2 saat önce

CHP Dış Politika Kurulu, TDT Ankara Bildirisi'ni olumlu karşıladı; İsrail, Mekke Anlaşması taraflarının İran temasları, Türkiye-Libya ilişkileri ve Irak Kalkınma Yolu'na ilişkin değerlendirme yaptı.

CHP Dış Politika Kurulu toplandı ve ardından yazılı bir metin yayımladı. Kurul, 30 Ekim'deki toplantısının ardından açıklamayı kamuoyuyla paylaştı. Metinde Türk Devletleri Teşkilatı'nın Ankara'daki buluşması, İsrail'de yapılan seçim, Mekke Anlaşması taraflarının İran'la görüşmeleri, Türkiye ile Libya arasındaki ilişkiler ve Irak Kalkınma Yolu Projesi ele alındı.

TDT Ankara Bildirisi'ne sıcak bakış

Kurul; teşkilatın Ankara'da bir araya gelmesini, KKTC'nin bu yapıya katılmasını ve dönem başkanlığının Türkiye'ye geçmesini sevindirici buldu. Teşkilatın güçlendirilmesine yönelik her girişime destek verdiklerini bildiren kurul, Ankara Bildirisi'ni de olumlu karşıladı. Kurul, bildirinin ilişkileri güçlendirici kararlar içerdiğini kaydetti. Bildirideki savunma sanayii koleji önerisi, Kıbrıs sorununa güncel siyasi gerçekleri gözeten bir yaklaşım getirilmesi ve Doğu-Batı Koridoru'nu geliştirecek ortak projeler, kurulun öne çıkardığı maddeler oldu.

İsrail seçimi ve bölgesel denge

Kurul, İsrail'deki oylamanın ülke içinde de bölgede de dengeleri değiştireceği kanaatinde. Açıklamada Knesset'in seçimi yinelemeden, iş görebilen ve barışa açık bir hükümet kurmasının beklendiği; bunun bölgesel istikrar bakımından önem taşıdığı belirtildi.

Mekke Anlaşması tarafları ve İran

Mekke Anlaşması'nı oluşturan ülkelerin 26 Ekim'de Tahran'da İran'la yaptığı görüşmeler, kurulca güvenlik iş birliğinin bölge ülkelerince benimsenmesine hizmet eden bir gelişme olarak yorumlandı. Metinde, Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı gibi bir yapıyla çatışma yerine müzakereye ve ortak çalışmaya dayalı bir düzenin kurulması dilendi.

Libya anlaşması

Kurula göre Trablus ve Bingazi yönetimlerinin Türkiye'de bir araya gelmesi, ayrılıkların giderilmesi ve siyasi birliğin kurulması için yapılacak toplantı, 2019'da imzalanan Türkiye-Libya anlaşmasının hayata geçirilmesini kolaylaştırıyor. Açıklamada bu anlaşmanın, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 123. maddesi çerçevesinde, Türkiye'yle deniz yetki alanı sınırlandırması yapmamış başka ülkeler için özendirici bir örnek olması da umuldu. Kurul böylece Libya'daki tarafların uzlaşmasını Türkiye'nin deniz yetki alanı anlaşmasıyla ilişkilendirmiş oldu.

Irak Kalkınma Yolu çağrısı

Kurul, Irak ile Türkiye'yi birbirine bağlayan enerji ve ulaşım hatlarının önemini vurguladı. Basra Körfezi'nde petrol sevkiyatı ve ticari taşımacılıktaki sıkışıklığın uzun süre devam edeceği öngörüsüyle, Irak'tan Türkiye'ye uzanan petrol nakli, demir yolu ve kara yolu koridorlarının Avrupa ile Akdeniz'deki alıcılara büyük imkân sağlayacağı kaydedildi. Bu nedenle Irak Kalkınma Yolu (FAW) Projesi'nin hızlandırılması yönünde fayda görüldü; kurul bunun için her türlü imkânın zorlanmasından yana tavır aldı.

Kaynaklarhttps://www.babaocagi.com/, Son Dakika
Son güncelleme30.10.2026 23:29
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

Yeni Parti yöneticileri, Çukurova'daki dört turlu seçimde AK Parti ve MHP kökenli meclis üyelerinin finalde CHP'li Keskin'i desteklemesini CHP ile Cumhur İttifakı arasında örtülü iş birliği diye yorumladı.

Adana'nın Çukurova Belediyesi'nde başkan vekili seçimini kazanan CHP'nin adayı Sıtkı Keskin'in ardından Yeni Parti'den sert bir yorum geldi. Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün ile Adana İl Başkanı Anıl Tanburoğlu, finalde AK Parti ve MHP kontenjanındaki üyelerin Keskin'i desteklemesini CHP ile Cumhur İttifakı arasında gizli bir iş birliğinin kanıtı olarak sundu.

Dört turluk seçimin sonucu

CHP'li Belediye Başkanı Emrah Kozay'ın tutuklanıp görevden uzaklaştırılması üzerine toplanan meclis, dört tur süren oylamayla yeni başkan vekilini belirledi. Final turunu 19 oyla Keskin kazandı; Yeni Parti adayı Feramuz Oran 17 oyda kaldı. Aktarılana göre AK Parti ve MHP'li üyeler bu turda CHP adayının arkasında durdu. Cumhur İttifakı kendi adayını çıkarmadı.

Tüzün: İlk üç turdaki boş oylar

Seçimin hemen ardından belediye önünde konuşan Tüzün, Çukurova halkının 31 Mart'ta Kozay'ı seçtiğini hatırlattı. Meclisteki dağılımı ise şöyle özetledi: 14 Yeni Parti, 13 CHP, dokuz da MHP-AKP ittifakından üye bulunuyordu. Tüzün'e göre ilk üç turda Yeni Parti'nin adayı birinci geldi, AK Parti ve MHP oylarını boş kullandı; dördüncü turda ise bu üyeler CHP adayı lehine oy kullandı. Tüzün, bu tabloyu CHP'nin Cumhur İttifakı'yla iş birliği yaptığı yönündeki daha önceki iddialarının somut göstergesi olarak niteledi ve süreci vatandaşların takdirine sundu.

Tanburoğlu: Seçmen sandıkta karşılık verecek

Adana İl Başkanı Tanburoğlu ise seçimin anlamının büyük olduğunu söyledi. 21 Mayıs'taki mutlak butlan sürecinden bu yana dile getirdikleri siyasi iş birliğinin başkan vekilliği seçiminde görünür hale geldiğini savundu. Tanburoğlu'na göre ilk üç turda boş oy kullanan Cumhur İttifakı, dördüncü turda açık bir siyasi ortaklık sergiledi; bu da CHP'yi iktidar bloğundan ayıran bir fark kalmadığını gösteriyor.

Yeni Parti'ye geçen ve haksız biçimde tutuklandığını söylediği Kozay'ın iradesinin, AK Parti ve MHP ile birlikte ele geçirildiğini öne süren Tanburoğlu, bunun bedelinin ilk sandıkta ödeneceğini ifade etti. Seçilen başkan vekilinin Çukurova sokaklarında ne kadar rahat dolaşabileceğine halkın karar vereceğini söyleyen Tanburoğlu, Yeni Parti'nin "asla diz çökmeyiz, boyun eğmeyiz" diyerek yoluna devam edeceğini belirtti. Partisinin halkla kuracağı iş birliğiyle iktidarı değiştirip birinci parti olmayı hedeflediğini de sözlerine ekledi.

Kaynakİlke TV
Son güncelleme30.10.2026 20:43
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Çin'in dört küresel girişimini konu alan Ankara'daki panelde konuştu. Anlaşmanın savunmadan çok ekonomi ve güvenlik ekseninde yorumlanmasını istediklerini söyledi.

CHP İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Mekke Anlaşması'nı desteklemek istediklerini ancak metnin askeri değil, ekonomik ve güvenlik boyutuyla uygulanmasını tercih ettiklerini söyledi. Kuşoğlu, Yemen'e de başka bir yere de asker gönderilmesinin partileri için kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Açıklamalar, Çin'in Ankara Büyükelçiliği ile Türkiye Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi'nin Ankara'da bir otelde düzenlediği "Değişim ve Çıkış Yolu: Dört Küresel Girişim Perspektifinden Orta Doğu Durumu" başlıklı panelde geldi. Panelin konuşmacıları arasında Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve YENİ Parti İstanbul Milletvekili Namık Tan da vardı. Kuşoğlu söze, Kemal Kılıçdaroğlu'nun selam ve başarı dileklerini aktararak başladı.

Mekke Anlaşması'na koşullu destek

Kuşoğlu, Türkiye'nin anlaşmanın dışında ve tarafsız kalması gerektiğini savunan görüşlere de değindi. Mekke ittifakının daha önce Suudi Arabistan ile Pakistan arasında zaten bulunduğunu anımsatan Kuşoğlu, CHP'nin anlaşmayı savunma iş birliği olarak değil, ekonomik ve güvenlik iş birliği olarak okuyup öyle desteklemek istediğini anlattı. Metnin bu yönde evrilmesini ve yorumlanmasını arzu ettiklerini belirten Kuşoğlu, asker gönderme konusunun kırmızı çizgileri arasında olduğunu ifade etti: Yemen'e veya bir başka cepheye birlik yollanması ise "kabul edebileceğimiz konular değil" ifadesiyle reddedildi.

İsrail-Mısır-Yunanistan hattına karşı aktif politika

Bölgede ittifaklardan çok iş birliğine ihtiyaç olduğu düşüncesine katıldığını söyleyen Kuşoğlu, Türkiye aleyhine gelişebilecek iş birliklerinin de hesaba katılması gerektiğini ekledi. İsrail, Mısır ve Yunanistan arasındaki yakınlaşmaya dikkat çeken Kuşoğlu, partisinin Ankara'dan bu hatta karşı etkin bir siyaset beklediğini belirtti.

Kuşoğlu'na göre Türkiye, bölgedeki karışıklığın faturasını ödeyen ülkelerden biri; ülke gelişmelerin dışında durmaya gayret etse de en azından ekonomik olarak zarar görüyor. Ona göre Türkiye'nin çıkarı bölgede güvenliğin sağlanmasında yatıyor; bu nedenle ülke bölgeye pasif biçimde bakamaz.

Çin'in dört girişimine destek

Barışçıl olmaları şartıyla bölgedeki güvenlik, ekonomi ve kültür alanındaki bütün iş birliği girişimlerini desteklediklerini söyleyen Kuşoğlu, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki Sadabat Paktı'nı hatırlattı. Çin'in dört girişimini bir çerçeve olarak benimsediklerini belirtti. Kuşoğlu'na göre bu girişimler, yönetişimden kalkınmaya, güvenlikten kültürel bağlara uzanan başlıkların konuşulacağı bir zemin sunuyor; yalnızca bölgesel sorunların çözümüne değil, dünyadaki belirsizliklerin azaltılmasına da fırsat tanıyor.

Kuşoğlu, Çin'in Şubat 2023 tarihli Küresel Güvenlik Girişimi Kavram Belgesi'ni de anarak belgedeki güvenlik ilkelerini saydı; bunlar arasında karşılıklı saygı, adalet, silahlanmanın yayılmasını durdurma ve ortak güvenlik de yer alıyor. Pekin mutabakatını ve Filistin meselesindeki girişimi örnek göstererek Çin'in bölgede daha etkili bir rol üstlenmeye başladığını söyledi. Toplantıyı önemli bulduğunu belirten Kuşoğlu, Vatan Partisi'ne teşekkür etti.

Dış müdahale sorusu ve belirsizlik

Orta Doğu'nun zengin kaynaklara ve stratejik öneme sahip olmasına rağmen yoğun istikrarsızlık yaşayan bir bölge olduğunu hatırlatan Kuşoğlu, bunun jeopolitik, askeri, siyasi ve ekonomik gerekçeleri olduğunu söyledi. Dış müdahaleler olmasa bölge ülkelerinin sorunlarını kendilerinin çözüp çözemeyeceği sorusuna olumlu yanıt vermenin kolay olmadığını belirten Kuşoğlu, aşiret düzeninin yeterince aşılmadığını ve ekonomi ile güvenlik sorunlarının sürdüğünü öne sürdü. Çin'in girişimlerinin ise bölgeye yardımcı olabilecek bir platform oluşturduğunu savundu.

Dünyanın belirsizlikle şekillenen yeni bir döneme girdiğini söyleyen Kuşoğlu, teknoloji ve toplumsal değişimin bu dönemde belirleyici olduğunu, geçmişi iyi bilmenin artık geleceği görmeye yetmediğini ifade etti. Devletlerin, toplumların ve bireylerin bu belirsizlik karşısında endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.

KaynaklarHey Haber, Toplumsal Haber, Anka Haber
Son güncelleme30.10.2026 20:43
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
6 saat önce

CHP Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, Ankara'da açlık sınırının 38 bin 24 liraya çıktığını gösteren Türk-İş verisini iktidarın ekonomi politikalarına bağlayarak şeffaflık çağrısı yaptı.

Semra Dinçer, CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı olarak Türk-İş'in Ekim ayı açlık ve yoksulluk hesaplamasını değerlendirdi. Dinçer, tabloyu iktidarın ekonomi yönetiminin karnesi olarak niteledi ve yükün dar gelirlilerin üzerine bindiğini savundu.

Ankara'da dört kişilik aile için 38 bin 24 lira

Türk-İş'in çalışmasında, başkentte dört kişilik bir ailenin yeterli ve dengeli beslenebilmesi için ayırması gereken aylık gıda bütçesi 38 bin 24 lira oldu. Kira, fatura, ulaşım, giyim, okul ve sağlık harcamalarını da içine alan yoksulluk eşiği 123 bin 856 liraya yükseldi.

Dinçer, bu verilerin milyonlarca yurttaşın yaşadığı sıkıntıyı gözler önüne serdiğini belirtti. Ona göre ülkede yaşamanın bedeli her geçen gün artıyor ve bir kesim ayrıcalıklardan yararlanırken geniş toplum kesimleri temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyor.

Dinçer: Büyüme anlatısının gündelik hayatta karşılığı yok

CHP'li yönetici, iktidar çevrelerinin büyüme, istikrar ve refahtan söz ettiğini hatırlatarak vatandaşın bu söylemin karşılığını günlük yaşamında göremediğini öne sürdü. Emeklinin ay sonunu getiremediğini, asgari ücretlinin zorunlu giderlerini karşılamakta zorlandığını ve gençlerin gelecek umudunu yitirdiğini söyledi.

Dinçer'in tarifine göre ekonomik başarının ölçüsü yalnızca büyüme rakamlarından ibaret değil. Vatandaşın sofrasına koyabildiği ekmek, emeğinin karşılığı ve geleceğe güvenle bakabilmesi de bu ölçünün parçası.

Şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısı

Kamu kaynaklarının ve teşviklerin kullanımına da değinen Dinçer, AK Parti iktidarı döneminde ciddi bir denetim ve şeffaflık ihtiyacı bulunduğunu savundu. Dinçer, iktidara yakın isimlerin ekonomik kolaylıklardan faydalandığına dair süren tartışmalara işaret etti; aynı sırada ailelerin kira, fatura ve market harcamaları arasında sıkıştığını söyledi.

CHP'li yönetici, ülkenin ihtiyacının "yoksulluğu yönetmek değil" adil gelir dağılımı, güvenceli çalışma koşulları ve insanca yaşam sağlayacak politikalar olduğunu belirtti. Dinçer, halkı yoksulluğa mahkûm eden mevcut ekonomik düzeni kabul etmediklerini söyledi.

KaynakAnka Haber
Son güncelleme30.10.2026 17:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·9 saat önce

Adana Çukurova'da Emrah Kozay'ın görevden uzaklaştırılmasıyla boşalan koltuğa dört turun sonunda CHP'li Sıtkı Keskin 19 oyla seçildi. YENİ Parti, AK Parti ve MHP'li üyelerin son turdaki tutumunu 'kumpas' diye niteledi.

Adana'nın Çukurova Belediyesi'nde Belediye Başkanı Emrah Kozay'ın tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasıyla boşalan başkanvekilliği koltuğunu, dördüncü oylamada CHP'li Sıtkı Keskin kazandı. Keskin son turda kullanılan 36 oyun 19'unu aldı ve YENİ Parti'nin adayı Feramuz Oran'ı iki oy farkla geçti. Evrensel, BirGün ve Kısa Dalga, bu turda AK Partili ve MHP'li üyelerin de Keskin'e oy verdiğini yazdı.

Operasyondan seçime

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesindeki soruşturma, belediyedeki ihalelerde ve doğrudan alımlarda usulsüzlük yapıldığı iddialarına dayanıyor. Jandarma 19 Ekim'de 51 şüpheliye yönelik operasyon düzenledi; Hürriyet'in aktardığına göre gözaltına alınan 49 kişinin arasında Kozay ile eski dönem Belediye Başkanı Soner Çetin de vardı. Mahkeme 34 şüphelinin tutuklanmasına, 15 şüphelinin adli kontrolle serbest bırakılmasına karar verdi. Kozay, İçişleri Bakanlığı tarafından geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırıldı. Diken'e göre dosyadaki suçlamalar arasında örgüt kurma ve yönetme, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve nitelikli dolandırıcılık bulunuyor.

Dört turun sonuçları

Meclis Başkanvekili Tevfik Ongun'un başkanlığındaki oturum sabah 10.00'da başladı ve seçim 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesine göre yapıldı. Keskin'in adaylığını CHP, Oran'ınkini YENİ Parti açıkladı; Cumhur İttifakı kendi adayını çıkarmadı. Her turda 36 oy kullanıldı; seçilmek için 20 oya ulaşmak gerekiyordu.

İlk turda Oran 18, Keskin 8 oy aldı; dokuz oy boş, bir oy geçersizdi. İkinci turda sayılar Oran için 15, Keskin için 11 oldu; boş ve geçersiz oy sayısı aynı kaldı. Üçüncü turda Oran 16, Keskin 11 oyda kaldı ve dokuz boş oy çıktı. Dördüncü turda Keskin 19, Oran 17 oy aldı.

YENİ Parti: Çukurova'nın iradesi pazarlık konusu olamaz

Diken'e göre meclisin dağılımı YENİ Parti 15, CHP 13, MHP beş ve AK Parti dört üye şeklindeydi. Parti yöneticilerinden Yaşar Tüzün ise belediye önündeki konuşmasında 14 YENİ Parti, 13 CHP ve dokuz MHP-AK Parti üyesinden söz etti. Tüzün'e göre ilk üç turda YENİ Parti adayı öndeydi, Cumhur İttifakı üyeleri boş oy kullandı, son turda ise oylar CHP adayına gitti. Tüzün bunu, CHP ile Cumhur İttifakı'nın gizli bir kumpasının somut kanıtı olarak niteledi ve sürecin başından beri dile getirdikleri iş birliği iddiasını doğruladığını savundu.

YENİ Parti'nin Adana Milletvekili Burhanettin Bulut da X'ten benzer bir değerlendirme yaptı. Bulut, "Çukurova’nın iradesi pazarlık konusu yapılamaz" dedi ve halkın oylarıyla seçilen Kozay'ın serbest bırakılıp görevine iade edilmesini istedi.

CHP'nin açıklamaları

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, seçim öncesinde belediye binası önünde, bir belediyeyi kazanan partinin halkın oy verdiği aday sayesinde orada kalmasının ilke olarak doğru olduğunu söyledi. Seçimin ardından CHP'li meclis üyelerine teşekkür eden Sarı, belediyenin CHP tarafından yönetileceğini ancak yönetimin "kolektif" olacağını belirtti; genel merkezin süreci yakından izleyeceğini ekledi.

Başkanvekili seçilen Keskin ise CHP'li üyelerin yanı sıra meclisteki diğer parti gruplarının üyelerinin de iradeye sahip çıktığını söyledi. Keskin, bu iradenin CHP'nin 31 Mart seçimlerinde ortaya koyduğu irade olduğunu kaydetti.

KaynaklarAdana Post, Medya Gazete, Kısa Dalga, Hürriyet ve +4 kaynak
Son güncelleme30.10.2026 13:56
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
9 saat önce

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, partisinde düzenlediği basın toplantısında 2026 bütçesindeki faiz ödemesiyle çiftçi desteğini kıyasladı ve tarımda dışa bağımlılığa dikkat çekti.

CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki tarım politikalarını bugünkü tabloyla karşılaştırdı. CHP genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Sarıbal, iki dönem arasındaki farkı özetlerken "Bugünkü Cumhuriyet; dışa bağımlı bir Cumhuriyet" ifadesini kullandı.

Cumhuriyet'in içinin doldurulması çağrısı

Sarıbal konuşmasına Cumhuriyet'in 103. yılını kutlayarak başladı. Cumhuriyet'in özünün laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olduğunu söyleyen Sarıbal, bu değerlerin hayata geçip geçmediğine bakılması gerektiğini belirtti. Özellikle iktidar mensuplarının cumhuriyeti anmakla yetinmeyip içini doldurması gerektiğini savundu.

Bütçedeki faiz ve çiftçi desteği

Sarıbal, Atatürk'ün köylüyü anlatan sözlerini hatırlattıktan sonra bugünkü uygulamalara geçti. İlk yıllarda yaşanan sıkıntıya rağmen aşar vergisinin kaldırıldığını anımsatan Sarıbal, bugün 2026 bütçesinden faize 3 trilyon lira ayrıldığını, çiftçiye ise 168 milyar liralık destek verildiğini söyledi. Mazot üzerinden alınan ÖTV ve KDV'ye de dikkat çekti.

Şeker, kooperatif ve kamu kurumları

Sarıbal'a göre ilk dönemde kurulan yaklaşık 36 şeker fabrikası bugün özelleştirildi; özel sektör pancar ekimine kota koyuyor, fiyatı kendisi belirliyor ve çiftçiye bedava dağıtılan posa artık ihaleyle satılıyor. Tarım Kredi Kooperatifi'nin 1935'te, Ziraat Bankası'na buğday alma yetkisinin 1932'de, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin ise 1938'de çiftçiyi korumak için devreye girdiğini hatırlatan Sarıbal, tarım satış kooperatiflerinin sonradan devlet güvencesinden çıkarıldığını, TMO'nun da bugün ithalat yapan bir kuruma dönüştüğünü söyledi.

Süt, et ve yem kurumlarının özelleştirildiğini belirten Sarıbal, AK Parti iktidarının 24 yılda 75 milyar dolarlık özelleştirme yaptığını öne sürdü.

Nazilli örneği ve portakal

Sarıbal, basın toplantısına getirdiği portakalı göstererek 1934'te Nazilli tekstil fabrikasının Rusya ile yapılan kredi anlaşmasıyla kurulduğunu, borcun narenciyeyle ödendiğini anlattı. Bugün Mersin, Antalya ve Adana'da dalında kalan narenciyeyi, tarımın ihmal edilişinin örneği olarak gösterdi.

Gübre, yem ve ithalat rakamları

Sarıbal'ın aktardığına göre yaklaşık 1980'de gübrede yüzde 80 yerli üretim varken bugün yerli payı yüzde 30'a, ithalat payı yüzde 70'e çıktı. Yemde hammaddenin yarısından fazlasının ithal edildiğini, 30 milyon tonluk yem üretiminin 15 milyon tonundan fazlasının ithalata dayandığını söyledi. Sarıbal, ilk 8-9 ayda 500 milyar liranın üzerinde ithalat yapıldığını da ekledi.

Kırılma noktaları

Sarıbal, tarıma bakışta temel kırılmaları 1945 Toprak Reformu'nun hayata geçirilememesi, 12 Eylül 1980 darbesi ve AK Parti döneminde Avrupa Birliği entegrasyonu, gümrük anlaşmaları ile serbest piyasaya hızlı geçiş olarak sıraladı. Bu kırılmalar görülmeden bugünkü durumun anlaşılamayacağını söyleyen Sarıbal, kutlamanın tek başına yetersiz kaldığını, bu değerler için mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

KaynakAnka Haber
Son güncelleme30.10.2026 13:44
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
15 saat önce

BBC News Türkçe'nin derlemesine göre 31 Mart 2024'te 26 ilçeyi kazanan CHP'nin 16 belediye başkanı soruşturma ve tutuklamalarla görevden alındı. Beş ilçede başkanvekilliğini AKP'li adaylar kazandı, iki ilçeye kayyum atandı.

BBC News Türkçe'nin hazırladığı dökümde, İstanbul'un 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana değişen belediye haritası ilçe ilçe ele alındı. Seçimde 39 ilçenin 26'sını CHP adayları kazanmıştı. Derlemeye göre bu 26 başkandan 16'sı yolsuzluğun da aralarında olduğu farklı suçlamalar nedeniyle tutuklanıp görevden uzaklaştırıldı. Boşalan koltuklar için başkanvekilliği seçimleri yapıldı, iki belediyeye ise kayyum atandı.

Başkanvekilliği seçimlerinin bilançosu

BBC'nin aktardığına göre beş ilçede başkanvekilliği seçimini Cumhur İttifakı'nın AKP'li adayları aldı. Başka iki ilçede koltuk CHP'de kaldı ama başkanvekilleri sonradan AKP saflarına geçti. Çekmeköy ve Tuzla'da ise seçilmiş CHP'li başkanlar AKP'ye katıldı. Şişli ve Esenyurt, terör soruşturmaları gerekçe gösterilerek hâlâ kayyumla yönetiliyor.

Esenyurt'tan İBB'ye soruşturma dalgaları

Soruşturma sürecinin ilk durağı, 30 Ekim 2024'te Esenyurt oldu. Görevden alınan Ahmet Özer'in yerine kayyum olarak Vali Yardımcısı Can Aksoy atandı; Özer terör suçlamasından beraat edip tahliye edilse de görevine iade edilmedi. Bu ayın içinde, yani Ekim 2026'da kayyum yönetimindeki belediyenin başkan yardımcısı Yusuf Ulutaş yolsuzluk iddiasıyla tutuklandı; Aksoy'un görevine son verildi ve yerine Ulaş Akhan getirildi.

Yolsuzluk kapsamındaki ilk soruşturma 2025'te Beşiktaş'a başlatıldı; Rıza Akpolat 17 Ocak'ta tutuklandı, başkanvekili seçilen isim CHP'li Ömer Rasim Şişman oldu. Beykoz'da Alaattin Köseler 3 Mart 2025'te tutuklandı; başkanvekili seçilen CHP'li Özlem Vural Gürzel Eylül 2025'te AKP'ye katıldı ve Böylece Beykoz, İstanbul'da AKP yönetimine geçen ilk ilçe belediyesi oldu. 19 Mart 2025'te İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan gözaltına alındı. Şişli'ye kayyum atandı; Şahan sonradan bu soruşturmadan tahliye edildi ama yönetim kayyumda kaldı.

2025 ve 2026'daki yeni gözaltılar

31 Mayıs 2025'te Avcılar, Büyükçekmece ve Gaziosmanpaşa belediye başkanları gözaltına alındı. Avcılar ve Büyükçekmece CHP'de kalırken Gaziosmanpaşa'nın yönetimi AKP'ye devredildi. Şile, Beyoğlu ve Bayrampaşa başkanları Temmuz, Ağustos ve Eylül 2025'te gözaltına alındı; Şile ile Bayrampaşa AKP'ye kaydı, Beyoğlu CHP'de kaldı.

2026'da Ataşehir (18 Nisan), Silivri (12 Haziran), Adalar (19 Haziran), Üsküdar (29 Temmuz) ve Eyüpsultan (2 Ekim) belediye başkanları gözaltına alındı. Ataşehir'de seçilen başkanvekili Murat Güneş de gözaltına alındı ve ardından yapılan seçimle yönetim AKP'ye geçti. Adalar ve Üsküdar da AKP'ye geçerken Silivri ve Eyüpsultan CHP'de kaldı.

Bakırköy operasyonu ve Yeni Parti'ye geçişler

Bakırköy Belediyesi'ne yönelik ihale ve ruhsat soruşturmasında 27 Ekim 2026'da operasyon yapıldı; beş başkan yardımcısının da bulunduğu pek çok kişi gözaltına alındı. Aynı dönemde Bakırköy, Küçükçekmece, Çatalca ve Kadıköy'ün belediye başkanları ile Büyükçekmece Başkanvekili Yeni Parti saflarına geçti.

KaynakBBC
Son güncelleme30.10.2026 07:44
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

Mersin'in Mut ilçesinde CHP İlçe Başkanı Abdurrahman Günay ve yönetim kademesi, oy birliğiyle aldıkları kararla partiden istifa edip Yeni Parti'ye geçtiklerini duyurdu.

Mersin'in Mut ilçesinde CHP örgütü, topluca partiden ayrılıp Yeni Parti'ye geçme kararı aldı. İlçe Başkanı Abdurrahman Günay, yönetim kademesinin tamamının, Kadın Kolları yönetiminin ve çok sayıda partilinin CHP'den istifa ettiğini 29 Ekim'de düzenlenen basın toplantısında duyurdu.

Oylamada tek ses çıktı

Karar, parti binasında bir araya gelen üyelerin önünde oylamaya sunuldu. Günay, yaşanan süreci anlattıktan sonra partililere istifa edilip edilmeyeceğini sordu. Toplantıya katılanların hepsi istifadan yana oy kullandı. Oy birliğiyle çıkan sonuç, ardından Günay'ın yaptığı basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuruldu.

İstifa edenler arasında ilçe başkanı ile yönetimdeki asil ve yedek isimler, ayrıca Kadın Kolları başkanı ve kurul üyeleri bulundu. Duyurunun ardından salonda partililer "İktidar" sloganları attı; bazı katılımcıların duygusal anlar yaşadığı gözlendi.

Günay: Özel'in çağrısı beklenmişti

Günay konuşmasında CHP'nin yakın geçmişini hatırlattı. Özgür Özel'in 38. Olağan Kurultay'da genel başkan seçildiğini, ardından yerel seçimlerde partinin birinci parti olduğunu ve çok sayıda belediye başkanlığı kazandığını söyledi. 39. Olağan Kurultay'da da delegelerin neredeyse tamamının oyunu alan Özel'in yeniden genel başkan seçildiğini belirtti.

Günay'a göre bu tablo, partiyi iktidara karşı yurttaşların umudu haline getirdi. Ancak "hukuksuz bir yargı kararı" olarak nitelediği mutlak butlan kararıyla partinin ele geçirildiğini savundu. Genel Merkez'e çok sayıda polis eşliğinde girildiğini, partisine sahip çıkmak isteyen üyelere karşı biber gazı ve plastik mermi kullanıldığını öne sürdü.

Resim indirilmedi, istifa ertelendi

Mut İlçe Yönetimi'nin karara tepkisini aynı gün gösterdiğini anlatan Günay, bugüne kadar Özel'in fotoğrafını parti binasından indirmediklerini söyledi. Yönetimin, mutlak butlan kararıyla genel başkanlığa gelen Kemal Kılıçdaroğlu'nu genel başkan olarak tanımadığını da açıkça dile getirdiğini kaydetti.

Buna rağmen istifaya şimdiye kadar gidilmemesinin nedeni, Özel'in "Kılıçdaroğlu ve ekibi tarafından görevden alınmayan örgütler istifa etmesin" çağrısıydı. Günay, Özel'in grup toplantısında yaptığı Yeni Parti çağrısının ardından bu bekleyişin sona erdiğini anlattı. Yönetim ve partililer, Özel'in genel başkanlığını yürüttüğü Yeni Parti çatısı altında toplanma kararı aldıklarını açıkladı.

CHP'de yaprak dökümü sürüyor

Haberde, Yeni Parti'nin kurulmasından bu yana milletvekilleri, belediye başkanları, meclis üyeleri ve birçok ilçe örgütüyle üyenin CHP'den ayrıldığı hatırlatıldı. Mut'taki toplu istifa da bu dalganın son halkası olarak aktarıldı.

Mersin'de herkes aynı yolu izlemiyor. Edinilen bilgiye göre, CHP Mersin İl Başkanı Koral Ömür ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer partide kalacak.

KaynakMERSİN MUT HABERLERİ - Mersin Mut Haberleri
Son güncelleme29.10.2026 18:17
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Cumhuriyet Bayramı mesajında laiklik, eğitim birliği ve yargı bağımsızlığının korunması gerektiğini söyledi; ekonomik bağımsızlığa da dikkat çekti.

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümü için paylaştığı mesajda kurucu ilkelerin kamusal hayatta savunulması gerektiğini söyledi. Karaca'ya göre 29 Ekim, Türk milletinin kaderini kendi iradesiyle çizeceğini dünyaya duyurduğu tarih.

Egemenliğin millete geçişi

Karaca, Atatürk önderliğinde elde edilen ulusal bağımsızlığın ardından, egemenliği millete bırakan yeni bir devlet düzeninin kurulduğunu söyledi. Bu düzenin temelinde ulus bilincinin bulunduğunu belirten Karaca, Cumhuriyet devrimini toplumsal hayatı akıl ve bilimle yeniden şekillendirmeyi amaçlayan bir aydınlanma hamlesi olarak tanımladı.

Karaca'nın sıraladığı kazanımlar arasında laiklik, eğitimde birlik, kadın hakları ve hukuk devleti yer aldı. Bunların birbirini tamamlayan adımlar olduğunu belirten Karaca, bireyin özgürleşmesi, kadınların hayatın her alanında eşit biçimde yer alması, halkın bilgiye ve kültüre erişmesi için korunup geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Eğitim ve ekonomik bağımsızlık

Karaca, Atatürk'ün bağımsızlık anlayışının siyasi iradeyle sınırlı kalmadığını, ülkenin ekonomik kaynaklarını ve üretim kapasitesini de içerdiğini hatırlattı. Nitelikli, bilimsel ve laik eğitimin her çocuğa ulaşmasının önemine değinen Karaca, doğum yerinin ya da ailenin gelirinin bir çocuğun geleceğini belirlemediği bir ülke hedefini öne çıkardı.

Karaca, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı, düşüncenin özgürce geliştiği ve kadınların eşit ve güvende yaşadığı bir Türkiye için mücadele verdiklerini de söyledi.

Kurucu ilkelerin savunulması

Karaca, Cumhuriyet'e bağlılığın, kurucu ilkelerin kamusal alanda ne ölçüde savunulduğuyla anlaşılacağını belirtti. Meclis'in yetkilerini, yargının bağımsızlığını, yurttaşların haklarını ve ülkenin ortak mal varlığını korumayı bu savunmanın parçası olarak sıraladı. Ulusal birliğin, herkesin eşit haklardan yararlandığı ve geleceğe birlikte güven duyduğu bir ortamda güçleneceğini söyleyen Karaca, CHP'nin tarihsel sorumluluğu gereği Cumhuriyet'in demokratik, sosyal bir hukuk devleti olma özelliğini pekiştirmek için çalışmayı sürdüreceğini kaydetti.

Mesajın sonunda Atatürk'ü, Kurtuluş Savaşı kahramanlarını, şehitleri ve gazileri anan Karaca, sözlerini bağımsızlık, laiklik ve halk egemenliği vurgusuyla bitirdi.

KaynakDenizli Pamukkale Haber
Son güncelleme29.10.2026 11:48
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 gün önce

AK Parti Kars İl Kadın Kolları üyeleri adliyeye giderek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, kurultay ve grup toplantılarındaki konuşmaları gerekçesiyle suç duyurusu dilekçesi verdi.

Kars'taki AK Parti kadın kolları üyeleri, il yöneticilerinin eşliğinde adliyeye giderek Kemal Kılıçdaroğlu hakkında dilekçe verdi. Başvuruda, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun kurultayda ve grup toplantılarındaki konuşmalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği öne sürüldü.

Adliye önünde basın açıklaması

Dilekçenin ardından adliye önünde açıklama yapan AK Parti Kars İl Kadın Kolları Başkanı Nurgül Güner, yüzde 52 oyla seçilen Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk halk tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı'na yönelik sözlerin yalnızca Erdoğan'ı ve ona oy verenleri değil, devleti, milleti ve bin yıllık devlet geleneğini de hedef aldığını savundu. Güner, Cumhuriyet'in en üst noktada temsil edildiği değerlere yönelik saldırıyı kabul edilemez bulduklarını söyledi.

Anayasa ve Türk Ceza Kanunu iddiası

Güner, Kılıçdaroğlu'nun bu tavrıyla kendi partisinin temel ilkeleri olan Altı Ok'u da çiğnediğini öne sürdü. Sözleriyle Anayasa'yı, Türk Ceza Kanunu'nu ve bireyin maddi ile manevi varlığını güvence altına alan uluslararası sözleşmeleri çiğnediğini savunan Güner, Kılıçdaroğlu'nu Erdoğan'a yönelik hakaretlere son vermeye ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm kutsal değerlerine saygılı olmaya çağırdı. Güner'in açıklamasında Erdoğan, kurucu genel başkan ve dünya lideri olarak anıldı.

KaynakHaber 7
Son güncelleme29.10.2026 09:55
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
Büyük Haber·2 gün önce

CHP, Cumhuriyet Bayramı için hazırladığı klipte İzmir Rıhtım Şirketi'ndeki yolsuzlukları ihbar eden beş kişiye 1933'te ödül verilmesini canlandırdı.

CHP, Cumhuriyet Bayramı için yayımladığı klipte bu kez tarihî bir yolsuzluk vakasını seçti. Video, 1933'te alınan ve Atatürk'ün imzasını taşıyan bir ödül kararının hikâyesini canlandırıyor. Serbestiyet'in aktardığına göre filmin merkezinde, İzmir Rıhtım Şirketi'ndeki usulsüzlüğü gören ve korkularına karşın bunu yetkililere bildiren kişiler var.

Klibin kurgusu

Sahnelerden birinde Atatürk, çalışma odasında ihbarcıların dosyasını inceliyor ve kâtibine ödül kararını yazdırıyor. Finalde ise ihbarcılardan biri kapısına gelen resmî zarfı tedirginlikle açıyor; ceza beklerken ödüle muhatap olduğunu öğreniyor.

Rıhtım Şirketi'nin geçmişi

Serbestiyet'in anlattığına göre şirket, Osmanlı'dan kalan bir imtiyazla yabancı sermaye eliyle kurulmuş, İzmir Limanı'nın işletmesinde geniş yetkilere sahipti. Cumhuriyet döneminde de çalışmayı sürdürdü. Liman kazancı ve devlete yatırılması gereken vergiler konusunda ağır iddialar gündeme geldi: Kazancın bir kısmının kayıtlara girmediği, gerçek geliri saklamak için hesapların çarpıtıldığı öne sürüldü ve soruşturma açıldı.

Soruşturmada şirketin defterleri ile belgeleri mercek altına alındı. Yargılamada bazı evrakın yok edildiği, bazı hesapların saklandığı ve rüşvet dağıtıldığı yönündeki suçlamalar da görüşüldü. Davanın safhaları gazetelerde geniş yer buldu; Son Posta, 1 Nisan sayısında duruşmalardan kareler ve sanık ile tanık ifadelerini okurlarına sundu. Tartışma, sadece bir şirketin muhasebesini aşıp kamu gelirlerinin korunması ve kaynakların denetlenmesi meselesine uzandı.

İhbarcılara ödül kararı

Usulsüzlüğün açığa çıkmasını sağlayan bilgileri veren beş kişi vardı: Mösyö Armao, Kaporal, Fernan Gifre, Asım Bey ve Şükrü Bey. Devlet, bu kişilere ikramiye vermeyi kararlaştırdı. İlk karar 13 Haziran 1933'te alındı, 19 Haziran'da ise ek ödeme kararı çıktı. Maliye Vekilliği'nin önerisini Bakanlar Kurulu onayladı. Cumhurbaşkanlığı arşivindeki belgeye göre ek ödeme olarak Armao, Kaporal ve Gifre'ye dörder bin lira, Asım Bey'e yedi yüz, Şükrü Bey'e ise 325 lira verilecekti. Belgeyi Atatürk'ün yanında, dönemin Başbakanı İsmet İnönü ile bakanlar da imzalamış.

Limanın kamuya geçişi

Soruşturma sürerken şirketin devletçe satın alınmasına yönelik süreç de ilerliyordu. 1933 tarihli bir kanun, şirketin işletme haklarını ve tesislerini devlete devretti. Böylece İzmir Rıhtımı'nın yönetimi, yıllarca yabancı sermayenin elinde kaldıktan sonra kamuya geçti. Klip, bu tarihî olayı bugüne taşıyan bir bayram mesajı olarak parti tarafından yayımlandı; filmde ihbarcıların kaygısı ve devletin onlara sahip çıkması öne çıkarıldı.

KaynaklarSaray Medya, Yenigün Gazetesi, Memleket, Cumhuriyet Halk Partisi ve +1 kaynak
Son güncelleme28.10.2026 23:04
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 gün önce

Takvim'in haberine göre CHP Sözcüsü Sarı'nın açıklamaları, mutlak butlan kararının kesinleşmesi halinde Özgür Özel'in fotoğrafının kaldırılabileceği iddiasını gündeme taşıdı.

CHP ile Özgür Özel'in kurduğu YENİ Parti arasındaki siyasi hesaplaşma, Takvim'in haberine göre bir fotoğraf tartışmasına dönüştü. Habere konu iddia şöyle: Yargıtay mutlak butlan kararını bozmaz ve yargı süreci tamamlanırsa, CHP Genel Merkezi'nde asılı Özel fotoğrafının indirilmesi söz konusu olabilir. Haber, bunun alınmış bir karar olmadığını, yalnızca bir ihtimal olarak dile getirildiğini açıkça belirtiyor.

İddianın kaynağı ve dayandığı gerekçe

İddia, haberde Yeşiltaş'ın aktardığı bilgiye dayandırılıyor. Yayında konu, Özel'i genel başkanlığa taşıyan 38. Olağan Kurultay'ın hükümsüz sayılması ve bunun Özel'in genel başkanlık dönemine yansıması masaya yatırıldı. Fotoğrafın indirildiğine ya da indirilmesine karar verildiğine dair herhangi bir açıklama yapılmadı.

Kesinleşme şartı öne çıktı

Takvim'e göre tartışmada dikkat çeken nokta, CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın yaklaşımını yargı kararının kesinleşmesi koşuluna dayandırması oldu. Sarı'nın geçmiş dönemde yapılan iş ve işlemlere dair sözleri de gerilimi artırdı.

CHP yönetimi eylülde, mutlak butlan hükmüne karşı partinin açtığı temyiz başvurusundan vazgeçildiğini açıklamıştı. Yönetim bu adımı, Özel ve ekibinin yeni bir parti kurması ve CHP'nin kurultay sürecine girmesiyle gerekçelendirmişti.

Temmuz'daki ayrılık ve sonrası

Haberin aktardığı arka plana göre, mutlak butlan kararının ardından CHP'den ayrılan Özel ve milletvekilleri YENİ Parti'yi 24 Temmuz'da kurdu. Özel'in başkanlığındaki parti, CHP'den gelen vekillerle Meclis'te ana muhalefet konumuna yükseldi. Ancak Takvim'in değerlendirmesine göre ayrılık iki taraf arasındaki mücadeleyi bitirmedi. CHP yönetimi yeni partinin kuruluşuna da sert karşılık vermişti. Sarı, bölünmenin fikir ya da program ayrılığından değil, makam arayışından kaynaklandığını savunmuştu.

Adalar'daki seçim tartışması

Takvim, gerginliğin daha önceki duraklarından biri olarak Adalar Belediye Başkanvekilliği seçimini hatırlattı. Takvim'in 24 Eylül'de yayımladığı habere göre Sarı, seçim sürecini sürece YENİ Parti'den Yaşar Tüzün ile birlikte yön verdiklerini söylemiş, Özel ise iki taraf arasında iş birliği olduğu görüşüne itiraz etmişti. Sarı bunun üzerine kararların ortak alındığını savunmuş ve gazetecilere iki belge göstermişti. Seçim, iki parti arasında kimin ne kadar sorumlu olduğu tartışmasına dönüşmüştü. Habere göre Sarı'nın son sözleri, Özel'in yönetimde olduğu dönemi yeniden tartışmaya açtı; internet sitesi ve parti materyalleri tartışmalarına, genel merkezdeki fotoğrafın akıbetine ilişkin iddia da eklendi.

KaynaklarYeni Şafak, A Haber, Takvim
Son güncelleme28.10.2026 18:08
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu