4 saat önce

Avukat Ersan Barkın, Ahbap soruşturması kapsamında tutuklu Oğuzhan Uğur'a yöneltilen aklama suçlamalarını bir YouTube programında değerlendirdi; bilirkişi raporuna itiraz ederek tutukluluğu eleştirdi.

Avukat Ersan Barkın, müvekkili Oğuzhan Uğur'un tutuklanma sürecini ve hakkındaki soruşturmayı bir YouTube programında anlattı. Barkın'ın aktardığına göre Uğur, aklama ve güveni kötüye kullanma suçlamalarıyla karşı karşıya; bu suçlamalar Uğur'un kendi işlerinden değil, Ahbap soruşturmasından doğdu. Dosyada kısıtlılık kararı olduğunu belirten Barkın, değerlendirmelerini Uğur'un emniyet ve savcılık ifadelerine, sorulan sorulara ve basına yansıyan bilirkişi raporuna dayandırdığını söyledi.

Bilirkişi raporu ve dolaylı para ilişkileri

Barkın'a göre basına yansıyan bilirkişi raporunda, Uğur'un Ahbap soruşturmasındaki şüphelilerle doğrudan bir mali bağı olmadığı iki kez yazılı. Avukat, buna rağmen dolaylı para hareketleri üzerinden bir bağlantı kurulmaya çalışıldığını savundu. Bu kişilerin arasında Uğur'un eski menajerlerinden ikisi ve konser organizasyonlarını yürüten bir isim bulunuyor; Barkın, menajerlik ve organizasyon işleri nedeniyle böyle bir mali ilişkinin doğal olduğunu söyledi.

Barkın, şüpheli bulunan işlemlerin farklı yıllara yayıldığını, bazılarının arasında beş yıllık mesafe olduğunu anlattı. Bir menajerin 2024'te Uğur'la para alışverişi yaptığını, aynı kişinin 2022'de Ahbap soruşturmasındaki bir şüpheliyle EFT işlemi yaptığını örnek verdi. Aklama suçlamasının dayanağının, şirketin kullandığı 25 milyon liralık konut kredisi olduğunu ileri süren Barkın, dolaylı ilişki diye sunulan işlemlerin toplam tutarının ise yalnızca 25 bin lira olduğunu iddia etti. Bilirkişinin görev sınırını aştığını da ekledi.

Araç ve konut alımı

Raporda lüks otomobil diye anılan aracın parasının, Uğur'un bir dijital platformla yaptığı anlaşmadan kazandığı gelirle ödendiğini söyleyen Barkın, bu gelirin fatura edildiğini, vergisinin yatırıldığını ve bedelin baştan sona banka yoluyla aktarıldığını belirtti. Satıcının adı EFT'de eksik yazıldığı için ödemenin geri döndüğünü, 10 milyon liralık tutarın işlem saati dolduğundan ertesi gün gönderildiğini anlatan avukat, bu durumun yüksek işlem hacmi gerekçesiyle suçlama konusu yapıldığını öne sürdü.

Ömerli'deki ev için Uğur'a ya da ailesine bireysel kredi çıkmadığını söyleyen Barkın, Babala TV'nin platformla anlaşmasından sonra şirketin banka kredisi alabilecek duruma geldiğini anlattı. Kredi başvurusu onaylandı, aile üyeleri kefil oldu, ev ipotek edildi. Barkın'ın verdiği tarihlere göre işletme kredisi 3 Ocak'ta çekildi, ev 5 Ocak'ta Babala TV adına tapuya geçti; değerini iki ayrı ekspertiz raporu belirledi. Raporda kredi girişine rastlanmadığının yazılmasını gerçeğe aykırı bulan avukat, yurt dışından gelen paraların YouTube ve X kaynaklı, vergisi kaynağında kesilmiş kazançlar olduğunu ifade etti.

Ahbap bağlantısı ve tutukluluğa itiraz

Barkın'ın iddiasına göre Uğur'a ifadelerinde, Ahbap yöneticisi sayılıp gözaltına alınan kişileri tanıyıp tanımadığı dışında Ahbap'a dair hiçbir para hareketi sorulmadı. Avukat, Uğur'un depremin ardından ekibiyle bölgeye gittiğini, orada İletişim Başkanlığı'nın bölge başkanı, Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve AFAD yöneticileriyle görüştüğünü, şubat ayı bittikten sonra ise Ahbap yetkilileriyle teması kalmadığını öne sürdü.

Barkın, Uğur'u cezaevinde ziyaret ettiğini ve müvekkilinin yüz günden fazladır tutuklu olduğunu aktardı. Suçlamaları itibar suikastı olarak niteleyen Barkın, Uğur'un soruşturmada taraf bile olmaması gerektiğini, tutukluluğun hukuken savunulamayacağını söyledi.

Son güncelleme07.11.2026 17:14
Kaynak Nirvana Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
15 dakika önce

Burhanettin Duran, TRT World Forum'daki oturumda algoritmaların editörlerin yerini aldığını söyledi; dijital egemenliğin Türkiye için de önemli bir mesele olduğunu belirtti.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 10'uncu yılında yapılan TRT World Forum'da dijital medyanın geleceğini, yapay zekayı ve algoritmaların toplumlar üzerindeki etkisini ele aldı. İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve "Algoritmik Çağda Kontrol Kimde?" sorusunu soran oturumda konuşan Duran, küresel haber dolaşımını yöneten sistemlerin gitgide daha az şeffaf hale geldiğini söyledi.

Editörlerin yerini algoritmalar aldı

Duran, eskiden yayın kararlarının mesleki sorumluluğu bulunan ve hesap verebilen insan editörlerce verildiğini anımsattı. Bu denetim görevini artık algoritmaların yürüttüğünü söyleyen Duran, sahada büyük emekle hazırlanan bir haberin, bir algoritma yüzünden ihtiyacı olan okura ulaşamayabileceğini; oysa kışkırtıcı ve yanıltıcı içeriğin dakikalar içinde kıtaları dolaşabildiğini anlattı. Arkasında ticari ve siyasi çıkarlar bulunan bu sistemlerin, toplumların ne düşüneceğini biçimlendirme riski taşıdığını belirtti.

Dijital egemenlik vurgusu

Duran, büyük teknoloji şirketlerinin güç kazanmasını "tekno-feodalizm" olarak adlandırdı. Ona göre bir avuç uluslararası firma, milyarlarca kişinin haberleştiği ve bilgi edindiği mecraları elinde tutuyor. Teknolojik gelişmeye ve yeniliğe karşı olmadıklarını söyleyen Duran, bu gelişmenin insan haklarına, değerlere ve tercih özgürlüğüne hizmet etmesi gerektiğini ifade etti.

Meseleyi Türkiye için bir dijital egemenlik konusu olarak da tanımlayan Duran, şöyle konuştu: "Milletimiz, verilerini koruyacak, kültürel kimliğini muhafaza edecek ve kendi hikayesini dünyaya anlatacak kapasiteye sahip olmalıdır."

Üç temel ilke

Teknolojinin insanlığa hizmet etmeye devam etmesi için Duran'ın önerdiği ilkeler arasında hesap verebilirlik, dağıtımda adalet ve çoğulculuk yer aldı. Dijital dünyanın geleceğinin birkaç güçlü aktöre bırakılamayacağını söyleyen Duran, uluslararası siyasette aranan hakkaniyetin dijital alanda da geçerli olması gerektiğini kaydetti. Duran'a göre farklı kültürlerin, dillerin ve toplumların küresel bilgi ortamında adil temsil edilmesi bir temel haktır.

Gazze örneği ve gazetecilerin bedeli

Bilgi akışındaki adaletsizliği Gazze üzerinden anlatan Duran, kriz bölgelerinde çalışan Türk gazetecilerin ve kamu yayıncılarının ağır bir bedel ödediğini söyledi. Haber peşindeyken yaşamını yitiren ya da uzvunu kaybeden gazetecilerin özverisini anan Duran, saha görüntülerinin ve kanıtların büyük dijital platformlarca bilerek sınırlandırıldığını veya silindiğini öne sürdü. Gerçek görünmez kılındığında dezenformasyonun güçleneceğini söyleyen Duran, denetimin her zaman düşünüp değerlendirebilen, doğruyu savunan ve sorumluluk alabilen insanlarda kalması, teknolojiye de insani ve etik bir yön verilmesi gerektiğini ekledi.

Son güncelleme07.11.2026 21:29
Kaynak Nirvana Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu