3 saat önce

COP31 Başkanı Murat Kurum, Antalya'da iklim gönüllüsü gençlerle buluştu; zirvenin yaklaşımını diyalog, uzlaşı ve aksiyon olarak özetleyip iklim adaleti vurgusu yaptı.

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Gönüllülük Programı'na 154 ülkeden 45 bini aşkın başvuru yapıldığını açıkladı. Kurum, 7 Kasım'da Antalya'da düzenlenen iklim gönüllüsü gençlerle buluşmada konuştu. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı, 9-20 Kasım'da Antalya'da yapılacak.

Gençlere masada olma hakkı vurgusu

Kurum, bugünün gençlerinin iklim değişikliğinin sonuçlarını yaşayarak büyüdüğünü söyledi. Kuraklık, sel, aşırı sıcak, azalan su kaynakları ve gıda fiyatlarındaki artışın birbirini tetiklediğini belirten Kurum, gençlerin hızlı adım istemesinin ve geleceklerini ilgilendiren kararlarda yer almasının hakları olduğunu ifade etti. Bakan, doğanın artık uyarıyla yetinmeyip aşırı hava olaylarıyla doğrudan konuştuğunu söyleyerek zamanın daraldığına dikkat çekti. Kurum, İstanbul'daki aşırı yağışlardan Nepal'deki sellere ve Akdeniz havzasındaki kuraklığa kadar iklim krizinin farklı coğrafyalarda benzer sonuçlar doğurduğunu hatırlattı; sınırların iklimi durdurmadığını, çözümün de sınırların ötesine geçmesi gerektiğini söyledi.

Diyalog, uzlaşı, aksiyon

COP31'in yaklaşımını "diyalog, uzlaşı, aksiyon" sözleriyle özetleyen Kurum, önce karşılıklı dinlemeyi, sonra ortak zeminin genişletilmesini, en sonunda da kararların sahada uygulanmasını hedeflediklerini anlattı. Zirvede temiz enerji, dirençli şehirler, gıda güvenliği, su kaynakları, sanayi ve okyanusların korunması gibi başlıkların ele alınacağını belirtti. Kurum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dile getirdiği "Dünya beşten büyüktür" çağrısının taşıdığı adalet arayışının iklim diplomasisinde de savunulacağını söyledi ve iklim adaletinin geleceğin adaleti olduğunu vurguladı.

Gönüllülerin rolü ve zirvenin bölgeleri

Gönüllülerin liderleri karşılama, bilim insanlarına yol gösterme ve ülke heyetlerine yardımcı olma gibi görevler üstleneceğini anlatan Kurum, küçük görünen bir davranışın bile bir ülkenin Türkiye'ye dair hatırasını belirleyebileceğini söyledi. Mavi Bölge'de liderlerin ve bakanların müzakere yürüteceğini, Yeşil Bölge'de ise bilim insanlarının, girişimcilerin, sanatçıların ve sivil toplum temsilcilerinin çözümlerini paylaşacağını belirtti.

Etkinliğe, COP31 Müzakereler Başkanı olarak anılan Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen de katıldı. Bowen, Antalya'daki organizasyon alanının ve Türkiye'nin çabalarının takdiri hak ettiğini, Türk hükümetinin liderliğinin önemli olduğunu söyledi.

Zirve sonrası için mesaj

Kurum, zirvenin ardından Antalya'da yalnızca kararların değil, dostlukların, yeni fikirlerin ve projelerin de kalmasını istediğini söyledi. Gençlik ve İklim Elçisi Hüseyin Atakan Kubat'la birlikte gençlerin Antalya'dan dünyaya umut taşıyacağına inandığını belirten Kurum, konuşmasını gençlere emanete sahip çıkma çağrısıyla tamamladı.

Son güncelleme07.11.2026 18:14
Kaynaklar Yeni Akit Gazetesi, Nirvana Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
14 dakika önce

Burhanettin Duran, TRT World Forum'daki oturumda algoritmaların editörlerin yerini aldığını söyledi; dijital egemenliğin Türkiye için de önemli bir mesele olduğunu belirtti.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 10'uncu yılında yapılan TRT World Forum'da dijital medyanın geleceğini, yapay zekayı ve algoritmaların toplumlar üzerindeki etkisini ele aldı. İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve "Algoritmik Çağda Kontrol Kimde?" sorusunu soran oturumda konuşan Duran, küresel haber dolaşımını yöneten sistemlerin gitgide daha az şeffaf hale geldiğini söyledi.

Editörlerin yerini algoritmalar aldı

Duran, eskiden yayın kararlarının mesleki sorumluluğu bulunan ve hesap verebilen insan editörlerce verildiğini anımsattı. Bu denetim görevini artık algoritmaların yürüttüğünü söyleyen Duran, sahada büyük emekle hazırlanan bir haberin, bir algoritma yüzünden ihtiyacı olan okura ulaşamayabileceğini; oysa kışkırtıcı ve yanıltıcı içeriğin dakikalar içinde kıtaları dolaşabildiğini anlattı. Arkasında ticari ve siyasi çıkarlar bulunan bu sistemlerin, toplumların ne düşüneceğini biçimlendirme riski taşıdığını belirtti.

Dijital egemenlik vurgusu

Duran, büyük teknoloji şirketlerinin güç kazanmasını "tekno-feodalizm" olarak adlandırdı. Ona göre bir avuç uluslararası firma, milyarlarca kişinin haberleştiği ve bilgi edindiği mecraları elinde tutuyor. Teknolojik gelişmeye ve yeniliğe karşı olmadıklarını söyleyen Duran, bu gelişmenin insan haklarına, değerlere ve tercih özgürlüğüne hizmet etmesi gerektiğini ifade etti.

Meseleyi Türkiye için bir dijital egemenlik konusu olarak da tanımlayan Duran, şöyle konuştu: "Milletimiz, verilerini koruyacak, kültürel kimliğini muhafaza edecek ve kendi hikayesini dünyaya anlatacak kapasiteye sahip olmalıdır."

Üç temel ilke

Teknolojinin insanlığa hizmet etmeye devam etmesi için Duran'ın önerdiği ilkeler arasında hesap verebilirlik, dağıtımda adalet ve çoğulculuk yer aldı. Dijital dünyanın geleceğinin birkaç güçlü aktöre bırakılamayacağını söyleyen Duran, uluslararası siyasette aranan hakkaniyetin dijital alanda da geçerli olması gerektiğini kaydetti. Duran'a göre farklı kültürlerin, dillerin ve toplumların küresel bilgi ortamında adil temsil edilmesi bir temel haktır.

Gazze örneği ve gazetecilerin bedeli

Bilgi akışındaki adaletsizliği Gazze üzerinden anlatan Duran, kriz bölgelerinde çalışan Türk gazetecilerin ve kamu yayıncılarının ağır bir bedel ödediğini söyledi. Haber peşindeyken yaşamını yitiren ya da uzvunu kaybeden gazetecilerin özverisini anan Duran, saha görüntülerinin ve kanıtların büyük dijital platformlarca bilerek sınırlandırıldığını veya silindiğini öne sürdü. Gerçek görünmez kılındığında dezenformasyonun güçleneceğini söyleyen Duran, denetimin her zaman düşünüp değerlendirebilen, doğruyu savunan ve sorumluluk alabilen insanlarda kalması, teknolojiye de insani ve etik bir yön verilmesi gerektiğini ekledi.

Son güncelleme07.11.2026 21:29
Kaynak Nirvana Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu