DEM Parti Grup Başkanvekilleri Koçyiğit ve Temelli, staj ve çıraklık dönemlerinin sigortalılık başlangıcı sayılmasını öngören teklifi TBMM Başkanlığı'na sundu.
DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, emeklilik hesabında staj ve çıraklık yıllarının da sigortalılığın başlangıcı sayılmasını isteyen bir kanun teklifini TBMM Başkanlığı'na sundu. Teklif; Mesleki Eğitim Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda değişiklik yapılmasını öngörüyor.
Stajyer ve çırağa yapılan bildirim emekliliğe yetmiyor
Teklifin gerekçesine göre sorun, stajyer ve çırakların sisteme hiç alınmaması değil. Bu kişiler adına Sosyal Güvenlik Kurumu'na sigortalılık bildirimi yapılıyor. Ancak kapsam ağırlıklı olarak iş kazası ve meslek hastalığı sigortasıyla sınırlı kalıyor; malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin primler yatırılmıyor.
Gerekçe, bunun 5510 sayılı Kanun'un 38'inci maddesindeki kurala dayandığını anlatıyor. Madde, bu sigorta kollarında sigortalılık süresinin başlangıcını kapsama ilk kez girilen tarihe bağlıyor. Böylece çalışma yaşamına erken yaşta katılan biri, staj ve çıraklık yıllarını emeklilik hesabında kullanamıyor.
EYT sonrası da fark sürdü
Gerekçede, Emeklilikte Yaşa Takılanlar düzenlemesinin ardından da staj ve çıraklık başlangıcı sayılmadığı için çok sayıda kişinin benzer durumdaki diğer çalışanlarla aynı haklardan yararlanamadığı belirtiliyor. Teklifi hazırlayanlar, sigortalılık başlangıç tarihinin emeklilik koşullarını ve emeklilik tarihini doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor.
Gerekçede ayrıca borçlanma hakkına değiniliyor. Sosyal güvenlik sisteminde başka süreler için borçlanma imkânı tanındığı halde zorunlu staj ve çıraklık dönemleri için böyle bir yol bulunmadığı kaydediliyor. Teklif sahipleri, geçmiş dönemdeki hak kayıplarını giderecek bir borçlanma mekanizmasının da kurulması gerektiğini savunuyor.
Kursiyer, bursiyer ve prim yükü
Gerekçede sorunun yalnızca stajyer ve çırakları kapsamadığı da vurgulanıyor. Kursiyer ve bursiyerlerin sigortalılık durumlarının da fiilî çalışma koşullarına ve tabi oldukları hükümlere göre değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Her grubun hukuki statüsü farklı olabileceği için düzenlemenin kapsamının açıkça tanımlanması isteniyor.
Primlerin kim tarafından ödeneceği de gerekçenin üzerinde durduğu başlıklardan biri. Metne göre sosyal güvenlik maliyetlerinin kamu kaynakları ya da İşsizlik Sigortası Fonu üzerinden karşılanması, işverenlerin istihdam maliyetini düşürürken yükü kamuya ve çalışanlara aktarabiliyor. Gerekçe, fiilen çalışılan işyerinde doğan yükümlülüğün hangi tarafça karşılanacağının açık kurallara bağlanmasını talep ediyor.
Emeklilik koşullarına geniş eleştiri
Teklifin genel gerekçesi, sosyal güvenliği bireyin çalışma hayatı boyunca karşılaşabileceği risklere karşı koruyan temel bir hak olarak tanımlıyor. Metne göre 1999 ve 2006'da kabul edilen, 2008'de önemli hükümleri yürürlüğe giren düzenlemeler emeklilik koşullarını ağırlaştırdı ve sosyal güvenliğin koruyucu niteliğini zayıflattı. Gerekçe, aylık bağlama oranları, güncelleme katsayısı ve aylıkların artış yöntemindeki değişikliklerin emekli gelirini olumsuz etkilediğini, emeklilik yaşının yükselmesiyle birlikte uzun yıllar prim ödeyenlerin yoksullukla karşılaştığını öne sürüyor.