayan ülkeleri eleştirdi. Saral sonradan istifa etti.

Ardından Aliyev, partisinin kongresinde Bakü'nün dışarıdan talimat almayacağını vurguladı. Silahların tamamını dünya piyasa fiyatlarından satın aldıklarını, bazı durumlarda katları fiyat teklif edildiğini anlattı. Türkiye'nin adı anılmadı, ancak hükümete yakın yorumlarda bu sözler Ankara'ya gönderme olarak okundu. Süreç, Azerbaycan'ın 31 Türk vatandaşına giriş yasağı getirmesiyle sürdü.

Day.az'ın "yedek fon" çıkışı

Hükümete yakın Day.az sitesi 18 Ekim'de yayımladığı makalede, Azerbaycan bütçesinin Ankara'nın başvurabileceği bir yedek kaynak olmadığını savundu. Makale, SOCAR'ın Türkiye yatırımlarını ve Türk şirketlerinin Karabağ'daki projelerini sıraladı, 2018'de Türkiye'ye mali destek veren Katar'ı hatırlattı. "Kardeşler, evet. Cüzdan, hayır" ifadesini kullanan site, "iki devlet" söyleminin ayrı egemenlik ve ayrı bütçe demek olduğunu ima etti.

BBC, yazıdan Bakü'nün mesajının şöyle okunabileceğini yazdı: Bakü, Türkiye'de büyük yatırımcı ve yakın müttefik olarak kalmak istiyor, ancak Ankara'nın mali destekçisi rolünü üstlenmeyi reddediyor. Konuyu henüz yetkililer gündeme getirmedi.

Milyarlarca dolarlık karşılıklı bağımlılık

Azerbaycan'ın devlet şirketi SOCAR, Türkiye'de en çok yatırım yapan yabancı kuruluş konumunda. Şirketin Türkiye yönetimine göre enerji, petrokimya ve lojistikteki toplam yatırım 18 milyar doları aşıyor. STAR rafinerisi (maliyeti yaklaşık 7 milyar dolar) ve Petkim başlıca varlıklar arasında ve şirketler grubu yaklaşık 5 bin kişi istihdam ediyor.

Bağımlılık tek yönlü değil. Türkiye, Azerbaycan gazını Avrupa'ya taşıyan kilit geçiş ülkesi; Azerbaycan ise Türkiye'ye gaz satan önemli tedarikçilerden. Taraflar haziranda 15 yıllık bir sözleşme imzaladı ve 2029'dan başlayarak Absheron sahasından Türkiye'ye 33 milyar metreküp gaz akacak.

2022'deki 1 milyar euroluk mevduat

BBC meselenin kökünü 2021-2022'ye götürüyor. Lira hızla değer kaybederken Ankara merkez bankası takas anlaşmaları arıyordu. Middle East Eye'a konuşan iki Türk yetkili, ocak 2022'de Azerbaycan'la 1 milyar euroluk bir takas anlaşmasının haftalar içinde imzalanabileceğini belirtmişti. Bakü böyle bir görüşmeyi yalanladı. Buna karşın Azerbaycan Petrol Fonu SOFAZ, Merkez Bankası'nda altı aylık 1 milyar euroluk vadeli mevduat açtı ve bunu yatırım stratejisinin parçası diye tanımladı.

BBC'ye göre fark önemliydi: takas anlaşması iki merkez bankası arasında mali yükümlülük doğurur ve siyasi destek mesajı olarak okunabilirdi; vadeli mevduat ise yatırım olarak sunuldu.

Analist: söylentiler yaygın ama spekülasyon

Siyasi analist Şahin Caferli, BBC'ye konuştu. Caferli'ye göre Bakü'de, Ankara'nın iç ekonomik sorunları yüzünden Azerbaycan'dan ek yatırım ve para desteği beklediğine dair dedikodular dolaşıyor. Hükümet yanlısı medyadaki gazetecilerin de bunu konuştuğunu belirten Caferli, resmi bir açıklama bulunmadığını ve iddiaları spekülasyon olarak gördüğünü ifade etti.

Türk yetkililer ilişkiyi yardım ya da borç diye değil, birbirine yapılan yatırımlar, ticaret ve ortak projelerle açıklıyor. Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak geçen sene Bakü'de düzenlenen Türkiye-Azerbaycan Yatırım Forumu'nda ülkelerin birbirinin ekonomisine yatırımı büyütmesini ve üçüncü ülkelerde ortak yatırım yapmasını önermişti. Zirvede Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti.

KaynakBBC
Son güncelleme30.10.2026 23:29
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
12 saat önce

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhiy Tıhıy, Zelenskiy'nin Türkiye ziyareti öncesinde Ankara'nın Karadeniz güvenliğinde ve müzakerelerde kilit rol oynadığını söyledi; gıda ateşkesi için Hakan Fidan'a teşekkür etti.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin Türkiye ziyaretinden önce Kiev'den Ankara'ya açık bir övgü geldi. Açıklama, ziyaret öncesinde yapıldı. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhiy Tıhıy, Türkiye'yi, 2022'den beri barış girişimlerinde elle tutulur sonuç alabilen az sayıdaki ülkeden biri olarak tanımladı. QHA'nın aktardığı açıklamalarda Tıhıy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kişisel diplomasisini de öne çıkardı.

Karadeniz'de gıda ateşkesi

Tıhıy, Ankara'nın hem barış görüşmelerine ev sahipliği yapma hem de Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması'na giden süreci yürütme tecrübesi bulunduğunu hatırlattı. Karadeniz'de tahıl ve gıda akışını güvenceye alacak bir ateşkes için Ankara'nın son günlerde yoğun mesai yaptığını söyleyen sözcü, bunun için Türk tarafına, en çok da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a minnet duyduklarını dile getirdi.

Ukraynalı sözcüğe göre Kiev, mekanizmanın nasıl işleyebileceğine ilişkin önerileri kabul etti. Rusya da aynı yapıyı benimserse Karadeniz'de ateşkesin işlerlik kazanabileceğini söyleyen Tıhıy, Türkiye'nin gerilimin düşürülmesinde kilit rol oynayabileceğini ve oynaması gerektiğini ifade etti. Konunun çok yakın zamanda görüşüleceğini düşündüğünü de ekledi.

Erdoğan'ın kişisel etkisi

Tıhıy'a göre Türkiye, heyet düzeyindeki temaslardan liderler zirvesine dek her seviyede müzakereye zemin olmayı sürdürebilir; Ukrayna da buna hazır. Erdoğan'ın büyük bir nüfuza ve otoriteye sahip olduğunu belirten sözcüye göre Cumhurbaşkanı hem ABD liderine hem de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e doğrudan ulaşıp tutumları aktarabiliyor. Bu yüzden Tıhıy, Erdoğan'ın yerine kimsenin geçemeyeceğini savundu.

Sözcü, Türkiye'nin savaşta barışı hızlandıracak belirleyici bir rol üstlenebileceğine inandıklarını ve bunu memnuniyetle gördüklerini söyledi. Kiev'in diplomasi kanallarında Türk ortaklarıyla yakın iletişimde kaldığını belirterek konuşmasını bitirdi.

KaynakQHA - Kırım Haber Ajansı
Son güncelleme30.10.2026 22:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·12 saat önce

Zelenskiy, Erdoğan'ın daveti üzerine 31 Ekim'de İstanbul'da. Dolmabahçe'deki görüşmede savaş, Karadeniz'in güvenliği ve Kasım'da beklenen müzakere formatları ele alınacak.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daveti üzerine 31 Ekim'de İstanbul'a çalışma ziyareti yapıyor. Görüşmenin gündeminde Rusya-Ukrayna Savaşı, Karadeniz'in güvenliği ve ikili iş birliği var. Ziyaret, Ukrayna, ABD ve Rusya arasındaki üçlü müzakerelerin yeniden başlatılmasının konuşulduğu bir döneme denk geliyor.

Saat 15.30'da Dolmabahçe'de masaya oturulacak

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ziyareti sosyal medya hesabından duyurdu. Duran'ın mesajına göre İstanbul'daki görüşmelerde Türkiye ile Ukrayna arasındaki iş birliğini daha da geliştirecek adımlar ile bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alınacak; savaş ve Karadeniz'deki güvenlik durumu öncelikli başlıklar olacak. Günlük programa göre Erdoğan, saat 14.00'te Rixos Tersane İstanbul'daki 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni'ne katılacak. Zelenskiy ile görüşmesi 15.30'da Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde yapılacak.

Zelenskiy: Türkiye'de önemli görüşmeler olacak

Zelenskiy, günlük görüntülü mesajında ziyarete de değindi. Savaşın sona ermesi için bütün diplomatik imkânların kullanılması yönünde çalıştıklarını söyleyen Ukrayna lideri, “Türkiye'de önemli görüşmeler olacak” dedi. Kasım ayında uzun süredir tartışılan formatlara ulaşılabileceğini öngördüklerini de sözlerine ekledi. Yakın zamanda yeni kararlar hazırladıklarını belirten Zelenskiy, gerçekten destek veren herkese teşekkür etti.

Mesajın büyük bölümü sahadaki duruma ayrılmıştı. Zelenskiy, Rus ordusunun Ukrayna'nın çeşitli bölgelerinde enerji altyapısına hava saldırıları düzenlediğini ve bunun elektrik kesintilerine yol açtığını söyledi; kesintilerin giderilmesi için çalışmaların sürdüğünü bildirdi. Rusya topraklarına yönelik uzun menzilli saldırıları artırmaya ve hava savunma imkânlarını güçlendirmeye odaklandıklarını anlattı. Rusya'nın ilhak ettiği Herson bölgesindeki Oleşki'de ise sivillerin tahliyesini içeren insani operasyonun sürdüğünü kaydetti.

Ankara'nın arabuluculuk girişimi

Görüşme, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna savaşında diplomatik müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik girişimlerini sürdürdüğü bir dönemde yapılıyor. Erdoğan ve Zelenskiy en son 23 Eylül'de New York'ta, BM Genel Kurulu kapsamında bir araya gelmişti. Ukrhaber'in aktardığına göre o görüşmede Karadeniz'in güvenliği, gıda ihracatının yeniden başlatılması ve olası bir İHA anlaşması konuşulmuştu. soL Haber'e göre Zelenskiy, New York'taki temasın ardından Türkiye'nin Rusya ile Ukrayna arasında liderler düzeyinde bir zirveye ev sahipliği yapması önerisine açık olduklarını, böyle bir zirve Türkiye'de düzenlenirse Ukrayna'nın katılmaya hazır olduğunu söylemişti.

Erdoğan da 28 Ekim'de ABD Başkanı Donald Trump'la yaptığı telefon görüşmesinde, diplomatik sürecin yeniden canlandırılması ve savaşın bitirilmesi için Türkiye'nin katkı sunmaya hazır olduğunu yinelemişti. Üçlü müzakerelerin kasım ayında yapılması bekleniyor. Ukrhaber, Beyaz Saray yetkililerine dayanarak Trump'ın Erdoğan'la yeniden telefonda görüştüğünü, Cumhurbaşkanlığı açıklamasında da Erdoğan'ın aynı mesajı verdiğini aktardı; Zelenskiy ile Erdoğan arasındaki bu yüz yüze görüşme, söz konusu telefon trafiğinin ardından gerçekleşiyor.

Karadeniz'de ticari gemilerin güvenliği

Görüşmenin önemli başlıklarından biri Karadeniz'deki güvenlik durumu olacak. Savaşın deniz ticareti üzerindeki etkileri ve ticari gemilere yönelik saldırılar Ankara'nın gündeminde öne çıkıyor. Erdoğan, eylülde BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında Karadeniz'de ticari gemilerin hedef alınmasını kabul edilemez olarak nitelendirmiş ve taraflara bu saldırıları durdurma çağrısı yapmıştı.

KaynaklarHaber Aero, Gazete İlk Sayfa, Ege'de Sonsöz, CNN Türk ve +7 kaynak
Son güncelleme30.10.2026 22:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
12 saat önce

Ankara'daki 13. TDT Zirvesi Ankara Bildirisi'yle sona erdi. Tokayev Rusya'nın davet edilmesini önerdi, Aliyev zirveye gelmedi; Erdoğan ortak Türkçe yapay zeka modeli fikrini ortaya attı.

Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Zirvesi 30 Ekim'de Ankara'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde yapıldı ve Ankara Bildirisi'nin kabulüyle tamamlandı. Gündemin ağırlığını ulaşım, enerji ve ticaret işbirliği oluşturdu. Zirvenin sürpriz başlığı ise Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'den geldi: Tokayev, Rusya'nın teşkilata gözlemci olarak ya da "TDT Plus" formatında katılması için davet edilmesini önerdi. Rusya'nın katılımına dair açıklanmış bir anlaşma bulunmuyor.

Aliyev'in yokluğu ve dönem başkanlığı

Teşkilatın üyeleri Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan. Gözlemci ülke Türkmenistan'ı Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov temsil etti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise Ankara'ya gelmedi; Aliyev yerine Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov katıldı. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Bayramov'u ve birçok lideri ağırlayarak özel görüşmeler yaptı. Türkiye, zirveyle birlikte dönem başkanlığını Azerbaycan'dan devraldı.

Aliyev'in katılmaması, iki ülke arasında son haftalarda yaşanan gerginliğin gölgesinde en çok konuşulan konu oldu. Gerilim, Azerbaycan okullarındaki başörtüsü kısıtlamalarının Türkiye'de tepki çekmesiyle başlamıştı. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı olan Oktay Saral, 13 Ekim'de sosyal medyadan başörtülü öğrencilerin okula erişimindeki engelleri eleştirmişti. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı 21 Ekim'de 31 Türkiye vatandaşını "istenmeyen kişi" ilan edip ülkeye girişlerini yasakladı. Erdoğan aynı gün Aliyev'le telefonda konuştu, İletişim Başkanlığı da Aliyev'in zirveye davet edildiğini duyurdu. Saral 26 Ekim'de görevinden istifa etti. Azerbaycan basınında, Aliyev'in o gün Bakü'deki bir FIFA turnuvasının ödül törenine gideceği yazılmıştı.

Erdoğan: Yapay zeka ve dijital ticaret

Erdoğan konuşmasında Türk dünyasının ayrılığa yer vermeyen bir aile fotoğrafı sunduğunu söyledi. Türkiye'nin dönem başkanlığında yapay zekâ ve dijital kalkınma alanındaki eylem planını tekrara düşmeden, sonuç alacak biçimde ilerleteceğini söyledi. Üye ülkelerin ortak bir dijital ticaret platformu kurmasını önerdi; ayrıca Oğuz, Kıpçak ve Karluk dil gruplarının hepsini kapsayacak tek bir Türk dilleri büyük dil modeli fikrini ortaya attı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin üye ülkelerle temaslarının artacağı beklentisini dile getiren Erdoğan, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini de memnuniyetle karşıladığını söyledi.

Ankara Bildirisi, siber güvenlikte bir anlaşma hazırlanması için çağrı yaptı ve bir Siber Güvenlik Konseyi kurulmasına yönelik istişarelerin ilerletilmesini istedi. Üye ülkelerin birlikte geliştirdiği 12U tipi küp uydunun bitirilmesi ve uzay sanayisinde çerçeve anlaşması imzalanması da bildirinin olumlu karşıladığı adımlar arasında yer aldı. Metin, ortak bir ulaştırma koridorları stratejisi geliştirilmesini ve gümrükte yakın işbirliğini destekledi.

Liderlerin önerileri

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, üçüncü ülkeleri de kapsayacak "Türk Devletleri Teşkilatı Plus" formatını savundu. Teknoloji ağırlıklı 100 ortak yatırım ve sanayi projesinden oluşan "Türk Dünyası - 100" programını önerdi. Nadir ve stratejik minerallerin işlenmesine, yeşil enerji ekipmanı üretiminin yerlileştirilmesine öncelik verilmesini istedi. Önerileri arasında ticari uyuşmazlıklarda hukuki yardımlaşmayı düzenleyecek çok taraflı bir anlaşma, bir Türk Turizm İttifakı kurulması ve vatandaşların kimlik kartıyla sınır geçebilmesi de vardı.

Tokayev, Orta Koridor'un önemini vurgulayarak yılın ilk dokuz ayında bu güzergâhtaki yük miktarının yüzde 30, transit taşımacılığın yüzde 90 arttığını aktardı. Kazakistan ile teşkilat ülkeleri arasındaki demiryolu yük taşımacılığı 40 milyon tona yaklaştı. Tokayev ayrıca TDT'nin askeri bir ittifak olmadığını ve ileride de böyle bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini yineledi; bunun Kazakistan'ın tutumu olduğunu söyledi. Liman kapasitesi, sınır geçiş prosedürleri ve altyapı eksikleri koridorun önündeki engeller olarak sayılıyor.

Bayramov ise Azerbaycan'ın enerji altyapısına, dijital bağlantılara ve Orta Koridor'daki rolüne değindi. TDT'nin BM Genel Kurulu'nda gözlemci statüsü elde etme girişimlerini desteklediklerini söyledi. Ermenistan'ın barış anlaşmasının imzalanabilmesi için siyasi ve hukuki adım atmasını beklediklerini kaydetti.

KaynaklarEkonomi Gazetesi, BBC, Euronews
Son güncelleme30.10.2026 22:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·16 saat önce

Toplantıya Özbekistan, Kırgızistan ve KKTC liderlerinin eşleri katıldı. Emine Erdoğan, konseyin kalıcı bir işbirliği platformuna dönüşmesini istediklerini söyledi.

Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılan liderlerin eşleri Çankaya Köşkü'nde Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde bir araya geldi. Dayanışmadan Kurumsal İş Birliğine: Türk Dünyasında Aile ve Kadın başlığıyla düzenlenen TDT Aile ve Kadın Konseyi 1. Yüksek Onur Kurulu Toplantısı'na Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile çeşitli ülkelerin üst düzey yetkilileri de katıldı.

Köşk'e gelen lider eşleri

Toplantıya gelen Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in eşi Ziroat Mirziyoyeva, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov'un eşi Aygül Caparova ve KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın eşi Nilden Bektaş Erhürman'ı Emine Erdoğan karşıladı. Aile fotoğrafının ardından konuklar toplantı salonuna geçti.

Ortak geleceğe yeni bir katman

Emine Erdoğan konuşmasında Türk dünyasını paylaşılan tarih, kültür ve medeniyet değerleriyle büyük bir aileye benzetti. TDT çatısında ekonomi, enerji, kültür ve teknoloji başlıklarında işbirliği yapıldığını hatırlatan Erdoğan, Türk Dünyası 2040 Vizyonu'na ek bir boyut getirmek istediklerini söyledi.

Dijital, ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin herkesi benzer biçimde etkilediğini belirten Erdoğan, toplumların giderek tek tipleştiğini ve özgün dokularını yitirdiğini savundu.

Kadın tartışmalarında tek tip kalıp eleştirisi

Erdoğan'a göre küreselleşme, bazı toplumların yaşam tarzını sanki bütün insanlık için geçerli bir ölçütmüş gibi öne çıkarıyor. Kadın meselelerinde idealize edilmiş tek bir kadın tipinin başarıyı ve özgürlüğü tanımladığını, bu kalıbın dışında kalanların ise sesini ve görünürlüğünü yitirdiğini söyledi.

Annelik ile iş yaşamının birbirini dışlayan seçenekler gibi sunulmasını eleştiren Erdoğan, kadınları yalnızca aile içi rolleriyle tanımlamanın da bilimde, siyasette, ekonomide ve kamusal hayatta potansiyellerini kısıtladığını ifade etti. Hedeflerinin, kadınların "ithal kalıplara hapsolmadığı" bir toplum düzeni olduğunu belirtti.

İbn-i Battuta'dan Bacıyan-ı Rum'a

Büyük toplumların kendi hikâyelerini kendi rol modelleriyle yazdığını söyleyen Erdoğan, tarihten örnekler verdi. İbn-i Battuta'nın 14. yüzyılda Türk diyarlarında kadınların toplumdaki yüksek konumunu seyahatnamesine yazdığını, Timurlu coğrafyasında Gevher Şad'ın kurduğu ilim ve kültür kurumlarıyla döneminde iz bıraktığını, Kırgız tarihinde ise Kurmancan Datka'nın siyasi liderlik ve diplomasi becerisiyle öne çıktığını anlattı.

Erdoğan, 1546 tarihli İstanbul vakıf kayıtlarına bakıldığında vakıfların yüzde 36'sının kadınlarca kurulduğunu, 13. yüzyılda Anadolu'da zanaatla uğraşan kadınların Bacıyan-ı Rum'u oluşturduğunu da hatırlattı. Tarihin her döneminde kadınların eşit imkânlara sahip olduğunu söyleyemeyeceklerini, ancak güçlü ve etkin konumda olmalarının bu coğrafyaya yabancı olmadığını kaydetti.

Aile ve nüfus vurgusu

Bir toplumun gerçek gücünün aile kurumundan geldiğini belirten Erdoğan, bireyselleşme, dijitalleşme ve doğum oranlarının düşmesinin aileyi buhrana sürüklediğini söyledi. Kadın meselelerinin aileden bağımsız ele alınmasını da bu buhranı körükleyen etkenlerden biri olarak gösterdi.

Türkiye'nin 2025'i Aile Yılı, 2026-2035 arasını Aile ve Nüfus On Yılı ilan ettiğini anımsatan Erdoğan, kadınların eğitim, girişimcilik, istihdam ve teknoloji alanlarında desteklendiğini, kadına yönelik şiddetle sıfır tolerans ilkesiyle mücadele edildiğini aktardı.

Konseyin hedefi

Aile ve Kadın Konseyi'nin fikri temelini ortak sorunlara ortak akılla çözüm üretme isteğinin oluşturduğunu anlatan Erdoğan, "Konseyimizin kalıcı bir işbirliği zemini olmasını hedefliyoruz" dedi. Yüksek Onur Kurulu üyelerinin çalışmaları destekleyeceğine inandığını belirten Erdoğan, Ankara'da konseyin ilk adımlarının birlikte atıldığını söyledi.

KaynaklarPosta, Medya Gazete, Anadolu Ajansı, Hürriyet ve +1 kaynak
Son güncelleme30.10.2026 18:58
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu