DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Akın, Antalya'daki COP31'i 'tanıtım organizasyonu' gibi ele alındığı gerekçesiyle eleştirdi ve 14-18 Kasım'daki Halkların İklim Zirvesi'ne çağrı yaptı.
DEM Partili İbrahim Akın, ekoloji ve tarım alanında partinin eş genel başkan yardımcısı olarak 9-20 Kasım'da Antalya'da yapılacak COP31 öncesinde ekolojik barış kavramını ve zirveye bakışını anlattı. Akın'a göre doğayı ve toplumu tahrip eden politikalar sürdükçe Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin toplumsal temeli zayıflıyor. ANF'ye konuşan Akın, paralel olarak düzenlenecek Halkların İklim Zirvesi'ne de katılım çağrısı yaptı.
Ekolojik barışın tanımı
Akın, ekolojik barışı insanla doğanın ilişkisinin yeniden dengeye oturması ve yaşam alanlarının sömürüden arındırılması diye tarif etti. Ona göre doğaya saldırı sadece ekolojik zarar vermiyor; halkları yoksullaştırıyor, yurtlarından ediyor ve kültürlerinden uzaklaştırıyor. Akın, barışın silahların susmasından ibaret olmadığını, toprak, su ve yaşam alanları üzerinde halkların söz hakkı olmasını da gerektirdiğini söyledi. Doğanın metalaştırılmasına son verilmesini, yerel halkların iradesinin tanınmasını ve "ekokırım" olarak nitelediği suçların durdurulmasını istedi.
Zirvelere bakış
Otuz yılı aşkın süredir yapılan iklim zirvelerine rağmen ekolojik yıkımın derinleştiğine dikkat çeken Akın, bunu kapitalist üretim ve tüketim düzenine bağladı. Fosil yakıt şirketleriyle ve büyük tekellerle hesaplaşılmadan teknoloji çözümlerinin, karbon ticaretinin ve uluslararası taahhütlerin krizi çözmeye yetmeyeceğini savundu. Akın bununla birlikte uluslararası iş birliğini ve COP toplantılarını önemsiz bulmadığını, bu zirvelerin iklim krizini uluslararası gündeme taşıdığını da belirtti.
Türkiye'nin tutumu
Akın, Türkiye'nin COP31 hazırlıklarında samimi davranmadığını öne sürdü. İklim krizinin nedenleri, fosil yakıt politikaları, madencilik, ormanların ve tarım alanlarının tahribi ile rant odaklı kentleşmeyle yüzleşmek yerine zirvenin bir tür fuar ve tanıtım organizasyonu gibi ele alındığını söyledi. Sıfır Atık kampanyası başta olmak üzere çevre politikalarının belirli kişileri öne çıkaran bir vitrine dönüştürülmek istendiğini savundu.
Akın, Kuzey Ege'deki deniz üstü rüzgâr enerjisi projelerinden Kürdistan'da yürütülen maden ile enerji projelerine dek uzanan politikaların mülksüzleştirmeyi artırdığını iddia etti. İktidarın çatışmasızlık sürecini şirketlerin önünü açmak için kullandığını öne süren Akın, bunun barış umudunu zayıflattığını söyledi.
Halkların İklim Zirvesi
Akın, COP31'e paralel olarak 14-18 Kasım'da yapılacak Halkların İklim Zirvesi'ne yurttaşları, emekçileri, ekoloji hareketlerini, kadınları ve gençleri davet etti. Bu buluşmada iklim krizinin devletler ve şirketler arasında konuşulan teknik bir başlık olarak ele alınmayacağını belirten Akın, yıkıma direnen halkların deneyimlerinin bir araya getirileceğini söyledi.