5 dakika önce

Yeni Journal yazarı Volkan Eser, Cumhuriyetçilerin Kongre çoğunluğunu yitirmesini İran savaşı ve İsrail desteği tartışmalarıyla ilişkilendirdi. Yazısında İsrailli emekli büyükelçi Alon Liel'in değerlendirmelerine yer verdi.

Yeni Journal yazarı Volkan Eser, yazısında ABD'de Cumhuriyetçilerin yaşadığı seçim kaybının yalnızca Amerikan iç siyaseti çerçevesinde okunmaması gerektiğini savundu. Eser'e göre bu tablonun nedenleri arasında İran'a yönelik savaş, Washington'ın bölge politikası ve İsrail'e koşulsuz verilen desteğe dair Amerikan kamuoyundaki tartışmalar da sayılabilir. Yazar, bu yorumun giderek güç kazandığını belirtiyor.

Eser yazısına, bir savaşın gerçek bilançosunun çoğu zaman cephede değil sandıkta görüldüğü tespitiyle başladı. Atılan füzelerin, askeri operasyonların ve verilen siyasi mesajların gündemi bir süre belirleyebileceğini, nihai hesabın ise halkın önüne konan sandıkta ortaya çıktığını yazdı. Amerikan seçmeninin kendi geçim derdiyle uğraşırken uzak bir coğrafyadaki savaşın faturasını ödemek istemeyebileceğini, uzak coğrafyalardaki operasyonların bütçe yükü ve can güvenliği kaygılarının da tercihleri etkilemiş olabileceğini öne sürdü.

İsrailli emekli büyükelçinin sözleri

Eser, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın eski sekreteri ve emekli büyükelçi Alon Liel'in açıklamalarına dikkat çekti. Liel, Cumhuriyetçilerin Kongre'de çoğunluğu kaybetmesinin İsrail için ağır bedeller doğurabileceğini ve yeni Kongre'nin Tel Aviv'e karşı daha sert bir çizgi izleyebileceğini söylüyor. Eser'e göre bu sözler, Tel Aviv'in güvenlik politikasının Amerikan desteğine ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor. Yazar, Washington'ın İsrail için silah tedarikinden diplomatik korumaya uzanan geniş bir destek sağladığını ve vazgeçilmez bir müttefik olduğunu hatırlatıyor.

Askeri destek ve İran savaşı

Yazara göre İsrail'e verilen askeri destek uzun süre Washington'da geniş bir siyasi uzlaşıya dayandığı için tartışma konusu olmuyordu. Eser, ABD'de yükselen savaş karşıtlığının, Gazze'deki gelişmelerin ve İran'la yaşanan gerilimin bu uzlaşıyı eskisi kadar sağlam bırakmadığını öne sürüyor.

Liel'in tespitine göre İran savaşı Cumhuriyetçilerin sandıktaki başarısına zarar verdi. Aynı değerlendirmede, ABD'nin askeri yardımı sınırlaması ya da durdurması halinde İsrail'in güvenlik politikasında ciddi bir kırılma yaşanabileceği belirtiliyor. Eser, sonucu yalnızca İran savaşıyla açıklamanın yanlış olacağını, ekonomi, iç siyaset, aday performansları ve seçmen tercihlerinin de rol oynadığını kabul ediyor.

Filistin Devleti'nin tanınması

Liel'e göre Trump'ın uluslararası siyasetteki etkisinin zayıflaması, Filistin Devleti'ni tanıma girişimlerini hızlandırabilir. Liel, Almanya, İtalya ve Japonya gibi ülkelerin pozisyon değiştirebileceğini öngörüyor. Eser bunun şimdilik bir beklenti olduğunu yazıyor; yine de Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Gazze nedeniyle İsrail'e yönelik uluslararası baskının büyüme olasılığının hesaba katılması gerektiğini ekliyor.

Yazısını, İsrail için asıl sorunun İran karşısındaki gücünden çok Washington'da yarın kimin yanında duracağı olduğu değerlendirmesiyle bitiren Eser, İran savaşının Trump'a sandıkta gerçekten kaybettirip kaybettirmediğinin seçim sonuçlarının tüm boyutlarıyla ele alınmasıyla ortaya çıkacağını belirtti.

Köşe yazısını okuyun
Son güncelleme06.11.2026 09:16
Kaynak Yeni Journal, Haber, Haberler, Son Dakika Haberler, Güncel Haber
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

Sendikaların ortak çağrısıyla Fransa'da ulaşım ve eğitimi etkileyen grevler yapılırken İçişleri Bakanı Nunez 70 bin polisin görev yapacağını açıkladı. 2027 bütçesi Ulusal Meclis'te reddedilmeye yaklaşıyor.

Fransa'da bir aydır süren sokak hareketi, kamu ve özel sektör sendikalarının birlikte yaptığı eylem çağrısıyla yeni bir evreye girdi. İşçiler, öğrenciler ve Sarı Yelekliler'e yakın kesimler, hayat pahalılığına ve kamu hizmetlerindeki aksamalara karşı sokaktaydı. Cumhurbaşkanlığı seçimine altı ay kalması, bütçe pazarlıklarının sürdüğü ortamda partiler arasındaki farkı daha belirgin kılıyor.

Grevler ulaşımı ve eğitimi vuruyor

Sendikalar, ülke çapında iş bırakmaya ve gösteriye çağırdı. Taleplerin başında, asgari ücrette hükümetin öngördüğünden büyük bir artış yer alıyor. Ulusal demiryolu şirketi SNCF, perşembe günü bölgesel ve yerel hatlarda aksama beklendiğini, hızlı trenlerin de kısmen etkilenebileceğini söyledi. Paris'te RATP, polis talimatıyla en az 25 metro durağının kapatıldığını bildirdi. Liman çalışanlarına da greve katılım çağrısı yapıldı. Eğitim Bakanlığı, devlet ilkokullarında personelin yaklaşık yüzde 18'lik bölümünün grevde olmasını öngörüyor.

Ekim ortasındaki yürüyüşlere ülke çapında 500 binden fazla kişi katılmıştı. Bazı gösterilerde çıkan şiddet ve yağma, kamu binalarına ve işyerlerine zarar verdi. Hükümet, 17 Ekim protestolarının boyutuna hazırlıksız yakalandığını kabul etmişti. Sonraki eylemlerde güvenlik önlemleri sıkılaştırıldı; yürüyüşlerin şehir merkezlerinin dışına çekilmesi gerginliği azalttı. Benzer hareketlilik Almanya'da, Belçika'da ve Portekiz'de de görüldü.

70 bin polis görev yapacak

Eylül ayında başlayan öğrenci eylemlerinde sınıfların kalabalıklığı, öğretmen eksikliği ve okul binalarının durumu öne çıkıyor. Ulusal Meclis Finans Komisyonu Başkanı Eric Coquerel, öğrencilerin isteklerinin gelecek yılın bütçesinin onaylanmasına şart koşulmaması gerektiğini söyledi.

Perşembe günü yapılacak gösterilerde yaklaşık 70 bin polisin görev alacağını İçişleri Bakanı Laurent Nunez duyurdu; geçen cumartesi de aynı sayıda polis görevlendirilmişti. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, şiddette enerji fiyatlarındaki artışın, sosyal medyanın ve aşırı solcu grupların payı olduğunu öne sürdü. Marine Le Pen kamu düzenini ve güvenliği vurgularken Jean-Luc Mélenchon sosyal sorunlara ve polis müdahalelerine eğiliyor.

Bütçe çıkmazda, tahvil farkı büyüyor

Muhalefetin yağdırdığı değişiklik önergelerinin ardından Ulusal Meclis'in 2027 bütçesini ilk turda geri çevirmesi bekleniyor. Bu halde metin Senato'ya geçecek. Çoğunluğu olmayan hükümet, harcama kesintilerini kabul ettirmekte zorlanıyor. Masadaki seçeneklerden biri, anayasanın 49.3. maddesiyle bütçeyi oylamasız yürürlüğe sokmak; ancak bu adım hükümet aleyhine güvensizlik önergesinin yolunu açıyor. Kararnameyle tedbir alınması da düşünülüyor.

Fransa ile Almanya'nın on yıllık tahvil faizleri arasındaki makas, eylül başında 85 baz puanken geçen ay 178 baz puana ulaştı. Böyle bir seviyeye en son 2011'deki Euro Bölgesi borç krizinde yaklaşılmıştı. Hükümet, bu yıl milli gelirin yüzde 5,4'üne varması beklenen açığı 2027'de yüzde 5 seviyesine indirmeyi hedefliyor. Ekonomi üçüncü çeyrekte küçüldü, tüketici güveni ise 13 yılın dip noktasına indi.

Son güncelleme06.11.2026 07:37
Kaynak EKOTÜRK
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu