15 saat önce

Mehmet Ali Güller yazısında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması oylamasındaki katılım rakamlarını ve CHP ile AK Parti'nin 'asker gönderme anlaşması değil' savunmasını eleştirdi.

Cumhuriyet yazarı Mehmet Ali Güller, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın TBMM'de kabul edildiği oylamayı kaleme aldığı yazıda değerlendirdi. Güller'e göre anlaşmanın 279 oyla kabul edilmesi, 592 milletvekilli Meclis'te yüksek bir oyla onaylandığı anlamına gelmiyor.

Katılım rakamları

Yazara göre anlaşmaya karşı 119 milletvekili oy kullandı, 194 milletvekili ise oylamaya katılmadı. Güller, oylamaya katılmayanlarla ret oyu verenlerin toplamının, kabul oyu verenlerden fazla olduğuna dikkat çekti: 313'e karşı 279. Katılmayanların 59'unun AK Parti'den, 22'sinin MHP'den ve 4'ünün HÜDA PAR'dan olduğunu, yani iktidar cephesinden 85 milletvekilinin oylamada yer almadığını yazdı. Geriye kalan 109 isim muhalefet partilerindendi; Güller muhalefet kavramını tırnak içine aldığını, bu partilerin kaçının gerçekten muhalefet olduğundan emin olmadığını belirtti.

CHP'nin tutumu

Güller, CHP'li milletvekillerinden 25'inin anlaşmaya destek verdiğini, 19'unun oylamaya katılmadığını belirtti. Onaylayan CHP'li sayısının MHP'li sayısından fazla olduğunu hatırlatan yazar, bu tabloyu butlan sürecinin bir sonucu ve olası bir AK Parti-MHP-CHP "yeni anayasa ittifakı"nın işareti sayıp sayamayacağımızı sordu.

Yazara göre Kemal Kılıçdaroğlu, metin Meclis'e gelmeden önce anlaşmaya karşı çıkıyordu; oylamaya yaklaşırken tutum değişti. CHP yöneticileri Yemen'e asker gönderilmesine karşı olduklarını, ancak anlaşmayı onaylayacaklarını söyledi. CHP grubu adına konuşan Oğuz Kaan Salıcı, bunun bir asker gönderme anlaşması olmadığını savunurken Kılıçdaroğlu tutumunu "Hükümete değil, devlete destek veriyoruz" sözleriyle anlattı.

Anayasa'nın 92. maddesi tartışması

Güller, Yemen konusunun ittifakın öncelikli başlığı olduğunu ve iktidarın 5 Ekim'deki komite toplantısında, Suudi Arabistan'a Husiler karşısında askeri destek sunulmasına zaten onay verdiğini öne sürdü. Yazara göre hem AK Parti hem CHP, asker göndermek gerekirse Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca tezkere gerekeceğini söyleyerek konuyu perdeliyor. Güller, aynı maddeye göre uluslararası anlaşma gereği asker gönderilecekse TBMM izni aranmadığını, Mekke Anlaşması'nın da saldırıya karşı üyelerin birlikte harekete geçmesini öngören bir ortak savunma anlaşması olduğunu savundu.

Yazar, iktidarın önceki asker gönderme uygulamalarında da Meclis'in iznini aramadığını hatırlattı; muhalefet vekilleri salona girseydi iktidar vekillerinin de gireceğini söyleyenlerin çıkabileceğini, bunun örneklerinin yaşandığını, ancak 1 Mart tezkeresinde tersinin de görüldüğünü belirtti. Güller, Türkiye'yi büyük sorunlara sürükleme potansiyeli taşıyan bir anlaşmanın, Meclis'in yarısından az milletvekilinin oyuyla tartışılmadan kabul edildiğini ileri sürdü.

Köşe yazısını okuyun
Son güncelleme07.11.2026 05:45
Kaynak Cumhuriyet
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
7 saat önce

Düzce'de konuşan Tekin, siyasetteki zenginleşmenin ülkeyi yoksullaştırdığını savundu; bakanların, milletvekillerinin ve belediye başkanlarının yakınlarının da denetlenmesini istedi.

Düzce'ye giden CHP Türkiye Koordinatörü Gürsel Tekin, siyasetçilerin mal beyanlarının gerçek servetleriyle kıyaslanmasını istedi. İl başkanlığındaki basın toplantısında konuşan Tekin, siyasette zenginleşmenin ülkeyi yoksullaştırdığını savundu ve "Nereden buldun" yasasının geri getirilmesini önerdi.

Tekin, Düzce'de işsizlik, kepenk kapatan esnaf ve artan icra dosyalarının dert olduğunu, aynı manzaranın 81 ilin tamamında görüldüğünü anlattı. Ona göre ortada bir savaş ya da afet yok; yoksulluğun kökeninde siyasetin kendi içindeki servet birikimi var.

Kayınvalideler de izlensin çağrısı

Tekin, bakanlar, bakan yardımcıları, milletvekilleri ve seçilmiş belediye başkanlarına seslenirken yakın akrabaların, özellikle kayınvalidelerin de gözden geçirilmesini istedi. Yasa gereği göreve gelenlerin mal bildiriminde bulunduğunu hatırlatan Tekin, bu bildirimlerle yaşam standartları yan yana konduğunda ortaya çıkan görüntüyü vahim diye niteledi. Pandora'nın kutusunun son günlerde açıldığını belirten Tekin, bunun sürmesini istedi.

Tekin ayrıca devlet arazileri ile Hazine mallarının seçilmiş kişilere devredildiği iddiasını dile getirdi. Bakanların, yardımcılarının ve akrabalarının kamuyla iş yapan müteahhitliğe girmemesi gerektiğini söyledi. İmar düzenlemeleri yoluyla kamu arsalarının ucuza belirli kişilere verildiğini öne süren Tekin, rant iddialarını İstanbul'daki Hazine arazileri, deprem toplanma alanları ve orman niteliğini yitiren sahalar üzerinden önceden de kamuoyuna taşıdığını belirtti.

Partilere ve Meclis'e öneriler

Tekin, devletle ticari ilişkisi olan milletvekili, belediye başkanı ve yöneticilerin üyeliklerinin partilerce sonlandırılmasını istedi. Partilerin denetim organlarını çalıştırması gerektiğini söyleyen Tekin, siyasi partilerin kendi saflarındaki durumu bildiğini, buna rağmen konunun savcılara bırakıldığını öne sürdü.

Siyasi etik yasası çıkarılmasını isteyen Tekin, kapsamın yöneticileri, belediye başkanlarını, milletvekillerini ve bakanları içermesini önerdi. Uyuşturucunun Düzce'de de ağır bir sorun hâline geldiğini belirten Tekin, suça karışan ve kaybolan çocukların arttığını söyledi. TBMM'nin vakit kaybetmeden bir araştırma ve soruşturma komisyonu oluşturması gerektiğini, yoksa üç ila beş yıl içinde tablonun ağırlaşacağını ifade etti.

Fon soruşturması ve Akçakoca sorusu

Gazetecilerin eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın tutuklanmasıyla ilgili sorusuna yanıt veren Tekin, işlerin düzgün yürütülürse birçok ismin gün yüzüne çıkacağını söyledi. Tekin'e göre ülkede imar, arsa, ihale, bahis, dolandırıcılık ve uyuşturucu çeteleri faaliyet gösteriyor; ülke bu nedenle çeteler cennetine dönüştü. Soruşturma hangi siyasi iradeye ulaşırsa ulaşsın peşini bırakmayacaklarını da sözlerine ekledi.

Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak'a ilişkin soruda ise Tekin, dava sürerken hiç kimsenin önceden mahkûm edilmemesi gerektiğini belirtti.

YENİ Parti ile yollar neden ayrıldı

YENİ Parti ile diyalog ve ittifak ihtimalini soran gazetecilere Tekin, İstanbul'daki göreve başlama günlerinden bu yana sorunu çözmeye çalıştıklarını, ancak sonuç alamadıklarını anlattı. Payın belki kendilerinde de olduğunu kabul eden Tekin, ayrışmanın kaynağını müteahhitler ile müşahitler arasındaki çekişme olarak tanımladı. Bazı isimlerin fotoğraflarını göstererek bu kişilerin partiye nasıl girdiğini sorgulayan Tekin, arınma dediklerinin bu olduğunu söyledi.

Mutlak butlan kararına yönelik eleştirileri yanıtlarken Tekin, butlanın yok sayılan anlamına geldiğini, kongresi sakat hâle getirilen bir partiye ilişkin hüküm verildiğini öne sürdü. Ayrışmadan yana olmadıklarını vurgulayan Tekin, seçmenin doğru olanın yanında yer alacağına inandığını söyledi.

Son güncelleme07.11.2026 14:21
Kaynaklar babaocagi.com, Son Dakika
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu