1 saat önce

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, gazeteci Murat Ağırel'in gündeme getirdiği 8 milyon liralık nezarethane yemek ihalesini açık ve şeffaf biçimde yaptığını, gıda zehirlenmesine rastlanmadığını bildirdi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, gazeteci Murat Ağırel'in gündeme taşıdığı 8 milyon liralık nezarethane yemek ihalesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Emniyet, kumanyaların denetimden geçtiğini ve gıda zehirlenmesine dair bir vakaya rastlanmadığını duyurdu.

Ağırel'in anlattıkları

Ağırel daha önce, nezarethanede önüne konan yemeğin pişmemiş ve kötü kokulu olduğunu söylemişti. Gazeteci, kaptaki etiketi çıkardığını, yemekten örnek aldığını ve kumanyayı sağlayan firmayı incelediğini aktarmıştı. İstanbul'daki nezarethanelerin üç öğünlük yemek hizmeti için açılan ihaleyi Oktay Unlu Mamuller'in kazandığını belirten Ağırel, firmayla ilgili haberlere bakarken bir okulda yaşanan zehirlenme olayına rastladığını anlatmıştı. Denetim çağrısı yapan gazeteci, "nezaretteki herkes bu devlete emanet" demişti.

Emniyet'in yanıtı

Emniyet açıklamasında ihalenin 28 Nisan'da, şeffaflık ve rekabet ilkelerine uygun biçimde açık ihale yöntemiyle gerçekleştirildiği ifade edildi. Teslim alınan kumanyaların, gıda mevzuatı ile teknik şartnameye uyum bakımından kontrol, muayene ve kabul aşamalarından geçirildiği kaydedildi. Açıklamaya göre bütün kumanyalardan şahit numune ayrılıyor ve bu numuneler belirli bir süre uygun koşullarda muhafaza ediliyor.

Emniyet ayrıca gözaltındakilerin sağlık durumunun düzenli aralıklarla izlendiğini bildirdi. Yapılan sağlık muayenelerinde gıdadan kaynaklanan bir zehirlenmeye rastlanmadığı belirtildi.

KaynakŞok Gazetesi
Son güncelleme01.11.2026 01:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
1 saat önce

Ekonomist Muhammed Bayram, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yaklaşık yüzde 10, memur emeklileri için yüzde 8 artış öngörüyor. Kesin oran ekim, kasım ve aralık enflasyonuna bağlı.

Emekliler, Ocak 2027'de yapılacak artışın büyüklüğünü merakla bekliyor. Zammın oranı ekim, kasım ve aralık aylarındaki fiyat artışlarıyla şekillenecek. Refah payı ve en düşük aylık için planlanabilecek ek ödemelerin tutarı ise henüz belirlenmedi.

Kesin oran için üç ay daha var

Aktarılan verilere göre temmuz, ağustos ve eylül dönemindeki birikimli enflasyon yüzde 5,57'ye ulaştı. Bu rakam ocakta uygulanacak kesin artışı göstermiyor; hesap, yılın kalan üç ayının verileriyle tamamlanacak. Ekonomist Muhammed Bayram, yıl sonu beklentilerine dayanarak SSK'lı ve Bağ-Kur'lu emeklilere yüzde 10 dolayında bir artış verileceğini tahmin ediyor. Bayram, bunun kesin bir oran değil, bir tahmin olduğunu vurguluyor.

En düşük aylık 26 bin liraya yaklaşabilir

Bayram'ın değerlendirmesinde SSK ve Bağ-Kur'un mevcut en düşük aylığı 23 bin 552 lira olarak geçiyor. Yüzde 10'luk artış varsayıldığında bu tutarın 26 bin lira civarına çıkabileceği hesaplanıyor. Yine de en düşük aylık için onaylanmış yeni bir rakam bulunmuyor; sonuç, açıklanacak enflasyon verilerine ve çıkarılacak düzenlemelere bağlı.

Refah payı seçeneği

Haberde yer alan AK Parti kaynaklı bilgilere göre enflasyon farkının üzerine refah payı konulması değerlendirmeye alınıyor. Düzenlemenin bütçe olanaklarına göre şekillenmesi öngörülüyor. Bayram, yalnızca emekli maaşıyla geçinen ve başka geliri olmayan emekliler için ayrı destekler de gündeme gelebileceğini söylüyor. Bu desteklerden kimlerin yararlanacağına ve ne kadar ödeneceğine ilişkin açıklanmış bir şart yok.

36 bin 500 lira rakamı

Kamuoyunda dolaşan 36 bin 500 lira, tüm emeklilerin maaşının bu düzeye yükseleceği anlamına gelmiyor. Bayram'ın hesabı, asgari ücrete yüzde 30 dolayında zam yapılması ve "vatandaşlık maaşı" olarak adlandırılan hane geliri desteğinin devreye alınması varsayımlarına dayanıyor. Dolayısıyla söz konusu tutar, duyurulmuş bir taban aylık değil.

Memur emeklilerinde beklenti

Bayram, memur emeklileri için yüzde 8 civarında bir artış bekliyor. Değerlendirmede 31 bin 527 lira olarak geçen en düşük memur emeklisi aylığı, bu varsayımla 34 bin lira dolayına çıkabilir. Kesin oran, enflasyon verilerine ve toplu sözleşme hükümlerine göre netleşecek.

KaynakŞok Gazetesi
Son güncelleme01.11.2026 01:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin 2. kuruluş yıl dönümünde Öcalan'a ilişkin süreç nedeniyle iktidardan hesap istedi, fon krizine karışanların kimliklerinin açıklanmasını talep etti.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin 2. kuruluş yıl dönümü için Ankara'da bir otelde düzenlenen programda iktidara yönelik sert eleştirilerde bulundu. Ağıralioğlu, Terörsüz Türkiye sürecini ve fon krizini ele aldı, yönetimden hesap istedi.

Yıl dönümü programı

Programa parti yöneticileri, il ve ilçe başkanları ile teşkilat üyeleri katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan etkinlikte, iki yıllık siyasi hayat boyunca hayatını kaybeden partililer anıldı. Açılış konuşmasını Genel Sekreter Nihal Ağca yaptı. Ağca, Türkiye'nin sorunlarının çözümünün parti kadrolarında olduğunu söyledi.

Konuşan Ağıralioğlu, partisinin kuruluşunu soylu bir itiraz olarak niteledi ve çalışandan emekliye, esnaftan çiftçiye kadar farklı kesimlerin sorunlarına çözüm üretmek için yola çıktıklarını anlattı. Cumhurbaşkanı ve hükümete seslenerek parti olarak bir korku ikliminde kurulduklarını söyledi. Türkiye Yüzyılı söylemini de eleştiren Ağıralioğlu, “Siz camdan konuşuyorsunuz, biz candan konuşuyoruz” dedi.

Terörsüz Türkiye sürecine eleştiri

Ağıralioğlu, iktidarın geçen seçimi Öcalan'a yönelik sert söylemle kazandığını öne sürdü. Yıllarca bu çizgide siyaset yapanların şimdi bugünkü tutumlarını açıklaması gerektiğini söyledi. Öcalan için umut hakkından söz edilmesine itiraz eden Ağıralioğlu, Öcalan'a villa yapılıyorsa bunun da hesabının millete verilmesi gerektiğini söyledi. Muhalefet partilerinin genel başkanlarına da komisyona dahil olmamalarını önerdiğini anlattı.

Fon krizinde kimlik açıklaması talebi

Fon krizine ilişkin konuşan Ağıralioğlu, olayın fon meselesi diye anılmasına itiraz etti. Bu krizi, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin sonucu olarak değerlendirdi ve sistemin çöktüğünü savundu. Rakamlara da değinen Ağıralioğlu, 18,5 milyar dolarlık fon büyüklüğünden ve yaklaşık 467 bin fon yatırımcısı ile 4,5 milyon borsa yatırımcısından söz etti; aileleriyle birlikte yaklaşık 15 milyon kişinin etkilendiğini öne sürdü. Cumhurbaşkanının krizden haberi olmadığı yönündeki yaklaşımı eleştiren Ağıralioğlu, bundan sonra benzer bir sorunla karşılaşılıp karşılaşılmayacağını sorguladı.

Ağıralioğlu, tedbir kararlarının konulup kaldırılmasını da eleştirerek soruşturmaya karışanların isimlerinin teker teker açıklanması gerektiğini söyledi. Sigara alırken kimlik sorulduğunu hatırlatan Ağıralioğlu, benzer hassasiyetin fon soruşturmasında da gösterilmesini istedi.

Açlık sınırı eleştirisi

Konuşmasının son bölümünde Ağıralioğlu, hükümetin açlık sınırını açıklamasını eleştirdi. Vatandaşın açıklanan açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya alıştığını savunan Ağıralioğlu, hükümetten kendi tokluk sınırını açıklamasını istedi.

KaynakSon Dakika
Son güncelleme01.11.2026 00:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

Yeni Yaşam Gazetesi'nde yayımlanan yazıda yazar, Erdoğan-Özel çekişmesinin müzakere sürecini zorladığını savundu; her iki liderden kavgayı bırakıp Öcalan'ın uzattığı eli tutmalarını istedi.

Yeni Yaşam Gazetesi'nde yayımlanan bir köşe yazısı, Türkiye'yi türbülansa girmiş, pilotu kontrolü yitirmiş ve irtifa kaybeden bir uçağa benzeterek başladı. Yazar, iktidar ile muhalefet arasındaki çekişmeyi uçak ve merdiven benzetmeleriyle ele aldı. Yazar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel arasındaki kavganın müzakere sürecini tıkanma noktasına getirdiğini savundu. Her iki isme de kavgayı bırakmaları çağrısı yaptı.

İniş ve çıkışta sıkışan iki lider

Yazara göre artık AK Parti yalnızca Erdoğan'dan, saray ittifakı da yalnızca Erdoğan-Bahçeli ikilisinden ibaret değil. İktidar cephesinde Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli yaşlandı ve merdivenden inişe geçti; ancak kendi başlarına inemiyorlar, onları indirecek çevreler ise acele etmiyor. Özel'i ise yürüyen merdivende yanlış yönde tırmanan biri olarak tarif eden yazar, Özel'in çıkmaya çalıştıkça merdivenin hızlandırıldığını öne sürdü. Yazıya göre iki taraf da yerinden kıpırdayamıyor, bu durum merdivenin altında bekleyen güvenlik bürokratlarına ve siyasi çevrelere alan açıyor.

Yazar ayrıca bir senaryo çizdi: Hakan Fidan'ın AK Parti'nin başına, Mansur Yavaş'ın da CHP'nin başına geçtiği, ikisinin milli mutabakat ilan ettiği ve ülkenin bir İran savaşına sürüklendiği bir tablo. Bu ihtimale karşı kamuoyunun sokağa çıkması gerektiğini, ancak amacın liderlerin yuvarlanması değil, kavganın bitirilmesi olması gerektiğini yazdı. Yazara göre sokağa çıkmanın gerekçeleri arasında ülkenin diktatörlüğe ve savaşa sürüklenmesini, ekonomik krizin altında halkın ezilmesini engellemek de var.

Fon krizi ve müzakere vurgusu

Yazara göre Erdoğan, rakibini saf dışı bırakmak amacıyla başlattığı sürecin kontrolünü yitirdi ve fon krizi bu süreci kendi kapısına getirdi. İki yıldır süren Erdoğan-Özel çekişmesinin müzakere sürecini neredeyse tıkadığını öne süren yazar, Özel'in bu baskı altında milliyetçi çevrelerin etkisine girerek süreçten uzaklaştığını savundu.

Yazının çağrısı ise net: Kavga bitirilsin, genel af olarak adlandırılan iç barış ilan edilsin, siyasi iklim normalleştirilsin ve Öcalan'ın uzattığı el tutulsun. Yazar, çağrı yapılmazsa ne olacağının Kürt halkına sorulması gerektiğini ekledi.

Nusaybinli Quto ile hayali diyalog

Yazı, yazarın Nusaybin'den Quto adlı genç bir tanıdığıyla yaptığı konuşmayla bitiyor. Quto, yazarın Erdoğan'ı kurtarmaya çalıştığını söylüyor. Yazar ise asıl hedefinin Erdoğan'ı değil, müzakere sürecini iki liderin çekişmesinden korumak olduğunu belirterek yanıt veriyor ve gençten sokağa çıkıp her iki tarafa barış çağrısını duyurmasını istiyor.

KaynakYeni Yaşam Gazetesi
Son güncelleme01.11.2026 00:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
4 saat önce

15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulmasını engelleyen yönetmelik 1 Kasım'da devreye giriyor; platformlara yaş doğrulama ve ebeveyn denetim araçları yükümlülüğü getiriliyor.

Türkiye'de 15 yaşını doldurmamış çocuklara 1 Kasım'dan itibaren sosyal ağ hizmeti sunulamayacak. Yürürlüğe giren düzenleme, platformlara yaş doğrulama yükümlülüğü de getiriyor.

Yönetmeliğin kapsamı

Habertürk'ün haberine göre Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik çerçevesinde yaş doğrulama ve çocuklara özel koruyucu uygulamalar devreye giriyor. Düzenleme, 15 yaşını tamamlamış çocuklara dönük yaşa özel hizmetlerin ve ebeveyn denetim araçlarının sağlanmasına ilişkin yükümlülükler de düzenlemede yer alıyor.

Uzman değerlendirmesi: Dikkat, duygu ve ödül sistemi

Psikiyatri Uzmanı Dr. Leyla Çelebi, çocukların dijital ortamlarla kurduğu ilişkiyi değerlendirirken kullanım süresiyle yetinilmeyip çocuğun gelişimine ve gündelik hayatına yansımalarına da bakılması gerektiğini söyledi. Çelebi'ye göre dikkatin, duygu düzenlemenin, sosyal ilişkilerin ve benlik algısının şekillendiği bu dönemde sosyal medya, çocuklar için salt bir eğlence ve iletişim aracı sayılamaz.

Çelebi, beyindeki ödül mekanizmasında ventral tegmental alanın dopamin süreçlerinde, nucleus accumbens'in haz ve motivasyonda, prefrontal korteksin de kontrol, karar alma ve sınır koymada görev aldığını anlattı. Dopaminin yalnızca ödül kazanıldığı anda değil, ödül beklentisinin doğduğu anda da devrede olduğunu belirten Çelebi, yeni bir içerikle karşılaşma beklentisinin platformda geçirilen süreyi uzatabildiğini kaydetti. Beğeni, mesaj ya da beklenmedik içerikler de kullanıcının uygulamayı yeniden kontrol etme isteğini artırabiliyor.

Ebeveynler için öneriler

Çelebi, internet kullanımına dair koruyucu tedbirlerin küçük yaşlarda devreye girmesi gerektiğini ve 12 yaş ve öncesini sağlıklı dijital alışkanlıkların oluşturulması bakımından önemli bulduğunu ifade etti. Ebeveynlere, çocuklarının kullandığı platformları öğrenmeleri ve filtreleme ile ebeveyn denetimi araçlarını kullanmaları öneriliyor.

Çocukla birlikte ekran kullanımına dair ortak kurallar koymak, yemek ve uyku öncesinde ekransız saatler yaratmak da tavsiyeler arasında yer alıyor. Çocuğun karşılaştığı dijital sorunları ceza korkusu yaşamadan paylaşabilmesi için aile içi iletişimin güçlendirilmesi gerektiği de vurgulanıyor.

KaynakYorumla
Son güncelleme31.10.2026 22:11
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
4 saat önce

Bakırköy Gazetesi'ndeki yazı, belediye soruşturmasının yalnızca siyasi operasyon iddialarıyla tartışılmasını eleştirdi; soruşturmanın konusunun, delillerin ve kamu zararı tespitinin açıklanmasını istedi.

Bakırköy Gazetesi'nde yayımlanan bir yazı, Bakırköy Belediyesi'ne yönelik soruşturmanın yalnızca siyasi operasyon iddiaları üzerinden tartışılmasını eleştirdi. Yazıda ilçedeki siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin sessizliği sorgulandı; soruşturmanın konusunun ve dayandığı delillerin açıklanması istendi.

Sessizlik sorusu

Yazar, partilerin ve sivil toplum örgütlerinin belediyeyle ilişkileri bozulacak kaygısıyla mı konuşmadığını sordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, yolsuzluk yapanların kim olursa olsun karşısında durduklarını ve bunu yapanın cezasını çekeceğini söylediğini de hatırlattı.

Yanıt bekleyen sorular

Yazıya göre başkan yardımcılarına, müdürlere ve personele yönelik adli işlemler gündemde. Yazar, soruşturmanın konusunun ne olduğunu, hangi iddiaların araştırıldığını ve bu iddiaları hangi somut delillerin desteklediğini sordu. Belediye yönetimindeki karar ve onay süreçlerinin incelenip incelenmediği, iddialara konu işlemlerde kimlerin hangi yetkilere sahip olduğu ve kamu zararına dair bir tespit bulunup bulunmadığı da yazıdaki sorular arasında yer aldı.

Başkanın yakınlarına dair iddialar

Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu'nun babası ve dayısına ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialar varsa bunların resmî belgelerle ortaya konulması gerektiği belirtildi. Yazar, akrabalık bağının tek başına suç ya da sorumluluk anlamına gelmediğini, ancak somut bir iddia ortaya konmuşsa bunun hukuk çerçevesinde netleştirilmesi gerektiğini savundu. Başkan yardımcılarının, müdürlerin ve çalışanların görev ve yetkilerinin de kişi bazında değerlendirilmesini istedi.

Siyasi operasyon iddiasına da delil şartı

Yazar, soruşturmanın siyasi amaçla yürütüldüğü yönündeki iddianın da somut verilerle desteklenmesi gerektiğini yazdı. Öte yandan yolsuzluk, rüşvet ya da ihaleye fesat karıştırma iddialarının siyasi tartışmalarla geçiştirilemeyeceğini belirtti. Hukukta ölçünün siyasi kimlik değil delil olduğunu vurgulayan yazar, kimsenin yalnızca siyasi görüşü ya da yakınlığı yüzünden suçlanamayacağını, hiçbir makamın da siyasi kimliğine dayanarak soruşturma dışında kalmayı isteyemeyeceğini ifade etti. Yazı, masumiyet karinesinin gözetilmesi ve gerçeğin ortaya çıkması çağrısıyla sona erdi.

KaynakBakırköy Gazetesi
Son güncelleme31.10.2026 22:11
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
9 saat önce

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turan Çömez, Zonguldak'ta partisinin anketlerde yüzde 13-15 bandında olduğunu öne sürdü ve ortak değerlerde buluşmak isteyenlere çağrı yaptı.

Balıkesir Milletvekili ve İYİ Parti Grup Başkanvekili Turan Çömez, Zonguldak ziyaretinde partisinin seçim hedeflerini, teşkilat çalışmalarını ve muhalefet ittifakına bakışını anlattı. Çömez, anketlerde İYİ Parti'ye verilen desteğin yüzde 13-15 bandına çıktığını öne sürdü; ancak bu rakamın kendileri için yeterli olmadığını söyledi.

Çömez'e göre parti, kuruluşundan bu yana çeşitli zorluklarla karşılaştı ve buna rağmen güçlenerek yoluna devam ediyor. Milletvekili, İYİ Parti'ye yönelik ilginin arttığını, parti mensuplarının yalnızca kapalı salonlarda değil sokakta da halktan ilgi gördüğünü savundu.

Hedef: yüzde 50'nin üzerinde oy

Hedeflerini açıklayan Çömez, kendi ifadesiyle şunu amaçladıklarını söyledi: "Yüzde 50 artı 1'in oyunu, yüzde 50 eksi 1'in de gönlünü kazanmak istiyoruz." Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde seçimin yüzde 50 artı 1 oy üzerinden kazanıldığını hatırlatan Çömez, iktidar cephesinde kurulan siyasi iş birliklerine dikkat çekti. Muhalefetin de benzer biçimde ortak bir anlayışta buluşmasının önem taşıdığını ifade etti.

Zonguldak teşkilatına övgü

Zonguldak'ta halkla buluşmaktan memnuniyet duyduğunu söyleyen Çömez, il teşkilatının çalışkan olduğunu, sahada etkin biçimde görev yaptığını ve çok aktif çalıştığını anlattı. Teşkilatla gurur duyduğunu söyleyen milletvekili, sokakta dolaşırken Zonguldak halkının İYİ Parti'yi görmekten duyduğu memnuniyeti gözlemlediğini de sözlerine ekledi.

Ortak zemin için kırmızı çizgiler

Çömez, muhalefet birlikteliğinin ayrışılan noktalardan değil, mutabık kalınan başlıklardan yola çıkarak kurulması gerektiğini savundu. Muhalefetin ortak bir siyasi zeminde buluşması gerektiğini vurgulayan milletvekili, ittifak görüşmelerinde İYİ Parti'nin vazgeçmeyeceği ilkeler bulunduğunu belirtti.

Çömez'in sıraladığı öncelikler şöyle: Atatürk'ün miras bıraktığı değerlerin korunması, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti anlayışı, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve özgürlükler, demokratik kurumların ve kuralların işleyişi. Çömez ayrıca yönetimde açıklığın ve denetime açık olmanın da vazgeçilmez olduğunu, sosyal devlet ilkesinden geri adım atılmaması gerektiğini söyledi.

Aynı çatı altına çağrı

Ülkenin bugünkü yönetim düzeninden çıkıp yeniden sağlam bir demokratik yapıya ulaşması gerektiği görüşünü dile getiren Çömez, kendileriyle aynı ilkeleri paylaşan siyasi çevrelere işbirliği çağrısında bulundu. Açıklamasında şu ifadeyi kullandı: "tek adam rejiminden bu ülkeyi kurtarıp demokrasiye taşımak için bizimle aynı çatı altında olmak isteyen siyasi anlayışlara kapımız açık." Milletvekili, bu çağrının muhalefetin ortak değerler çerçevesinde buluşabileceği düşüncesine dayandığını belirtti.

KaynakŞafak Gazetesi
Son güncelleme31.10.2026 16:52
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
11 saat önce

Cumhuriyet'in haberine göre TMMOB salonundaki konferansta DEM Parti'den isimlerin yanı sıra AK Parti ve YENİ Parti'den birer isim barış oturumunda söz alacak.

Ankara'da bu hafta sonu düzenlenecek "Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor" konferansında farklı partilerden isimler konuşacak. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi'nde yapılacak buluşmaya 500'den fazla kadının katılması bekleniyor. Cumhuriyet'in haberine göre 1 Kasım'daki oturumda AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin ile YENİ Partili Gökçe Gökçen aynı kürsüde yer alacak.

Barış, adalet ve eşit yurttaşlık gündemde

Haberde belirtildiğine göre konferansta kadınların kendi meseleleri kadar Türkiye'nin genel siyasi gündemi de tartışılacak. Tartışma başlıkları arasında demokrasi, örgütlenme özgürlüğü, toplumsal cinsiyet, eşit yurttaşlık, adalet ve barış yer alıyor. Katılımcıların hem kadınların gündemini hem de siyasetin güncel konularını masaya yatırması planlanıyor. Konferansa 500'den fazla kadının katılması bekleniyor.

Konuşmacılar

Kadın hareketinden bazı isimlerin yanında DEM Partili Pervin Buldan, Filiz Kerestecioğlu, Sebahat Tuncel ve Fatma Bostan Ünsal da konuşmacılar arasında. Programda ayrıca YENİ Parti'den Gökçe Gökçen ile bir AK Parti temsilcisi bulunuyor; yani iktidar ve muhalefet cephesinden isimler aynı programda yer alıyor. Pazar günü yapılacak ilk oturumun başlığı "Barışın siyasal sorumluluğu, demokratik çözüm ve siyasi partiler". Zengin ve Gökçen bu oturumda kürsüye çıkacak.

Zengin'in son tartışmalı çıkışı

Cumhuriyet, Özlem Zengin'in en son Meclis Genel Kurulu'nda kamu atamaları ve mülakat uygulamasına dönük eleştirilere "Evet, utanmıyoruz" sözleriyle karşılık vererek tepki çektiğini yazdı. Haberde Zengin, iktidar partisinin tartışmalı isimlerinden biri olarak tanımlandı.

Aynı haber, son yıllarda belediyelere yönelik adli soruşturmalar kapsamında çok sayıda kadın siyasetçinin tutuklandığını hatırlattı. Bunların arasında YENİ Partililerin de bulunduğu, son olarak Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan'ın tutuklanarak cezaevine gönderildiği kaydedildi.

KaynakCumhuriyet
Son güncelleme31.10.2026 15:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
12 saat önce

ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Manşet TV'de Türkiye-Azerbaycan gerilimini, fon krizini ve 1990'lardaki merkez sağ dengesini değerlendirdi.

ATA Parti Genel Başkanı ve eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Türkiye ile Azerbaycan arasında gerilime yol açan başörtüsü uygulamasını eleştirdi. Manşet TV'de Gündem Özel programına konuk olan Zeybek, Azerbaycan'daki kısıtlamayı yanlış ve gereksiz bulduğunu söyledi.

Haydar Aliyev ile geçmiş yakınlık

Zeybek, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in babası Haydar Aliyev ile yakın ilişkisi bulunduğunu anlattı. Haydar Aliyev hayatta olsaydı hemen uçağa atlayıp Bakü'ye gideceğini, görüşme talep edeceğini ve uygulamanın neden hatalı olduğunu ona anlatacağını belirtti.

Başörtüsünün zamanla siyasi bir araca dönüştüğünü savunan Zeybek, Türkiye'de de bazı kesimlerin laikliği ve Atatürkçülüğü korumak adına başörtüsüne karşı mücadele yürüttüğünü söyledi. Atatürk'ün kadınların kıyafetine ilişkin bir yasası bulunmadığını, kadını zorlamanın yanlış olduğunu bildiği için böyle bir düzenlemeye gitmediğini ifade etti.

Fon krizi için "din krizi" yorumu

Zeybek, fon krizini bir tür din krizi olarak niteledi. Krizin en belirgin aktörü olarak tarif ettiği kişinin, AK Parti'den milletvekilliği ve bakanlık yapmış tesettürlü bir kadın olduğunu hatırlattı. Dini inancı olan birinin böyle işlere girişmesinin İslam'a uygun düşmeyeceğini, bu dinin özünde dürüstlük bulunduğunu söyledi.

Zeybek'e göre vatandaş bu tabloya bakıp başörtülü insanları sorgulamaya başladı. İktidarın İslam'a en çok zarar veren iktidar olduğunu öne süren Zeybek, gençlerin hızla dinden koptuğunu iddia etti.

Çiller'in merkez sağ itirafı

Zeybek, Kültür Bakanlığı yaptığı 1990'lardaki siyasi atmosferin bugünkü siyasi hayatı hâlâ şekillendirdiğini söyledi. Dönemin siyasetinde Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Necmettin Erbakan'ın öne çıktığını anımsattı.

Demokrat Parti Genel Başkanı olduğu bir dönemde Çiller'i ziyaret ettiğini anlatan Zeybek, Çiller'in kendilerine Yılmaz'la birlikte merkez sağı paylaşmaya çalışırken onu yok ettiklerini söylediğini aktardı. Zeybek, bunu ilk kez Manşet TV'de anlattığını belirtti. Çiller'in ifadesini şöyle aktardı: "Merkez sağı paylaşacağız derken yok ettik."

Zeybek, bu görüşü doğrudan Çiller'den aldığını ve bu nedenle çoğu kişinin bunu belki de ilk kez duyduğunu vurguladı. Sözlerini, 1990'ların koalisyon pazarlıklarının bugüne bıraktığı siyasi mirasa dair bir tanıklık olarak sundu. Merkez sağı paylaşmak isteyen iki ismin, biri bir yandan diğeri öbür yandan çekerek bu siyasi çizgiyi dağıttığını anlattı.

KaynakManşet Haber
Son güncelleme31.10.2026 14:38
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
12 saat önce

Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın, MHP Manisa İl Başkanı Savaş'ın sözlerine videoyla yanıt verdi; içinde rüşvet yazdığını öne sürdüğü bir defterin bulunduğunu söyledi.

Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın, MHP Manisa İl Başkanı Nurullah Savaş'ın Turgutlu ziyaretinde yaptığı açıklamalara sosyal medyadan yanıt verdi. Savaş, MHP'li belediye başkanlarından ve kadrolarından hırsız, soyguncu ya da rüşvetçi çıkmasının mümkün olmadığını söylemişti.

Akın, paylaştığı videoda geçmiş döneme ait bir defter bulduklarını ve içinde rüşvete ilişkin bilgiler bulunduğunu öne sürdü. Defterdeki bilgileri yakın zamanda kamuoyuyla paylaşacaklarını belirten Akın, defteri yedi yıl sonra bulduklarını söyledi. Başkan, "Küçücük küçücük notlarda neler yazıyor herkes görecek" dedi.

Defterde kimin ne kadar para aldığının, paranın nereye gittiğinin ve ne için alındığının yazdığını iddia eden Akın, defterin birdenbire arşivden çıktığını ve bu gelişmenin kendileri için sürpriz olduğunu da ekledi. Akın'ın iddiaları henüz belgelerle kamuoyuna sunulmadı.

KaynakManisa Haberleri
Son güncelleme31.10.2026 14:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
13 saat önce

6 Kasım 2024'te imzalanan anlaşmanın uygun bulunmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararı yayımlandı. Anlaşma elektronik ticaret ve dijital kanallarla mal ve hizmet ticaretini kapsıyor.

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkeler arasındaki Dijital Ekonomi Ortaklık Anlaşması'nın onay kararı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasını taşıyan kararda, 6 Kasım 2024'te imzalanan anlaşmanın ilişik notalarla birlikte uygun bulunduğu belirtildi. Kararın yayımlanmasıyla onay süreci tamamlandı.

Anlaşma, üye ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin dijital kanallar üzerinden geliştirilmesini ve ticari faaliyetlerin elektronik ortama taşınmasını hedefliyor. Elektronik ticarette ilişkilerin güçlendirilmesi ve dijital ekonominin sürdürülebilir, kapsayıcı büyümesinin desteklenmesi öngörülüyor.

Metin, elektronik yöntemlerle yapılan mal ve hizmet ticaretini kapsıyor; taraf ülkelerin uyguladığı dijital ekonomiyle ilgili tedbirler de kapsama giriyor. Anlaşmanın amaçları arasında ekonomik faaliyetlerin genişletilmesi, işletmeler arasındaki bağlantıların artırılması ve tüketicilerin dijital ekonomiye duyduğu güvenin geliştirilmesi de yer alıyor.

KaynakGazete İlk Sayfa
Son güncelleme31.10.2026 13:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
13 saat önce

Bursa TV'nin haberinde, çalışır durumdaki ilaçlama makinelerinin neden yenilendiği ve iki firmadan yapılan alımların fiyatları soruluyor. İddialar belgeyle doğrulanmış değil.

Bursa TV, Bursa Büyükşehir Belediyesi iştiraki Bursa Tarım A.Ş.'nin, Mustafa Bozbey döneminde ve Genel Müdür Sedat Akar yönetiminde yaptığı makine alımlarına ilişkin iddiaları gündeme taşıdı. Haberde Lawntech Tarım Aletleri ve Aktaş Bahçe Makinaları adı geçen firmalar üzerinden, eldeki makinelerin neden yenilendiğinin ve satın alma bedellerinin piyasa fiyatlarıyla örtüşüp örtüşmediği sorgulanıyor. İddialar henüz resmi belgelerle doğrulanmış değil ve ilgili taraflardan açıklama bekleniyor. Haber, Bursa halkının kaynaklarıyla yapılan alımlarda ihtiyaç tespitinin, fiyat araştırmasının ve rekabet koşullarının kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerektiğini savunuyor.

Çalışan makineler neden yenilendi

Haberde, Bursa'da sinekle mücadelede kullanılan ilaçlama makinelerinin çalışır durumda olmalarına rağmen yenilendiği ileri sürülüyor. Dönemin Genel Müdürü Akar'ın Mayıs 2025'te yaptığı açıklamada eskiyen ve eksik kalan makine parkurunu yenilemek için yatırım yaptıklarını söylediği hatırlatılıyor. Bursa TV, bu açıklamanın alımlara dayanak olan teknik raporların ve maliyet analizlerinin önemini ortadan kaldırmadığını belirtiyor. Eski makinelerin ekonomik ömrünü tamamlayıp tamamlamadığı, çalışır durumdaki ekipmanların envanter ve bakım kayıtlarının ne gösterdiği de sorular arasında. Yeni makinelerin kaça alındığı ve üreticinin fiyatıyla belediyenin ödediği tutar arasındaki farkın ne olduğu da haberde yanıt aranan başlıklar arasında yer alıyor.

Tedarikçi firmalara ilişkin sorular

Haber, Lawntech'in yeni kurulduğu ve doğrudan üretici olmadığı yönündeki iddialara dikkat çekerek şirketin kuruluş tarihinin, üretim kapasitesinin ve kamu alımlarına katılım koşullarının araştırılması gerektiğini savunuyor. İki firma arasında ortaklık, bayilik, tedarik ya da yönetim bağlantısı olup olmadığı ve makinelerin gerçek üreticilerinin kim olduğu da soruluyor.

Dört katına varan fiyat iddiası

Haberdeki en dikkat çekici iddiaya göre, üretici olmadığı öne sürülen firmalar dışarıdan temin ettikleri bazı makineleri alış bedellerinin dört katına varan fiyatlarla belediye iştirakine sattı. Bursa TV, iddiaların sınanması için tedarik faturalarının, satış sözleşmelerinin, teknik özelliklerin, vergi ve servis maliyetlerinin karşılaştırılması gerektiğini yazıyor.

Akar'a yöneltilen sorular

Yayın, dönemin genel müdürünün yetki ve sorumluluğuna ilişkin sorular sıralıyor: satın alma kararını kimin verdiği, teknik şartnameyi kimin hazırladığı, yaklaşık maliyetleri hangi birimin belirlediği, hangi sözleşmelerin Akar'ın döneminde imzalandığı ve teslim kabulünü kimin onayladığı. Üreticilerden doğrudan fiyat teklifi alınıp alınmadığı da soruluyor. Bursa TV, Büyükşehir Belediyesi, Bursa Tarım A.Ş., Akar ve ilgili firmalardan belgeli açıklama beklendiğini kaydediyor.

Kaynakbursa tv
Son güncelleme31.10.2026 13:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu