2 dakika önce

İçişleri Bakanı Çiftçi, çocukların ailelerinin silahına ulaşmasını önlemek için kanun değişikliği hazırladıklarını söyledi; okul güvenliği ve suçlu iadelerine ilişkin rakamlar da verdi.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, ruhsatlı silah sahiplerine yönelik yeni bir düzenleme hazırlandığını açıkladı. Katıldığı bir televizyon programında konuşan Çiftçi, silah ruhsatı verilecek kişilere çelik kasa zorunluluğu getirilmesini planladıklarını söyledi. Bakan, Afyonkarahisar'daki silahlı saldırıda 8 vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatarak saldırganın güvenlik güçlerinin kısa sürede yaptığı takiple yakalandığını belirtti.

Çocukların silaha ulaşması hedefte

Çiftçi, okul saldırılarında görüldüğü gibi çocukların ailelerinin ruhsatlı silahına ulaşabildiğine dikkat çekti. Ateşli silahı çocukların erişebileceği biçimde bulunduranlara, başka bir suç oluşmadığı takdirde 3 yıla yakın hapis cezası öngörüldüğünü söyleyen Bakan, bu konuda kanun değişikliği öngördüklerini anlattı. Çiftçi'ye göre evdeki ruhsatlı silahların çocukların ulaşamayacağı güvenli bir yerde saklanması gerekiyor. Yeni düzenlemeyle silah sahipleri ruhsatlı silahlarını çelik kasada muhafaza etmek zorunda kalacak.

Okul güvenliğinde yeni tedbirler

Okul güvenliği konusunda da bilgi veren Çiftçi, İçişleri Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın tedbirleri artırdığını söyledi. Yedi bakanlığın dört ay boyunca çalıştığını belirten Bakan, öğrencilerin verdiği olası işaretlerin erken teşhis edilmesini, okulun ve sosyal hizmetlerin hemen devreye girmesini sağlayan bir protokolün yürürlükte olduğunu aktardı. İçişleri Bakanlığı'nın okul güvenliğine ilişkin genelge yayımladığını, valiliklere talimat verildiğini ve 611 müfettişin sahada denetim yaptığını söyleyen Çiftçi, müfettişlerin önümüzdeki günlerde rapor sunacağını bildirdi.

Çalışma Bakanlığı'ndan 31 bin kadro aldıklarını anlatan Çiftçi, güvenlik sertifikalı bu kişilerden 28 bin 945'inin göreve başladığını söyledi. Okul bahçe görevlisi olarak çalışan personele dedektör verildiğini, okul duvarlarının dışında ise asayiş, çocuk şube, narkotik ve trafik ekiplerinin görev yaptığını ifade etti.

786 kişi Türkiye'ye iade edildi

Suçlularla mücadeleye de değinen Çiftçi, yılın ilk 10 ayında yurt dışından 786 kişinin Türkiye'ye iade edildiğini açıkladı. Bakan, 2021-2025 döneminde aynı sürede iade edilenlerin sayısının 134 olduğunu söyledi. İade edilenlerden 183'ünün organize suç örgütü lideri ya da üyesi olduğunu belirten Çiftçi, 58 ülkenin aradığı 497 kişinin de bu yıl Türkiye'de yakalandığını kaydetti. Önümüzdeki günlerde İtalya'ya, ardından Almanya'ya gideceğini duyuran Çiftçi, güvenlik diplomasisinin süreceğini söyledi.

COP31 ve polis çalışma düzeni

COP31 için Antalya'da 26 bin polisin görev yaptığını söyleyen Çiftçi, zirveye yaklaşık 100 devlet başkanı, 200 civarında bakan ve 20 bin kadar delegenin katılmasını beklediklerini, kente her gün 100 bin ziyaretçi geleceğini aktardı.

Polislerin çalışma saatlerine ilişkin konuşan Bakan, 12/36 sistemine geçilebilecek birimlerde eylülden itibaren uygulamaya başladıklarını söyledi. Terörle mücadele, siber suçlar ve narkotik birimlerinde bu sisteme geçilemeyeceğini, karakollar, hassas bölgeler ve koruma şubesi gibi birimlerde ise geçilebileceğini belirtti. Sahadaki müfettişlerin bu uygulamayı da denetlediğini ifade etti.

Son güncelleme07.11.2026 22:12
Kaynak halk54.com
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
46 dakika önce

Burhanettin Duran, TRT World Forum'daki oturumda algoritmaların editörlerin yerini aldığını söyledi; dijital egemenliğin Türkiye için de önemli bir mesele olduğunu belirtti.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 10'uncu yılında yapılan TRT World Forum'da dijital medyanın geleceğini, yapay zekayı ve algoritmaların toplumlar üzerindeki etkisini ele aldı. İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve "Algoritmik Çağda Kontrol Kimde?" sorusunu soran oturumda konuşan Duran, küresel haber dolaşımını yöneten sistemlerin gitgide daha az şeffaf hale geldiğini söyledi.

Editörlerin yerini algoritmalar aldı

Duran, eskiden yayın kararlarının mesleki sorumluluğu bulunan ve hesap verebilen insan editörlerce verildiğini anımsattı. Bu denetim görevini artık algoritmaların yürüttüğünü söyleyen Duran, sahada büyük emekle hazırlanan bir haberin, bir algoritma yüzünden ihtiyacı olan okura ulaşamayabileceğini; oysa kışkırtıcı ve yanıltıcı içeriğin dakikalar içinde kıtaları dolaşabildiğini anlattı. Arkasında ticari ve siyasi çıkarlar bulunan bu sistemlerin, toplumların ne düşüneceğini biçimlendirme riski taşıdığını belirtti.

Dijital egemenlik vurgusu

Duran, büyük teknoloji şirketlerinin güç kazanmasını "tekno-feodalizm" olarak adlandırdı. Ona göre bir avuç uluslararası firma, milyarlarca kişinin haberleştiği ve bilgi edindiği mecraları elinde tutuyor. Teknolojik gelişmeye ve yeniliğe karşı olmadıklarını söyleyen Duran, bu gelişmenin insan haklarına, değerlere ve tercih özgürlüğüne hizmet etmesi gerektiğini ifade etti.

Meseleyi Türkiye için bir dijital egemenlik konusu olarak da tanımlayan Duran, şöyle konuştu: "Milletimiz, verilerini koruyacak, kültürel kimliğini muhafaza edecek ve kendi hikayesini dünyaya anlatacak kapasiteye sahip olmalıdır."

Üç temel ilke

Teknolojinin insanlığa hizmet etmeye devam etmesi için Duran'ın önerdiği ilkeler arasında hesap verebilirlik, dağıtımda adalet ve çoğulculuk yer aldı. Dijital dünyanın geleceğinin birkaç güçlü aktöre bırakılamayacağını söyleyen Duran, uluslararası siyasette aranan hakkaniyetin dijital alanda da geçerli olması gerektiğini kaydetti. Duran'a göre farklı kültürlerin, dillerin ve toplumların küresel bilgi ortamında adil temsil edilmesi bir temel haktır.

Gazze örneği ve gazetecilerin bedeli

Bilgi akışındaki adaletsizliği Gazze üzerinden anlatan Duran, kriz bölgelerinde çalışan Türk gazetecilerin ve kamu yayıncılarının ağır bir bedel ödediğini söyledi. Haber peşindeyken yaşamını yitiren ya da uzvunu kaybeden gazetecilerin özverisini anan Duran, saha görüntülerinin ve kanıtların büyük dijital platformlarca bilerek sınırlandırıldığını veya silindiğini öne sürdü. Gerçek görünmez kılındığında dezenformasyonun güçleneceğini söyleyen Duran, denetimin her zaman düşünüp değerlendirebilen, doğruyu savunan ve sorumluluk alabilen insanlarda kalması, teknolojiye de insani ve etik bir yön verilmesi gerektiğini ekledi.

Son güncelleme07.11.2026 21:29
Kaynak Nirvana Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu