Zeynep Alkış, yazısında yirmi beş yılın ardından şeffaflık, hesap verme ve liyakat ölçülerinin aşındığını savundu; fon gibi araçlar üzerinden açık yanıt beklemenin düşmanlık olmadığını yazdı.
Milat Gazetesi yazarı Zeynep Alkış, kaleme aldığı yazıda yirmi beş yılın ardından kendisini iktidara taşıyan çevrelerin kazandığı makamlar karşısında hangi ölçüleri yitirdiğini sorguladı. Alkış'a göre bir hareketin yaşayabileceği en büyük yenilgi seçim kaybı değil, o hareketi destekleyenlerin yıllarca inandıkları sözlerden kuşku duymaya başlaması.
Erdem iddiasının sorumluluğu
Yazar, "erdemliler hareketi" iddiasının sıradan bir kuruluş sloganı olmadığını savundu. Alkış'ın değerlendirmesine göre bu iddia, gücü kullanırken kendini sınırlamayı, kamu imkânını kişisel fırsata dönüştürmemeyi ve yakınlığı liyakatle karıştırmamayı taahhüt etmek anlamına geliyor. Erdemi kuruluş hikâyesine yazanların hesap verme yükümlülüğünün de büyük olduğunu belirten yazar, hesap sormayı sadakatsizlik saymanın kabul edilemeyeceğini ileri sürdü.
Aşınmanın aşamaları
Alkış, ahlaki aşınmanın küçük adımlarla başladığını anlattı. Yazara göre önce küçük bir ayrıcalık makul görülüyor, sonra yakınlık liyakatin önüne geçiyor, ardından servetin kaynağını soranlar susturuluyor. Böylece yanlışı yapandan çok onu dile getiren kişi rahatsızlık yaratmaya başlıyor. Yazar, başkasında kınanan davranışın zamanla kendisi için gerekçelendirildiğini, "onlar da yaptı" savunmasının bir yaşam anlayışına dönüştüğünü belirtti.
Borsa ve fon gibi araçların tek başına ahlaki hükmün konusu yapılmasını da yanlış bulan Alkış, asıl sorunun kazancın emeğe, açıklığa ve meşru riske mi yoksa ayrıcalıklı bilgi ve siyasi yakınlık mı bulunduğunun sorulması olduğunu söyledi. Kısa sürede büyük servete ulaşanlardan açıklama beklemeyi düşmanlık olarak görmeyen yazar, kamusal sorumluluk taşıyanların açık yanıt vermesi gerektiğini savundu.
Toplumsal bedel
Yazar, bu dönüşümün bedelini yalnızca siyasetin içindekilerin ödemediğini vurguladı. Alkış, çocuğunu helal kazanç anlayışıyla yetiştirmiş bir annenin evladının, çalışıp borç öderken dürüstlüğüne güvendiği çevrelerin servet gösterilerini izlemesini örnek verdi. Ona göre öğütle gerçek yaşamda karşılık bulan tutum arasındaki uçurum açıldıkça insanlar yöneticilere duyduğu güvenin yanı sıra ahlaklı yaşamanın değerine ilişkin inancını da yitirme tehlikesiyle karşılaşıyor. Alkış, inancını dürüstlükle taşımaya çalışanların da başkalarının tercihleri yüzünden itibar kaybının bedelini ödediğini ileri sürdü.
Alkış'ın önerdiği ölçü
Yazar, yirmi beş yılın hesabının yalnızca yapılan yollar, kazanılan seçimler ve ulaşılan makamlarla tutulamayacağını söyledi. Güçlendikçe ne kadar adil kalındığının, eleştiriye ne kadar tahammül edildiğinin ve yakın çevrenin yanlışları karşısında ne yapıldığının da konuşulması gerektiğini savunan Alkış, ihtiyaç duyulan şeyin şeffaflık, hesap verme ve kim yaparsa yapsın aynı ölçüyü uygulama iradesi olduğunu belirtti. Yazının vardığı sonuca göre erdem, gücü eline alan kişinin kendi çıkarına koyabildiği sınırda belli oluyor.
