Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı'nda sağlık çalışanlarına teşekkür etti; ilaç, aşı ve tıbbi cihaz alanındaki yatırım forumunun yeni hamlelere kapı aralayacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanlığı ile TÜSEB iş birliğinde Rixos Tersane İstanbul'da düzenlenen 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni'ne katıldı. Erdoğan, konuşmasında sağlık çalışanlarına teşekkür etti, Türk tıbbının tarihine değindi ve kurultayı "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu açısından stratejik bir buluşma olarak nitelendirdi.
Ankara zirvesinin ardından İstanbul'da
Erdoğan, bir gün önce Ankara'da Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'ni gerçekleştirdiklerini hatırlattı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı da Türk devletlerinden gelen konukların katılımıyla kutladıklarını belirten Erdoğan, bu kez de Türk dünyasından konuklarla tıp alanında bir araya geldiklerini söyledi. Kurultayı düzenleyen Sağlık Bakanlığı'nı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı'nı tebrik etti.
Sağlık çalışanlarına teşekkür
Hekimlerin, hemşirelerin, hasta bakıcıların ve teknisyenlerin yüksek tempoda çalıştığını belirten Erdoğan, 81 ilde gece gündüz görev yapan sağlık çalışanlarına selam gönderdi. Kamuda ve özel sektörde sağlık hizmetlerinin bugünkü seviyeye gelmesine katkı sunanlara teşekkür eden Erdoğan, tıp dünyasının tüm paydaşlarının aynı masada buluşmasının çok değerli olduğunu söyledi. İlaç, aşı ve tıbbi cihaz sektörlerini akademi ve iş dünyasıyla buluşturan sağlık iş forumunun da yeni yatırım hamlelerine kapı aralayacağına inandığını ifade etti.
Aksoy'dan alıntı ve darüşşifa vurgusu
Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar'ın da programda bulunduğunu söyleyen Erdoğan, Sancar'ın hocası olarak andığı Prof. Dr. Muzaffer Aksoy'un tıp ve hekimlik üzerine sözlerini katılımcılarla paylaştı. Tıp ve hekimliğin kendileri için hayati önem taşıdığını söyleyen Erdoğan, inanç değerlerinin yaşamak ve yaşatmak üzerine kurulu olduğunu vurguladı.
Erdoğan, 13. yüzyıldan itibaren hekimleri ve darüşşifalarıyla Anadolu'ya ışık tuttuklarını anlattı. Kayseri'deki Gevher Nesibe Hatun Darüşşifası, Sivas'taki İzzettin Keykavus Darüşşifası ve geçen yıl restorasyonu tamamlanıp Tokat'ta yeniden hizmete alınan Gök Medrese'yi Selçuklu dönemi örnekleri olarak sıraladı. Osmanlı'nın vakıflar eliyle kurduğu Edirne, Bursa, Fatih Haseki Sultan ve Atik Valide darüşşifalarında sağlık hizmetinin ücretsiz verildiğini, hasta yakınlarının da ücretsiz konakladığını söyledi.
Tıp tarihi ve hekimlik ahlakı
İbn-i Sina'nın birikiminin Şerafeddin Sabuncuoğlu, Altuncuzade Şeyh Salih ve Hekimbaşı Ahi Mehmet Çelebi gibi isimlerle zenginleştiğini belirten Erdoğan, Avrupa'da psikiyatrik hastalar canlı canlı yakılırken Osmanlı bimarhanelerinde hastaların musiki makamları, su sesleri ve aromaterapiyle tedavi edildiğini anlattı. 19. yüzyıldan itibaren Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'nin ve diğer kurumların dünyaca tanınan hekimler yetiştirdiğini, Cumhuriyet'le birlikte bu birikimin üniversiteler ve hocalarla geliştirildiğini söyledi. Erdoğan, tıpta bilgi ve yeteneğin yanında hekimlik ahlakının da aranması gerektiğini, hekimin hâlden anlayan, vicdan ve sorumluluk sahibi olmasının beklendiğini kaydetti.