1 saat önce

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı, 2 Haziran'da göreve geldiklerinde partide kaos bulunduğunu söyledi; partiden ayrılanlarla bağların koparılmaması çağrısı yaptı.

CHP'nin sözcülüğünü yürüten Genel Başkan Yardımcısı Müslim Sarı, Uşak'ta partililerle ve gazetecilerle buluştu. Sarı, Türkiye'nin ve CHP'nin güç bir dönemden geçtiğini söyleyen Sarı, partinin yakın dönemini dört ana başlıkta ele aldı.

Göreve geldiklerinde partide kaos vardı

Sarı, yönetimin 2 Haziran'da görevi devralmasıyla birlikte parti içinde ciddi sorunlarla karşılaştığını anlattı. İlk işlerinin genel merkezi işler hâle getirmek, disiplin kurulunu kurmak ve parti bürokrasisini yeniden düzenlemek olduğunu anlattı. Bu çalışmanın ardından parti içinde hukuki ve siyasi gelişmelerin yaşandığını ifade eden Sarı, partinin parçalanmasını ve CHP'den başka bir siyasi yapının çıkmasını istemediklerini vurguladı. Sorunların demokratik yollarla aşılması gerektiğini söyledi.

Kongre süreci

Sarı'ya göre olağanüstü kurultay ve kongre tartışmaları, parti için önemli bir dönemi işaret ediyor. Farklı görüşlerin demokratik biçimde yarışabilmesinin önemini vurgulayan Sarı, kongrelerin tabandan tepeye doğru bir yenilenme ve değerlendirme fırsatı sunduğunu söyledi. Genel merkezin kusursuz çalıştığı iddiasında olmadığını, hata ve eksiklerin bulunabileceğini kabul etti. Kongre sürecinin tamamlanmasının ardından kurultay sürecinin de yapılacağını belirtti.

Ayrılanlarla bağ koparılmamalı

Partiden ayrılan isimleri de değerlendiren Sarı, bunların hepsinin aynı gerekçelerle hareket etmediğini söyledi. Bazı partililerin yaşanan tartışmalardan ve sosyal medyada yürütülen süreçlerden etkilenerek partiden uzaklaştığını belirten Sarı, bu isimlerle bağların tümüyle koparılmaması gerektiğini ifade etti. CHP'nin iyi niyetli ve tabandan gelen isimleri yeniden kucaklaması gerektiğini, ayrışmaların kalıcı hâle gelmemesi gerektiğini söyledi.

Belediyelerle ilgili süreç sürüyor

Sarı, CHP'nin karşı karşıya kaldığı dört sürecin biri olarak belediyelerle ilgili gelişmeleri andı. Bu konudaki sürecin henüz sonuçlanmadığını, yaşananların yalnızca genel merkez ve örgütlerle sınırlı kalmayıp yerel yönetimlerde de önemli gelişmeler içerdiğini dile getirdi. Önümüzdeki dönemde yeni değerlendirmeler yapılacağını söyledi.

Birlik, dayanışma ve sabır mesajı

Konuşmasında parti içinde sorumluluk alan yöneticilere de seslenen Sarı, özellikle küçük yerleşim yerlerinde siyasi sorumluluk üstlenmenin daha zor olabildiğini belirtti. Siyasi mücadelelerin ve görevlerin geçici olduğunu, CHP'nin ise gelecek kuşaklara bırakılacak bir emanet olduğunu söyledi. Sarı, partinin örgütsel, parlamenter ve yerel yönetimler düzeyinde yeniden toparlanmaya başladığını belirterek birlik, dayanışma ve sabır çağrısı yaptı. Kongre sürecinin ayrışmaya değil yeniden yapılanmaya hizmet etmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı; bunun için de zamana ve ortak çabaya ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

KaynaklarCumhuriyet, Haber 7, Uşak Egem TV
Son güncelleme31.10.2026 15:13
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
2 saat önce

Fevzi Topuz'un görevden uzaklaştırılmasının ardından Milas Belediye Meclisi 3 Kasım'da toplanacak. CHP'nin adayının Çağlar Koban olduğu öğrenildi, YENİ Parti henüz aday belirlemedi.

CHP, Milas'ta 3 Kasım'da yapılacak belediye başkan vekilliği seçimi için Çağlar Koban'ı aday gösterecek; bilgi, seçim öncesinde öğrenildi. YENİ Parti'nin henüz adayını belirlemediği, seçimin ise ilk turda sonuçlanmasının beklendiği bildirildi.

Milas Belediyesi'ne yönelik ihale soruşturmasında tutuklanan Belediye Başkanı Fevzi Topuz, İçişleri Bakanlığı tarafından 26 Ekim'de geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırılmıştı. Muğla Valiliği, başkan vekilinin seçilmesi için belediye meclisinin 3 Kasım Salı günü saat 14.00'te toplanmasını uygun gördüğünü duyurdu. Valilik, seçim sürecine kadar Meclis 1. Başkan Vekili Mehmet Murat Yazar başkan vekili olarak görevlendirildiğini bildirmişti.

Mecliste CHP'nin 12, YENİ Parti'nin 10, MHP'nin 5 ve AK Parti'nin 5 üyesi bulunuyor. Topuz ile Belediye Başkan Yardımcısı Bülent Sezgin'in tutuklanması sonrası CHP'nin oy kullanabilecek üye sayısı 10'a düştü.

KaynakMabolla Medya
Son güncelleme31.10.2026 13:12
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
3 saat önce

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, planlanan düzenlemenin emekliler arasında yeni ayrımlara yol açabileceğini savundu ve tüm emekliler için ayrımsız seyyanen artış istedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emekliler için gündemdeki yeni düzenleme çalışmasının kafa karıştırdığını belirtti. Yazılı bir açıklama yapan Gürer, bütün emeklilere ayrım gözetmeksizin seyyanen zam yapılmasını istedi. Milletvekili, en düşük aylığın asgari ücret seviyesine çıkarılmasını, asgari ücretin de açlık sınırının altında kalmamasını önerdi. Bakanlığın bir düzenleme hazırladığını söylediğini hatırlatan Gürer, neyin düzenleneceğini sordu; en düşük aylığın da diğer aylıkların da bilindiğini, tüm emeklilerin mağdur olduğunu söyledi.

Yaş gibi ölçütler yeni mağduriyet doğurur mu

Gürer'e göre emekli geçim sıkıntısı içinde ve yoksulluğa terk edilmiş durumda. Emeklinin çalışma yaşamı boyunca ödediği primlerin karşılığını iş hayatının ardından maaş olarak aldığını hatırlatan Gürer, aylığın ödenen prime göre belirlenmesini doğal buldu. Ama yeni bir düzenlemede yaş gibi ölçütlerin devreye girmesinin başka mağduriyetler yaratacağını öne sürdü. Gürer, en düşük emekli maaşının açlık sınırının altında kalmaması ve herkes için ayrımsız bir iyileştirme yapılması gerektiğini bir kez daha dile getirdi.

Eski düzenlemelerin bıraktığı yaralar

Gürer, emeklilik sistemindeki eski sorunları da sıraladı. 2008'de aylık bağlama oranının yüzde 70'ten yüzde 30'lara kadar indiğini, emeklilik rejiminin 2000 öncesi, 2000 ile 2008 arası ve 2008 sonrası diye üçe ayrıldığını, emeklilerin bu yüzden intibak düzenlemesi talep ettiğini söyledi. Gürer, bağlama katsayısındaki bu düşüşün emekli maaşlarını doğrudan etkilediğini ve aynı sistemin içinde üç ayrı maaş uygulamasının ortaya çıktığını vurguladı.

Taşeron düzenlemesinde hizmet alım sözleşmelerinin devam ettiğini, binlerce çalışanın kadro alamadığını, belediyelerde şirkete geçirilenlerin haklarının kısıtlandığını, KİT'lerdeki taşeron işçilerin ise hiç kadro alamadığını anlattı. Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) için yapılan düzenlemede kademeli geçiş olmadığından, bir gün ya da bir ay farkla emekliliği 17 yıl uzayan bir grup doğduğunu ve bu kesimin adalet mücadelesinin sürdüğünü ifade etti. İşe ya da staja başladıkları gün sigorta başlatılmayan staj ve çıraklık mağdurlarına da hâlâ çözüm getirilmediğini söyledi.

Gürer'in çağrısı

Yeni arayışların yeni sorunlar doğuracağını söyleyen Gürer, en düşük aylığı asgari ücrete bağlayıp herkese seyyanen artış yapılmasının çözüm olduğunu savundu. Emekliler arasında yeni ayrımlar çıkarılmamasını, vakit kaybetmeden tüm aylıklarda iyileştirme yapılmasını isteyen Gürer, "Emekli geçinememektedir" dedi.

KaynakSon Dakika
Son güncelleme31.10.2026 12:15
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
4 saat önce

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, bazı ilaç ve aşılara erişimde sorun yaşandığını söyledi; sorunu kur politikasına bağladı ve hükümetten önlem istedi.

CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, bazı ilaçlara ve aşılara ulaşmanın zorlaştığını söyledi. Yazılı bir açıklama yayımlayan İlgezdi, hastaların her sonbaharda aynı tabloyla karşılaştığını savundu ve sorunun nedeni olarak iktidarın kur ve sağlık politikalarını gösterdi.

Kur farkı iddiası

İlgezdi'ye göre gerçek avro kuru 55 lira civarında olmasına karşın ilaçlarda uygulanan avro kuru 29,11 lira. Bu farkın sonbaharda ilaç sıkıntısını kronikleştirdiğini öne süren İlgezdi, "Grip mevsimi kapıya dayanmışken aşı yok" dedi. Diyabet, tansiyon, epilepsi ve depresyon tedavilerinde kullanılan ilaçlara erişimin neredeyse imkânsızlaştığını öne sürdü.

Eczane eczane arayış

CHP'li yönetici, yurttaşların ilaç bulmak için eczane eczane dolaştığını ve sosyal medyadan ihtiyaç duydukları ilaçları aradığını anlattı. İlgezdi, ilaca ulaşamayanların denetimsiz ürünlere yönelmek zorunda kaldığını, bunun da tedavi etmek yerine daha ağır sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.

İlgezdi, Sağlık Bakanlığı'nın ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın sorunu yalnızca izlediğini savundu. İlaç sıkıntısının her yıl yaşandığını hatırlatan İlgezdi, iktidarın neden önlem almadığını sordu.

Antidepresan verileri

İlgezdi, 2024'te yaklaşık 65,6 milyon kutu antidepresan tüketildiğini, geçen yıl bu rakamın 6 milyon kutu kadar artarak yaklaşık 71,5 milyon kutuya ulaştığını söyledi. 2016-2025 arasında tüketimin yüzde 58,5 dolayında yükseldiğini belirten İlgezdi, artışı ekonomik sıkıntılara ve güven duygusunun zayıflamasına bağladı. Bir araştırmaya atıfla nüfusun yüzde 6 ila 10'unun düzenli antidepresan kullandığını aktaran İlgezdi, buna rağmen bu ilaçlara erişimin sağlanamadığını savundu.

İlgezdi, sağlığa erişim hakkının anayasal bir hak olduğunu vurgulayarak, hayati ilaçların bulunamamasının hiçbir gerekçeyle açıklanamayacağını söyledi ve iktidardan kalıcı bir çözüm üretmesini istedi.

KaynaklarToplumsal Haber, T24, Anka Haber, Haberler
Son güncelleme31.10.2026 11:11
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
6 saat önce

Akit Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, Oktay Saral'ın görevden ayrılmasını duyuran Karar gazetesinin dilini eleştirdi. Yazar, İzmir'deki bir Cumhuriyet Bayramı kutlamasını da örnek gösterdi.

Yeni Akit Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, "Küçük kardeş değilsiniz, ama Atatürk'çüsünüz!" başlıklı yazısında Azerbaycan'daki başörtüsü uygulamalarına tepki gösterdi. Yazının ağırlıklı bölümünde ise Karar ve Cumhuriyet gazetelerini eleştirdi.

Karar'ın Saral haberine itiraz

Karahasanoğlu, Azerbaycan'daki başörtüsü uygulamasına itiraz eden Oktay Saral'ın Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevinden ayrılmasını Karar gazetesinin bunu Aliyev'in istediği oldu yaklaşımıyla duyurmasını yanlış buldu. Yazara göre dini hassasiyetleri savunan bir ismin görevden ayrılması sevinilecek bir gelişme gibi sunuldu. Karahasanoğlu, Karar'ın bünyesinde muhafazakâr kimliğiyle bilinen isimlerin bulunduğuna da dikkat çekti. Başlık, Azerbaycan'daki başörtüsü tartışmasını Türkiye'deki kültürel tartışmalarla birlikte ele alan bir kurguya işaret ediyor.

İzmir'deki kutlama örneği

Karahasanoğlu, Karar'ın mantığını İzmir Atatürk Lisesi'ndeki 29 Ekim kutlamalarına uyguladı. Okulun bahçesinde Cumhuriyet Bayramı'nın Alman valsi eşliğinde kutlandığını belirten yazar, "CHP kazandı. Tayyip Erdoğan kaybetti diye yazsanıza" ifadesini kullandı. Karahasanoğlu, aynı mantıkla yazı yazılması gerektiğini söyleyerek 24 yıldır iktidarda olan AK Parti'nin temsil ettiği ve bayramın vals yerine dualarla kutlanmasını öneren kesimin kaybettiğini, vals ile kutlayanların kazandığını yazmaları gerektiğini söyledi.

Cumhuriyet'e gönderme

Yazar, kutlamalarda Alman valsinin seçilmesini de eleştirdi; okul bahçesindeki bu tercihin gündeme getirdiği soruyu Cumhuriyet gazetesi ve Karar'ın yaklaşımıyla karşılaştırdı ve Batılı kültürel sembollerin öne çıkarılmasını sorguladı. Cumhuriyet gazetesine de gönderme yapan Karahasanoğlu, bir yandan emperyalizm karşıtı söylemlerin savunulup bir yandan Cumhuriyet Bayramı'nın Alman valsiyle kutlanmasını çelişkili bulduğunu belirtti.

Haberde Karar ve Cumhuriyet gazetelerinin bu eleştirilere verdiği bir yanıt yer almıyor. Karahasanoğlu'nun yazısı, Azerbaycan'daki başörtüsü uygulamasına verilen tepkiyi, İzmir örneği üzerinden dini hassasiyetlere yaklaşım tartışmasına bağlıyor ve Türkiye'deki kültürel ayrışmaya dikkat çekiyor.

KaynakYeni Akit Gazetesi
Son güncelleme31.10.2026 09:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
7 saat önce

CHP kurmayları, İBB'nin AK Parti'ye geçmemesi için Özgür Özel ve ekibine iş birliği çağrısı yaptı. İBB Meclisi'nde Cumhur İttifakı'nın önündeki fark 12 üyeye indi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin AK Parti'ye geçme ihtimali, CHP ile Yeni Parti arasındaki iş birliği tartışmasını yeniden alevlendirdi. CHP'nin kurmayları, Yeni Parti lideri Özel ve çevresine birlikte davranma çağrısında bulundu.

Tartışmanın arka planı

Yeni Parti kanadından butlan meselesiyle muhatap olunmayacağı yönünde bir çıkış gelmişti. Özel de İBB'nin AK Parti'ye geçmesi halinde ne yapacağı sorulunca kendini yakacağını söylemişti. CHP kurmayları bu sözlere karşılık verdi. Muhalefetin en büyük sorununun dağınıklık olduğunu söyleyen kurmaylara göre Özel ve ekibi aynı tavrı sürdürürse İBB kaybedilecek. Kurmaylar, Yeni Parti tarafının açıklamalarını "Biz İstanbul'u kaybetmekten çekinmiyoruz" anlamına geldiği biçiminde yorumladı.

Kurmaylardan iş birliği mesajı

CHP kurmayları, kişisel hesapların, kırgınlıkların ve siyasi tartışmaların bir kenara bırakılması gerektiğini söyledi. Karşılıklı açıklamaların Cumhur İttifakı'nı güçlendirebileceğine dikkat çeken kurmaylar, meselenin iki parti arasındaki ilişkiyle sınırlı olmadığını, İstanbul'un geleceğinin söz konusu olduğunu vurguladı. Bir kurmay Milliyet'e yaptığı değerlendirmede iki partinin bazı kararları birlikte vermesi gerektiğini belirtti ve "İşbirliğini yapmayanlar bedelini öder" dedi. Aynı kurmay, Türkiye Belediyeler Birliği'nde ellerini uzattıklarında karşılık bulamadıklarını, Yeni Parti'nin tepeden bakan tavrından rahatsız olduklarını da ifade etti.

İmamoğlu hakkındaki siyasi yasak kararının kesinleşmesi halinde İBB'de yeni başkan seçimi yapılacak. CHP ve Yeni Parti'nin ayrı hareket etmesi durumunda başkanlığın AK Parti'ye geçebileceği konuşuluyor.

İBB Meclisi'nde sandalye dengesi

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından İBB Meclisi'nde CHP'nin 186, Cumhur İttifakı'nın 130 üyesi vardı. O tarihten bu yana dağılım değişti: CHP, Yeni Parti ve DEM Parti'nin toplam sandalye sayısı 154'e gerilerken Cumhur İttifakı'nın üye sayısı 142'ye çıktı. İki taraf arasındaki fark 56'dan 12'ye düştü. Yedi üyenin daha taraf değiştirmesi halinde Meclis çoğunluğu Cumhur İttifakı'na geçecek.

KaynaklarMilliyet, Türkiye Gazetesi
Son güncelleme31.10.2026 08:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
8 saat önce

Sözcü'ye göre 31 Mart 2024'te 17 milyon oy alan CHP'nin 34 belediye başkanı tutuklandı; AKP'ye geçen 36 başkanın oy toplamı ise 2 milyon 639 bin 268.

Sözcü Gazetesi'nin yayımladığı yazıya göre, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde 17 milyon oy alarak birinci parti olan CHP'nin belediye başkanlarına yönelik operasyonlar siyasi dengeleri değiştirdi. Yazıda, 34 belediye başkanının tutuklandığı, operasyonların başkanlarla sınırlı kalmayarak başkan yardımcılarını, çalışanları, bürokratları, meclis üyelerini ve iş insanlarını da kapsadığı belirtiliyor. Gazetenin hesabına göre gözaltına alınanların sayısı bini aşıyor; bu kişilerden 500'ü hâlâ cezaevinde.

Tutuklu ve tahliye edilen başkanların oyu

Yazıdaki dökümde, tutuklu belediye başkanlarının 2024'teki oy toplamı 8 milyon 970 bin 850 olarak hesaplanıyor. Aralarında Sinem Dedetaş'ın da bulunduğu tahliye edilenlerin toplamı ise 1 milyon 317 bin 332 oy. İki grubun toplamı ise 10 milyon 292 bin 503'e ulaşıyor. Listenin başında yüzde 51,14 ve 4 milyon 432 bin 862 oyla Ekrem İmamoğlu yer alıyor; onu 860 bin 490 oyla Bursa'dan Mustafa Bozbey ve 706 bin 854 oyla Antalya'dan Muhittin Böcek izliyor. Tahliye edilenler arasında 550 bin 531 oyla Adana'dan Zeydan Karalar öne çıkıyor.

AKP'ye geçen 36 başkan

Sözcü, "tehdit, tutuklama, transfer" yöntemiyle belediye meclislerindeki dengelerin bozulduğunu savunuyor. Yazıya göre aralarında İstanbul'daki Üsküdar ile İzmir'deki Menderes'in de bulunduğu 9 belediye bu yolla AKP'ye geçti. CHP'den seçildikten sonra AKP'ye katılan başkanların sayısı 36'ya çıktı; bu başkanların 2024'te aldığı oyların toplamı 2 milyon 639 bin 268.

Son olarak 300 bin oy farkla seçilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay AKP'ye katıldı. Tugay 1 milyon 292 bin 118 oyla listenin ilk sırasında. Onu 344 bin 3 oyla Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, 245 bin 460 oyla Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ve 135 bin 591 oyla Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz izliyor. Gazete bu rakamların seçmenlerin tamamının parti değişikliğini onayladığı anlamına gelmediğini de kaydediyor.

Esenyurt'ta Aile Dayanışma Ağı buluşması

Aile Dayanışma Ağı (ADA), 50'nci buluşmasını Esenyurt Belediyesi'ne yönelik operasyonun ikinci yıl dönümü olan 30 Ekim'de Esenyurt Cumhuriyet Meydanı'nda yaptı. Dilek Kaya İmamoğlu, her gün yeni bir belediyeye operasyon düzenlendiğini söyledi. Esenyurt'un seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer ise kayyuma son verilmesini isteyerek göreve dönmeye hazır olduğunu açıkladı.

KaynakSözcü Gazetesi
Son güncelleme31.10.2026 07:10
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
11 saat önce

Yazar Özcan Özgür, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Aras'ın CHP'den istifasının ardından dolaşan iddiaları sıraladı; kesin bir şey söylemenin şimdilik mümkün olmadığını yazdı.

Hamle Gazetesi yazarı Özcan Özgür, CHP'den ayrılan Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Aras'ın salı günü, yani 3 Kasım'da AK Parti saflarına katılıp katılmayacağını köşesinde tartıştı. Yazıya göre şu aşamada net bir tahmin yürütmek zor; ancak kulis konuşmaları bu tarihte düğümleniyor.

Cömert'in paylaşımı ve istifa

Özgür, yerel televizyoncu Hüseyin İlker Cömert'in 13 Ekim'deki paylaşımına dikkat çekti. Cömert, Aras'ın hangi partide kalırsa kalsın Muğla adına isabetli bir tercih yapacağına güvendiğini yazmıştı. Aras bunun ardından 16 Ekim tarihinde CHP'den ayrıldığını duyurdu ve başka bir partiye girmeden bağımsız çalışacağını söyledi. Yazara göre Aras'ın kısa süre önce CHP'de yoluna devam edeceğini belirtmiş olması, siyasi geleceğe dair tartışmaları körükledi.

Değirmenci'nin iddiaları

Özgür, Bodrum'da toplumsal ve siyasi yazılar kaleme alan MAKAY Muğla Arama Kurtarma ve Acil Yardım Derneği Başkanı Ahmet Değirmenci'nin yazısını da aktardı. Değirmenci, Aras'ın aslında hiç CHP'li olmadığını, yalnızca bu partinin listesinden seçildiğini savundu. Ona göre Aras, Bodrum'da 2019 seçiminin ardından rozetini taktığı partiden kopmaya yönelik sözler söylemiş, sonra parti tabanına ihtiyaç duyunca geri adım atmıştı. Değirmenci, Cennet Koyu ve Gökburun'da Cengiz Holding'e çıkan yapı ruhsatına ilişkin tartışmayı da gündeme getirdi; Aras'ın bir sonraki seçimde aday olmaması için CHP Genel Merkezi'ne girişimde bulunduğunu da öne sürdü. Özgür, bunların Değirmenci'nin kendi yorum ve iddiaları olduğunun altını çizdi, kesin bilgi gibi okunmaması gerektiğini belirtti.

3 Kasım iddiası nasıl doğdu

Özgür, 22 Ekim'de kaleme aldığı yazıda bir okurunun yorumunu paylaştığını, bu yorumda 3 Kasım'da AK Parti rozetinin takılacağının yazıldığını anlattı. Kendisi ise Aras'ın görev süresini bağımsız bitirip siyaseti bırakacağını düşünüyor. Söz konusu tarih sonradan başka paylaşımlarda da anıldı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, adını vermeden "Sırada bir büyükşehir belediyesi var" dedi. Bodrum'dan Ali Çinik ise Muğla Platformu'nda 22 Ekim'de yayımlanan bir yazıda, geçişin Ankara kulislerinde konuşulduğunu öne sürdü. Aynı yazıya göre Muğla ve Bodrum'da bir hayal kırıklığı oluşmuştu.

Kabul töreni ve MHP seçeneği

Özgür'ün dikkat çektiği bir diğer kare, Vali İdris Akbıyık ile eşinin ev sahipliğindeki kabul töreninden geldi. Muğla milletvekillerinin katılmadığı davette, İstanbul eski milletvekili Aydın Ayaydın ile Muğla'nın eski AK Parti milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu da bulundu. Bağımsız Başkan Aras, YENİ Partili Menteşe Belediye Başkanı olan eşi Gonca Köksal'la törene geldi. Aras'la Ayaydın'ın uzun süre sohbet etmesi, aralarının açık olduğu konuşulan iki ismin yakınlaşması olarak okundu.

Daha önce Aras'ın MHP'ye geçeceği söylentileri de dolaşmıştı. MHP Muğla İl Başkanı Emrah Oltulu bu ihtimali mesafeli karşılayarak, herkesin seçildiği yerde devam etmesi gerektiğini söyledi. Oltulu, "Bir futbol takımı değiliz" sözleriyle transfer kabul etmediklerini ifade etti.

KaynakHamle Gazetesi
Son güncelleme31.10.2026 03:39
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
17 saat önce

CHP Dış Politika Kurulu, TDT Ankara Bildirisi'ni olumlu karşıladı; İsrail, Mekke Anlaşması taraflarının İran temasları, Türkiye-Libya ilişkileri ve Irak Kalkınma Yolu'na ilişkin değerlendirme yaptı.

CHP Dış Politika Kurulu toplandı ve ardından yazılı bir metin yayımladı. Kurul, 30 Ekim'deki toplantısının ardından açıklamayı kamuoyuyla paylaştı. Metinde Türk Devletleri Teşkilatı'nın Ankara'daki buluşması, İsrail'de yapılan seçim, Mekke Anlaşması taraflarının İran'la görüşmeleri, Türkiye ile Libya arasındaki ilişkiler ve Irak Kalkınma Yolu Projesi ele alındı.

TDT Ankara Bildirisi'ne sıcak bakış

Kurul; teşkilatın Ankara'da bir araya gelmesini, KKTC'nin bu yapıya katılmasını ve dönem başkanlığının Türkiye'ye geçmesini sevindirici buldu. Teşkilatın güçlendirilmesine yönelik her girişime destek verdiklerini bildiren kurul, Ankara Bildirisi'ni de olumlu karşıladı. Kurul, bildirinin ilişkileri güçlendirici kararlar içerdiğini kaydetti. Bildirideki savunma sanayii koleji önerisi, Kıbrıs sorununa güncel siyasi gerçekleri gözeten bir yaklaşım getirilmesi ve Doğu-Batı Koridoru'nu geliştirecek ortak projeler, kurulun öne çıkardığı maddeler oldu.

İsrail seçimi ve bölgesel denge

Kurul, İsrail'deki oylamanın ülke içinde de bölgede de dengeleri değiştireceği kanaatinde. Açıklamada Knesset'in seçimi yinelemeden, iş görebilen ve barışa açık bir hükümet kurmasının beklendiği; bunun bölgesel istikrar bakımından önem taşıdığı belirtildi.

Mekke Anlaşması tarafları ve İran

Mekke Anlaşması'nı oluşturan ülkelerin 26 Ekim'de Tahran'da İran'la yaptığı görüşmeler, kurulca güvenlik iş birliğinin bölge ülkelerince benimsenmesine hizmet eden bir gelişme olarak yorumlandı. Metinde, Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı gibi bir yapıyla çatışma yerine müzakereye ve ortak çalışmaya dayalı bir düzenin kurulması dilendi.

Libya anlaşması

Kurula göre Trablus ve Bingazi yönetimlerinin Türkiye'de bir araya gelmesi, ayrılıkların giderilmesi ve siyasi birliğin kurulması için yapılacak toplantı, 2019'da imzalanan Türkiye-Libya anlaşmasının hayata geçirilmesini kolaylaştırıyor. Açıklamada bu anlaşmanın, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 123. maddesi çerçevesinde, Türkiye'yle deniz yetki alanı sınırlandırması yapmamış başka ülkeler için özendirici bir örnek olması da umuldu. Kurul böylece Libya'daki tarafların uzlaşmasını Türkiye'nin deniz yetki alanı anlaşmasıyla ilişkilendirmiş oldu.

Irak Kalkınma Yolu çağrısı

Kurul, Irak ile Türkiye'yi birbirine bağlayan enerji ve ulaşım hatlarının önemini vurguladı. Basra Körfezi'nde petrol sevkiyatı ve ticari taşımacılıktaki sıkışıklığın uzun süre devam edeceği öngörüsüyle, Irak'tan Türkiye'ye uzanan petrol nakli, demir yolu ve kara yolu koridorlarının Avrupa ile Akdeniz'deki alıcılara büyük imkân sağlayacağı kaydedildi. Bu nedenle Irak Kalkınma Yolu (FAW) Projesi'nin hızlandırılması yönünde fayda görüldü; kurul bunun için her türlü imkânın zorlanmasından yana tavır aldı.

Kaynaklarhttps://www.babaocagi.com/, Son Dakika
Son güncelleme30.10.2026 21:28
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
18 saat önce

Yeni Parti yöneticileri, Çukurova'daki dört turlu seçimde AK Parti ve MHP kökenli meclis üyelerinin finalde CHP'li Keskin'i desteklemesini CHP ile Cumhur İttifakı arasında örtülü iş birliği diye yorumladı.

Adana'nın Çukurova Belediyesi'nde başkan vekili seçimini kazanan CHP'nin adayı Sıtkı Keskin'in ardından Yeni Parti'den sert bir yorum geldi. Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün ile Adana İl Başkanı Anıl Tanburoğlu, finalde AK Parti ve MHP kontenjanındaki üyelerin Keskin'i desteklemesini CHP ile Cumhur İttifakı arasında gizli bir iş birliğinin kanıtı olarak sundu.

Dört turluk seçimin sonucu

CHP'li Belediye Başkanı Emrah Kozay'ın tutuklanıp görevden uzaklaştırılması üzerine toplanan meclis, dört tur süren oylamayla yeni başkan vekilini belirledi. Final turunu 19 oyla Keskin kazandı; Yeni Parti adayı Feramuz Oran 17 oyda kaldı. Aktarılana göre AK Parti ve MHP'li üyeler bu turda CHP adayının arkasında durdu. Cumhur İttifakı kendi adayını çıkarmadı.

Tüzün: İlk üç turdaki boş oylar

Seçimin hemen ardından belediye önünde konuşan Tüzün, Çukurova halkının 31 Mart'ta Kozay'ı seçtiğini hatırlattı. Meclisteki dağılımı ise şöyle özetledi: 14 Yeni Parti, 13 CHP, dokuz da MHP-AKP ittifakından üye bulunuyordu. Tüzün'e göre ilk üç turda Yeni Parti'nin adayı birinci geldi, AK Parti ve MHP oylarını boş kullandı; dördüncü turda ise bu üyeler CHP adayı lehine oy kullandı. Tüzün, bu tabloyu CHP'nin Cumhur İttifakı'yla iş birliği yaptığı yönündeki daha önceki iddialarının somut göstergesi olarak niteledi ve süreci vatandaşların takdirine sundu.

Tanburoğlu: Seçmen sandıkta karşılık verecek

Adana İl Başkanı Tanburoğlu ise seçimin anlamının büyük olduğunu söyledi. 21 Mayıs'taki mutlak butlan sürecinden bu yana dile getirdikleri siyasi iş birliğinin başkan vekilliği seçiminde görünür hale geldiğini savundu. Tanburoğlu'na göre ilk üç turda boş oy kullanan Cumhur İttifakı, dördüncü turda açık bir siyasi ortaklık sergiledi; bu da CHP'yi iktidar bloğundan ayıran bir fark kalmadığını gösteriyor.

Yeni Parti'ye geçen ve haksız biçimde tutuklandığını söylediği Kozay'ın iradesinin, AK Parti ve MHP ile birlikte ele geçirildiğini öne süren Tanburoğlu, bunun bedelinin ilk sandıkta ödeneceğini ifade etti. Seçilen başkan vekilinin Çukurova sokaklarında ne kadar rahat dolaşabileceğine halkın karar vereceğini söyleyen Tanburoğlu, Yeni Parti'nin "asla diz çökmeyiz, boyun eğmeyiz" diyerek yoluna devam edeceğini belirtti. Partisinin halkla kuracağı iş birliğiyle iktidarı değiştirip birinci parti olmayı hedeflediğini de sözlerine ekledi.

Kaynaklarbirgun.net, İlke TV
Son güncelleme30.10.2026 20:43
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
18 saat önce

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Çin'in dört küresel girişimini konu alan Ankara'daki panelde konuştu. Anlaşmanın savunmadan çok ekonomi ve güvenlik ekseninde yorumlanmasını istediklerini söyledi.

CHP İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Mekke Anlaşması'nı desteklemek istediklerini ancak metnin askeri değil, ekonomik ve güvenlik boyutuyla uygulanmasını tercih ettiklerini söyledi. Kuşoğlu, Yemen'e de başka bir yere de asker gönderilmesinin partileri için kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Açıklamalar, Çin'in Ankara Büyükelçiliği ile Türkiye Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi'nin Ankara'da bir otelde düzenlediği "Değişim ve Çıkış Yolu: Dört Küresel Girişim Perspektifinden Orta Doğu Durumu" başlıklı panelde geldi. Panelin konuşmacıları arasında Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve YENİ Parti İstanbul Milletvekili Namık Tan da vardı. Kuşoğlu söze, Kemal Kılıçdaroğlu'nun selam ve başarı dileklerini aktararak başladı.

Mekke Anlaşması'na koşullu destek

Kuşoğlu, Türkiye'nin anlaşmanın dışında ve tarafsız kalması gerektiğini savunan görüşlere de değindi. Mekke ittifakının daha önce Suudi Arabistan ile Pakistan arasında zaten bulunduğunu anımsatan Kuşoğlu, CHP'nin anlaşmayı savunma iş birliği olarak değil, ekonomik ve güvenlik iş birliği olarak okuyup öyle desteklemek istediğini anlattı. Metnin bu yönde evrilmesini ve yorumlanmasını arzu ettiklerini belirten Kuşoğlu, asker gönderme konusunun kırmızı çizgileri arasında olduğunu ifade etti: Yemen'e veya bir başka cepheye birlik yollanması ise "kabul edebileceğimiz konular değil" ifadesiyle reddedildi.

İsrail-Mısır-Yunanistan hattına karşı aktif politika

Bölgede ittifaklardan çok iş birliğine ihtiyaç olduğu düşüncesine katıldığını söyleyen Kuşoğlu, Türkiye aleyhine gelişebilecek iş birliklerinin de hesaba katılması gerektiğini ekledi. İsrail, Mısır ve Yunanistan arasındaki yakınlaşmaya dikkat çeken Kuşoğlu, partisinin Ankara'dan bu hatta karşı etkin bir siyaset beklediğini belirtti.

Kuşoğlu'na göre Türkiye, bölgedeki karışıklığın faturasını ödeyen ülkelerden biri; ülke gelişmelerin dışında durmaya gayret etse de en azından ekonomik olarak zarar görüyor. Ona göre Türkiye'nin çıkarı bölgede güvenliğin sağlanmasında yatıyor; bu nedenle ülke bölgeye pasif biçimde bakamaz.

Çin'in dört girişimine destek

Barışçıl olmaları şartıyla bölgedeki güvenlik, ekonomi ve kültür alanındaki bütün iş birliği girişimlerini desteklediklerini söyleyen Kuşoğlu, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki Sadabat Paktı'nı hatırlattı. Çin'in dört girişimini bir çerçeve olarak benimsediklerini belirtti. Kuşoğlu'na göre bu girişimler, yönetişimden kalkınmaya, güvenlikten kültürel bağlara uzanan başlıkların konuşulacağı bir zemin sunuyor; yalnızca bölgesel sorunların çözümüne değil, dünyadaki belirsizliklerin azaltılmasına da fırsat tanıyor.

Kuşoğlu, Çin'in Şubat 2023 tarihli Küresel Güvenlik Girişimi Kavram Belgesi'ni de anarak belgedeki güvenlik ilkelerini saydı; bunlar arasında karşılıklı saygı, adalet, silahlanmanın yayılmasını durdurma ve ortak güvenlik de yer alıyor. Pekin mutabakatını ve Filistin meselesindeki girişimi örnek göstererek Çin'in bölgede daha etkili bir rol üstlenmeye başladığını söyledi. Toplantıyı önemli bulduğunu belirten Kuşoğlu, Vatan Partisi'ne teşekkür etti.

Dış müdahale sorusu ve belirsizlik

Orta Doğu'nun zengin kaynaklara ve stratejik öneme sahip olmasına rağmen yoğun istikrarsızlık yaşayan bir bölge olduğunu hatırlatan Kuşoğlu, bunun jeopolitik, askeri, siyasi ve ekonomik gerekçeleri olduğunu söyledi. Dış müdahaleler olmasa bölge ülkelerinin sorunlarını kendilerinin çözüp çözemeyeceği sorusuna olumlu yanıt vermenin kolay olmadığını belirten Kuşoğlu, aşiret düzeninin yeterince aşılmadığını ve ekonomi ile güvenlik sorunlarının sürdüğünü öne sürdü. Çin'in girişimlerinin ise bölgeye yardımcı olabilecek bir platform oluşturduğunu savundu.

Dünyanın belirsizlikle şekillenen yeni bir döneme girdiğini söyleyen Kuşoğlu, teknoloji ve toplumsal değişimin bu dönemde belirleyici olduğunu, geçmişi iyi bilmenin artık geleceği görmeye yetmediğini ifade etti. Devletlerin, toplumların ve bireylerin bu belirsizlik karşısında endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.

KaynaklarT24, Hey Haber, Toplumsal Haber, Anka Haber
Son güncelleme30.10.2026 20:43
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu
22 saat önce

CHP Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, Ankara'da açlık sınırının 38 bin 24 liraya çıktığını gösteren Türk-İş verisini iktidarın ekonomi politikalarına bağlayarak şeffaflık çağrısı yaptı.

Semra Dinçer, CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı olarak Türk-İş'in Ekim ayı açlık ve yoksulluk hesaplamasını değerlendirdi. Dinçer, tabloyu iktidarın ekonomi yönetiminin karnesi olarak niteledi ve yükün dar gelirlilerin üzerine bindiğini savundu.

Ankara'da dört kişilik aile için 38 bin 24 lira

Türk-İş'in çalışmasında, başkentte dört kişilik bir ailenin yeterli ve dengeli beslenebilmesi için ayırması gereken aylık gıda bütçesi 38 bin 24 lira oldu. Kira, fatura, ulaşım, giyim, okul ve sağlık harcamalarını da içine alan yoksulluk eşiği 123 bin 856 liraya yükseldi.

Dinçer, bu verilerin milyonlarca yurttaşın yaşadığı sıkıntıyı gözler önüne serdiğini belirtti. Ona göre ülkede yaşamanın bedeli her geçen gün artıyor ve bir kesim ayrıcalıklardan yararlanırken geniş toplum kesimleri temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyor.

Dinçer: Büyüme anlatısının gündelik hayatta karşılığı yok

CHP'li yönetici, iktidar çevrelerinin büyüme, istikrar ve refahtan söz ettiğini hatırlatarak vatandaşın bu söylemin karşılığını günlük yaşamında göremediğini öne sürdü. Emeklinin ay sonunu getiremediğini, asgari ücretlinin zorunlu giderlerini karşılamakta zorlandığını ve gençlerin gelecek umudunu yitirdiğini söyledi.

Dinçer'in tarifine göre ekonomik başarının ölçüsü yalnızca büyüme rakamlarından ibaret değil. Vatandaşın sofrasına koyabildiği ekmek, emeğinin karşılığı ve geleceğe güvenle bakabilmesi de bu ölçünün parçası.

Şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısı

Kamu kaynaklarının ve teşviklerin kullanımına da değinen Dinçer, AK Parti iktidarı döneminde ciddi bir denetim ve şeffaflık ihtiyacı bulunduğunu savundu. Dinçer, iktidara yakın isimlerin ekonomik kolaylıklardan faydalandığına dair süren tartışmalara işaret etti; aynı sırada ailelerin kira, fatura ve market harcamaları arasında sıkıştığını söyledi.

CHP'li yönetici, ülkenin ihtiyacının "yoksulluğu yönetmek değil" adil gelir dağılımı, güvenceli çalışma koşulları ve insanca yaşam sağlayacak politikalar olduğunu belirtti. Dinçer, halkı yoksulluğa mahkûm eden mevcut ekonomik düzeni kabul etmediklerini söyledi.

KaynaklarToplumsal Haber, Anka Haber
Son güncelleme30.10.2026 17:14
Yorumlar
Benzer Haberler
Haber Kataloğu