1 saat önce

Fon soruşturmasında hakimlik, eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'yı tutukladı. Eşi İlyas Kaya ile eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında imza ve yurt dışı çıkış yasağı kararı verildi.

Fon soruşturmasında eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya tutuklandı. Kaya, 5 Kasım'da Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde ikinci kez şüpheli sıfatıyla ifade verdikten sonra suç örgütü üyeliği ve Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırılık suçlamalarıyla tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, talebi kabul ederek tutuklama kararı verdi.

Kaya'nın eşi İlyas Kaya ile eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında ise imza atma ve yurt dışına çıkış yasağı biçiminde adli kontrol tedbiri uygulandı.

Soruşturmanın merkezinde Özata Denizcilik hisseleri

Soruşturma, Özata Denizcilik (OZATD) hisseleri üzerinden yürütülüyor. Kaya çiftinin yaklaşık 163 milyon liralık yatırımla 2 milyar liraya yaklaşan kazanç elde ettiği iddiası gündeme gelmişti. Eylül ayı sonunda çiftin mal varlıklarına yönelik tedbir süreci başladı. Çift, 7 Ekim'de ilk kez şüpheli sıfatıyla ifade verdi.

Fatma Betül Sayan Kaya, hisse alımlarını kendi kararıyla yaptığını, içeriden bilgi almadığını ve herhangi bir manipülasyona katılmadığını savundu. Çiftin kazanç olarak değerlendirilen tutarlar için iade hesabına ödeme yaptığı da açıklanmıştı. İlk ifadelerin ardından SPK'nin hazırladığı denetim raporu dosyaya girdi. Kaya çifti ile Gönül 4 Kasım'da yeniden ifadeye çağrıldı.

Sevk yazısındaki iddialar

Savcılığın tutuklamaya sevk yazısında SPK raporuna dikkat çekildi. Rapora göre Kaya, OZATD hissesinin fiyatını veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek, kamuya açıklanmamış bilgilere sahipti. Yazıda, Tera grubunun şirket ve fon bazında bu hissede yoğun alım yaptığı belirtildi.

Kaya'nın Tera Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile görüştüğü, grup yöneticilerinden Erdin Özel ile eskiye dayanan tanışıklığı bulunduğu ve hisse yatırım sürecinde Özel ile yoğun görüşmeler yürüttüğü aktarıldı. Kaya'nın Tera grubunda yatırım hesabı açtığı da işlem ve beyanlarla doğrulandı.

Hissenin değer artışının Nisan 2026'da başladığı, düşüşün ise fonlara ilişkin 17 Eylül 2026 tarihli tasfiye kararından bir gün önce, 16 Eylül'e kadar sürdüğü hatırlatıldı. Kaya hisseyi Nisan'da aldı ve 16 Eylül'de sattı. Sevk yazısına göre hisse piyasada satılmadı; virman yoluyla Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş. tarafından alındı ve bedel aynı gün Kaya'nın hesabına yatırıldı.

Savcılık, ilk kez borsa yatırımcısı olan Kaya'nın yatırım miktarının yüksek olmasını ve Tera yöneticileriyle diyalogunu gerekçe göstererek, şüphelinin hissenin fiyat hareketini bildiğini, "tasfiye kararının verileceğini de bilerek işlemler yaptığı görülmektedir" ifadesini kullandı.

Erdoğan'ın aynı gün yaptığı açıklama

Tutuklama haberi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Güney Kore dönüşünde fon soruşturmasına ilişkin sözlerinin ardından geldi. Erdoğan, beklenmedik isimlerin bu işlerin içinde yer aldığını söyledi ve "Sermaye piyasalarımızı bu mikroptan temizleyeceğiz" dedi. Erdoğan açıklamasında isim vermedi.

Kaya'nın siyasi geçmişi

Fatma Betül Sayan Kaya, 2016'da Erdoğan'ın kabinesine girdi ve 2018'e kadar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yaptı. Ardından AK Parti'de Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Fon soruşturmasında adının gündeme gelmesinin ardından bu görevden ayrıldı.

Son güncelleme06.11.2026 04:32
Kaynaklar NTV Haber, Patronlar Dünyası
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
21 dakika önce

Enpolitik yazarı İrfan Sönmez, fon vurgununda isimlerin açıklanmasını isteyen iktidar ve muhalefeti değerlendirdi; asıl sorgulanması gerekenin vurguna yol açan siyasal kültür olduğunu savundu.

Enpolitik yazarı İrfan Sönmez, fon vurgunuyla ilgili tartışmayı "Bir kültür ve zihniyeti sorgulamak" başlıklı yazısında ele aldı. Sönmez'e göre vurguna kimin karıştığı sorusu önemli olsa da asıl sorgulanması gereken, onca denetim kurumuna rağmen bu ölçekte bir yolsuzluğun neden ve nasıl mümkün olduğu.

"Açıklansın" çağrısına yazardan eleştiri

Sönmez, yazısında Özgür Özel'in altmış kadar eski ve yeni AK Partili milletvekilinin bu işin içinde olduğunu söylediğini, AK Parti grup başkanvekillerinin ise sorumluların açıklanmasını istediğini aktardı. Yazara göre herkes açıklama çağrısı yaparken kimse bilgi vermiyor. Sönmez, kimin yaptığı sorusunun sistemin işleyişinden ve iktidar partisinin siyaset anlayışından doğan zayıflıkları açıklamaya yetmediğini de ekledi. Muhalefetin her bilgiye ulaşmasının zor olduğunu, iktidar partisi için aynı durumun geçerli olmadığını söyleyen Sönmez, iktidar kanadının isimleri rahatlıkla öğrenip kamuoyuna duyurabileceğini savundu. Ona göre "açıklansın" demek, olayın sorumluluğundan sıyrılma çabası.

Yönetmek ile ele geçirmek arasındaki fark

Sönmez, devleti bir pasta ve ganimet olarak görenlerin bu tür bir soygunda ahlaki bir sorun görmediğini öne sürdü. Yazara göre bu anlayıştaki siyasetçiler yönetime değil devletin kendisine sahip olmaya gelmiş durumda; yönetmeye gelenler geçici olduklarını bilirken, ele geçirenler elindekini bırakmamaya çalışıyor. Sönmez bu ayrımı "mahkeme kadıya mülk değildir" anlayışıyla açıkladı. Suçlar arttıkça hesap vermemek için iktidarda kalmanın bir zorunluluğa dönüştüğünü, otoriterleşmenin de bu korkunun ürünü olduğunu yazdı.

Siyaset hukuku ve demokrasi kültürü

Sönmez, Doğu ve İslam toplumlarında iktidarı sınırlayan ve yönetimin geçici olduğunu kurumsallaştıran bir siyaset hukukunun gelişmediğini savundu. Yazara göre iktidarlar yasalarla değil nasihatnamelerle sınırlandırılmaya çalışıldı; iktidardan ayrılışı düzenleyen bir hukuk bulunmadığı için demokratik kültür de yerleşmedi ve yönetimler çoğunlukla isyan ya da darbeyle değişti. Brian Tamanaha'nın "Hukukun Üstünlüğü" kitabına atıf yapan yazar, demokratik geleneği olmayan toplumlarda demokratik mekanizmaların örgütlü bir grubun devlet yetkilerini ele geçirmesine araç olabileceğini aktardı. Türkiye'nin iyi ya da kötü bir demokrasi kültürü ve altyapısı bulunduğunu, ancak bunun herkes için geçerli olmadığını belirtti.

Sönmez'e göre demokrasiyi yalnızca iktidara gelene kadar kullanılan bir araç sayanlar önce denetim mekanizmalarını devre dışı bırakıyor, sonra taraftarlarına pay dağıtıyor. Fon ve TOKİ alanlarındaki yolsuzluk ağının bu kayırma kültürünün sonucu olduğunu savunan yazar, bu zihniyetin hukuku da demokrasiyi de tüketeceği uyarısını yaptı.

Köşe yazısını okuyun
Son güncelleme06.11.2026 05:25
Kaynak enpolitik.com
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu