TRT World Forum'da AA'ya konuşan uzmanlar, Mekke Anlaşması'nın Lübnan'da güvenlik ve istikrara katkı sunabileceğini öne sürdü; yapının İran ve Mısır'a genişleyebileceği de dile getirildi.
TRT World Forum 2026'da AA muhabirine konuşan uzmanlar, Mekke Anlaşması'nın Lübnan'da güvenlik ve istikrara katkı sunabileceğini savundu. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu anlaşmayı değerlendiren isimler, yapının caydırıcılık ve kurumsal işbirliği boyutuna dikkat çekti. TRT'nin 2017'den bu yana düzenlediği forumun bu yılki 10'uncusu "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla yapıldı.
Hatib: İsrail'e karşı caydırıcı blok
Lübnan'daki İşbirliği ve Barış İnşası Araştırma Merkezi kurucularından araştırmacı Danya Kulaylat Hatib, anlaşmayı İsrail'in yayılmacılığını ve saldırganlığını durdurmanın tek yolu olarak niteledi. Hatib'e göre bölgenin ihtiyaç duyduğu güvenlik mimarisi için ortaya çıkan bu yapı, ilerleyen dönemde İran ve Mısır'ı da kapsayabilir. Araştırmacı, bu genişlemenin İsrail'in tutumunu değiştirmesi için gereken baskıyı doğuracağını öne sürdü.
Hatib, şimdiye kadar yalnızca ABD'ye güvenildiğini, Washington'ın ise İsrail üzerinde gerekli baskıyı kurmadığını savundu. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani'nin Pakistan'ı ziyaret ederek yapıya katılma isteğini gösterdiğini de hatırlatan Hatib, sınırlı imkânlara sahip Lübnan ordusunun tek başına koruma sağlayamayacağını, ancak pakta dahil olursa caydırıcılık kazanacağını belirtti.
Doğu Akdeniz için uzlaşı vurgusu
Hatib, Mısır'ın geçmişte Yunanistan'la deniz yetki alanı anlaşması imzalamasının Türkiye'yi denklem dışı bırakma düşüncesine dayandığını söyledi. Ankara ile Kahire arasındaki ilişkilerin bugün güçlü olduğunu belirten araştırmacı, Suriye, Türkiye, Lübnan ve Mısır'ın ortak noktada buluşmasının Doğu Akdeniz krizinin çözümüne zemin hazırlayacağını ifade etti.
Asseri: Hedef alınan ülke yok
Suudi Arabistan'ın eski Beyrut ve İslamabad Büyükelçisi, Uluslararası İran Çalışmaları Enstitüsü (Rasanah) Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Ali Awadh Asseri, anlaşmanın taraflar açısından büyük bir başarı olduğunu söyledi. Asseri'ye göre girişim, İran dahil hiçbir ülkeyi hedeflemiyor; tamamen savunma ve caydırıcılık amacı taşıyor.
Asseri, Suudi Arabistan'ın ekonomik kaynaklarına ve sanayisine, Türkiye'nin savunma sanayisine ve ordusuna, Pakistan'ın da askeri ve stratejik imkânlarına dikkat çekti. Bu üç ülkenin diplomasi, savunma ve caydırıcılık ekseninde sağlam bir yapı kurduğunu dile getirdi. Lübnan'da istikrar sağlandıkça bankacılık, sanayi ve kalkınma sorunlarının aşılacağını, yabancı yatırımcı ile turistin ülkeye yeniden yöneleceğini öngördü.
Şahin: Kurumsal işbirliği modeli
Forum katılımcılarından Dr. Abdullah Musab Şahin ise Mekke İttifakı'nı bölgesel barış ve istikrar açısından stratejik bir kazanım olarak tanımladı. Şahin, ittifakın en önemli yönünün bölgesel güvenliği dönemsel siyasi iradenin ötesine taşıyıp devletler arasında karşılıklı sorumluluğa dayanan kurumsal bir modele çevirme ihtimali olduğunu söyledi.
Lübnan'da erken seçim tartışmalarının yeniden gündeme geldiğini ve 2027 için kanun tekliflerinin sunulduğunu anımsatan Şahin, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki koordinasyonun siyasi uzlaşının sağlanmasına, devlet otoritesinin kurulmasına ve bölgesel tansiyonun düşmesine katkı verebileceğini kaydetti.