21 dakika önce

İçişleri Bakanı Çiftçi, bir haber kanalında fon soruşturmasının rakamlarını, okul güvenliği önlemlerini, COP31 güvenlik planını ve suçlu iadelerini anlattı.

İstanbul'da bir haber kanalının programına konuk olan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, fon soruşturmasından COP31 güvenlik önlemlerine, okul güvenliğinden suçlu iadelerine kadar geniş bir gündemi değerlendirdi. Çiftçi, 433 şüpheliden 112'sinin tutuklandığını, 186'sı hakkında adli kontrol kararı verildiğini açıkladı.

Fon soruşturmasında rakamlar

Çiftçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sürecin başından beri konuyu yakından izlediğini ve bazı toplantılarda kendisinin de bulunduğunu söyledi. Bakana göre Erdoğan'ın talimatı net: haksız kazanç sağlayanların bunun yanına kâr kalmayacak, alınan tutarlar mağdurlara ödenecek. Çiftçi, konuyla ilgili Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulduğunu, Devlet Denetleme Kurulu'na görev verildiğini ve Adalet Bakanlığı'nın da soruşturmalar yürüttüğünü belirtti. Soruşturmada 38 firari için yakalama kararı çıkarıldığını, mal varlığına blokaj konulanlar arasında 359 gerçek ve 111 tüzel kişi bulunduğunu da bildirdi.

Okul güvenliği ve çelik kasa planı

Çiftçi, MEB ile İçişleri olarak okul güvenliği tedbirlerini artırdıklarını anlattı. Yedi bakanlığın dört ay çalışarak hazırladığı protokolün yürürlükte olduğunu, öğrencilerde risk işaretleri görüldüğünde okulun ve sosyal hizmetlerin hemen devreye girmesinin öngörüldüğünü söyledi. Bakan, İçişleri Bakanlığı'nın genelge yayımlayıp valilikleri talimatlandırdığını, 611 müfettişin sahada denetim yaptığını ve raporun önümüzdeki günlerde sunulacağını aktardı. Çalışma Bakanlığı'ndan alınan 31 bin kadronun 28 bin 945'inin göreve başladığını, okul bahçe görevlilerine dedektör verildiğini ekledi.

Çiftçi ayrıca ruhsatlı silahların çocukların erişemeyeceği yerde saklanması için kanun değişikliği hazırladıklarını, ruhsat alacaklara çelik kasa şartı getirilmesinin planlandığını söyledi.

COP31'de üç kademeli güvenlik

Çiftçi, COP31 için havada, karada ve denizde önlem aldıklarını belirtti. Temmuz ayında Ankara'daki NATO zirvesinde 56 bin polisin görev aldığını hatırlatan Bakan, aynı sistemin COP31'de de uygulandığını söyledi. İllerin birinci, ikinci ve üçüncü derece olarak sınıflandırıldığını, Antalya'da 26 bin polisin görevde olduğunu anlattı. Çiftçi'ye göre zirveye yaklaşık 100 devlet başkanı, 200 bakan ve 20 bin delege katılacak, her gün 100 bin ziyaretçi gelecek.

Suçlu iadeleri ve polis mesaisi

Bakan, yılın ilk 10 ayında yurt dışından 786 kişinin Türkiye'ye iade edildiğini, bunların 183'ünün organize suç örgütü lideri ya da üyesi olduğunu açıkladı. 2021-2025 arasında 10 aylık iade sayısının 134 olduğunu belirten Çiftçi, 58 ülkenin aradığı 497 kişinin de yakalandığını söyledi. Önümüzdeki günlerde İtalya'ya, ardından Almanya'ya gidecek olan Çiftçi, “Suçlular ülke değiştirerek elimizden kurtulacaklarını düşünmesinler” dedi. Polisler için 12/36 çalışma sistemine geçilebilecek birimlerde eylülden bu yana uygulamaya başlandığını da kaydetti.

Afyon saldırısı ve Terörsüz Türkiye

Çiftçi, Afyon'daki saldırıda 8 vatandaşın hayatını kaybettiğini, saldırganın güvenlik güçlerince kısa sürede yakalandığını söyledi. Terörsüz Türkiye sürecine değinen Çiftçi, sürecin Erdoğan'ın iradesiyle ve Devlet Bahçeli'nin desteğiyle ilerlediğini belirterek sınırların da daha güvenli olduğunu savundu; doğu sınırlarında 1.365 kilometre sınır duvarı bulunduğunu, bölgenin optik kule, dron ve İHA'larla izlendiğini anlattı.

Son güncelleme08.11.2026 06:28
Kaynak ajansturkhaber.com
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

Zeynep Alkış, yazısında yirmi beş yılın ardından şeffaflık, hesap verme ve liyakat ölçülerinin aşındığını savundu; fon gibi araçlar üzerinden açık yanıt beklemenin düşmanlık olmadığını yazdı.

Milat Gazetesi yazarı Zeynep Alkış, kaleme aldığı yazıda yirmi beş yılın ardından kendisini iktidara taşıyan çevrelerin kazandığı makamlar karşısında hangi ölçüleri yitirdiğini sorguladı. Alkış'a göre bir hareketin yaşayabileceği en büyük yenilgi seçim kaybı değil, o hareketi destekleyenlerin yıllarca inandıkları sözlerden kuşku duymaya başlaması.

Erdem iddiasının sorumluluğu

Yazar, "erdemliler hareketi" iddiasının sıradan bir kuruluş sloganı olmadığını savundu. Alkış'ın değerlendirmesine göre bu iddia, gücü kullanırken kendini sınırlamayı, kamu imkânını kişisel fırsata dönüştürmemeyi ve yakınlığı liyakatle karıştırmamayı taahhüt etmek anlamına geliyor. Erdemi kuruluş hikâyesine yazanların hesap verme yükümlülüğünün de büyük olduğunu belirten yazar, hesap sormayı sadakatsizlik saymanın kabul edilemeyeceğini ileri sürdü.

Aşınmanın aşamaları

Alkış, ahlaki aşınmanın küçük adımlarla başladığını anlattı. Yazara göre önce küçük bir ayrıcalık makul görülüyor, sonra yakınlık liyakatin önüne geçiyor, ardından servetin kaynağını soranlar susturuluyor. Böylece yanlışı yapandan çok onu dile getiren kişi rahatsızlık yaratmaya başlıyor. Yazar, başkasında kınanan davranışın zamanla kendisi için gerekçelendirildiğini, "onlar da yaptı" savunmasının bir yaşam anlayışına dönüştüğünü belirtti.

Borsa ve fon gibi araçların tek başına ahlaki hükmün konusu yapılmasını da yanlış bulan Alkış, asıl sorunun kazancın emeğe, açıklığa ve meşru riske mi yoksa ayrıcalıklı bilgi ve siyasi yakınlık mı bulunduğunun sorulması olduğunu söyledi. Kısa sürede büyük servete ulaşanlardan açıklama beklemeyi düşmanlık olarak görmeyen yazar, kamusal sorumluluk taşıyanların açık yanıt vermesi gerektiğini savundu.

Toplumsal bedel

Yazar, bu dönüşümün bedelini yalnızca siyasetin içindekilerin ödemediğini vurguladı. Alkış, çocuğunu helal kazanç anlayışıyla yetiştirmiş bir annenin evladının, çalışıp borç öderken dürüstlüğüne güvendiği çevrelerin servet gösterilerini izlemesini örnek verdi. Ona göre öğütle gerçek yaşamda karşılık bulan tutum arasındaki uçurum açıldıkça insanlar yöneticilere duyduğu güvenin yanı sıra ahlaklı yaşamanın değerine ilişkin inancını da yitirme tehlikesiyle karşılaşıyor. Alkış, inancını dürüstlükle taşımaya çalışanların da başkalarının tercihleri yüzünden itibar kaybının bedelini ödediğini ileri sürdü.

Alkış'ın önerdiği ölçü

Yazar, yirmi beş yılın hesabının yalnızca yapılan yollar, kazanılan seçimler ve ulaşılan makamlarla tutulamayacağını söyledi. Güçlendikçe ne kadar adil kalındığının, eleştiriye ne kadar tahammül edildiğinin ve yakın çevrenin yanlışları karşısında ne yapıldığının da konuşulması gerektiğini savunan Alkış, ihtiyaç duyulan şeyin şeffaflık, hesap verme ve kim yaparsa yapsın aynı ölçüyü uygulama iradesi olduğunu belirtti. Yazının vardığı sonuca göre erdem, gücü eline alan kişinin kendi çıkarına koyabildiği sınırda belli oluyor.

Köşe yazısını okuyun
Son güncelleme08.11.2026 03:50
Kaynak Milat Gazetesi
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu