10 saat önce

10Haber yazarı Mehmet Öğütcü, iktidarı ve muhalefeti yönetim programı sunmaya çağırdı; yedi başlıklı, on yıllık bir dönüşüm planı önerdi.

10Haber'de yayımlanan köşe yazısında Mehmet Öğütcü, Türkiye'nin asıl sorununun ekonomik kriz ya da kutuplaşmadan çok, geleceği konuşma becerisini yitirmeye başlaması olduğunu savundu. Öğütcü'ye göre dünya yapay zekâ, enerji dönüşümü ve biyoteknoloji alanlarında yarışırken Türkiye'de gündemi kimin hangi partiden ayrılacağı ve kimin lider olacağı tartışmaları dolduruyor.

Yazar, iktidarı da muhalefeti de aynı soruyla karşı karşıya bıraktı: Ülkeyi kimin yöneteceğini tartışanlar, nasıl bir Türkiye kuracaklarını hangi kadrolar, kaynaklar ve takvimle gerçekleştireceklerini neden yeterince anlatmıyor?

İktidara ve muhalefete yönelik eleştiri

Öğütcü, AK Parti'nin uzun iktidarının en zorlu sınavlarından birinden geçtiğini ve eski yenilenme enerjisini üretmekte zorlandığını yazdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hâlâ belirleyici aktör olduğunu kabul eden yazar, bir siyasi hareketin geleceğinin tek kişiye bağlanamayacağını, Erdoğan sonrasına dair belirsizliğin de kurumsal bir mesele olduğunu öne sürdü. Uzun iktidarların en büyük tehlikesinin eleştiriyi duyma kapasitesini yitirmek olduğunu da savundu.

CHP'nin toplumsal tabanı ve yerel yönetim deneyimi bulunduğunu belirten Öğütcü, parti içi rekabetin, hukuki süreçlerin ve liderlik tartışmalarının kapsamlı bir yönetim programını gölgelediğini ileri sürdü. İmamoğlu'nun hukuki sürecine, Özgür Özel'in liderliğine ve Mansur Yavaş'ın siyasi konumuna dikkat çeken yazar, hukukun bağımsız işlemesi ve siyasi rekabetin mahkeme salonlarında belirlenmemesi gerektiğini söyledi. Muhalefetin yalnızca mağduriyet ve tepki siyasetiyle yetinemeyeceğini, enflasyonun kalıcı biçimde nasıl düşürüleceği ve gençlerin göçünün nasıl tersine çevrileceği gibi sorulara yanıt vermesi gerektiğini yazdı.

Bölünen partiler üzerine tespit

Öğütcü, sağın ve solun tarih boyunca bölündüğünü hatırlatarak farklı kulvarlarda ilerleyen MHP, İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti ve Yeniden Refah ile DEM Parti çevresindeki ayrı yaklaşımlara değindi. Bütün bunları yalnızca siyasi mühendislikle açıklamayı kolaycılık olarak niteleyen yazar, temsil boşluklarına, liderlik hırslarına ve değişen seçmen beklentilerine de işaret etti. Öğütcü, her ayrışmanın yeni bir fikir üretmediğini, bazen eski anlaşmazlıkların yeni tabelalara taşındığını savundu.

Yedi başlıklı "Türkiye 2036" önerisi

Yazar, partilerüstü ve on yıllık bir dönüşüm hedefi konulmasını önerdi ve bunu "Türkiye 2036: Şampiyonlar Ligi'ne Yükseliş Programı" olarak adlandırdı. Öğütcü'ye göre program bir seçim sloganı olmamalı; belirli bir takvimi, finansman kaynağı, hesap verecek sorumluları ve ölçülebilir hedefleri olan ulusal bir plan olmalı.

Öneri yedi başlıktan oluşuyor: hukuk ve güven, eğitim, teknoloji ve üretim, enerji dayanıklılığı, tarım ve bölgesel kalkınma, dış politika ve profesyonel devlet. Öğütcü eğitimde sorgulayan kuşaklara ve üniversite özgürlüğüne, teknolojide savunma sanayii başarılarının yapay zekâ ve biyoteknolojiye yayılmasına, enerjide Karadeniz gazı ile yenilenebilir ve nükleer kaynakların birlikte ele alınmasına vurgu yaptı. Dış politikada Avrupa ile bütünleşmenin güçlendirilmesini, Orta Asya ve Afrika'dan ABD, Çin ve Rusya'ya, Orta Doğu'ya uzanan ilişkilerin dengeli ve çıkar odaklı yürütülmesini önerdi; kamu kurumlarının siyasi sadakat yerine ehliyetle yönetilmesini ve büyük projelerin maliyet, takvim ve getirisinin açıklanmasını istedi.

İlk yüz gün ve yönetim kültürü

Öğütcü, programın ilk yüz gününde yargı reformuna ilişkin takvimin duyurulabileceğini, kamu ihalelerinde şeffaflığın artırılabileceğini ve ekonomik istikrar için güvenilir bir çerçevenin çizilebileceğini yazdı. Eğitim ve teknoloji alanlarında bağımsız uzmanlardan oluşan bir dönüşüm platformu kurulmasını, büyük yatırımların maliyet-fayda analizlerinin yayımlanmasını da önerdi.

Diplomasi, OECD ve Uluslararası Enerji Ajansı'ndaki deneyimine değinen yazar, eksik olanın yetenek değil, yetenekleri bir araya getirecek güven ortamı ve kurumlar olduğunu söyledi. Yeni bir parti doğabileceğini ya da mevcut partilerin dönüşebileceğini ancak zihniyet değişmezse sonucun değişmeyeceğini belirten Öğütcü, Türkiye'nin "yeni bir kurtarıcıya değil, yeni bir başarı hikâyesine" ihtiyacı olduğunu ifade etti.

Köşe yazısını okuyun
Son güncelleme07.11.2026 10:52
Kaynak 10Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
14 dakika önce

Burhanettin Duran, TRT World Forum'daki oturumda algoritmaların editörlerin yerini aldığını söyledi; dijital egemenliğin Türkiye için de önemli bir mesele olduğunu belirtti.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 10'uncu yılında yapılan TRT World Forum'da dijital medyanın geleceğini, yapay zekayı ve algoritmaların toplumlar üzerindeki etkisini ele aldı. İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve "Algoritmik Çağda Kontrol Kimde?" sorusunu soran oturumda konuşan Duran, küresel haber dolaşımını yöneten sistemlerin gitgide daha az şeffaf hale geldiğini söyledi.

Editörlerin yerini algoritmalar aldı

Duran, eskiden yayın kararlarının mesleki sorumluluğu bulunan ve hesap verebilen insan editörlerce verildiğini anımsattı. Bu denetim görevini artık algoritmaların yürüttüğünü söyleyen Duran, sahada büyük emekle hazırlanan bir haberin, bir algoritma yüzünden ihtiyacı olan okura ulaşamayabileceğini; oysa kışkırtıcı ve yanıltıcı içeriğin dakikalar içinde kıtaları dolaşabildiğini anlattı. Arkasında ticari ve siyasi çıkarlar bulunan bu sistemlerin, toplumların ne düşüneceğini biçimlendirme riski taşıdığını belirtti.

Dijital egemenlik vurgusu

Duran, büyük teknoloji şirketlerinin güç kazanmasını "tekno-feodalizm" olarak adlandırdı. Ona göre bir avuç uluslararası firma, milyarlarca kişinin haberleştiği ve bilgi edindiği mecraları elinde tutuyor. Teknolojik gelişmeye ve yeniliğe karşı olmadıklarını söyleyen Duran, bu gelişmenin insan haklarına, değerlere ve tercih özgürlüğüne hizmet etmesi gerektiğini ifade etti.

Meseleyi Türkiye için bir dijital egemenlik konusu olarak da tanımlayan Duran, şöyle konuştu: "Milletimiz, verilerini koruyacak, kültürel kimliğini muhafaza edecek ve kendi hikayesini dünyaya anlatacak kapasiteye sahip olmalıdır."

Üç temel ilke

Teknolojinin insanlığa hizmet etmeye devam etmesi için Duran'ın önerdiği ilkeler arasında hesap verebilirlik, dağıtımda adalet ve çoğulculuk yer aldı. Dijital dünyanın geleceğinin birkaç güçlü aktöre bırakılamayacağını söyleyen Duran, uluslararası siyasette aranan hakkaniyetin dijital alanda da geçerli olması gerektiğini kaydetti. Duran'a göre farklı kültürlerin, dillerin ve toplumların küresel bilgi ortamında adil temsil edilmesi bir temel haktır.

Gazze örneği ve gazetecilerin bedeli

Bilgi akışındaki adaletsizliği Gazze üzerinden anlatan Duran, kriz bölgelerinde çalışan Türk gazetecilerin ve kamu yayıncılarının ağır bir bedel ödediğini söyledi. Haber peşindeyken yaşamını yitiren ya da uzvunu kaybeden gazetecilerin özverisini anan Duran, saha görüntülerinin ve kanıtların büyük dijital platformlarca bilerek sınırlandırıldığını veya silindiğini öne sürdü. Gerçek görünmez kılındığında dezenformasyonun güçleneceğini söyleyen Duran, denetimin her zaman düşünüp değerlendirebilen, doğruyu savunan ve sorumluluk alabilen insanlarda kalması, teknolojiye de insani ve etik bir yön verilmesi gerektiğini ekledi.

Son güncelleme07.11.2026 21:29
Kaynak Nirvana Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu