1 saat önce

İYİ Partili Çömez fon haberleri nedeniyle gazetecilere istenen 56 yıllık hapis cezasına tepki gösterdi. CHP'li Sarı 241 kişilik listenin açıklanmasını, YENİ Partili Emir ise Sayan Kaya'nın 163 milyon liralık hissesinin araştırılmasını istedi.

5 Kasım'da toplanan TBMM Genel Kurulu'nda fon krizi bir kez daha gündemin merkezine oturdu. Söz alan grup başkanvekillerinden İYİ Partili Turhan Çömez, CHP'li Serkan Sarı ve YENİ Partili Murat Emir, soruşturmanın siyasi ayağına dair sorular yöneltti. Üç isim de fon tasfiyelerinin ardından ortaya çıkan tablonun yargı süreciyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.

Çömez: Örgütün başındaki isim açıklansın

Çömez, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in daha önce organize şebeke ve büyük bir çete nitelemesi yaptığını hatırlattı. Örgütün başındaki kişiyi, siyasi çevresini ve ona destek veren bürokratlarla banka yöneticilerini sordu. Fon krizini haberleştiren gazeteciler hakkında toplam 56 yıl hapis cezası istenmesine de tepki gösteren Çömez, "Bu örgütün elebaşı kim? Bu örgütün arkasındaki siyasi irade kim?" diye konuştu.

Çömez ayrıca eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın 163 milyon liralık varlığı nasıl edindiğini, mal bildiriminde bulunup bulunmadığını ve Özata hisselerindeki işlemlerinin ayrıntılarını sordu. Soruların yöneltildiği makamlardan bu aşamada bir yanıt verilmedi.

Sarı: 241 kişilik liste kamuoyuyla paylaşılsın

Sarı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuya şaşırdığı yönündeki açıklamalarını eleştirdi. Fondan nemalandığı öne sürülen 241 kişinin listesinin kamuoyuna duyurulmasını isteyen Sarı, bu isimler açıklanmadıkça AK Parti siyasetinin arınmayacağını ve toplum nezdinde de aklanmayacağını savundu.

Emir: Hisse değeri dört ayda sekiz kattan fazla arttı

Emir, Sayan Kaya'nın elindeki 163 milyon liranın kaynağının ve hisseyi hangi koşullarda satın aldığının incelenmesini istedi. Hisse değerinin dört ayda sekiz kattan fazla artarak 163 milyon liradan 2,2 milyar liraya çıktığını belirten Emir, bu adımların atılmaması halinde soruşturmanın etkin yürütülmediği izlenimi doğacağını söyledi. Emir'e göre aksi durumda atılan adımlar, soruşturmanın üstünü örtmeye dönük göstermelik çabalar ve bir tür halkla ilişkiler çalışması olarak okunacak.

Oturumda öne çıkan diğer başlıklar

Aynı birleşimde DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli cezaevlerindeki hasta mahpusların durumunu gündeme getirdi. Temelli, mahpusların sevklerinin yapılamadığını, jandarma ya da Adli Tıp Kurumu kaynaklı sorunlar nedeniyle hastaneye ulaşamadıklarını söyledi. İnsan hakları raporlarına göre yaklaşık 1.500 hasta mahpus bulunduğunu, bunların yaklaşık 350'sinin ağır vaka olduğunu belirten Temelli, bu kişilerin tahliye edilmesi gerektiğini savundu.

Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen ise son beş yılda ceviz ağacı sayısı artmasına rağmen ithalatın yükseldiğini, bunun da üreticiye zarar verdiğini söyledi.

Son güncelleme06.11.2026 06:33
Kaynak Toplumsal Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

Enpolitik yazarı İrfan Sönmez, fon vurgununda isimlerin açıklanmasını isteyen iktidar ve muhalefeti değerlendirdi; asıl sorgulanması gerekenin vurguna yol açan siyasal kültür olduğunu savundu.

Enpolitik yazarı İrfan Sönmez, fon vurgunuyla ilgili tartışmayı "Bir kültür ve zihniyeti sorgulamak" başlıklı yazısında ele aldı. Sönmez'e göre vurguna kimin karıştığı sorusu önemli olsa da asıl sorgulanması gereken, onca denetim kurumuna rağmen bu ölçekte bir yolsuzluğun neden ve nasıl mümkün olduğu.

"Açıklansın" çağrısına yazardan eleştiri

Sönmez, yazısında Özgür Özel'in altmış kadar eski ve yeni AK Partili milletvekilinin bu işin içinde olduğunu söylediğini, AK Parti grup başkanvekillerinin ise sorumluların açıklanmasını istediğini aktardı. Yazara göre herkes açıklama çağrısı yaparken kimse bilgi vermiyor. Sönmez, kimin yaptığı sorusunun sistemin işleyişinden ve iktidar partisinin siyaset anlayışından doğan zayıflıkları açıklamaya yetmediğini de ekledi. Muhalefetin her bilgiye ulaşmasının zor olduğunu, iktidar partisi için aynı durumun geçerli olmadığını söyleyen Sönmez, iktidar kanadının isimleri rahatlıkla öğrenip kamuoyuna duyurabileceğini savundu. Ona göre "açıklansın" demek, olayın sorumluluğundan sıyrılma çabası.

Yönetmek ile ele geçirmek arasındaki fark

Sönmez, devleti bir pasta ve ganimet olarak görenlerin bu tür bir soygunda ahlaki bir sorun görmediğini öne sürdü. Yazara göre bu anlayıştaki siyasetçiler yönetime değil devletin kendisine sahip olmaya gelmiş durumda; yönetmeye gelenler geçici olduklarını bilirken, ele geçirenler elindekini bırakmamaya çalışıyor. Sönmez bu ayrımı "mahkeme kadıya mülk değildir" anlayışıyla açıkladı. Suçlar arttıkça hesap vermemek için iktidarda kalmanın bir zorunluluğa dönüştüğünü, otoriterleşmenin de bu korkunun ürünü olduğunu yazdı.

Siyaset hukuku ve demokrasi kültürü

Sönmez, Doğu ve İslam toplumlarında iktidarı sınırlayan ve yönetimin geçici olduğunu kurumsallaştıran bir siyaset hukukunun gelişmediğini savundu. Yazara göre iktidarlar yasalarla değil nasihatnamelerle sınırlandırılmaya çalışıldı; iktidardan ayrılışı düzenleyen bir hukuk bulunmadığı için demokratik kültür de yerleşmedi ve yönetimler çoğunlukla isyan ya da darbeyle değişti. Brian Tamanaha'nın "Hukukun Üstünlüğü" kitabına atıf yapan yazar, demokratik geleneği olmayan toplumlarda demokratik mekanizmaların örgütlü bir grubun devlet yetkilerini ele geçirmesine araç olabileceğini aktardı. Türkiye'nin iyi ya da kötü bir demokrasi kültürü ve altyapısı bulunduğunu, ancak bunun herkes için geçerli olmadığını belirtti.

Sönmez'e göre demokrasiyi yalnızca iktidara gelene kadar kullanılan bir araç sayanlar önce denetim mekanizmalarını devre dışı bırakıyor, sonra taraftarlarına pay dağıtıyor. Fon ve TOKİ alanlarındaki yolsuzluk ağının bu kayırma kültürünün sonucu olduğunu savunan yazar, bu zihniyetin hukuku da demokrasiyi de tüketeceği uyarısını yaptı.

Köşe yazısını okuyun
Son güncelleme06.11.2026 05:25
Kaynak enpolitik.com
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu