50 dakika önce

Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, OFAC'ın sürece müdahil olduğunu söyledi; TANAP'taki boş kapasiteye dikkat çekti, İran'la gaz sözleşmesinin kasımda sona ereceği belirtildi.

Türkiye'nin İran hattı üzerinden Türkmenistan gazı almasının neden sona erdiğini Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar açıkladı. Bayraktar, tedarikin ABD yaptırımları yüzünden askıya alındığını belirtti ve ABD Hazine Bakanlığı'na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi'nin (OFAC) sürece dahil olduğunu söyledi. Ankara'nın Tahran'a bir ödeme yapmadığını, buna rağmen Washington ile Tahran arasında tırmanan gerginliğin bu ticareti etkilediğini ifade etti.

OFAC'ın sürece müdahalesi

Bayraktar, gazetecilerle yaptığı bilgilendirme toplantısında Türkmen gazı alımının neden sona erdiğini anlattı. Bakan, durdurma kararının ardında OFAC'ın sürece dahil olmasının yattığını belirterek şu ifadeyi kullandı: "Daha sonra durdurduk çünkü OFAC bir şekilde bu işe dahil oldu." Gerilimin güneye doğru yayıldığını da sözlerine ekledi.

Mart 2025'te başlayan düzenlemenin kısa tarihi

Ankara, Mart 2025'ten itibaren Türkmenistan gazını İran altyapısıyla, yılda 1,3 milyar metreküp hacmiyle almaya başlamıştı. Doğal gaz ithalatçısı BOTAŞ'ın bu düzenleme için aldığı ithalat lisansı 2033'e kadar geçerliydi. Türkmenistan ise 2025'in Ekim ayında Türkiye yönündeki gaz sevkiyatını kesti. Aşkabat, anlaşmanın kısa vadeli kurgulandığını; miktar ve fiyatta uzlaşma sağlanamadığı için Türkiye'ye satış yapamayacağını duyurmuştu. Bayraktar daha önce de İran güzergâhından Türkmen gazı tedarikinin yeniden başlatılmasının hedeflendiğini belirtmişti; ancak bu plan hayata geçirilemedi.

TANAP'ta boş kapasite ve alternatif arayışı

Bayraktar, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nda (TANAP) kullanılabilir kapasite bulunduğunu, Avrupa'ya gönderilen doğal gaz miktarının kolaylıkla iki katına çıkarılabileceğini söyledi. Azerbaycan'ın doğal gaz rezervlerinin zaman içinde azaldığını anlatan bakan, Türkmenistan'ın geniş gaz kaynaklarının hem Türkiye'nin hem de Avrupa'daki ortakların ihtiyaçlarını karşılayacak bir alternatif oluşturabileceğini dile getirdi.

Türkmen gazının Azerbaycan üzerinden Türkiye'ye ve Avrupa'ya taşınmasını sağlayacak yeni bir boru hattının önünde ise çeşitli engeller bulunuyor. Hazar Denizi'ndeki münhasır ekonomik bölge ve deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmazlıklar, Türkmenistan ile Azerbaycan arasında doğrudan bağlantı kurulmasını zorlaştırıyor.

İran'la sözleşme de kasımda sona eriyor

Türkiye'nin İran'dan doğal gaz alımına ilişkin mevcut sözleşmesinin kasım ayında sona ermesi bekleniyor. Ankara'nın sözleşmeyi yenileyip yenilemeyeceği henüz netlik kazanmadı. ABD'nin bu yıl İran'a yönelik yaptırımlarını artırması, bölge ülkelerinin İranlı şirketler ve finans kuruluşlarıyla ilişkilerini yeniden değerlendirmesine yol açtı. Türkmen gazının İran altyapısı üzerinden Türkiye'ye taşınması da bu yaptırım baskısından etkilenen başlıklardan biri oldu.

Son güncelleme08.11.2026 15:00
Kaynak Haber Vitrini
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

TRT World Forum'da AA'ya konuşan uzmanlar, Mekke Anlaşması'nın Lübnan'da güvenlik ve istikrara katkı sunabileceğini öne sürdü; yapının İran ve Mısır'a genişleyebileceği de dile getirildi.

TRT World Forum 2026'da AA muhabirine konuşan uzmanlar, Mekke Anlaşması'nın Lübnan'da güvenlik ve istikrara katkı sunabileceğini savundu. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu anlaşmayı değerlendiren isimler, yapının caydırıcılık ve kurumsal işbirliği boyutuna dikkat çekti. TRT'nin 2017'den bu yana düzenlediği forumun bu yılki 10'uncusu "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla yapıldı.

Hatib: İsrail'e karşı caydırıcı blok

Lübnan'daki İşbirliği ve Barış İnşası Araştırma Merkezi kurucularından araştırmacı Danya Kulaylat Hatib, anlaşmayı İsrail'in yayılmacılığını ve saldırganlığını durdurmanın tek yolu olarak niteledi. Hatib'e göre bölgenin ihtiyaç duyduğu güvenlik mimarisi için ortaya çıkan bu yapı, ilerleyen dönemde İran ve Mısır'ı da kapsayabilir. Araştırmacı, bu genişlemenin İsrail'in tutumunu değiştirmesi için gereken baskıyı doğuracağını öne sürdü.

Hatib, şimdiye kadar yalnızca ABD'ye güvenildiğini, Washington'ın ise İsrail üzerinde gerekli baskıyı kurmadığını savundu. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani'nin Pakistan'ı ziyaret ederek yapıya katılma isteğini gösterdiğini de hatırlatan Hatib, sınırlı imkânlara sahip Lübnan ordusunun tek başına koruma sağlayamayacağını, ancak pakta dahil olursa caydırıcılık kazanacağını belirtti.

Doğu Akdeniz için uzlaşı vurgusu

Hatib, Mısır'ın geçmişte Yunanistan'la deniz yetki alanı anlaşması imzalamasının Türkiye'yi denklem dışı bırakma düşüncesine dayandığını söyledi. Ankara ile Kahire arasındaki ilişkilerin bugün güçlü olduğunu belirten araştırmacı, Suriye, Türkiye, Lübnan ve Mısır'ın ortak noktada buluşmasının Doğu Akdeniz krizinin çözümüne zemin hazırlayacağını ifade etti.

Asseri: Hedef alınan ülke yok

Suudi Arabistan'ın eski Beyrut ve İslamabad Büyükelçisi, Uluslararası İran Çalışmaları Enstitüsü (Rasanah) Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Ali Awadh Asseri, anlaşmanın taraflar açısından büyük bir başarı olduğunu söyledi. Asseri'ye göre girişim, İran dahil hiçbir ülkeyi hedeflemiyor; tamamen savunma ve caydırıcılık amacı taşıyor.

Asseri, Suudi Arabistan'ın ekonomik kaynaklarına ve sanayisine, Türkiye'nin savunma sanayisine ve ordusuna, Pakistan'ın da askeri ve stratejik imkânlarına dikkat çekti. Bu üç ülkenin diplomasi, savunma ve caydırıcılık ekseninde sağlam bir yapı kurduğunu dile getirdi. Lübnan'da istikrar sağlandıkça bankacılık, sanayi ve kalkınma sorunlarının aşılacağını, yabancı yatırımcı ile turistin ülkeye yeniden yöneleceğini öngördü.

Şahin: Kurumsal işbirliği modeli

Forum katılımcılarından Dr. Abdullah Musab Şahin ise Mekke İttifakı'nı bölgesel barış ve istikrar açısından stratejik bir kazanım olarak tanımladı. Şahin, ittifakın en önemli yönünün bölgesel güvenliği dönemsel siyasi iradenin ötesine taşıyıp devletler arasında karşılıklı sorumluluğa dayanan kurumsal bir modele çevirme ihtimali olduğunu söyledi.

Lübnan'da erken seçim tartışmalarının yeniden gündeme geldiğini ve 2027 için kanun tekliflerinin sunulduğunu anımsatan Şahin, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki koordinasyonun siyasi uzlaşının sağlanmasına, devlet otoritesinin kurulmasına ve bölgesel tansiyonun düşmesine katkı verebileceğini kaydetti.

Son güncelleme08.11.2026 13:20
Kaynaklar Haber 1, Son Dakika, Anadolu Ajansı
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu