1 saat önce

Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, fon krizinin doğrudan etkisini yaklaşık 800 milyar lira olarak açıkladı; arkasında iktidar çevresinin kurduğu örgütlü bir düzen bulunduğunu öne sürdü.

Yeni Yol Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Bülent Kaya, fon krizinin doğrudan etkisini 25 milyar dolar, yani yaklaşık 800 milyar lira olarak hesapladığını söyledi. Kaya, Saadet Partisi Malatya Yeşilyurt İlçe Kongresi'nde yaptığı konuşmada krizin arkasında örgütlü bir düzen bulunduğunu öne sürdü.

Milletvekiline göre bu düzeni siyasi iktidar mensupları, onların atadığı bürokratlar ve kendi iş insanları kurdu. Kaya, amacın halkı soymak olduğunu savundu.

Rakamın büyüklüğünü zamanla anlattı

Kaya, 800 milyar liralık tutarın boyutunu bir hesapla somutlaştırdı. Miladi takvimin sıfırıncı yılından bugüne, yani 2026'ya kadar her gün 1 milyon lira çalan birinin bile bu rakama ulaşamayacağını belirtti.

Milletvekili, krizin borsalarda güvenin sarsılmasına neden olduğunu söyledi. Ona göre önümüzdeki günlerde borç yenilemek için ülkeye fazla para girmeyecek. Girecek kaynak da yüksek faizle ve risk taşıyan alanlara akacak; bu durum ekonomik kayıpları büyütebilir.

"Birkaç kişinin para hırsı" anlatımına itiraz

Kaya, iktidar yetkililerinin olayı birkaç kişinin bireysel kazanç hırsı olarak göstermeye çalıştığını aktardı. Kendisi ise karşılarındakinin organize bir düzen olduğunu savundu.

Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki bir milletvekilinin fon vurgunlarını Meclis'te konuşulur kıldığını anlatan Kaya, Adalet ve Kalkınma Partili bir milletvekilinin buna karşılık mağdurlara yönelik olarak "Yatırmasalardı" dediğini söyledi.

Fonlardaki paralar için isim verdi

Kaya, bu sözlerin ardından Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ı örnek gösterdi. Bakan Bolat'ın 37 milyon liralık birikiminin 2,5 yıldır fonlarda durduğunu öne sürdü.

Milletvekili ayrıca AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci'ye ait şirketlerin 250 milyon lirasının fonlarda bulunduğunu iddia etti. Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan'ın ise nisan ayında 163 milyon lira yatırdığını, aynı paranın yarım yıl içinde 2 milyar 200 milyon liraya çıktığını ileri sürdü.

KaynakToplumsal Haber
Son güncelleme31.10.2026 18:49
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
28 dakika önce

Prof. Dr. Duran Bülbül, fon krizinde zarar gören küçük yatırımcıların Hazine tarafından tazmin edilmesini, sorumlulardan zararın iki katının tahsil edilmesini önerdi.

Prof. Dr. Duran Bülbül, fon krizinde mağdur olan yaklaşık 455 bin küçük yatırımcının kayıplarını Hazine'nin üstlenmesini önerdi. Bülbül, ardından bedelin sorumlulardan iki katıyla geri alınmasını ve sermaye piyasalarındaki güvenin hızla onarılmasını istedi.

Asıl tehlike güven kaybı

Bülbül'e göre krizin en ağır sonucu, tasfiyeye alınan fonların boyutundan çok piyasaya duyulan güvenin sarsılması. Sorun uzun süre çözülmezse yatırımcıların piyasadan çekilebileceğini, bunun da para piyasalarına ve bankacılığa sıçrayabileceğini savundu.

Rakamlarla fon krizi

Bülbül, Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine atıfla yedi portföy yönetim şirketinin 131 fonunun tasfiyeye alındığını, bu fonlarda 455 bin 758 ayrı yatırımcı bulunduğunu aktardı. Krizin büyüklüğünü yaklaşık 830 milyar lira, yani 20 milyar dolar olarak tarif eden Bülbül, bu rakamı yatırımcıların fiilî zararıyla özdeş görmedi. Fon varlıkları geri kazanılırsa nihai kaybın çok daha düşük çıkabileceğini söyledi.

Hazine tazminat versin, sorumlular iki katını ödesin

Yaklaşık 400 büyük yatırımcı hariç tutulduğunda geriye kalan küçük yatırımcıların zararının kamudan karşılanması gerektiğini söyleyen Bülbül, amacın yatırımcı güvenini bir an önce yeniden kurmak olduğunu belirtti. Yatırımcılara ödenmeye başlandığını söylediği 1 milyon liralık tutarların yeniden yatırıma yönlendirilmesini de önerdi.

Bu tazminatın yükünün vergi verenlerde kalmaması gerektiğini ifade eden Bülbül, krize sebep olduğu yargı yoluyla saptananlara karşı işlemlerin çabuk başlamasını talep etti. Kayıpların, sorumlulardan yasalar çerçevesinde iki misli tahsil edilmesini önerdi. Krizi bir servet aktarımı olarak niteleyen Bülbül, yüzde 25'lik kâr çizgisini aşan kazançların da Hazine'ye iadesini savundu.

Borsa ve rezerv kaybı

Bülbül, dolaylı kayıpların fonlardaki doğrudan zararın çok üstünde kaldığını öne sürdü. Borsa İstanbul'da piyasa değerinin yaklaşık 5 trilyon lira azaldığını söyleyen Bülbül, yüzde 35'e varan bir değer kaybından bahsetti; yaklaşık 6 milyon yatırımcının bu gelişmelerden olumsuz etkilenebileceğini belirtti. Piyasalardaki genel zararın 200 milyar dolara varabileceğini de ileri sürdü.

Bülbül ayrıca Merkez Bankası brüt rezervlerinin 4 Eylül'deki 184,2 milyar dolardan 167,4 milyar dolara indiğine dikkat çekti.

Kriz komitesi ve yasal düzenleme önerisi

Bülbül, krizi yönetmek üzere Cumhurbaşkanlığına bağlı özel bir kurul oluşturulmasını önerdi. Bu kurulun zararların hesaplanması, tazminatın yürütülmesi ve kurumların koordinasyonu gibi işleri yapabileceğini söyledi. Bülbül, krize dair yeni düzenlemelerde Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırı bulduğu maddeler olduğunu ileri sürdü; bunların ana kanunla bağdaştırılmasını isteyerek aksi halde Anayasa Mahkemesi'ne gidecek davaların süreci uzatacağı uyarısını yaptı. Bülbül ayrıca ekonomide Refah Milliyetçiliği ile İktisadi Milliyetçilik temelli bir Milli İktisat Modeli kurulmasını önerdi.

KaynakPara Analiz
Son güncelleme31.10.2026 20:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
3 saat önce

YENİ Parti İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek, paylaştığı verilere dayanarak fon krizinin reel sektöre sıçradığını öne sürdü ve iktidara önlem çağrısı yaptı.

YENİ Parti İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek, fon krizinin yalnızca yatırımcıyı değil, şirketleri ve çalışanları da vurmaya başladığını savundu. Zeybek, 31 Ekim'de sosyal medya hesabından bir grafik ve rakam dökümü paylaştı. Milletvekiline göre yatırım fonlarındaki kayıpların ardından şirketlerin finansmana ulaşması, borçlarını ödemesi ve nakit akışını yönetmesi zorlaştı.

Paylaşımın ana mesajı, borsadaki düşüşün reel ekonomiye sıçradığıydı. Zeybek, iktidara seslenerek bedelin emekçilere ödetilmemesi için önlem alınmasını istedi.

Borsada iki ayda yüzde 24,94 kayıp

Zeybek'in aktardığı verilere göre BIST 100 endeksi 1 Eylül 2026'da 14 bin 229,01 puandaydı ve 30 Eylül'de 11 bin 947,18 puana indi. Endeks eylülde yüzde 16,65 değer yitirdi. Ekimin ilk gününde 12 bin 249,04 puan olan endeks, 30 Ekim'de 10 bin 759,56 puana kadar geriledi. Zeybek, ekimdeki kaybın yüzde 9,94 olduğunu, iki aydaki toplam kaybın yüzde 24,94'e vardığını söyledi.

Fon cephesindeki tablo da ağırdı. Zeybek'e göre fonların toplam portföy büyüklüğü eylülde 1 trilyon 740 milyar lira küçüldü; yalnızca para piyasası fonlarındaki azalma 570 milyar liraya ulaştı. Borsadaki portföy değerinde sanayi sektörü için yüzde 23,24, teknoloji sektörü için yüzde 27,78 oranında düşüş yaşandı.

Eylülde 2 bin 212 şirket faaliyetini sonlandırdı

Milletvekili, krizin reel sektöre yansıdığını eylül ayına ait rakamlarla anlattı. Zeybek'e göre tek bir ayda 2 bin 212 şirket faaliyetine son verdi. Bunların 449'u doğrudan üretim yapan imalat işletmesiydi.

Aynı dönemde çalışan sayısı 49 bin kişi azaldı. İş arayan ve çalışmaya hazır olduğu hâlde işi bulunmayanların sayısı ise 198 bin kişi arttı.

Yabancı yatırımcı özel sektör tahvilinden çekiliyor

Zeybek, özel sektör tahvillerinde ödeme güçlüklerinin yaşandığını öne sürdü. Yabancı yatırımcıların 15 Eylül'den bu yana özel sektör tahvillerindeki net satış tutarının 1,3 milyar doları geçtiğini söyleyen Zeybek, bunu artan risk karşısında piyasadan çekilmenin işareti olarak yorumladı.

Zincirleme etki uyarısı

Finansmanın daralması hâlinde şirketlerin borçlarını çevirmekte zorlanacağını belirten Zeybek, ödeme yapamayan firmaların tedarikçilerini de sıkıştıracağını savundu. Tedarik zinciri aksarsa üretimin, fabrikaların ve istihdamın baskı altına gireceğini, bu zincirin ucunda binlerce çalışanın geçim kaynağı bulunduğunu ifade etti.

Milletvekili paylaşımını iktidara çağrıyla bitirdi: "Fon tokatçılığının faturası bu gidişle fabrikalara, işletmelere ve alın teriyle geçinen milyonlarca emekçiye kesilecek. İş işten geçmeden önlem alın."

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme31.10.2026 16:52
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
6 saat önce

Serbestiyet'teki bir analize göre Tera, Hedef, Destek, Bulls ve Graintürk krizden aylar önce aynı derecelendirme kuruluşundan yüksek not aldı. Kuruluş ise iddiaları gerçeğe aykırı bulduğunu açıkladı.

Serbestiyet'te yayımlanan bir analiz, fon krizinin merkezinde yer alan şirketlere krizden aylar önce yüksek not veren JCR Eurasia'nın rolünü sorguladı. Yazıya göre YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Tera Yatırım Bankası, Hedef Yatırım Bankası, Destek Yatırım, Bulls Yatırım ve Graintürk Holding'in aynı derecelendirme kuruluşundan not aldığını ortaya çıkardı.

Krizden önce verilen notlar

Analizin aktardığına göre JCR Eurasia, 29 Temmuz 2026'da Tera Yatırım Bankası'nın notunu A- olarak teyit etti, görünümü durağan bıraktı. 2025 tarihli raporda Tera için kurumsal yönetime uyum ve köklü risk yönetimi vurgulanmıştı. Hedef Yatırım Bankası da A- notunu pozitif görünümle taşıyordu. Destek Yatırım'ın bankacılık kolu A- düzeyinde, menkul değerler kolu ise BBB seviyesindeydi.

Bulls Yatırım'ın notu 30 Ocak 2026'da BBB-'den BBB'ye yükseltildi. Şirket, notun yer aldığı haberlerle üç ayrı finansman bonosu ihraç etti: Temmuz'da 737, Ağustos'ta 710 ve 11 Eylül'de 700 milyon lira. Graintürk Holding ise 30 Nisan 2026'da A+ aldı.

Kuruluşun ortaklık yapısı

Yazar, hikâyeyi iktidarın uluslararası derecelendirme kuruluşlarına tepkisinden başlatıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2012'de S&P'nin kararı için "Tamamen ideolojik bir yaklaşım" demişti. Dönemin BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben, 2018'de yerli bir kuruluşun önünü açacak düzenlemeleri yaptıklarını duyurdu.

Çözüm olarak, Japonya merkezli Japan Credit Rating Agency ile bağlantılı JCR Eurasia'nın çoğunluk hisseleri alındı. 29 Kasım 2019'da duyurulan anlaşmayla şirketin yüzde 85,05'i Türk finans kuruluşlarının kontrolüne geçti, Japon ortağın payı yüzde 14,95'te kaldı. En büyük ortak yüzde 18,5 payla Borsa İstanbul oldu; Ziraat Bankası, Halkbank, VakıfBank, İş Bankası, Akbank ve Garanti BBVA da hissedarlar arasında yer aldı.

Yazıya göre ilk yönetim kurulu başkanı 17 Ocak 2020'de Prof. Dr. Erişah Arıcan oldu, genel müdürlüğe Feyzullah Yetgin getirildi. Güncel yönetim kurulu başkanı Yalçın Madenci, daha önce Halkbank'ta genel müdür yardımcılığı yapmıştı ve Temmuz 2026'da VakıfBank genel müdür yardımcılığına geçti.

Kuruluşun yanıtı ve yazarın soruları

Kuruluş, değerlendirmelerinde bağımsız denetimden geçmiş finansal tabloları esas aldığını belirtti. Açıklamada ayrıca kuruluşun güvenilirliğini hedef alan iddialara ilişkin "her türlü yasal hakkımız saklıdır" denildi.

Yazar, açıklamada Tera'ya neden A-, Bulls'a neden BBB verildiğinin anlatılmadığını, krizin ardından yedi şirketin notunun aynı anda neden düştüğüne dair somut bir hesap sunulmadığını öne sürdü. Analiz, Türkiye'nin bağımsız bir derecelendirme sistemi mi kurduğu, yoksa finans sisteminin büyük aktörlerinin birbirine güven notu verdiği bir yapı mı oluşturduğu sorusuyla bitiyor.

KaynakSerbestiyet
Son güncelleme31.10.2026 14:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
9 saat önce

İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız, fon krizinin ekonomik etkilerinin yanında siyasi sonuçlar da doğurabileceğini söyledi. Gazeteci Fatih Yapar ise listelerin açıklanması çağrısına dikkat çekti.

Ümit Yaldız, fon krizinin yalnızca ekonomiyi değil siyaseti de etkileyebileceğini söyledi. Yaldız, gazeteci Fatih Yapar ile birlikte katıldığı SonSöz TV yayınında soruşturmanın son durumunu ve olası sonuçlarını değerlendirdi.

Yapar: Mal varlıkları donduruluyor, listeler merak ediliyor

Yapar, soruşturma kapsamında büyük şirketlere kayyum atandığını ve mal varlıklarının dondurulması süreçlerinin yürütüldüğünü hatırlattı. Göztepe Spor Kulübü'nün eski sahibi Altınbaş'ın mal varlığının dondurulması sürecini de örnek verdi. Yapar'a göre fona yatırım yapanlar, fondan çıkan siyasetçilerin kimler olduğunu ve kimin kimin yakını olduğunu merak ediyor. Muhalefet listelerin açıklanmasını isterken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en son "kararlıyız" mesajını verdiğini söyledi.

Yaldız: Çarpan etkisi büyük

Yaldız, krizin ekonomiye ve siyasete yansımasının büyük olacağını savundu. Uluslararası kuruluşların Türkiye borsasının statüsünü düşüreceklerini bildiren raporlar yayımladığını belirten Yaldız, bu gelişmelerin büyük bir devalüasyonun ya da 1994 krizine benzer krizlerin habercisi olabileceğini söyledi.

Yaldız, Ege'deki yerel haberlerde iflas ve konkordato başvurularının arttığını, ticaret mahkemelerinin bu başvurularla meşgul olduğunu anlattı. Sanayicinin, küçük işletmenin, üreticinin ve esnafın zor durumda olduğunu söyleyen Yaldız, İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği'ne sorulsa ciddi bir yardım çağrısı yapılacağını, esnafın perakendede yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu anlattı. Piyasadaki durgunluğa, kredi bulunamamasına ve fiyatların geri gelmesine dikkat çeken Yaldız, inşaat sektörünün de son iki üç yıldır durgun seyrettiğini ifade etti. Bu yıl tarımda rekolte beklentilerin üzerinde gerçekleşse de girdi maliyetleri nedeniyle çiftçinin kazanamadığını öne sürdü.

Yaldız: Siyasi maliyet gündemde

Yaldız'a göre geniş kesimlerin ekonomik sıkıntı yaşadığı bir dönemde iktidara yakın bir grubun küçük yatırımcının hisse senetlerine yönelmesi, ekonomik boyutun yanında siyasal bir boyut da yaratabilir. İktidarın bu sürecin siyasi maliyetini gördüğünü savunan Yaldız, fon krizinin siyaseten sonuçlarının olacağını öngördü.

Yaldız, muhalefetin parçalı olduğunu, milliyetçi cephenin beş, sosyal demokratların ise üç dört parçaya bölündüğünü söyledi. Buna rağmen herkesin aynı çağrıyı yaptığını belirtti: fonla ilgili sorumluların ifşa edilmesi. Yaldız'a göre tepki yalnızca muhalefetten gelmiyor; iktidar partisinde grup başkanvekilleri düzeyinde de benzer çağrılar yükseliyor. Önümüzdeki seçimi de hatırlatan Yaldız, Cumhurbaşkanı'nın ve kurulan komisyonun atacağı adımların izleneceğini, bunun hem ekonomik hem siyasi sonuçlarının olacağını söyledi.

KaynakEge'de Sonsöz
Son güncelleme31.10.2026 11:11
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
11 saat önce

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmasında Kemal Akkaya ve Enver Çevik hakkındaki kısıtlamalar, 9 Ekim'de kaldırılmasından yaklaşık üç hafta sonra yeniden getirildi.

Fon soruşturmasında Bulls Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akkaya ile Lydia Holding Yönetim Kurulu Başkanı Enver Çevik'in mal varlıklarına ve finansal işlemlerine yeniden tedbir getirildi. soL Haber'in 31 Ekim'de duyurduğu karar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında alındı.

Önceki kısıtlamalar kalkmıştı

Başsavcılık, soruşturmada 29 kişi hakkındaki bazı tedbirleri daha önce kaldırmıştı. Haberde yer alan bilgiye göre 9 Ekim 2026 tarihli yazıyla Akkaya ve Çevik'in mal varlığı işlemlerine yönelik belirli kısıtlamalar da sona erdirilmişti. Bu tarihten sonra Pasifik Holding yöneticileri hakkında alınan son tedbir kararı da kaldırılmıştı.

Çevik'in Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) 500 milyon lirayı gönüllü olarak iade ettiği de daha önce ileri sürülmüştü. Haberde, bu iddiaya ilişkin ayrıntı yer almıyor.

Avukatın daha önceki sözleri

Haber, Bulls Yatırım'ın avukatı Tayfun Taşlıoğlu'nun gazeteci Fatih Altaylı'ya yaptığı açıklamayı da hatırlatıyor. Taşlıoğlu, Sermaye Piyasası Kurulu'nu defalarca uyardıklarını, buna rağmen adım atılmadığını söylemişti. Avukata göre yargı soruşturmayı ağır ağır ilerletmeyi planlıyordu, ancak olay "patlatıldı" ve zarar büyüdü.

soL Haber, tedbirlerin kaldırılıp yeniden getirilmesini "yapboza dönen tedbir kararları" olarak niteledi. Aynı haberde, iktidar içindeki yeni sızıntılar bağlamında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Şahap Kavcıoğlu'nun adının da gündeme geldiği aktarıldı; haberde bu iddiaların ayrıntısı verilmedi.

Kararın gerekçesi açıklanmadı

Haberde tedbirlerin hangi gerekçeyle ve hangi kapsamda yeniden getirildiği belirtilmiyor. Soruşturma kapsamında adı geçen isimlerin tamamının kimler olduğu da hâlâ belirsiz. soL Haber, tedbir kararlarının bir kaldırılıp bir yeniden getirilmesinin kafa karışıklığına yol açtığını yazdı. Bulls Yatırım, Lydia Holding ve iki yöneticiden yeniden alınan karara ilişkin bir açıklama haberde yer almadı.

KaynaksoL Haber
Son güncelleme31.10.2026 09:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
11 saat önce

Ekonomi Gazetesi'nin analizine göre kriz, işlem hacmi düşük hisselerde yoğunlaşan fonların çöküşüyle patladı. 30 Ekim itibarıyla tasfiyedeki fon sayısı 38'e indi.

Ekonomi Gazetesi'nin hazırladığı "10 soruda fon krizi" analizine göre, sermaye piyasalarını sarsan krizin tasfiye aşaması, çıkarılan yasal zeminle birlikte hızlanacak. Resmi açıklamaya göre 30 Ekim itibarıyla tasfiyedeki fon sayısı 38'e geriledi; yaklaşık 72 bin hesaba toplamda 68 milyar liralık ödeme gerçekleştirildi.

Kriz nasıl büyüdü

Gazetenin anlatımına göre kökende, bazı fonların Borsa İstanbul'da fiili dolaşımı küçük, alıcı ve satıcısı az hisselerde büyük pozisyon kurması yatıyor. Bu hisselerde tek bir işlemle hızlı fiyat hareketi yaşanabildiği için hisseler değer kazandıkça fonların getirisi de yükseldi. Kimi hisselerde altı ayda yüzde 4 binin üzerinde artış görüldü. Yüksek getiri yeni yatırımcı çekti, gelen para aynı hisselerin alımını sürdürdü.

Gazetenin aktardığı rakamlara göre fon yatırımcısı sayısı Haziran 2023'ten kriz öncesine kadar yüzde 51,54 yükselerek 6 milyona yaklaştı; portföy büyüklüğü ise yüzde 864,9 artışla 11 trilyon liraya yaklaştı. Kriz sonrasında, Eylül sonu itibarıyla yatırımcı sayısı 5,8 milyon, fonlardaki toplam para ise 9,5 trilyon lira düzeyine indi.

Uyarılar ve düzenleme

Ekonomi Gazetesi, Tera Portföy'ün TLY fonuna ve bu fonun hareketlerini kopyalayan Pusula Portföy fonlarına Şubat 2025'ten beri dikkat çektiğini yazıyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in manipülasyona ilişkin ilk net ifadeleri Kasım 2025'te geldi. Gazeteye göre Ağustos 2026'ya kadar somut adım atılmadı; bu arada fonlar Temmuz 2025'te TEFAS'a açılarak çok daha geniş bir yatırımcı kitlesine ulaştı.

MSCI'ın Mayıs, Haziran ve Temmuz 2026'daki uyarıları sonrasında SPK önce fiili dolaşım oranına ilişkin düzenleme yaptı, 28 Ağustos'ta da yatırım fonları rehberini daha sıkı kurallarla yeniledi. Rehber, tek hisseye yatırımı engelliyor ve ortaklık yapısında şeffaflık getiriyor.

16 Eylül'deki çöküş

Düzenlemenin ardından bu fonların hisselerinde taban serileri başladı. Önce Pusula Portföy fonlarından hızlı çıkış yaşandı, ardından Tera Portföy'de aynı döngü görüldü. Pusula'nın temerrüde düştüğünü açıklamasını Tera ve Atlas Portföy'ün benzer açıklamaları izledi. BİST100 endeksi 16 Eylül'de yüzde 7,5 düştü.

SPK 17 Eylül'de yedi portföy yönetim şirketinin 131 fonunun tasfiyesine karar verdi. Bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyordu ve varlık büyüklüğü yaklaşık 800 milyar ile 1 trilyon lira arasındaydı. Merkez Bankası likidite desteği sağladı, Türkiye Varlık Fonu borsada alıcı olarak devreye girdi.

Tasfiyede sıradaki adım

TBMM'de kabul edilen 7596 sayılı Kanun ve SPK'nın usul ve esas kararıyla olağanüstü tasfiye süreci netleşti. Kapsamdaki fonlara ilk ara ödemeler dün itibarıyla başladı.

KaynakEkonomi Gazetesi
Son güncelleme31.10.2026 09:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
13 saat önce

BDDK, Savcı Sayan'ın 30 Ekim'de yönelttiği soruların ardından yaptığı açıklamada Başkan Şahap Kavcıoğlu'na yönelik iddiaların dayanaksız olduğunu savundu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Başkan Şahap Kavcıoğlu ve kurum hakkında dolaşıma giren iddiaların "bütünüyle asılsız" olduğunu açıkladı. Kurum, bu paylaşımlardan sorumlu olanlar hakkında hukuki süreç başlatacağını bildirdi.

Açıklama, AK Partili Savcı Sayan'ın 30 Ekim'de sosyal medya hesabından Kavcıoğlu'na yönelttiği 10 sorunun ardından geldi. Sayan, fon soruşturması sürerken Kavcıoğlu'nun iş insanı Emre Tezmen'den 20 milyar lira temin etmesini, bu paranın Pusula Holding ve Katılımevim'i kurtarmak için kullanılacağını öne sürmüş, karşılığında Takasbank üzerinden 35 milyar liralık kredi vaat edilip edilmediğini sormuştu. Sayan ayrıca Kavcıoğlu'nun yakınlarının bu şirketlerde payı olup olmadığını ve BDDK'nın şirketler hakkında önceden inceleme ya da risk raporu hazırlayıp hazırlamadığını sormuştu.

BDDK, kurumun görev ve yetki alanının mevzuatla belirlendiğini hatırlattı. Kurum, bu tür paylaşımların kamuoyunu yanıltmanın yanında sürecin sağlıklı yürütülmesini de zorlaştırdığını savundu.

KaynaklarRudaw, birgun.net, 12punto
Son güncelleme31.10.2026 07:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
14 saat önce

Cumhuriyet yazarı Balbay, fon soruşturması ile Bakırköy Belediyesi operasyonunu karşılaştırdı ve iktidarın iki olaya farklı hukuk uyguladığını savundu.

Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay, köşesinde fon vurgunu ile Bakırköy Belediyesi'ne yönelik operasyonu karşılaştırarak çifte standardın saklanamaz düzeye geldiğini savundu. Balbay'a göre gündemdeki iki uç konudan biri iktidarın icraatının sonucu, diğeri ise yerel yönetimlere iki yıl önce başlayan operasyonların son halkası.

İki olay, iki yöntem

Balbay, fon konusunda "cerrah titizliği" gösterildiğini, belediyelerde ise "buldozer temizliği" uygulandığını yazdı. Yazara göre fon vurgununda gerekçe, haklıyı haksızdan ayırırken ekonominin zarar görmemesini sağlamak. Yazar, belediyelerde ise şüphe varsa herkesin gözaltına alınıp tutuklandığını, bir şey çıkmasa bile ifadelerden bir şeyler çıkarılmaya çalışıldığını öne sürdü.

Fon vurgununda mağdurlara paralarının ödenip tartışmanın kapatılmak istendiğini yazan Balbay, vurgunun sorumlularını, hazırlayanlarını, göz yumanları ve izin verenleri sordu. Yazara göre bu isimlere uygulanan en ağır ceza, Cumhurbaşkanı'nı üzdükleri ve bunun bedelini ödeyecekleri mesajı. Balbay, bedelin ne olduğunu kamuoyunun bilmediğini, ancak iktidarın iç işleyişinde bir karşılığı olduğundan şüphe duymadığını belirtti.

Küresel uyarı

Balbay'a göre 17 Eylül'de patlayan fon vurgunu, Türkiye'nin dışa açık finans yapısı nedeniyle küresel aktörlerce yakından izlendi. Bir ay sonra, ekim ayının üçüncü haftasında Türkiye'ye hazirana kadar süre verildiği, aksi halde gelişmekte olan ülkeler sınıfından sınırdaki riskli ülkeler arasına konabileceği yönünde bir açıklama yapıldı. Yazar bunun iki nedenini sıraladı: büyük vurgun ve kriz ile bunu çözecek umut verici bir yol haritasının bulunmaması.

Balbay, fon vurgununda "üçlü hukuk" bulunduğunu da öne sürdü. Yazara göre bir grup "yakalanırsanız sizi tanımıyoruz" muamelesi görecek; şirket yöneticileri, uzmanları ve kamudaki bazı eski yöneticiler bu gruba giriyor. İkinci grup hiçbir şekilde dokunulmayacak kişilerden, üçüncüsü ise kamuoyunu tatmin etmek için dokunulacak ama arkası güçlüyse geri adım atılacak isimlerden oluşuyor.

Bakırköy ve Sarıgül

Madalyonun öteki yüzünde suçun kitleselliği olduğunu yazan Balbay, Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu'nun üç belediye başkanıyla birlikte YENİ Parti'ye geçeceği ve törenin Bakırköy'de yapılacağı gün operasyon düzenlendiğini hatırlattı. 68 kişi hakkında gözaltı kararı verildi; bunların arasında Ovalıoğlu'nun babası ve dayısı da var. Suçlamalar ihaleye fesat karıştırmakla başlayıp rüşvet ve irtikapla sürüyor.

Yazar, babanın bir dükkânda üç kişiyle konuşurken çekilen fotoğrafının hemen ardından "rüşvet pazarlığı" suçlamasının hazırlandığını yazdı. Fon soruşturmasında Fatma Betül Sayan Kaya başta olmak üzere ifade verenlerin adliyeye ne zaman gittiğinin, nereden girdiğinin ve ne söylediğinin bilinmediğini, Bakırköy'de ise iddiaların ilk andan itibaren karar hükmüymüş gibi sunulduğunu savundu.

Balbay, Mustafa Sarıgül'ün YENİ Parti'den istifa ettiğini ve sonunda aklanıp geri döneceğini söylediğini hatırlatarak, gerçeğin bir an önce ortaya çıkarılması gerektiğini yazdı. Dosya üzerinden başka bir siyasi hesap yapılıyorsa bunun da dosya kadar vahim olacağını ekledi.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme31.10.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
14 saat önce

Tasfiyeye alınan 131 fondan 38'inin süreci sürüyor; net yatırım tutarı 125 milyar lira. MSCI'nin Türkiye'ye Haziran 2027'ye kadar süre tanıdığı da bildirildi.

Türkiye'nin sermaye piyasalarını sarsan fon krizi, yüz binlerce yatırımcıyı doğrudan ilgilendiren bir tasfiye sürecine dönüştü. 30 Ekim itibarıyla paylaşılan verilere göre 455 bin 758 tekil yatırımcı krizden etkilendi, ödemeler 68 milyar liraya ulaştı. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) müdahalesinin ardından portföylerin yapısı, likidite yönetimi ve denetim düzeni yeniden tartışılıyor.

Rakamlarla tasfiye süreci

Başlangıçta tasfiye kararı alınan 131 fonun 38'inde işlemler hâlâ sürüyor. Şu ana kadar 71 bin 899 hesaba ödeme yapıldı. Geri ödeme kapsamındaki net yatırım tutarı ise 125 milyar lira olarak bildiriliyor. Yani ödemelerin önemli bölümü gerçekleşmiş durumda, ancak süreç tamamlanmış değil. Tasfiyeye alınan bir fon, yatırımcının parasını otomatik ve eksiksiz geri alacağı anlamına gelmiyor. Fonun elindeki nakit, menkul kıymet ve diğer varlıklar satılıp paraya çevrildikçe ödeme yapılabiliyor. Düşük likiditeli hisselerin satışı zaman alabileceği gibi, satışların fiyatlar üzerinde baskı kurması da mümkün.

Kriz nasıl büyüdü

Haberin aktardığı çerçeveye göre sorunun kökeninde, bazı fonların Borsa İstanbul'da işlem hacmi düşük ve dolaşımdaki payı sınırlı şirketlerin hisselerinde yoğunlaşması yatıyor. Bu hisselerdeki sert fiyat hareketleri ilgili fonların getirisini olağanüstü seviyelere taşıdı, yüksek getiri de yeni para girişini hızlandırdı. Portföyler, gerçek piyasa derinliğiyle desteklenmeyen bir şişkinliğe kavuştu. Fiyatlar yükseldiği sürece sorun görünmedi; satış baskısı başlayınca kırılganlık ortaya çıktı.

Yatırımcılar aynı anda fonlardan çıkmak isteyince portföy yöneticileri varlıkları nakde çevirmek zorunda kaldı. İşlem hacmi düşük hisselerde yeterli alıcı bulunamadığı için her satış fiyatları biraz daha aşağı çekti. Bu da fon getirilerini eritip yeni çıkış talebi doğurdu. Etkinin fonlarla sınırlı kalmadığı görüldü: 16 Eylül'de BIST 100 endeksi tek günde yüzde 7,5 geriledi.

MSCI uyarısı ve olası senaryolar

Kriz, yabancı yatırımcının Türkiye'ye bakışını da etkileyebilecek bir boyut taşıyor. MSCI'nin Türkiye'ye Haziran 2027'ye kadar süre tanıdığına ilişkin değerlendirme, piyasaların uluslararası standartlara uyumunu yeniden gündeme getirdi. Şeffaflık ve piyasa işleyişindeki sorunlar giderilemezse gelişmekte olan piyasa statüsünün tartışılabileceği, bunun da yabancı fonların kararlarını olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.

Haberde önümüzdeki dönem için üç senaryo sıralanıyor. Birincisinde tasfiye planlı ilerliyor, ödemeler sürüyor ve baskı zamanla hafifliyor. İkincisinde düşük likiditeli varlıklar beklenenden yavaş nakde dönüştüğü için ödeme süreci uzuyor. Üçüncüsünde ise güven kaybı başka yatırım araçlarına ve finansal kuruluşlara yayılıyor, Borsa İstanbul'da satış baskısı sürüyor. Aynı değerlendirmeye göre belirleyici olacak konu, 125 milyar liralık tutarın nasıl paraya çevrileceği kadar, benzer bir krizin yaşanmayacağına dair güvenin yeniden kurulması.

KaynakBorsanın Gündemi
Son güncelleme31.10.2026 06:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
15 saat önce

Yeni Parti Ekonomi Koordinasyon Kurulu Üyesi Kerim Rota, KARAR TV'de fon krizinde denetim kurumlarının geç kaldığını savundu; mağdurlar için getirilen 1 milyon liralık sınıra da itiraz etti.

Yeni Parti'nin Ekonomi Koordinasyon Kurulu üyesi Kerim Rota, KARAR TV'deki programda Taha Akyol ve Elif Çakır'a fon krizinin nasıl büyüdüğünü, kimlerin sorumluluk taşıdığını ve piyasaların yurtdışındaki itibarını anlattı. Rota, vurgunun gizli bir yapıda değil, resmî sistemin içinde yaşandığını savundu.

"Resmî sistemin içinde yaşandı"

Rota, tehlikeye yaklaşık 10 ay önce dikkat çektiğini söyledi. Rota, fon işlemlerinin KAP'ta duyurulduğunu, günlük fon değerlerinin açıklandığını, portföy içeriklerinin de her ay yatırımcıyla paylaşıldığını anımsattı; bazı hisselerin değerinin ülkenin en büyük sanayi şirketlerinin 6-7 katına yükseldiğini kaydetti. Ağustos-Eylül 2026'ya kadar denetim kurumlarının attığı adımların piyasayı bozanların çalışma biçimini değiştirmediğini öne süren Rota, zamanında müdahale edilmediği için zararın büyüdüğünü söyledi. Dünyada hiçbir Ponzi yapısının kendiliğinden sona ermediğini de ekledi.

Mağdurlar ve 1 milyon liralık sınır

Rota'ya göre suçluların cezalandırılması yatırımcı mağduriyetini tek başına gidermeye yetmez. Hükümetin getirdiği "1 milyon liralık üst sınır" ile ön ödeme uygulamasının, mağdur sayısını göstermelik biçimde azaltarak siyasi maliyeti düşürmeyi amaçladığını öne sürdü. Fonlarda bankalardaki gibi mevduat garantisi bulunmadığını, tasfiye durumunda herkesin payı oranında alacaklı olduğunu anlatan Rota, bir kanunla geçmişe dönük olarak ayrıcalıklı alacaklı grubu yaratılmasının mülkiyet hakkı konusunda tartışma doğuracağını söyledi. Bunun yüz binlerce yeni davadan oluşan bir hukuki sarmal doğurabileceği uyarısında bulundu.

Piyasa statüsü riski

Programda ayrıca MSCI'ın Türkiye borsasında endeks revizyonlarını geçici olarak durdurması ele alındı. Bu karar, ülkenin "Gelişmekte Olan Piyasalar" kategorisinden "Öncü Piyasalar" grubuna indirilebileceği ihtimalini akla getirdi. Akyol, Çakır ve Rota; yabancı yatırımcının güveninin geri gelmesi için şeffaflık, kurumların bağımsızlığı ve siyasetten bağımsız çalışan, liyakate dayalı bir gözetim düzeninin gerektiği görüşünü paylaştı.

KaynakYeni Asya
Son güncelleme31.10.2026 05:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
15 saat önce

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, Yol-İş Genel Kurulu'nda tüm siyasi partilere seslenerek yolsuzluk iddialarının ayrım gözetmeden takip edilmesini istedi; taşeron ve özelleştirme konularına da değindi.

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, 30 Ekim'de katıldığı Yol-İş Sendikası 13. Olağan Genel Kurulu'nda gündemi belirleyen belediye, AHBAP ve fon soruşturmalarına dikkat çekti. Atalay, bütün siyasi partilere seslenerek yolsuzluk iddialarının üzerine birlikte gidilmesini istedi. Toplantıda Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da yer aldı.

Partilere ortak tutum çağrısı

Atalay, ülkenin artık emekliyi, taşeronu ve vergiyi değil; AHBAP'ı, belediyeleri ve fonu konuştuğunu söyledi. Belediyede, bürokraside, sendikada ya da bakanlıkta, kim hangi görevde olursa olsun yanlış yapanların kamuoyu önünde ifşa edilmesi gerektiğini savundu. Meclis'in ve siyasi partilerin bu konuda kol kola yürümesini isteyen Atalay, "Senin hırsızın, benim hırsızım yok" dedi.

Soruşturmalarda tutuklu sayısının 120'ye yaklaştığını hatırlatan Atalay, bunun yeterli olmadığı görüşünü dile getirdi. Tes-İş Sendikası'nın karşısında çalışan bir Yozgatlı berberin kendisine kelepçe istediğini söylediğini aktaran Atalay, kimin ne yaptıysa bedelini sonuna kadar ödemesi gerektiğini, yakınları da olsa bunun değişmeyeceğini belirtti. Hiçbir şeyin saklı kalmayacağını, bunun aradan yirmi yıl geçse bile gün yüzüne çıkacağını ekledi.

Taşeron işçiler ve özelleştirme

Atalay konuşmasında bakana dönerek taşeron işçi meselesinin çözülmesini istedi. Sorunun çözüldüğünün sanıldığını, bu kapsamda 50 bin kişinin kaldığı düşünülürken sayının 150 bine çıktığını söyledi. Konunun görmezden gelinmesi halinde ülkenin başına ciddi bir sorun açılacağını öne sürdü.

Köprü ve otoyol özelleştirmelerine de itiraz eden Atalay, başarılı bulduğu tek bir özelleştirme örneği bulunmadığını belirtti. Karayolları ve köprülerin kamuda kalması gerektiğini, şirketlerin buralara kâr amacıyla girdiğini, yabancı yatırımcının gelmesinin ise bir anlamı olmadığını söyledi.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme31.10.2026 05:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu