15 saat önce

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki görüşmede muhalefet milletvekilleri, Bakan Mehmet Nuri Ersoy'a turizm gelir hedefi, Alevi kurumları ve Kartalkaya yangınındaki sorumluluk üzerinden soru yöneltti.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 6 Kasım'da Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bağlı kuruluşların 2027 yılı bütçesi görüşüldü. Toplantıya Bakan Mehmet Nuri Ersoy ile kuruluşların temsilcileri katıldı. Bakan bakanlığın faaliyetlerini ve planlanan hizmetleri anlattıktan sonra milletvekilleri eleştirilerini ve sorularını iletti.

Toplantının başında YENİ Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, "Fonculara tövbe hesabı, haber yapana ceza" yazılı bir döviz tuttu. Bakırlıoğlu, fonculara tövbe hesabı kurulduğunu, haksız kazançlarını getirenlerin serbest olduğunu, soygunu haberleştiren televizyon kanallarının ise cezalandırıldığını söyledi. YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale ise milletvekilleriyle tokalaşırken Bakan Ersoy'a sırtını döndü.

Turizm hedefi ve tanıtım bütçesi

YENİ Parti İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, 12. Kalkınma Planı'nda 2028 için 100 milyar dolarlık turizm geliri hedefi konduğunu, Orta Vadeli Program'da bu hedefin 73,5 milyar dolara düşürüldüğünü hatırlattı. Cari açığın 35 milyar dolar olduğu bir ortamda bu farkın büyük olduğunu belirten Ösen, bunun nedeninin yapısal sorunlar olduğunu savundu.

CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi ise bütçede kültüre, sanata ve sanatçıya ayrılan kaynak göremediklerini söyledi. İlgezdi, bakanlığın kurumsal halkla ilişkiler ve tanıtım bütçesinin 1,5 milyon liradan 67 milyon liraya çıkarıldığını belirterek sanat için kaynak bulunamazken tanıtım için bulunduğunu ifade etti.

Cemevi ve Alevi kurumları

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, cemevlerine verilen maddi ve kültürel desteği yok saymadıklarını, ancak Aleviliğin yalnızca kültür ve miras olarak ele alınmasını doğru bulmadıklarını söyledi. Fırat, cemevlerinin ibadethane statüsünün kabul edilmediğini hatırlatarak devletin Aleviliği tanımlamasını ve yönetmesini değil, Alevilerin kendi yolunu ve kurumlarını özgürce yönetebilmesinin güvence altına alınmasını talep etti.

Kartalkaya yangını ve Kapadokya kazası

İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, Bolu Kartalkaya'daki otel yangınında bakanlığın ihmallerini hatırlattı ve Ersoy'u istifaya çağırdı. Uz, yakınlarını kaybeden ailelerin soruşturma izni verilen bürokratlar hakkında davaların açılmamasından yakındığını aktardı. Yeni Yol Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, peribacalarında yaşanan kazada 3 kişinin ölmesine değinerek bakanlığın yeterince denetim yapmadığını söyledi.

YENİ Partili Özlale, Ersoy'un ne komisyona gelip hesap verdiğini ne de ailelerle görüştüğünü savundu ve 78 canın hesabı sorulmadan dosyanın kapanmasını kabul etmeyeceklerini söyledi. YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat ise Kartalkaya yangınında 34 çocuğun ve Kapadokya'daki kazada 3 kişinin hayatını kaybettiğini anımsatarak "İstifa etmeniz için ne olması gerekiyor?" diye sordu. Karabat ayrıca Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'na ilişkin olarak hangi Alevi kurumunun rızasının alındığını sordu; rızalık kavramının Aleviliğin temel öğretilerinden biri olduğunu söyledi. Fon soruşturması öncesinde istifa eden Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu'nun adının fon tartışmalarıyla anıldığını, eşinin ilgili portföyde yönetim kurulu üyesi olduğunu söyleyen Karabat, bakana bu konuda sorumluluk duyup duymadığını sordu.

Son güncelleme07.11.2026 05:53
Kaynaklar Hey Haber, Cumhuriyet, Toplumsal Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
15 dakika önce

Burhanettin Duran, TRT World Forum'daki oturumda algoritmaların editörlerin yerini aldığını söyledi; dijital egemenliğin Türkiye için de önemli bir mesele olduğunu belirtti.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 10'uncu yılında yapılan TRT World Forum'da dijital medyanın geleceğini, yapay zekayı ve algoritmaların toplumlar üzerindeki etkisini ele aldı. İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve "Algoritmik Çağda Kontrol Kimde?" sorusunu soran oturumda konuşan Duran, küresel haber dolaşımını yöneten sistemlerin gitgide daha az şeffaf hale geldiğini söyledi.

Editörlerin yerini algoritmalar aldı

Duran, eskiden yayın kararlarının mesleki sorumluluğu bulunan ve hesap verebilen insan editörlerce verildiğini anımsattı. Bu denetim görevini artık algoritmaların yürüttüğünü söyleyen Duran, sahada büyük emekle hazırlanan bir haberin, bir algoritma yüzünden ihtiyacı olan okura ulaşamayabileceğini; oysa kışkırtıcı ve yanıltıcı içeriğin dakikalar içinde kıtaları dolaşabildiğini anlattı. Arkasında ticari ve siyasi çıkarlar bulunan bu sistemlerin, toplumların ne düşüneceğini biçimlendirme riski taşıdığını belirtti.

Dijital egemenlik vurgusu

Duran, büyük teknoloji şirketlerinin güç kazanmasını "tekno-feodalizm" olarak adlandırdı. Ona göre bir avuç uluslararası firma, milyarlarca kişinin haberleştiği ve bilgi edindiği mecraları elinde tutuyor. Teknolojik gelişmeye ve yeniliğe karşı olmadıklarını söyleyen Duran, bu gelişmenin insan haklarına, değerlere ve tercih özgürlüğüne hizmet etmesi gerektiğini ifade etti.

Meseleyi Türkiye için bir dijital egemenlik konusu olarak da tanımlayan Duran, şöyle konuştu: "Milletimiz, verilerini koruyacak, kültürel kimliğini muhafaza edecek ve kendi hikayesini dünyaya anlatacak kapasiteye sahip olmalıdır."

Üç temel ilke

Teknolojinin insanlığa hizmet etmeye devam etmesi için Duran'ın önerdiği ilkeler arasında hesap verebilirlik, dağıtımda adalet ve çoğulculuk yer aldı. Dijital dünyanın geleceğinin birkaç güçlü aktöre bırakılamayacağını söyleyen Duran, uluslararası siyasette aranan hakkaniyetin dijital alanda da geçerli olması gerektiğini kaydetti. Duran'a göre farklı kültürlerin, dillerin ve toplumların küresel bilgi ortamında adil temsil edilmesi bir temel haktır.

Gazze örneği ve gazetecilerin bedeli

Bilgi akışındaki adaletsizliği Gazze üzerinden anlatan Duran, kriz bölgelerinde çalışan Türk gazetecilerin ve kamu yayıncılarının ağır bir bedel ödediğini söyledi. Haber peşindeyken yaşamını yitiren ya da uzvunu kaybeden gazetecilerin özverisini anan Duran, saha görüntülerinin ve kanıtların büyük dijital platformlarca bilerek sınırlandırıldığını veya silindiğini öne sürdü. Gerçek görünmez kılındığında dezenformasyonun güçleneceğini söyleyen Duran, denetimin her zaman düşünüp değerlendirebilen, doğruyu savunan ve sorumluluk alabilen insanlarda kalması, teknolojiye de insani ve etik bir yön verilmesi gerektiğini ekledi.

Son güncelleme07.11.2026 21:29
Kaynak Nirvana Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu